• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
61 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    25-02-2008
    Mesajlar
    265
    Karizma Gücü
    0

    Düşünen insanların dogmaları dile getirmesi birilerini incitebilir. Peki, kimler incinir bu aydınlık sözlerden? Kimlerin çıkarına dokunur bu sözler?
    Bir çocuk doğduğunda ona olmayan, kanıtlanmayan olaylar anlatılır. Çocuk bu olayları, dogmaları gerçekten varmış gibi algılayıp yaşamını bu yönde sürdürür.
    Kimler, bu olmayan, kanıtlanmayan, deneye tabi tutulmayan dogmalara inanır? Dogmalardan çıkar bekleyen herkes. Çıkarcılar neden dogmalara yönelir?
    İnsanoğlu, evreni veya doğayı kavrayabilecek düşünce yapısını, evrimsel süreç içerisinde doruğa ulaştırabilmiş değildir. Bilim insanları beynin on bin yılda bir mikron değiştiğini söylemektedir. Bu süre, daha birkaç bin yıl önce mağaradan çıkmış insanoğlunun evrimsel değişiminin ne denli uzun yıllar alabileceğini bize göstermektedir. Buna ek olarak, insanoğlunun evreni veya doğayı algılamasının, uzun yıllar alabileceğini düşünmek yerinde olur sanırım.
    Sezgileşme (empati) yeteneği gelişmemiş olanlar, karşısındaki nesneleri kendine yabancılaştırır. Örneğin güneşi algılayamayanlar veya sezmeyenler onu tanrılaştırmak koşuluyla kendine yabancılaştırır. Aynı olay iki insan arasında da olabilir. Birbirini tanımayan iki insan karşısındakini kendine yağı (düşman) görebilir. Sezgileşme yeteneği olanlar evreni kavramaya çalışırken, bu yetenekten yoksun olanlar evrene yabancılaşmakla birlikte, kendine de yabancılaşmış olur.
    Kendine yabancılaşanlar, beniçinci (benmerkezci) bir yaşam sürerler. Bu yaşam, kişiyi gerçeklerden soyutlar ve çıkara yöneltir. Çıkarlar hem evreni kavrayamamanın sonucu oluşan yalnızlığı unutturur, hem de kişinin düşünme eyleminin önüne geçer. Kısaca şöyle diyebiliriz: kişi, düşünmemek için her türlü bireyci çıkarı onaylamaktadır. Düşünme eylemine geçmemek ya da yalnızlığa düşmemek için, kişi kendine çıkar alanları oluşturmaya başlar.
    Birileri çıkıp şöyle diyebilir; “İnananların duygularını incitiyorsunuz.”
    İnananlar gerçekten inciniyor mu? İncinen gerçekten duyguları mı, yoksa çıkarları mı? Düşünemeyenin duygusu olur mu? Duygu ne demektir? Dogmalara inananların, bireyci çıkarları savunanların duyguları gerçekten var mı?
    Bu sorular yanıt bekliyor?
    Dünyada milyonlarca aç insan, yaşama savaşı veriyor. Bir yandan varsıllar kasalarını doldururken, bir yandan yoksul çocukların derileri kemikleşiyor, kalbi küçülüyor. Savaşlar çıkıyor, insanlar ölüyor. Eksik beslenme, sağlık sorunları, eğitimsizlik dünyanın her yerini sarmış durumda. Oysa bunlardan dolayı kimsenin duygusu incinmiyor.
    İnandıkları dogmalar söz konusu olduğunda nedense duygular inciniveriyor.
    Düşünemeyenin duygusu olabilir mi? Düşünemeyenler, sezgileşemeyenler başkasının acısını duyabilir mi? Bence hayır; duydukları tek şey kendi yarar ve çıkarlarıdır.
    Düşünemeyenlerin kendi bireyci çıkarlarından başka hiçbir isteği yoktur. Düşünmemek için her türlü oyalanmada bulunurlar. Dogmaların kökeni düşünememektir; üretememektir, paylaşamamaktır, sevememektir.
    Çıkarcılar gerçeklerden korkarlar. Gerçekler onları incitir. Neden mi? Çıkar alanları, kargaşa alanları yok olacağı için; öteki yaşam tasarımları elden gideceği ve düşünüp acı çekecekleri için…
    Gerçeklerden, doğrulardan incinenler; düşünmek, üretmek, paylaşmak, okumak, sevmek istemeyenlerdir. Düşünebilen insan gerçeklere ulaşmak için çabalar ve hiçbir süre gerçeklerden incinmez.
    Düşünebilen insan okuyup bilgilenir ve var olan olumsuzlukları yok etmek için çalışır. Toplumun mutlu olması için elinden geleni yapar. Oysa düşünmeyenler/çıkarcılar asla düşünen insanları ve toplumu kabul etmezler. Düşünemeyenler, kendileri dışında herkesin acı çekmesini isterler. Bu acı onların yaşam kaynağıdır.
    Birey, toplum için vardır. Kendi çıkarını toplumun çıkarından üstün görenler her süre gerçeklerden incineceklerdir: ta ki toplum oluşana dek.
    TANSEL SEMİR
    “Akıllı Tasarım” Bilim ve Teknik Dergisinde

