Hikmet Çetinkaya - Para Gücü, Din Gücü…

Eylül 11, 2008 - CUMHURİYET, HİKMET ÇETİNKAYA

AKP hükümetine toz kondurmayan, Tayyip Bey’i demokrasinin ve özgürlüklerin simgesi gören Aydın Doğan Grubu’nun kimi yazarları hükümete veryansın ediyorlar.

Kendilerine “sol liberal” adı veren “tosun ve tosuncuklar” Aydın Doğan-Tayyip Bey çatışmasında ikiye bölündüler.

Fethullah Gülen’in gözbebeği “Taraf” görevi gereği Tayyip Bey’in yanında. Star, Yeni Şafak aynı çizgide. Sabah desen “Fırsat bu fırsat” deyip saldırının lideri.

Sırtlarını AKP’ye dayayan Doğan Grubu’nun AKP yandaşları aslında şaşkın!

AKP’ye karşı savaşımı kalemleriyle sürdüren arkadaşlarımız ise bildikleri yolda yürüyorlar.

Kendilerini emperyalizmin stratejilerine göre konumlandırmış “tosun-tosuncuklar” ne güzel idare edip gidiyorlardı.

Ellerinde “Ergenekon oyuncağı”yla Cumhuriyet’e vuruyor, Cumhuriyet mitinglerine katılanları “darbeci” ve “çeteci” olarak suçlayıp günü geçiriyorlardı.

Demokrasi mücadelesini emperyalizmin çizdiği “yol haritası”nda yürümek olarak gören “liberal sol”un Aydın Doğan-Tayyip Bey restleşmesinde ne duruma düştüklerine yakından tanık olduk.

Sermaye-emek çelişkisini görmeyen, emekçi kesimin sorunlarını kapitalist düzenin sınırları içinde görmeyi yeğleyen “liberal sol”un iktidardan yana olan kanadı, Aydın Doğan’ın “liberal sol”unu dövüyor şimdi.

Fethullah Gülen’den AKP’ye uzanan işbirlikçi kesim, “siyasal İslam”ın BOP’a uzanan çizgisinde tarikat şeyhlerinin “kalem erbabı”nı da işin içine soktu…

***

Sermaye gücünün ve İslamcı sentezciliğin çatışması şimdilik “ordu gücü”nü bir kenara itti.

Sermaye ve din egemenliği ordu gücünü gölgeledi…

Canım, ordu OYAK’ı yabancılara satmamış mıydı? Yeni Dünya Düzeni’ne uyum sağlayan ordu bundan sonra ne yapabilirdi?

Türkiye’de Marksist örgütlü sol, emekten ve emekçiden yana tavır alıp tüm güçlere ve emperyalizme karşı direniyor.

Elbet ellerinde güçlü yayın organları yok!

Marksist sol, devlet içindeki örgütlü çetelere de karşı, darbecilere de, din bezirgânlarına da, ırkçılığa da.

Şimdi bu noktada bazı konular var ki çok önemli…

Laikliği bir yaşam biçimi, demokrasinin temel taşı olarak görüyorum…

AKP hükümeti bilerek “laik-şeriatçı” ayrımı yapıp Yeni Dünya Düzeni’ni savunuyor, demokrasiyle küreselleşme arasında ilişki kurup hem ABD’nin hem de AB’nin yanında yer alıp yoksul halkı dini söylemlerle kandırıyor.

Tayyip Bey, elindeki senaryoya göre oynuyor. Kendi yandaş medyasını kurarken, “laik-demokrat” medyadaki muhalif sesleri durduruyor, olmadı medya patronlarına baskı yapıp “Ben aslında kralım” diyor.

Fethullah Gülen 12 Eylül faşist döneminin ürünüdür, Kenan Evren ve arkadaşlarıyla pazarlık yaptıktan sonra 1982 anayasa oylamasını desteklemiştir.

O tarihe dek üç-beş ışıkevi ve okulu vardı İzmir’de…

Ne zaman Turgut Özal iktidara gelmiş, yedi yıl sonra Sovyetler Birliği yıkılmış, o tarihten bugüne değin geçen 18 yıl içinde Gülen hareketi, kimilerine göre 10 milyar dolar, kimilerine göre 20 milyar dolarlık sermayenin sahibi olmuştur.

Aydın Doğan’la Tayyip Bey arasındaki “düello”nun nedeni Almanya Deniz Feneri ve Kanal 7 Int’in kara para aklamasının haber olması değil bence.

***

“Para gücü” ve “din gücü” işin içine girince Tayyip Bey hırçınlaşıyor.

Çalık Grubu, Ceyhan Yumurtalık’ta 4 bin 600 dönüm arazi aldı. Arazinin yüzde 55.4’ü Hazine’nin.

Çalık Grubu bu arazi üzerine rafineri kuracak.

Aydın Doğan da bu konuda başvuru yaptı.

Tayyip Bey, “din gücü”nü “para gücü”yle pekiştirip her alanda ipleri eline geçirmek istiyor.

Bakalım sonu ne olacak?
http://www.ilk-kursun.com/2008/09/11...gucu-din-gucu/
----------------------------------------------------------------
80 darbesini yapanlar ve ürünleri[dinciler= dini kendi menfaatlerine alet edenler; siyasi(akp) ve sosyal(tarikat,cemaatler) kanadı] bu ülkeden silinmedikçe bu ülkeye huzur yok.