Kuran’ı anlamanın ilk şartı doğru ve dürüst bir niyete/inanca sahip olmaktır.
Dünyanın en iyi Arapça uzmanı bile olsa, bu özelliğe sahip olmayan kimseler Kuran'ı gereği gibi anlayamaz. Bir sebebi Kuranda iman ararsak bulamayız. Keza Önce İman sonra Kur’an. Yoksa 10 defa okuduğumuzdan bile bir şey anlayamayız.
VE Kuran, “Ey Arapça bilenler” diye inmemiştir, “Ey iman edenler” diye hitap eder. Fakat bu düşüncelerim Arapça öğrenmeye mani değildir ve öğrenmemeye bahane teşkil etmemelidir. Okuyalım anlamını bilelim ve Arapçayı öğrenelim. Aklını kullanarak iman eden geçmiş atalalarını ve din bilginlerini putlaştırmayan zanna tabi olmayan ve dini sadece Allah'a has kılan müminler Kuran'ın mesajını anlarlar. Allah, onlara Kuran'ı öğretir.
Kuran'ı hakkıyla öğrenmelerinin sebeplerini yaratır. Aklını kullanmayıp heva ve heveslerine uyanlar, atalarını putlaştıranlar, zanni rivayetleri din edinenler, Allah'ın hükmüne başkalarını ortak koşanlar ömür boyu uğraşsalar da Kuran'ı anlayamaz. Ya da uğraşmayıp Biz kimiz ki kuranı anlayalım derler.
Ayrıca Kuran: Araplar için çoğul ifade olan "A'rab" إ'راب kelimesini kullanır ve Arap olmayanlar için ise "A'cem" إسيم kelimesinin çoğulu olan "A'cemin" إسيمين kelimesini kullanır Acemi (Acemiy) ve Arabi (Arabiy) kelimeleri ise sürekli olarak dil tanımında kullanılır.
Arap ve Acem kelimelerinin sonuna eklenen "i" harfi bu kelimelerin anlamını Arapça ve Acemceye çevirir. Nitekim Arabi kelimesinin geçtiği bütün ayetlere bakarsak hepsinin Arapça anlamına geldiğini göreceksiniz [12,2; 13.37; 16.103; 30.113; 26.195; 39.28; 41:3,44; 43,3; 46.12]. Aynı şekilde Acemi
Kelimesinin geçtiği ayetlerde de bu kelime, "yabancı dil" anlamında kullanılır [16.103; 41.44].
Din hakkında 2 kelime duyup ve öğrenip bunu hemen kendi lehine çeviren ve çevresinde saygı gören kişiler, yorumlarını dinleştirme adına aşağıdaki şu iddiayı ortaya atmaktadır.
_”Kur’an’ı siz anlayamazsınız Kuran Arapça değil Rab’çadır. Ancak bizler anlar ve anlatırız. Bu konuda söz sahipleri biz ve âlimlerimizdir.
_Bizler Allah’ın bildirmesiyle biliyoruz bunun adı da Rab’ça okumaktır.” denilmektedir.
Eğer Kur’an Rab’ça ise Rablere inmesi lazım ve hiçbirimiz Rab değiliz. Rablere hitap eden kitap bize niye insin? Rab’ça bir kitap insanlara bir şey anlatmaz, insanlara insanca gelen kitaplar yol gösterir.
Kur’an Rabbin kelamıdır. Ama Arapçadır Rab’ça değil. Ve Arapça oluşunun nedeni, gönderildiği toplumun kullandığı dil oluşundadır. Zaten Arapça konuşan bir topluma başka bir dille kitap göndermek elbetteki düşünülemezdi.Diller değişken vahiy sabittir. Arapça Yalın ve anlaşılır bir dil içermektedir. Kastedilen anlamda Rab’ça değildir. Keza ayetlere bakıldığında bu rahatlıkla anlaşılabilir. Övünür, yüceltirken bile Apaçık Şirke giren bir toplumda yaşamak oldukça üzücü bir durum!
[ Allah’ın(c.c.), vahyi, dini gönderdiği toplumun Arap dilini bilmeyenlerin o dili anlamaları mümkün olmadığı halde onları sorumlu tutması düşünülebilir mi? ]
Cevap: Allah vahyi hangi topluma göndermişse onların dili ile göndermiş ve bildirmiştir. Bkz:
(Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. / Kur'an-ı Kerim - İbrahim Suresi 4.Ayet


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
