Cuma ’nın sözlük anlamı: Cumua kelimesi, Cem’a kökünden türemiş bir sözcük olup, toplamak, bir araya getirmek anlamına gelir. Burada ‘Yevmü-l Cumua’ , terkip/tamlama halinde olup Toplantı Günü demektir.

‘Cuma günü’ tarzında mânâlandırmak, Arapça iki kelimenin birini Türkçeleştirip birini yine Arapça bırakmak olduğundan, böyle bir uygulama hem yanlış olur hem de binlerce senedir olduğu gibi anlam saklanmış olur. Bu da bir çok yanlış inanç ve ameli beraberinde getirir.

Bugünkü Yevmü-l Cumua/Toplantı günü dediğimiz güne eskiden Araplar yevmül arube/yedinci cennet günü derlerdi. Peygamber efendimiz henüz hicret etmeden Yesrip (Medine’nin o zamanki adı)li Müslümanlar Es’ad İbnü Zurara ile birlikte toplanıp, namaz kılar ve istişarede bulunurlardı.

Yahudiler ve Hıristiyanlar haftada bir gün toplanıyorlar, bizde haftada bir toplanalım diye karar alıp toplanmaya başladılar.

Ve toplantı gününün haftanın altıncı günü (bize göre beşinci gün) olmasına karar verdiler.

Çünkü o gün Yesrip’te pazar kuruluyor; çevreden, yakın mesafelerden halk pazara geliyordu. Böylece toplantıya katılım daha çok olacaktı. İşte böylece yevmül arube, yevmül cümüa/toplantı günü oldu. Sonradan eski adıyla değil de yeni adı söylenir oldu. Asrı saadetten sonra maalesef kavram ve amacı yozlaştırıldı.

Cumaya/toplantıya katılmak kadın ve erkek, bedenen ve aklen sağlıklı her erişkin Müslüman’a farzdır. Zorunlu görevdir. Allah Cc.

Cuma Suresi, 9. âyette :

“Ey inananlar! Toplantı günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, Allah’ı anmaya koşun. Alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”



Cuma gününü kutsal hale getirenler konuya bu açıdan yaklaşırsa aslında toplantı gününün illa cuma günü olması gerekmediğini örneğin insanların tatilde ve zamanının bol olduğu Pazar günü de yapılabileceğini görebilirler.

Burada önemli olan toplantıdır. Perşembe gecesinin ya da cuma gününün kutsallığı değildir. Bu toplantının amacı, zikrullah/Allahı anmaktır. Bu görev, bu gün, adına hutbe /söylev dediğimiz bölüm olarak icra edilir.