• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
39 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0

    Bizim mezheplerin hristiyan mezheplerden farkı ne?

    Mezhep imamları nasihmensuh ile Kuran ayetlerinin hükmünü iptal ederek farklı hadislerden kendilerine göre birini seçerek, kendilerine göre hadisleri yorumlayarak ve kendilerini içtihad yetkisiyle Allah’ın serbest bıraktığı konuları açıklayıcı konumuna getirerek yepyeni bir dinsel yapı oluşturmuşlardır.

    Bu yeni yapının Allah’ın dini olduğu sanılsa da, ne yazık ki bu yeni yapı Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlık ne kadar Allah’ın diniyse o kadar Allah’ın dinidir. Bazıları bu mezhep imamlarının çok iyi niyetli olduğunu, din için fedakarlıklar yaptıklarını anlatarak eleştirileri görmezlikten gelmektedirler.

    Peki Ortodoks ve Katolik rahiplerin de iyi niyetli oldukları ve kendi mezhepleri için çalıştıkları söyleniyor, biz ne yapalım, Katolik ve Ortodoks bağnazlığı bu iyi niyet söylemlerinden ötürü Allah’ın gönderdiği Hıristiyanlıkla bir mi tutacağız?

    Bu mezheplerin imamları öyle bir konuma getirilmiştir ki; onlara verilen yetkiyle onlar istediğini iptal edilmiş hüküm ilan ederek, istediklerini kendilerince yorumlayarak, dilediklerini kabul ederek, uygun gördükleri durumlarda içtihad ederek Kuran’daki hükümlerden kat kat fazla hacimde sünnetler, farzlar, helaller, haramlar oluşturmuşlardır.

    Kuran’ın otoritesi dışında oluşturulan bu mezheplere Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli, Şii adları verilmiş, bu mezheplere uyan mukallidler(mezhep taklitçileri) ise mezheplerinin adlarıyla anılmışlardır.

    Oysa bakın Kuran’da ne diyor:


    Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.

    Enam Suresi 159

  2. #2
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    azizim o sonda yazdıgın ayeti islami mezheblere tatbik etmen hayli ilginic.eger o hak mezhebler için olsaydı allah başka ayete :

    http://www.turkforum.net/showthread....71#post6582171

    bu linkte daha evvel bu konu tartışılmıştı.zaten yanlışlıkla konuyu bi daha uste tasıdım

    12 nolu mesajım


    (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]


    demezdi.orda fırka topluluk manasındadır."imam" kelimesinde de mezheb imamlarıda var denilebilir.ümmetteki en büyük fırkalar mezheblerdir.


    Bir mezhebi taklit etmek vacip midir?

    CEVAP: Evet vaciptir. Dört delil ile bildirelim:


    1- Birinci delil: Eshab -ı kiramın asrından ve ondan sonraki asırdan, bu zamana kadar, bütün Müslümanlar , dört mezhepten birini taklit etmişler. Bunda icma hasıl olmuştur. Şu üç hadis-i şerif de bu icmanın sahih olduğunu göstermektedir:


    (Ümmetim dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ.Ahmed ]


    (Allahü tealanın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir ]


    (Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani]


    2- İkinci delil: Bir ayet-i kerime meali: (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]


    3- Üçüncü delil: Bir ayet meali: (Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Resule uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükler, Cehenneme sokarız!)) [Nisa 114] İmam-ı Şafii `ye İcmaın delil olduğunu gösteren ayet hangisidir diye sordular. Cevap olarak, bu ayeti gösterdi. Bu ayet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur.


    Medarik tefsirinde, bu ayet açıklanırken, (İcmaın delil olduğunu ve Kitaptan, Sünnetten ayrılmak caiz olmadığı gibi, icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu ayet göstermektedir) buyurulmaktadır.


    Beydavi tefsiri de, bu ayeti açıklarken, (Bu ayet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. Bu ümmetin salihleri, alimleri, (Bir mezhebi taklit etmek vaciptir. Mezhepsiz olmak büyük günahtır) dediler. Alimlerin bu söz birliğinden ayrılmak, bu ayetten ayrılmak olur. Bir ayet meali de şöyle:


    (Siz, insanlar için hayırlı ümmetsiniz.) [Al -i İmran 110]


    Bu ümmetin alimleri mezhepsizliğin kötü olduğunu bildirdiler. Bunun için, mezhepsiz olmak caizdir diyerek, alimlerin bu sözlerinden ayrılan, bu ayet-i kerimeyi inkar etmiş olur.