    Bilim ve Teknik Dergisi’nin Temmuz 2007 sayısında Prof. Dr. Osman Demirhan’ın “Bizi farklı kılan ne?..” başlıklı yazısında şöyle diyor:
    "Bizi insan yapan, primatlar ve diğer memeli hayvanlardan ayıran üstünlüklerin moleküler mekanizması nasıldır? Bu olağanüstü işleyişin gizemi nedir ve nasıl kontrol edilir? İnsanoğlu bu akıllı tasarımın sırrını çözebilecek mi?"
    Bir zamanlar dünya düzdür diye ısrar edenler (us’ları dünyanın boşlukta durabileceğini kavrayamadığından) gerçeği öğrendiğinde bu olayı inanılmaz gördüler. Onlar için her inanılmaz şey tanrının varlığını kuvvetlendiriyordu. Oysa düşünenler için yalnızca evreni anlamaktı bu.
    Bu günlerde nanoteknoloji ile insan us’u çeşitli tasarımlar gerçekleştirmektedir. Evrenin sonsuzluğunu kavrayamayan düşünemeyenler insan tasarımı olan (Tanrıyı da kendileri tasarladı) gereçleri kullandığında bu Akıllı tasarımı kime yamayacaklar. İnsana mı yoksa tanrıya mı şükür edecekler.
    Kendi us’unu göremeyecek denli kör olanların amacı, araç değerleri ele geçirmek ve bunlardan haz almaktır. Ne ülke/toplum sorunları ne de düşünmek, üretmek, paylaşmak, sevmek sorunu olmayanlar us’tan uzaklaştıkça kendilerinden de uzaklaşmakta ve yalnızlaşmaktadır.

    Evet.Bu mükemmel yazıya ne diyeceksiniz?
    Bu mesaj en son " 07.09.08 " tarihinde saat 00:49 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: ard arda mesaj...
    ''Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.''
    'Mustafa Kemal Atatürk

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-09-2008
    Mesajlar
    319
    Karizma Gücü
    0
    Ben yine her zamanki gibi önce Yüce Allah'ın kendi cümleleri ile başlayacağım ve daha sonra birkaç görüşümü yazacağım.

    "Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: Bir ateş tutuşturmak istedi. Ateş, çevresindekileri aydınlattığında,Allah onların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler."
    Kuran

    ............

    "Tanrıyı da insan tasarladı" mantığı yeni bir mantık değil. Bu görüş üzerine çok eser de yazıldı, ancak bu eserlerin hiçbirinde Tanrıyı tasarladığını sanacak kadar geniş çerçevede hareket eden insanoğlunun, tasarladığı Tanrıya; "şu zaman yağmur yağdır" "deprem yap" "şu halkı yoket" "beni öldürme, 600 yıl yaşat" gibi yönlendirmeler yapabildiği söz konusu olmadı.


