• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0

    Ehli sünnet nasıl ortaya çıktı?

    Sayın Hakkı Yılmaz'ın belgelere dayalı araştırması:

    İşin aslında Ehl-i Sünnet diye de bir mezhep yoktur.

    Bu ad sonradan makyaj olarak ileri sürüldü, kullandırıldı. Eş’ariyye ve matûridiyye ekollerinin gölgesi altında geliştirildi.

    Kendi görüşlerinin dışındaki tüm görüşleri Fırak-i dâlle/sapık mezhepler olarak nitelediler. Yine Rasülüllah efendimizin adını kullanarak “Yakında ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, hepsi helak olacak, ancak birisi müstesna ...” gibi rivayetler uydurdular. Ve tabii kurtulacak olanların kendileri olduğunu iddia ettiler.

    Ki bunu da “yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” siyaseti icabı, bilinçli olarak gerçekleştirdiler.

    Ana umdeleri, İhtilafta rahmet aramak, fasık imama itaatin vacipliği gibi Kur’ân’a tam ters görüşleri benimsemiş olmalarıdır.

    Esas adı “Ehl-i Sünnet ve-l Cemaat”’tir. Ki “Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” , “Ümmetim dalalet üzerine ittifak etmez” rivâyetleriyle amel temel esaslarıdır.

    Bunlara göre ehliyet ve liyakat önemli değildir; “on tane âlim, âdil ve fâdıl, râsih adamın görüşüne, on bir tane câhil eşkiyânın görüşünü tercih ederler.(Aynen bugünkü demokrasi gibi. Ki konunun uzmanı on tane Prof.’un oyundan onbir tane cahil çobanın oyu daha tercihlidir.) Böyle bir görüşün sahiplenilmesi, Muaviye ve Yezid’in idarelerinin meşrûluğuna zemin hazırlama amacına yöneliktir.

    İttihat ve ittifak olunması, kesinlikle tefrikaya düşülmemesi hakkında Allah’ımızın kesin âyetleri olmasına rağmen, bu, ihtilafta rahmet vardır görüşü benimsetilmiştir.

    Ayrıca İmamı Azam Ebu Hanife bu hususta zındanı, kırbacı, ölümü yeğlemişken Ehl-i Sünnet mezhebi diye bu yanlışlıklar bizlere yutturulmuştur. Muarızlar, zındıklıkla, mülhidlikle itham edilmiştir. Yani “yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” mantığıyla hareket edilmiştir.

    Maalesef başarılı olmuşlardır da. Kısaca, bizim bu gün Ehl-i Sünnet dediğimiz ekol aslında sünnetle hiç ilgisi olmayan, Emevî, Selçukî, ve Osmanî siyasetini meşrulaştıran görüşleri sahiplenenlerin mezhebidir. Bu görüşlerin bir çoğu İmam A’zam zındanda kırbaçlanıp öldürülürken, Hz. Hüseyn ve beraberindekiler Kerbelâ’da çoluk çocuk lime lime doğranırlarken saraylarda saray beslemeleri kişilere böyle inançlar uydurtulmuştur.

    O nedenle uyanık olalım, i’tikatımıza sadece Kur’ân’ı temel alalım.

    http://www.istekuran.com/index.php?p...9e89825f0&id=4

    Bu konuda temelli ve kaynağa dayalı görüşleriniz varsa inceleyelim.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    21-05-2009
    Mesajlar
    831
    Karizma Gücü
    4
    allah razı olsun kardeşim güzel konu ama günümüzdeki halkın bir suçu yok sadece alimlerin suçu var çünkü gerçekleri açıklamıyorlar

  3. #3
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,358
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı hamza76 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    allah razı olsun kardeşim güzel konu ama günümüzdeki halkın bir suçu yok sadece alimlerin suçu var çünkü gerçekleri açıklamıyorlar
    eh be hamza kardeşim..

    sonunda gördün doğruyu... aslında benim gibi bir düşünceye sahipsin ama bazen aklın karışıyor gibime geliyor..


    Kaan Murathan kardeş bu güzel konu için teşekkür ederim.
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

  4. #4
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Ra_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eh be hamza kardeşim..

    sonunda gördün doğruyu... aslında benim gibi bir düşünceye sahipsin ama bazen aklın karışıyor gibime geliyor..


    Kaan Murathan kardeş bu güzel konu için teşekkür ederim.
    sen de hemen atlamışsın adam şia dan ondan öyle yazmış . senin bildiğin hamza değil bu
    bu hamza başka hamza yeni versiyon eski hamza yok olup gidince biz de bunu bulduk getirdik

  5. #5
    keops89 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2009
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    neden okadar ortak paydamız varken devamlı farklılıklar palazlanıyor??

    "Laileheillah Muhammeden resurullah" diyen herkes hesabını verdikten sonra cennete girecek düşman olmanın bir anlamı varmı?

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    21-05-2009
    Mesajlar
    831
    Karizma Gücü
    4
    biz şialar olarak ehli sünnet bizim kardeşimizdir ama ehli sünnetin kendi alimleri kitaplarında şialar kafir hükmünü vermiş ve onların canı malı herşeyleri helaldı ben ehli sünnet camisine bazen cumaya gidiyorum orda kitap dağıtıyrlar bakıyorum şialar sapık veya kafir diyorlar .ve tarihte ehli sünnet alimlerinin şiaları katlettikleri meşhurdur ama olsun biz gene diyoruzki onlar kardeşimiz ama bu demek değilki kendimizi savunmuycağız insalara gerçeği anlatacağız .çünkü biz ölmek ten korkmayız varsın bizi hz muhammedin s.a.a yolu için ve onun ehlibeytini sevdiğimiz için öldürsünler bu bizim için bir şeref olur günümüz dünyasında bir müslüman bütün sahabileri sevmek zorunda değil eğer sahabi peygambere s.a.a. hakaret etmiş onun ehlibeytini öldürmüş ve islama zararlar vermiş bizde neymiş onlar peygamberi s.a.a gördü o yüzden onlara bir üstünlük olmaz peygamberi gören yahudiler bile kendi peygamberlerini öldürdü ama hiç bir yahudi onları sevmiyor ama islam dünyası hz muhammede vefat anında veya diğer olaylarda hz muhammede s.a.a. yapılan olayları görmezlikten gelmişse .o onları suçu biz islamı resullahın s.a.a dediği şekilde yaşamak için mücadele edeceğiz ama gene söylüyorum kelime tevhidi söyleyen kim olursa kardeşimdir bizden zarar gelmez .ama iyiye iyi kötüyede kötü demeyi öğrenin ve gerçekleri görün

  7. #7
    gencerli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    0
    Bir yerde okumuştum, yazının özeti kısaca şöyleydi.

    Kerbela olayı sırasında ebu süfyanın tarafını tutan kimseler şimdiki Sünni mezhebine, ya da onun uzantısına tabii olan kimselerdi.
    Hz. Peygamberinin torunlarının yanında olanlar ise, (yani Ehlibeytin) bunlarda şii mezhebine tabii olan kimselerdir.
    Yine ne ilginçtir ki, Osmanlı imparatorluğu ehlibeyti arkadan vurarak kendisine mezhep olarak Sünniliği seçmiştir. Onun içindir ki, Osmanlı hanedanları arasında ve saray çalışanları arasında, hiçbir zaman ALİ isminde bir kimseye rastlayamazsınız, YOK.... ALİ ismini hiçbir kimseye koymamışlardır!..
    Peki Neden?.....

  8. #8
    SCANİA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2009
    Mesajlar
    452
    Karizma Gücü
    4
    zaten hiç bir imam kendi zamanında böyle bir mezheb olsun diye çıkmamıştır.abu hanife zanmanında sünnilik diye,hz.ali ve ehli beyt ve hatta 12 imam zamanındada şia diye bir şey yoktu.mezhepler otoyolun bir şeridi gibi olmalı.ayırıcı yada diğerini cehennemlik ilan etmemelidir ve ettiğinide zannetmiyorum.tarih boyunca bir çok hak mezhep gelip geçmiştir.tabii hak olmayan mezheplerde olmuştur.mezhepler ayırıcı olarak değil birleştirici olarak görülmelidir.mesela bugün tüm sünniler ibadetlerine niyetle başlar ama sünnilikte bu yoktur.şiada vardır.amabunu sünnilerin çoğu bilmez.
    yani aslında hangi mezhebin kuralı sana yakın ve kolaysa onu kullan.tabii öncelik her zaman vahiy ve sahih hadistir.gerisi sana kalıyor ama kalan kısmı içinde asgari bir bilgin olmalı.......
    yukarıda gerçek bahsi geçmiş.gerçek hep ortada durmakta.önyargısız bakarsan önyargıyı görürsün.bunun içinde okumalısın.araştırmalısın..