    4- Dördüncü delil: Bir ayet meali: (Bilmiyorsanız, zikir ehline sorunuz!) [Nahl 43]


    Bu ayet, ibadetlerin ve işlerin nasıl yapılacağını bilmeyenlerin, bilenlerden sorup öğrenmelerini emretmektedir. Bunun için, bir kimse, yapacağı şeyi, mezhebinin kitaplarından okuyup öğrenmesi gerekir. Öğrendiğine göre yapan, o müctehidi taklit etmiş olur. Müctehide uymayan mezhepsiz olur.


    bazıları der ki:

    “Şu mesâil, içtihadiyedirler (içtihaddır bu meseleler). O mesâilde mezhepler birbirine muhalif gidiyor. Hem onlar da bizim gibi insandırlar; hata edebilirler. Öyleyse biz de onlar gibi içtihad ederiz, istediğimiz gibi ibadetimizi yaparız. Onlara tâbi olmaya ne mecburiyetimiz var?”

    Elcevap: Şu meseleyi söyleyen iki kısımdır.

    Bir kısmı, sâfi ehl-i diyanet ve ehl-i ilimdir ki, bazı ehâdisi görmüşler; şu zamanda ehl-i takvâ ve salâhati[41] teşvik ve tergib için öyle mebhaslar (bahisler) açıyorlar. Bu kısma karşı sözümüz yok. Zaten onlar azdırlar; çabuk da intibaha[42] gelirler.

    Diğer kısım ise, gayet müthiş, mağrur insanlardır ki, mezhepsizliklerini, müçtehidîn-i izâma (büyük muçtehidlere) müsâvat (eşitlik) dâvâsı altında neşretmek istiyorlar ve dinsizliklerini, Sahâbeye karşı müsâvat dâvâsı altında icra etmek istiyorlar. Çünkü, evvelen, o ehl-i dalâlet, sefâhete girmiş, sefâhete tiryaki olmuş. Sefâhete mâni olan tekâlif-i şer’iyeyi (şeri teklifleri) yapamıyor. Kendine bir bahane bulmak için der ki....

    İşte, bu bedbahtlar, bu desise-i şeytaniye ile başlarını mezâhibin (mezheblerin) zincirinden çıkarıyorlar. Bunların şu dâvâları ne kadar çürük, ne kadar esassız olduğu Yirmi Yedinci Sözde kat’î bir surette gösterildiğinden, ona havale ederiz.



    Ehl-i sünnet ne demektir
    Sual: Ehl-i sünnet ne demektir? Mezheplere ayrılmak parçalanmak mıdır?


    CEVAP
    Ehl-i sünnet vel-cemaat demek, Resulullahın ve eshab-ı kiramın gittikleri doğru yolda bulunan âlimler demektir. Hak olan cemaat ve 73 fırka içinde Cehennemden kurtulacağı bildirilmiş olan Fırka-ı naciyye bunlardır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Parçalanmayın) buyuruldu. Bu âyet-i kerime, itikadda, inanılacak bilgilerde parçalanmayın demektir. Yani nefslerinize ve bozuk düşüncelerinize uyarak, doğru imandan ayrılmayın demektir. İtikadda ayrılmak, parçalanmak elbette hiç caiz değildir. Hadis-i şerifte de (Cemaat rahmet, ayrılık azaptır) buyuruldu. (Parçalanmayın) âyet-i kerimesi fıkıh bilgilerinde ayrılmayın demek değildir. Ahkamda, amellerde olan ictihad bilgilerindeki ayrılık, hakları, farzları, amellerdeki, ince bilgileri ortaya koymuştur. Eshab-ı kiram da, günlük işleri açıklayan bilgilerde, birbirlerinden ayrılmışlardı. Fakat, itikad bilgilerinde hiç ayrılıkları yoktu. Hadis-i şerifte, (Ümmetimin ayrılığı [mezheplere ayrılması] rahmettir) buyuruldu. Dört mezhebin, amel bilgilerinde ayrılması böyledir. (Hadika)

    eger desen resulullahın mezhebi mi vardı??
    Sual: Bazı kimseler, (Peygamber, ne Hanefi, ne de Şafii idi, Sünni de değil idi) diyor. Sünnet ne demektir?

    Mezhep imamı ne demektir

    Mezhep imamı demek, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshab-ı kiramdan işiterek toplayan, kitaba geçiren büyük âlim demektir. Açıkça bildirilmeyenleri, açıkça bildirilmiş olanlara benzeterek meydana çıkaran derin âlimlerdir. Eshab-ı kiramın herbiri müctehid ve mezhep imamı idi. Herbiri kendi mezhebinde idi. Hepsi de, mezhep imamlarımızdan daha üstün idi. Mezhepleri daha kıymetli idi. Fakat, bunlar kitaplara yazılmadığı için, mezhepleri unutuldu.Peygamberin, sahabenin mezhebi nedir demek, Ordu kumandanı, hangi bölüğün eridir veya Fizik öğretmeni, hangi sınıfın talebesidir demeye benzer. Çünkü sahabenin herbiri bir mezhep imamı, hatta mezhep imamlarının hocaları idi. Resulullah efendimiz de kâinatın hocası idi. (Mizan, Hadika)



    Eshab-ı kiramın mezhebi

    Sual: Herkes Kur’ana bağlanmalı, çünkü Peygamberin mezhebi ne idi? Eshabın mezhebi mi vardı?


    CEVAP
    Bin küsur yıldan beri herkes bir mezhebe bağlı iken, bazı türediler, böyle sorularla zihinleri bulandırıp herkesi başı boş, mezhepsiz yapmaya çalışıyorlar. Dini delillerden anlamayanlara iki akli örnek verelim:

    Milli eğitime bağlı okullar, sınıflar, müdürler, öğretmenler ve öğrenciler vardır. Okul ile sınıf, müdürle öğretmen mukayese edilmez. Çünkü hepsinin görevleri farklıdır. Öğretmenle öğrenci de mukayese edilmez. Öğrencileri müdür veya öğretmen yerine, öğretmenleri de öğrenci yerine koymak yanlış olur. Öğretmen veya müdür hangi sınıfın öğrencisi denemeyeceği gibi, şu öğrenci, hangi okulun müdürü denmez. Öğretmen ve müdüre öğrenci denmez.

    Atalarımız, Temsilde hata olmaz demişlerdir. Müctehid âlimler birer öğretmen gibidir. Mutlak müctehidler ise müdür gibidir. İnsanlar da öğrenci gibidir. Öğretmene, bu hangi okulun müdürü denmeyeceği gibi, öğrenciye de hangi okulun öğretmeni denmez. Öğrenciler öğretmene tâbi olduğu gibi, insanlar da müctehide tâbi olur.

    Öğretmenler nasıl müdüre bağlı ise, tamamı müctehid olan Eshab-ı kiram da, Resulullah efendimize bağlı idiler. Tabiinde ise müctehidler ve halk var idi. Halk müctehidlere tâbi oluyordu. Halkın mezhebi tâbi olduğu müctehidin mezhebi idi. Mezhepsiz kimse yok idi.

    Eshab-ı kiram, Resulullaha değil, biz yalnız ALLAH ’a tâbiyiz demediler ve demeleri de mümkün değildir. Sıradan bir müslüman da, Müctehide tâbi olmam, ben yalnız Resulullaha tâbi olurum diyemez. Müctehid, ALLAH ’ın ve Resulünün emirlerini bildiriyor. Müctehide uymak ALLAH ve Resulüne uymak demektir. Bugün ise, bazı mezhepsizler, müctehide değil, Resulullaha bile tâbi olmayı uygun görmüyorlar. Yalnız Kur’ana tâbiyiz diyorlar.

    Nasıl ki öğretmen müdüre, müdür de Milli eğitim Bakanına, Milli eğitim bakanı da Başbakana bağlı ise, insanlar bir müctehide, müctehidler mutlak müctehide, mutlak müctehidler de Resulullah efendimize bağlıdır. Bağsız yani mezhepsiz kimse yok idi.

    Ordudaki misal daha cazip. Bütün subayların bir sınıfı olur. Topçu yüzbaşı, piyade albay gibi. Ama general olunca artık sınıf kalmaz. Topçu general olmaz. Artık o bütün sınıfların generalidir. Generaller de, sınıfsız ama, onlar da ya havacı, ya karacı veya denizcidir. Bunlardan birinde olmayan general olmaz. Bunlar da, ordu komutanlıklarına, ordu komutanları da hava, deniz veya kara kuvvetlerine bağlıdır. Kuvvet komutanları genel kurmaya bağlıdır.