    Aslında yapılan ya da eserlere konu olan gerçek dogmanın tam karşılığıydı.

    İnsanoğlunun, Yaşamın ve ölümün gerçek bilgi kaynağı olan Kuran bünyesinde anlatılan yaradılış ve yaşam serüveninin, Allah'ın anlattığının aksi bir felsefesini, mekanizmasını kurgulamadan İslam inancına "dogma" demesi, gerçek dogmanın ta kendisidir.

    Kuran ve Kuran'da yer almayan Allah'ın evrendeki ayetleri, hem balta girmemiş ormanların yerlilerine hem de en üst seviyede bilim yaptığını sanan üst beyinlere birer armağandır, dogmalardan ve putlardan kurtulmaları içindir. Yaşamı ve niçinleri çözmeleri içindir.

    Bu dogmaların kapısını açanlara Yüce Allah "Adil" ismi gereğince yine de mühlet verir.

    O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
    Kuran


    Yine Allah'ın sözleri ile bitirmek istiyorum:

    Bir ölü iken kendisine hayat verdiğimiz, insanlar içinde yürümesi için kendisine bir ışık tuttuğumuz kişinin durumu, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamayan kişininki gibi olur mu? İşte böyle! Küfre sapanlara, yapmakta oldukları süslü-püslü gösterilmiştir.
    Kuran
    Bu mesaj en son " 06.09.08 " tarihinde saat 16:02 itibariyle ЌΊŘMΊΞΊ tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    25-02-2008
    Mesajlar
    265
    Karizma Gücü
    0

    Mutlu

    Süslü püslü gösterecek ki düsünmeyi ,sorgulamayı atese gidecek insan olsun.Zaten inananlarda düsünmemek,düsünmeyi ertelemek için yaratılmış.
    ''Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.''
    'Mustafa Kemal Atatürk

  4. #4
    MKA23 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2008
    Mesajlar
    141
    Karizma Gücü
    0
    Ben merkezli, aciz, çıkarcı, ölümlülüğünü kabullenemeyen ve sürü psikolojisine sahip insan yapısının gerçeklerden kaçmak, yalnız kalmamak ve düşünmeden yaşamak adına dogmalara nasıl sarıldığını anlatan mükemmel bir yazı. Bu kadar ilgisiz kalması da yazıda anlatılanları ispatlıyor, kimse yazıyı okuyup üzerinde düşünme zahmetine girmemiş.
    ''Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyet'in sahibi ve bekçisidir.'' Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-09-2008
    Mesajlar
    319
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı MKA23 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ben merkezli, aciz, çıkarcı, ölümlülüğünü kabullenemeyen ve sürü psikolojisine sahip insan yapısının gerçeklerden kaçmak, yalnız kalmamak ve düşünmeden yaşamak adına dogmalara nasıl sarıldığını anlatan mükemmel bir yazı. Bu kadar ilgisiz kalması da yazıda anlatılanları ispatlıyor, kimse yazıyı okuyup üzerinde düşünme zahmetine girmemiş.
    Yazıyı beğenebilirsiniz ancak gerekli ve yeterli yanıt verdiğimi sanıyorum. Kaale de aldım. Dogmalar gerçek Müslümanın işi olmaz.

  6. #6
    MKA23 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2008
    Mesajlar
    141
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ЌΊŘMΊΞΊ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yazıyı beğenebilirsiniz ancak gerekli ve yeterli yanıt verdiğimi sanıyorum. Kaale de aldım. Dogmalar gerçek Müslümanın işi olmaz.
    Siz kendi inancınız doğrultusunda yanıtlamışsınız, aslında çok daha derin bir konu ve inançtan çok felsefe alanını ilgilendiriyor. Sizden başka da kimse okuyup yanıtlama zahmetine girmemiş. Çünkü okuyup üzerinde birkaç dakika düşünülmesi gerekiyor magazinel boyutu yüksek olsa çok kişi okurdu, bunu demek istedim.
    ''Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyet'in sahibi ve bekçisidir.'' Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    25-02-2008
    Mesajlar
    265
    Karizma Gücü
    0

    Mutlu

    Alıntı MKA23 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Siz kendi inancınız doğrultusunda yanıtlamışsınız, aslında çok daha derin bir konu ve inançtan çok felsefe alanını ilgilendiriyor. Sizden başka da kimse okuyup yanıtlama zahmetine girmemiş. Çünkü okuyup üzerinde birkaç dakika düşünülmesi gerekiyor magazinel boyutu yüksek olsa çok kişi okurdu, bunu demek istedim.
    Yazdıklarına aynen katılıyorum.Düşündüren yazı oldugu için fazla kaale alan olmamış.Tahmin ediyordum zaten
    ''Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.''
    'Mustafa Kemal Atatürk

  8. #8
    asibaşak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    4,760
    Karizma Gücü
    5
    Peygamber Efendimize ilk gelen vahy oku diye başlıyordu...Okumak ,düşünmenin yarısıdır,ve benim tanıdığım en büyük düşünür yine Peygamber efendimizdir ki ,O hiç bir zaman kendini düşünmemiş hep insanlığı ve ümmetini düşünmüş bunun için göz yaşı dökmüş,duyguları incinmiştir...Tanrıyı insanlar yarattıysa madem ,biz mükemmel varlıkları ki yaratılmışların en şereflisi insanı kim yarattı...A tabi bazı beyinlere göre maymun atalarımız yarttı değil mi...

    Düşünüyorum o halde varım,ve varsam eğer inanmam kadar doğal bir şey olamaz,inandığım ne olursa olsun sonuçta inanmak,inanmamaktan daha anlamlıdır ve bu bana göre asla dogma değildir...Çünkü gerçekten düşünen insan unutulmasın ki inanan insandır...

    Allah herkesi birgün hidayete ermeyi nasip etsin...
    Kuvay-i Milliye Kadınları;“Onlar bu vatanın isimsiz kahramanlarıydılar, Vatan size minnettardır”


    Ben Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım,Benden Bahseder Destanım,Ağıtım,Türküm,
    Ben TÜRK'üm Taa İliklerime Kadar MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'üm....
    Ya Siz Kimsiniz?


  9. #9

    Kayıt Tarihi
    25-02-2008
    Mesajlar
    265
    Karizma Gücü
    0

    Mutlu

    Alıntı asibaşak tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Peygamber Efendimize ilk gelen vahy oku diye başlıyordu...Okumak ,düşünmenin yarısıdır,ve benim tanıdığım en büyük düşünür yine Peygamber efendimizdir ki ,O hiç bir zaman kendini düşünmemiş hep insanlığı ve ümmetini düşünmüş bunun için göz yaşı dökmüş,duyguları incinmiştir...Tanrıyı insanlar yarattıysa madem ,biz mükemmel varlıkları ki yaratılmışların en şereflisi insanı kim yarattı...A tabi bazı beyinlere göre maymun atalarımız yarttı değil mi...

    Düşünüyorum o halde varım,ve varsam eğer inanmam kadar doğal bir şey olamaz,inandığım ne olursa olsun sonuçta inanmak,inanmamaktan daha anlamlıdır ve bu bana göre asla dogma değildir...Çünkü gerçekten düşünen insan unutulmasın ki inanan insandır...

    Allah herkesi birgün hidayete ermeyi nasip etsin...
    Oku ,okuma bilmediği iddaa edilen Hz.Muhammed'in ayeti oku anlamındadır.İnanmak düsünmekten cok daha kolay
    ''Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.''
    'Mustafa Kemal Atatürk

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    25-02-2008
    Mesajlar
    265
    Karizma Gücü
    0
    Ayrıca Hz. Muhammed sara hastasıydı.Halüsünasyonlar görmesi normal.Melek,cin,seytan
    ''Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.''
    'Mustafa Kemal Atatürk

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •