Dinle beni sevdiğim...
Yüreğinle, tüm benliğinle...Sus ve sadece sessizce dinle...Sonra, beni sevmeyeceksen yine sevme!..Eğer gözlerin öyle içten bakmasaydı ve bakışların yüreğimi kanatmasaydı belki seni hiç sevmezdim...Ama gözlerin yıldızlar gibi aydınlattı yüreğimdeki karanlıkları ve bakışların nehir misali taşıdı sevgini yüreğime...Biliyorum anlamıyorsun söylediklerimi...Bir tek karşımda sen varken yüreğime söz geçiremediğimi bil...Ve seni, bugüne kadar hiç kimseye duymadığım bir sevgiyle sevdiğimi ve bununda elimde olmadığını anla... Dedim ya sessizce dur ve söylediklerimi dinle... Ama gözlerime bakma... Sen bana bakınca bir ateş alevleniyor içerlerde bir yerlerde nedendir bilmem... Anlasana konuşamıyorum işte gözlerini görünce... Yine anlamıyorsun öyle değil mi? Ya da benim elimde olan bir şey yok diyorsun kendi kendine... Benim de elimde olan hiç bir şey yok; umutsuz bir aşk rüzgârına kapıldım, yaratıcının mucizelerini bekliyorum... Hergün sana yeniden aşık olup, her seferinde kendime kızıp unutmalıyım diyorum; unutamıyorum... Ve bilmiyorum bu ne kadar böyle sürüp gidecek... Ne zamana kadar karşıma her çıkışında yüreğimde depremler olacak, yüreğime açtığın yara ne zamana kadar kanayacak... En kötüsü ne zamana kadar her gün uyandığımda beni sevmediğini bilip yeniden öleceğim... Kısacası yüreğime bir şeyler oldu senden sonra: Kanserden daha öldürücü, bıçak yarasından daha acı verici... Çaresi yokmuş bu derdin ya da mucize gerekiyormuş kurtulmam için... Ben mucize beklemekten sıkıldım. Biliyor musun artık mucizelere de inanmıyorum... Fark ettiğim bir şey var; insanlar ölmekten korkuyorlar... Oysa benim tek kurtuluşum o... Derdimden de, seni seven bu yüreğimden de kurtulma yolum, sonum o...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla