Şiir aslında Türk Edebiyatı'nın öksüz çocuğu oldu. Halk şiire hakettiği itibarı göstermedi. O yüzden şiirin nasıl olacağını yorumlayamayan halkımız zalim oldu, acımasız oldu. O kadar küçümsediki, artık taşrada şiir alay konusu oldu, ve tabi edebiyat. Bir kaç örnek; 'Yağdı yağmur çaktı şimşek sende mi şair oldun....' Ne iğrenç bir kelime, şairlerin kabusu. Her şiirle uğraşana söylenen adi bir söz! Bu sözü üreten zihniyetleri kınıyorum. Diğer mevzu biraz güzel konuşana: 'Bana edebiyat yapma lan! ! ' İşte halkımzın gözündeki sanat ve şiir, yazık çok yazık. İnşallah bir gün şiir hakettiği yeri bulacak. Elbette şiirle birlikte insanlar dış görünüşe değil ruha önem vermenin anlamını kavrayacak. İşte o zaman çok güzel olacak.
Sizce şiir nasıl olmalı, anlamlı mı anlamsız mı kafiyeli mi kafiyesiz mi, güncel mi tarihi mi; ya konusu nedir şiirin aşk, doğa, yalnızlık, korku, ölüm, nefret, mutluluk; şekli nasıl olmalı aruz, hece, serbest, serbest müstezat, dörtlü, beşli, şekilsiz, şekilli; uzun mu olmalı kısa mı, dilbilgisi kurallarına uymalı mı, imla-noktalama olmalı mı nasıl olmalı şiir?
Şiir insan oğlunun var olduğu günden bu yana devam eden vazgeçilmez bir edebi tür. Peki günümüzde şiir hakettiği yerde mi? Değil elbet... Hakettiği yerde olmadığı gibi hakettiği değeri de verilmiyor. Her şiir yazana şair, her yazılana da şiir diyoruz, şiire hakaret edercesine. Lütfen arkadaş şiir hakkında düşüncelerinizi belirtin. İsterseniz de bir kaç mısra yazıverin... umarım şiir adına güzel bir konu olur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





