30 Ağustos 2008 itibariyle Genelkurmay Başkanlığı resmiyet kazanan Orgeneral İlker Başbuğ, hemen hemen her zaman kaygılı bir ifade taşıdığı yüzünde arada bir beliren gülümsemeyle, kendisine bakanları anlık bir şaşkınlığa uğratıyor...
Geçmiş başarılarının her biri, yeni bir ciddiyet çizgisi daha eklemişti sanki onun yüzüne. 1977’de Kara Harp Akademisi’nden mezun olarak askeri hayatın emir komuta zinciri içinde herhangi bir subay olmaktan öte, kurmaylığın ilerleyen kademelerinde de yer alma hevesini ortaya koymuştu Başbuğ... Bunu İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Koleji’ni tamamlayarak da kanıtlamıştı.
ARTIK BİR NUMARA • 1989’dan itibaren titri Tuğgeneral ifadesiyle yenilenen Başbuğ, daha önce de çeşitli vesilelerle görev yaptığı Belçika’daki Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhı’nda (SHAPE) Lojistik ve Enformasyon Daire Başkanlığı yapmış, 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı görevinde bulunmuştu. Bunların dışında Kara Harp Okulu Öğretim Üyeliği de onun sert mizacını gözler önüne serdiği görevlerdendi.
Onun için önünde uzanan daha çok basamak vardı şüphesiz ve bunların her birini de aynı şevkle tırmanacaktı: 1997’de korgeneral yapılan İlker Başbuğ, 54 yaşındaydı. 2002 yılında orgeneraldi, Genelkurmay 2. Başkanı ve ardından da Kara Kuvvetleri Komutanı olarak karşımıza çıkmıştı. Yıl 2008 olduğundaysa, “o artık Genelkurmay Başkanı”ydı.
ONU DİNLERKEN • Yalnızca Genelkurmay Başkanı olduktan sonraki konuş-malarında değil, daha önceleri de gülümseme-den yaptığı ciddi konuşmalarda genellikle duraksa-***** konuştu ama söyledikleri -bunların ister doğru, ister yanlış olduğunu düşünüyor olun- memleket hakkında önemli konularda konuştuğundan bu uzun duraksamaları yok saymaya çalışarak dinledik onu. Heceleyerek vurgulamasının yetmediği durumlarda elinin bir kenarını kürsüye vuruyordu ve biz de onun konuşmasındaki can alıcı kısımlardan, yine onun tarafından, onun izniyle haberdar oluyorduk böylece.
FOTOĞRAFTAKİ SUBAY • Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesine eklenen eski fotoğraflarda, ailesi Makedonya-Manastırlı genç bir adam duruyor; genç yaşta babasını kaybetmiş, mağrur bir subay... Henüz eşi Sevil Hanım’la tanışmamış, iki çocuk sahibi olmamış; hayatındaki tek amaç, içinde bulunduğu askeri ortamın gereklerini gerçekleştirmek olan bir genç adam... Yine aynı mağrur ifade, yine bir başkaldırı edası, yine tuhaf bir sükunet maskesinin ardına itilmiş “yağıp gürleyecek” ve bunu yaparken kendisi gibi düşünenlerden başka kimseyi umursamayacak bir adam...
Aradan zaman geçtikçe yumuşayan yüz hatları bile onu bu ifadeden kurtaramamış anlaşılan; “halkla ilişkilerin” nimetlerinden faydalanılan hemen hemen her ülkede olduğu gibi bu ülkenin siyasileri ve askerleri de çocuklarla fotoğraf çektirmeye bayılır ya, İlker Başbuğ’un da böyle fotoğrafları mevcut ama yüzündeki o asker ifade, bir çocuğun kızarmış yanaklarına elini uzattığı o anda bile öylece yerinde duruyor. İlker Başbuğ, en insani zaaf olan duygularını göstermeyi bile “Asker Amca” olarak elini uzattığı çocuğun yanağında saklayabiliyor ve görünen o ki tanımadığı o çocuklar için hiçbir zaman başka bir şekilde tarif edilemeyecek.
UZUN İKİ YIL • Onun bu olağanüstü kendini denetleme yeteneği politik arenaya bulaştığı durumlarda neredeyse buhar olup uçuveriyor ve bu görüntüsüyle Başbuğ, kendisiyle kıyaslandığında daha temkinli olduğu izlenimini uyandıran selefi Yaşar Büyükanıt’ı aratacak gibi görünüyor. Kaldı ki “Ulus Devlet”, “Üniter Devlet”, “Laik Devlet” pankartlarının asılı olduğu o salonda, karşısında oturan hükümetin zirvesindeki üyeleri, hani neredeyse azarlar gibi konuşması, yaş haddinden dolayı iki yıl sürecek görevi boyunca ülkenin politik hayatının daha pek çok sıkıntıya gebe olduğunu gösteriyor.
ERGENEKON ZİYARETİ • Göreve gelir gelmez astsubayları da 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonuna davet ederek aynı yola baş koyduğu meslektaşlarının gözünde muhteşem bir yere yerleşen Orgeneral İlker Başbuğ, tebrik mesajlarının giderek azaldığı bugünlerde, Ergenekon Davası sanığı olan iki eski komutanın Genelkurmay adına ziyareti nedeniyle gündemde...
Ve anlaşılan o ki askerin siyasi olaylardan uzak durarak kışlasına dönmesi ve orada kalması gerektiğine inananlardan biri olma-yacak İlker Başbuğ; AB yolundaki çabaları memleketin bekası için, pimleri çekilmiş birer bomba, derinlere döşenmiş birer mayın olarak değerlendirmeye devam edecek.
Dolayısıyla bir kez daha bir asker, askeri alanda değil, siyasi alanda daha fazla konuşularak kendisinden önce gelmiş olan önemli çoğunluğa dahil olacak.
KaYNAK
maçı izledim.. dedimki kendi kendime şimdi taraf gazetesi ne yapıyor acaba ve sitelerine girdim... Milli takımımızın galibiyet haberi bile yoktu.. ve bu iğrenç haber karşıma çıktı..
Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ için küçük düşürücü cümleler kurulmuş ve genelkurmay başkanımızı üstü kapalı darbecilikle suçlamışlar... sözde Müslüman bu vatan hainlerinin elbet cezası verilir...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