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    21-05-2009
    Mesajlar
    831
    Karizma Gücü
    4
    evet güzel kardeşim bazı konularda sana katılıyorum ama bazı konularda katılmıyorum şu anlamda şialık hz muhammed s.a.a zamanındada vardı sana hadislerde örnek vercem hemde sünni kaynaklarda ama şunu da belirteyim islam ümmeti birleştirici olmalı sünni veya şia kardeştir herkes yolunu seçer birbirimize saygı göstermemiz gerekir herkes müslümandır ama kimin hak olduğunuda düşüne insanın kendisi anlar zaten

    Hülasa alim, hafız, muhaddis olan ve alimlerinizin de onunla iftihar ettiği böyle bir kimse kendi senediyle muteber kitabı “Hilyet’ul- Evliya”da İbn-i Abbas’tan şöyle naklediyor: “Beyyine” suresinin şu yedinci ayeti: “İnnellezine âmenu ve amil’us- salihati ulâike hum hayr’ul- beriyyeti cezâuhum...”[49] nazil olduğunda Resulullah (s.a.a) Ali bin Ebi Talib’e hitaben şöyle buyurdu:

    “Ya Ali! “Hayr’ül- berriye”den (yaratılmışların en hayırlılarından) maksat sen ve senin şialarındır. Kıyamet günü sen ve şiaların, Allah’ın sizden sizin de Allah’tan razı ve hoşnut olduğunuz halde gelirsiniz.”

    Ebu’l- Müeyyid Muvaffak bin Ahmed-i Harezmi “Menakıb” kitabının on yedinci bölümünde, sizin büyük müfessirlerinizden olan Hakim Ebu’l- Kasım Ubeydullah bin Abdullah’il- Haskalani “Şevahid’ut- Tenzil fi Kavaid’il- Tefsir” kitabında Muhammed bin Yusuf-i Genci eş-Şafii “Kifayet’ut- Talib” kitabında, Sibt bin Cevzi “Tezkiret’ul- Havvas’ul- Ümmet-i fi Marifet’il- Eimmeti” kitabında ve Munzir bin Muhammed bin Munzir, özellikle Hakim rivayet etmişler ki (sizin büyük alimlerinizden olan) Hakim Ebu Abdullah Hafız, merfu[50] bir senetle bize haber verdi ki Emir’ul- Muminin Ali bin Ebi Talib’in (kerremellah vechehu) katibi Yezid bin Şerahil O Hazretin şöyle buyurduğunu duydum dedi:

    “Hatem’ul- Enbiya (s.a.a) vefat ettiğinde mübarek sırtı göğsüm üzerinde idi, buyurdular ki: “Ya Ali! Allah-u Teâla’nın; “İmam edip salih amellerde bulunanlar, yaratılmış olanların en hayırlılarıdır” buyruğunu duymadın mı? İşte onlar senin şialarındır; benim ve sizin buluşma yeri Kevser havuzunun kenarıdır. Bütün ümmet hesap için toplandıklarında “Ğurren muhaccelin” (el ve abdest azaları nurlu olanlar) diye çağrılırsınız.”

    Yine iftihar edilen alimlerinizden olan ve H. Dokuzuncu asırda, sünnet ve cemaat tarikinin müceddidi olarak tanınan Celaluddin-i Süyuti, “Dürr’ül- Mensur fi Kitabillah’i bi’l- Me’sur” tefsirinde zamanın fazıllarından ve büyük alimlerinizin güvendiği kişilerden olup İbn-i Asakir-i Dimaşki[51] ismiyle meşhur olan Ebu’l- Kasım Ali bin Hasan’dan o da Hz. Peygamber (s.a.a)’in büyük ashabından olan Cabir bin Abdullah-i Ensari’den şöyle dediğini naklediyor:

    “Resulullah (s.a.a)’in hizmetinde olduğumuz bir sırada Ali bin Ebi Talip (a.s) içeri girdi, derken Hz. Peygamber şöyle buyurdular:

    “Canım elinde olana andolsun ki, bu (Hz. Ali’ye işaret) ve şiaları kıyamet günü kurtuluşa erenlerdir.” Bu esnada mezkur ayet (İnnellezine amenu...) nazil oldu.

    Yine aynı tefsirde İbn-i Adi’den, (o da) İbn-i Abbas’tan şöyle rivayet etmiştir: “Mezkur ayet nazil olduğunda Resul-ü Ekrem (s.a.a) Emir’ul- Muminin Ali’ye (a.s) şöyle buyurdular:

    “Sen ve şiaların kıyamet günü, Allah sizden siz de Allah’tan razı olduğunuz halde gelirsiniz.”

    Menakıb-i Harezmi’nin dokuzuncu bölümünde Cabir bin Abdullah’dan şöyle nakledilmiştir:

    “Resulullah (s.a.a)’in huzurunda idik. Ali (a.s) bize doğru geldi, Peygamber; “Kardeşim Ali yanınıza geldi.” buyurdular; sonra Kabe’ye doğru yöneldi, Ali’nin elini tutup şöyle buyurdu:

    “Canım elinde olana andolsun ki, bu Ali ve şiaları kıyamet günü kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

    Resulullah (s.a.a) daha sonra şöyle buyurdular: “Ali hepinizden daha önce iman getirdi; O, Allah’ın ahdine vefalı olanınız, halkın arasında en adiliniz, en güzel eşit taksim edeniniz ve Allah katında makamı en yüce olanınızdır.”

    Bu esnada daha önce zikr olan ayet nazil oldu; artık o zamandan itibaren Ali bir kavmin arasında görüldüğünde, Peygamber’in ashabı; “Yaratılmış olanların en hayırlısı geldi” diyorlardı.

    Yine İbn-i Hacer, “Savaik”in on birinci babında sizin büyük fakih ve alimlerinizden olan hafız Cemaluddin Muhammed bin Yusuf-u Zerendi el-Medeni’den nakletmiştir ki, mezkur ayet nazil olduğunda Resulullah-ü Ekrem (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurdular:

    “Ya Ali! Sen ve şiaların Hayr’ul- beriyye’siniz (yaratılanların en hayırlılarısınız); Sen ve şiaların, kıyamet günü Allah sizden, siz de Allah’tan razı olduğunuz halde gelirsiniz; düşmanların ise gazaplı ve (boyunlarına halkalar geçirildiğinden dolayı) başları yukarı kalkık bir halde gelirler.”

    Hz. Ali; “Düşmanım kimlerdir?” dediğinde Resulullah (s.a.a); “Senden teberri[52] eden ve sana lanet okuyan kimselerdir.” buyurdular.

    Yine sizin muvassak[53] alimlerinizden olan Mir Seyyid Ali Hemedani eş-Şafii “Meveddet’ul- Kubra” kitabında ve mutaassıp İbn-i Hacer “Savaik’ul- Muhrika”da Hz. Peygamberin muhterem zevcesi ve müminlerin annesi Ümmü Seleme’den Hazretin şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: “Ya Ali! Sen ve ashabın cennettesiniz; sen ve şiaların cennettesiniz.”

    Harezm hatiplerinin en üstünü Muvaffak bin Ahmed “Menakıb” kitabının on dokuzuncu bölümünde senediyle Resulullah (s.a.a)’den Hz. Ali (s.a.a)’a şöyle buyurduğunu naklediyor:

    “(Senin ümmetim arasındaki meselin (örneğin), Mesih İsa bin Meryem’in meseli (örneği) gibidir. Zira onun kavmi üç fırka oldu: Bir fırka havariler olan müminler, bir fırka Yahudi olan düşmanlar, bir fırka da O cenap hakkında haddi aşan gulat.[54] Ümmetim de senin hakkında üç fırka olacaklar: Bir fırka mümin olan şiaların, bir fırka ahd ve biati bozan düşmanların (Nakisin), bir fırka da sapık olan ve senin hakkında haddi aşan ifratçılar. Ya Ali! Sen ve şiaların cennettesiniz, şialarının dostları da cennettedir; düşmanların ve senin hakkında haddi aşanlar ise cehennem ateşindedir.)

  10. #10
    SCANİA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2009
    Mesajlar
    452
    Karizma Gücü
    4
    ben şahsen uran,sünnet ve ehlibeytin yolu neyse onun peşinden gişderim.allahın ipini nerede görürsem sıkı sıkı tutunmaya çalışırım gücüm yettiğince.bu yoldada neyi ak olarak görürsem alırım.şu mezhep bu mezhep farketmez.sonuçta hepside tvhide giden bir yol.yolu hangi hızla gideceğin tabii şahsi kapasitenle ilgili.peygamber zamanında mezhep yoktu.bunu biliyoruz.sonraki çıkan salih imamlar tamalayıcı öğretici ve hatırlayıcı olup eksik olanları düzeltmeye çalışmışlardır.bunlar sonradan mezhep oldu.illaki bir mezhebe bağlı olacaksın diye kural olamaz ve yokta zaten.allahın rızası için yaşada hangi yoldan gidersen git.bunu sen bilirsin.amaç allahın rızasını kazanmak ve allahın dilediği gibi bir kul olabilmektir.birini yüceltip diğerini kötülemeye gerek yok ve bunun yeride değil.çünki çoğu kişi ne dediğimizi dahi anlamıyor.arada terslik var diye düşünüyor bence......

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 50 yıllık sır sonunda ortaya çıktı
    2005 Konuları bölümünde Xtreme-Power tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 27.03.05, 21:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •