Bilindiği gibi Almanya’da faaliyet gösteren Deniz Feneri e.V. hakkında “Topladıkları paraları amaç dışı kullandığı” savıyla açılan dava, Frankfurt Eyalet mahkemesinde görüşülmeye başlandı.
Soruşturma henüz Savcılık aşamasında iken, Deniz Fenerinin yurtdışından Türkiye’deki şirketlere gönderdiği paralar tartışma yaratmış, ancak bu paraların iktidar partisi AKP’ye yakınlığı ile bilinen Kanal 7’ye ve Yeni Şafak gazetesine gönderildiği savlandığından, gerek iktidar partisi, gerekse yandaşı sağ basın, liboş yazar takımı, olayın üstüne gidip gerçekleri meydana çıkarmak yerine olayı görmemezden gelerek örtbas etmeye çalışmışlardı.
Şimdi bu davanın Yargılama aşaması başlandı. Davada yargılanan sanıklar, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’in beyanları, yine gözleri Türkiye’ye ve iktidar partisine çevirdi.
Tutuklu sanık Mehmet Gürhan, Türkiye ile organik bağları olduğunu savını kabul etmezken, Deniz Fenerinden önce Kanal 7’nin Avrupa’daki en önemli kişi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ayni fotoğraf karesinde görülecek kadar yakın olması, bir takım şüpheleri beraberinde getirmektedir.
Sanık Mehmet Gürhan, Türkiye ile organik bağlarını kabul etmemesine karşın, diğer sanık mali müdür Firdevsi Ermiş’in mahkemeye sunduğu bilgilerde, “Asıl gelir kaynağı Deniz Feneri idi. Bu paralar daha sonra Mehmet Gürkan’ın talimatları doğrultusunda, çeşitli şirketlere ve Türkiye’ye aktarılıyordu. Ancak Gürhan bütün önemli kararları Türkiye’ye danışarak alıyordu.” yolundaki beyanları, kafaları karıştırmakta ve Türkiye’de ki hortumların, Almanya’da ki Deniz Feneri kadar uzandığını göstermektedir.
Deniz Feneri e.V.’nin genel müdürlüğünü Mehmet Gürhan’dan devralan üçüncü sanık Mehmet Taşkan’ında, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ın yolcu gemisi alırken borç para aldığı Santour firmasının Genel Müdür Yardımcılığı yapması, Deniz Feneri ile AKP ilişkilerini kuşkulu hale getirmektedir.
Diğer yandan Deniz Feneri e.V. iddianamesinde AKP tarafından RTÜK Başkanlığına atana Zahid Akman’ın adı da kuryelik yaptığı şeklinde geçiyor. Bunun yanında Kanal 7 televizyonu yöneticileri İsmail Karahan ile Başbakan Erdoğan’ın oğlunun düğününde nikâh şahitliği yaptığı yakın dostu olduğu söylenen Zekeriya Karaman’ın da kuryelik yaptığı ileri sürülüyor.
Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlarından yaptığı soruşturmada, Türk makamlarından bazı isteklerde bulunuyor. Adalet Bakanlığına iletilen dosya, Mali Suçlar Araştırma Kuruluna (MASAK) gönderiliyor. Maliye bakanı Kemal Unakıtan’a bağlı MASAK’ta bekletilen dosyada ne gibi bir işlem yapıldığını kamuoyu bilmiyor.
Bu karışık ilişkiler içinde benimde aklım karıştı.
Her vesile ile yolsuzluk yapanların üzerine gideceğini, hortumlarını keseceğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, yandaşı medyaya, liboş ve numaralı cumhuriyetçi yazarlara,
Seslenerek, diyorum ki;
Hodri meydan!
Sayın Başbakan fırsat elinize geçmişken, buradan ta Almanya’ya kadar uzanan bu yolsuzluğun hortumlarını kökünden kesin, nereye, kime kadar gidecekse gitsin açığa çıkarın, sözlerinizin arkasında durduğunuzu ve temiz eller Türkiye’sinin Başbakanı olduğunuzu kanıtlayarak, bu konularda aleyhinize konuşanları susturun.
AKP yandaşı medya, liboş ve numaralı cumhuriyetçi yazarla, Ergenekon davasında şakıyan bir bülbül gibi her gün bilgi kirliliği yaratarak soruşturmaya yön vermeye çalışırken, Deniz Feneri e.V. yolsuzluğunda neden dut yemiş bülbüle döndünüz. Yoksa ucu gelip size mi dayanıyor?
kaynak
Temiz eller ayağıyla gerçek Temiz Eller Operasyonuyla alakası bile olmayan Ergenekon Davasında RTE nın performansını ucu bizzat kendine ve Partidaşlarına dokunan Deniz Feneri olayındada göstermesini bekliyoruz...
Asıl Temiz Eller Operasyonu bu işin Türkiye ayağı Yargıyla ortaya çıkınca başlayacak .


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