    Dikkat edilirse, gerek eğitim sisteminde ve gerekse orduda bağımsız bir kurum yoktur. Herkesin bağlı olduğu, sorumlu olduğu bir yer vardır.

    İnsanlar birer er gibidir. Bağlı oldukları bölükler, taburlar alaylar vardır. Ben genel kurmay başkanına bağlıyım bölük komutanını falan takmam diyemez. Müctehidler generaller gibidir. Mutlak müctehidler kuvvet komutanları gibidir. Resulullah efendimiz de genel kurmay başkanı gibidir. Genel kurmay başkanı, hangi bölüğün eri veya hangi kuvvet komutanlığına bağlı denilemeyeceği gibi, Eshab-ı kiramın veya Resulullahın mezhebi ne idi denemez.

    Bu durum iyice anlaşılınca, herkes haddini bilmeli, er olan erim demeli, subayla, generalle benim aramda ne fark var dememeli. Bir müslüman da müctehidle boy ölçüşmemeli. Hatta Peygambere bile uymayıp ben Kur’ana göre hareket ederim demesi ne kadar yanlıştır.

    Sünnete uymanın önemi
    (Mezhebe, hadise uymam) demek (Kur'ana uymam) demektir. Zira Hak teâlâ buyurdu ki:
    (Resule itaat eden, ALLAH ’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Peygamberin emrine uyun, nehyettiğinden sakının.) [Haşr 7]
    (İndirdiğimi insanlara beyan edesin, açıklayasın.) [Nahl 44]

    Beyan etmek, âyetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Âlimler de, âyetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi ve Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilselerdi, ALLAH ü teâlâ Peygamberine, (Sadece sana vahiy olunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca beyan etmesini emretmezdi. (Huccetullahi alelalemin)

    Sünnet [hadis-i şerifler], Kur’an-ı kerimi, mezhep imamları da sünneti açıklamışlardır. Âlimler de, mezhep imamlarının sözlerini açıklamışladır. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur’an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Sünneti müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır. ALLAH ü teâlâ, (Bilmediklerinizi âlimlere sorun) [Nahl 43] buyurduğu gibi, Peygamber efendimiz de bu âlimlere uymamızı emrediyor:

    (Âlimlere tâbi olun!) [Deylemi]
    (Âlimler rehberdir.) [İ. Neccar]
    (Ulema, enbiyanın vârisidir.) [Tirmizi]


    (Bize yalnız Kur'andan söyle!) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri: (Ey ahmak! Kur’an-ı kerimde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin?) dedi. Hz. Ömer’e, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur’an-ı kerimde bulamadık dediklerinde, (ALLAH ü teâlâ, bize Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Kur’an-ı kerimde bulamadığımızı, Resulullah efendimizden gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de öyle yaparız) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)

    İslam ayrı mezhep ayrı değildir
    Mezhebe uymam Kur'anla amel ederim demek, Kanunlara uymam, yalnız Anayasaya göre hareket ederim demek gibi yanlıştır. Çünkü Anayasada bütün hükümler, bütün cezalar bildirilmemiştir. Anayasa, kanunlara havale etmiştir. Kanunlardan başka tüzükler, yönetmelikler de çıkmıştır. (Anayasa varken, kanuna lüzum yok) demek ne kadar yanlış ise, (Kur'an varken, mezhebe lüzum yok) demek, bundan daha yanlıştır. Kur’an-ı kerimi hadis-i şerifler, hadis-i şerifleri de mezhep imamları açıklamıştır. Kanunlar, Anayasanın gösterdiği istikamette hazırlanmış, mezhepler de, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin gösterdiği istikamette teşekkül etmiştir.

    Hiç kimse, Madem, mezhep, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin açıklamasıdır. Ben de açıklar bir mezhep kurarım diyemez. Çünkü bir kimsenin Madem doktor olmak, tıp kitabı okumaya bağlıdır. Kimyager olmak için de kimya kitabı okumak kâfidir diyerek eline aldığı bir tıp ve kimya kitabı ile doktorluk yapmaya, ilaç imal etmeye kalkışması ne kadar gülünç ise, (Ben de Kur'andan, hadisten hüküm çıkarırım) demek daha gülünçtür.

    Ben İslam’a göre hareket ederim, mezhebe uymam demek, Ben devletin emrine uyarım. Fakat, kanunu, polisi, hakimi dinlemem demeye benzer. Çünkü İslam’a uymak demek, dört hak mezhepten birine uymak demektir. İslam ayrı, mezhep ayrı değildir.


    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0
    Konu başka senin vaaz başka
    Bizim mezheplerle hristiyan mezhepler arasındaki fark nedir?

  4. #4
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.

    Enam Suresi 159


    yorumum: Üstteki ayeti Muhammed Hıristiyanlar için söylemiştir. Kendi ümmetinin mezheplere bölüneceğini düşünmemiştir eğer bu böyle olmasaydı, Muhammed hadisleri özenle saklar ve korurdu, korunmasını emrederdi. Çünkü zaten kuran başlı başına bir fıkıh kitabı kabul edilemez kurana bakarak yatsı namazı yada teravih kılamazsınız.

    Nurilik@ demişki: Bir mezhebi taklit etmek vacip midir?

    CEVAP: Evet vaciptir. Dört delil ile bildirelim:


    1- Birinci delil: Eshab -ı kiramın asrından ve ondan sonraki asırdan, bu zamana kadar, bütün Müslümanlar , dört mezhepten birini taklit etmişler. Bunda icma hasıl olmuştur. Şu üç hadis-i şerif de bu icmanın sahih olduğunu göstermektedir:


    (Ümmetim dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ.Ahmed ]

    2. YORUMUMn çok şaşırdığım konulardan biridir bu konu; Muhammedle günlerini birlikte geçiren onbinlerce Sahabeden bir ailenin bile fıkıhı doğru Muhammedden gördüğü biçimde dede, baba, oğul biçiminde, üç kuşak ileriye doğru şekliyle iletememiş olması HAYRET verici bir durumdur.

    Burada bir umursamazlık kokusu alıyorum kuranın orjinal ilk hali korunamadığı gibi fıkıhta kısa sürede unutulmuş farklı biçimde anlatılmış fakat bu insanlar TAHT KAVGASI İÇİN ONBİNLERCE KARDEŞİNİ KATLETMİŞLERDİR!!


    4 mezhebin kuralları 1100 sene öncesinden bugüne doğru biçimde gelmesine rağmen; ilk 200 yılda hemde sahabe-i güzin'in herşey elinin altındayken fıkıha'nın bu kadar kısa zamanda bozulması büyük bir çelişkidir.



    Nurilik@ demişki:2- İkinci delil: Bir ayet-i kerime meali: (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]

    3.Yorumum:Bu ayette bildirilen 'imam'' başkan manasında kullanılmıştır. İmam'dan kasıt başkan,başbakan,cami imamı, muhtar dır. Mezhep imamlarıda alim kategorisindedirler.
    Bu mesaj en son " 12.09.08 " tarihinde saat 18:58 itibariyle İmhotep tarafından düzenlenmiştir...
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı İmhotep tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    En çok şaşırdığım konulardan biridir bu konu; Muhammedle günlerini birlikte geçiren onbinlerce Sahabeden bir ailenin bile fıkıhı doğru Muhammedden gördüğü biçimde dede, baba, oğul biçiminde, üç kuşak ileriye doğru şekliyle iletememiş olması HAYRET verici bir durumdur.

    Burada bir umursamazlık kokusu alıyorum kuranın orjinal ilk hali korunamadığı gibi fıkıhta kısa sürede unutulmuş farklı biçimde anlatılmış fakat bu insanlar TAHT KAVGASI İÇİN ONBİNLERCE KARDEŞİNİ KATLETMİŞLERDİR!!
    Birinci yorumun klasik yobaz kültürü yanıtı, İkinci yorumun daha önemli:

    Suç Peygamberle birlikte günlerini gecelerini geçirenlerde değil sonraki dönemdeki siyasi kavgaları çıkartanlardadır. Peygamberimiz’in vefatı üzerinden 40 yıl bile geçmeden Hz. Ali ve Muaviye arasında çatışmalar boy göstermiştir. Bu dönemden itibaren İslam alemi geriye dönüşü olmayacak bir şekilde siyasi ayrılıkların içine girmiştir. Siyasi olarak ayrılan toplumlarsa birçok alanda çelişmeyi, birbirine muhalefet etmeyi hüner saymışlar, kendi siyasi fırkalarını destekleyen hadisler uydurmuşlar, kendi siyasal hareketlerine inanmayı Allah’ın bir farzı olarak sunmuşlardır.

    Saf vahiy olan Kuran’a dayalı bir İslam modelinden uzaklaşılıp, insan sözlerinin Allah’ın hükmü olarak takdim edildiği, hadise dayalı gelenekçi bir modelin kuvvetlendiği ortamda, insanlar dini farklı farklı anlamaya başlamışlardı. Bu tablo İslam’ı anlama ve yaşamada birbirleriyle uzlaşmayan, dini konularda ayrılığa düşen farklı düşüncelerin, kamplaşmaların, mezheplerin doğmasına sebep oldu. İnsanlar Kuran savunuculuğundan uzaklaşıp mezhep savunuculuğuna başladılar. Bunu yaparken de kendi düşüncelerinin haklılığını ispat edip halkı etkileyebilmek, kendi mezheplerine çekebilmek için Hz. Peygamber’in dilinden kendi mezheplerini öven, öteki mezhepleri aşağılayan uydurma hadislere dayanma ihtiyacı hissettiler. Hanefi mensuplarının bu şekildeki uydurmasını görebiliriz: “Ümmetimde imam Şafii adında bir kimse ortaya çıkacaktır. O ümmetime şeytandan daha zararlı olacaktır. Ve yine ümmetim arasından adına Ebu Hanife denecek bir kimse gelecektir ki, o ümmetimin ışığıdır” (İbnu Arrak, Tenzihus Şeria, 2. cilt, sayfa 14). Bu arada Şafii taraftarları da boş durmaz ve kendi imamlarını kurtaracak hadis uydururlar: “Kureyş alimi (İmamı Şafii) yeryüzünün her yerini ilimle dolduracaktır.” Maliki mezhebi taraftarları hiç durur mu, onlar da kendi hadislerini açıklarlar: “ İlim talebi için bir gün gelecek develerin boyunları vurulacak (yani uzun seyahatlere girişilecek) da Medine aliminden (İmamı Malik) daha alim birisi olmayacak.”

    Sunni mezheplerde durum böyleyken Kaderiyecilerin de nasıl hadis uydurduğu eski bir Kaderiye mezhebi üyesi Ebu Reca Muhriz’e dayandırılarak anlatılır: “Kaderiyecilerden kesinlikle bir şey rivayet etmeyiniz, vallahi biz insanları mezhebimize çekebilmek için hadisler uydurur ve bu hareketimizle de sevap kazanacağımızı umardık. Ben bu suretle Kaderiye mezhebine dört bin kişi kattım.” (Er Cerhu Ve’l Tadi’l, 1. cilt, sf. 32)


    - Kuranın orjinal ilk hali şu an okuduğumuz halidir. Aksini iddia etmek delil ve kaynak gerektirir.

  6. #6
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    - Kuranın orjinal ilk hali şu an okuduğumuz halidir. Aksini iddia etmek delil ve kaynak gerektirir.

    demişsin, İlk hali gibi olduğunun kaynağını sen bizlere gösterebilirmisin?

    Mezhepler hakkındaki yazın benim görüşlerimi destekler biçimde. Teşekkürler.

    Ayrıca nurilik@'nın yazdığı gibi: Hadis-i şerifte, (Ümmetimin ayrılığı [mezheplere ayrılması] rahmettir) buyuruldu. Bu hadis besbelli uydurmadır; bir peygamber ümmet'inin bölünmesini önlemesi gerekmiyor mu? Mezhep savaşlarında bir çok müslüman hayatını kaybetmiştir. Rahmet değil ancak azaptır.
    Bu mesaj en son " 12.09.08 " tarihinde saat 20:09 itibariyle İmhotep tarafından düzenlenmiştir...
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  7. #7
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Ben daha öncede başka bi konuda bunu söylemiştim

    aslında mezhep imamları yani imamı hanefi ve şafi ve diğer imamlar
    bu kişiler "ben mezhep kuruyorum" diyerek imamlığa başlamamıştır
    bu imamlar hakkaten bilgili imamlardır, ancak bu mezhep olayı bu imamların öğrencileri tarafından kurulmuştur
    eğer bu mezhep olayı bizi hristiyanlara dönderecekse, eğer hatalı bi yoldaysak, bu suç imamların değil bu imamların yolunu yani bilgilerini bir mezhebe çevirenlerdir

  8. #8
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Kaan Murathan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konu başka senin vaaz başka
    Bizim mezheplerle hristiyan mezhepler arasındaki fark nedir?
    öyle ya peki burda ne demek istemişsin

    kaan murathan demiş ki:

    Kuran’ın otoritesi dışında oluşturulan bu mezheplere Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli, Şii adları verilmiş, bu mezheplere uyan mukallidler(mezhep taklitçileri) ise mezheplerinin adlarıyla anılmışlardır.

    Oysa bakın Kuran’da ne diyor:


    Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.

    Enam Suresi 159
    laf atmaya calıstıgın her halinden belli


    Alıntı İmhotep tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    - Kuranın orjinal ilk hali şu an okuduğumuz halidir. Aksini iddia etmek delil ve kaynak gerektirir.

    demişsin, İlk hali gibi olduğunun kaynağını sen bizlere gösterebilirmisin?

    Mezhepler hakkındaki yazın benim görüşlerimi destekler biçimde. Teşekkürler.

    Ayrıca nurilik@'nın yazdığı gibi: Hadis-i şerifte, (Ümmetimin ayrılığı [mezheplere ayrılması] rahmettir) buyuruldu. Bu hadis besbelli uydurmadır; bir peygamber ümmet'inin bölünmesini önlemesi gerekmiyor mu? Mezhep savaşlarında bir çok müslüman hayatını kaybetmiştir. Rahmet değil ancak azaptır.

    uydurma olmadıgını ıspatlarsam inanacak mısın sanki.hadisi şerif meseleleri allaha imandan sonra gelir.o hadisin kaynakları:


    ''ümmetimin ihtilafı rahmettir''
    (1) El-Cami-us Sağir (imam Suyuti) C: /l Sh:13

    bu hadise uydurmadır diyen birini duymadım.ayrıca Bu hadis-i şerifi İmam-ı Beyheki, İmam-ı Münavi, İmam-ı ibni Nasr ve İmam-ı Deylemi gibi sözü hüccet dediği bizce delil hadis imamları bildirmişlerdir.

    ihtilaf nasıl rahmet olur?

    tıpkı bir devllette teşkilanma oldugu gibi okulda şubeleşme okuun ihtiyaclarını tedarik içinidir

    (Ümmetimin ihtilafı rahmettir) hadisini (Mezhepler rahmettir) diye söylemek uygun olur mu?



    Evet, oradaki ümmet, müctehid âlimlerdir. İhtilaftan kasıt da, farklı ictihad olduğunu yukarıda bildirdik. Yani o hadis-i şerif, (Müctehidlerin farklı ictihadları rahmet) anlamındadır. Bir müctehidin ictihad ederek elde ettiği bilgilerin hepsine, o müctehidin mezhebi denir. İctihad rahmet olunca, onun ictihadların toplamı olan mezhebi de rahmettir. O halde, bu hadis-i şerifi, (Mezhepler rahmettir) demek gayet uygundur. Sapık olanların yani doğru itikattan ayrılanların ictihadları da, mezhepleri de bozuktur.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  9. #9
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Kaan Murathan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konu başka senin vaaz başka
    Bizim mezheplerle hristiyan mezhepler arasındaki fark nedir?

    Bu kadar cehaletle student ve Nurulikl le tartışamazsın..pes doğrusu

  10. #10
    sadrina adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-08-2008
    Mesajlar
    1,993
    Karizma Gücü
    0
    konu hakkinda bilgi sahibi degilim ve olmak luzumunu da katiyen hissetmiyorum ama gordugum kadariyla fikirler basliktan sapmaya baslamis insanlik namina daha fazla dagilmadan hatirlatmak luzumunu hissettim ki asil konu su idi;

    "bizim mezheplerin hiristiyan mezheplerden farki nedir"

    tabii "bizim" derken de soyle denilmek istenmis;

    "musluman mezheplerin hristiyanliktaki mezheplerden farki nedir"

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Metalci ≠ Satanist yada Hristiyan !!!!!!!!!
    Ben-Sen-O & Kim? bölümünde CreMaToRiuM tarafından açılmış
    Yanıt: 104
    Son Mesaj: 15.10.06, 19:04
  2. Hristiyan terörü
    2005 Konuları bölümünde yabancı tarafından açılmış
    Yanıt: 16
    Son Mesaj: 16.07.05, 19:10

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •