Refah ve Fazilet Partililerin yakından tanıdığı Zahit Akman’ın bir diğer adı da “Matbaacı Zahit”tir. Bu ismin konulmasının sebebi ise, partiye yakın kişilerin matbaa işlerini, kitap baskılarını, örgütlerin afişlerini, ağabeyinin matbaasında yaptırmasıdır.

Ancak Zahit Akman’ı sadece “Matbaacılık”la tanımlamak yetersiz kalır. Zira o; bir dönem Kanal 7’nin Ankara Temsilciliği’ni yapmış, ardından da ABD’ye gitmiştir. 28 Şubat sürecinde “ekrana sakallarıyla çıkmış” ve ilk şöhretini de orada yakalamıştır. Yeniçağ Gazetesi Yazarı Sabahattin Önkibar’ın deyimiyle, “Akman, Recep Tayyip’in kurşun askerlerinden biridir. Saygıda kusur etmez.”

Zahit Akman, AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte, “saygıda kusur etmemenin ödülü”nü RTÜK Üyesi olarak aldı. 13 Temmuz 2005 tarihinde TBMM tarafından RTÜK Üyeliği’ne seçildi. 2007 yılında ise, boşalan koltuğa AKP’nin önerisiyle oturtuldu. O günden bugüne de ilginç uygulamalara imza attı. Örneğin, içkinin ekranlarda görünmemesi için “el altından” çalışma yaptı. Bunlar basına sızınca, geri adım attı.

DİN TACİRLERİ AKMAN’I KORUYOR

AKP’ye hoş görünmek için TV’leri zaptu rapt altına almaya çalışan Akman, din taciri medyaya ise hep kıyak yaptı. Tıpkı Erdoğan gibi, onlara da saygıda kusur etmedi. Bu “hizmetleri” ise, Deniz Feneri Davası’nda adı geçen Akman için adeta “can simidi” oldu. Din taciri medya, Akman’ın adının geçtiği yolsuzluk davasında RTÜK Başkanı’nı can siparane savundu. Akman’la ilişkin her haber, “Akman’a atılan iftira” başlığıyla verildi.

YOLSUZLUĞU SAVUNAN ‘MEDYA’

“Al gülüm – ver gülüm” medyası, böylece yolsuzluğa kalkan olma işlevi de üstlendi. Öyle ki; Akman’a ilişkin hiçbir iddia, Başbakan’ın deyimiyle “özgür medya”da yer bulamadı. Örneğin, Zahit Akman’ın da bir dönem yöneticisi olduğu Rey Medya, Merkez, Atlas ve Etkin adlı şirketlerin belediye ile ilişkisi sorgulanmadı. Halbuki; “özgür medya” olmak, yolsuzlukların, hırsızlıkların ve kayırmacılığın üstüne gitmeyi gerektirir… Başbakanı ve şürekasını yalayıp yutmayı değil…

****

RTÜK Başkanı Zahit Akman, son günlerde hep Deniz Feneri Davası’yla gündeme geldi. Halbuki; Akman’ın “ticari faaliyetleri” Fener’le başlamıyor. Bunun daha öncesi de var. Örneğin, yöneticisi olduğu Atlas ve Merkez Limited Şirketi’nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilişkisi ayrı bir inceleme konusu.

İSMEK DE MASAYA YATIRILMALI

AKP’li İBB’nin 1996 yılında başlattığı İstanbul Meslek Edindirme Kursu (İSMEK) adı altında “Çıraklık Eğitim Merkezi” açtı. Bu kurslar, yasalara göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yönetmeliklerine tabi. Ancak İBB, yasal zorunluluğu bir kenara itti. “Bedava kurs veriyorum” gerekçesiyle, MEB’den izin almadı. Daha da ilginci; İBB 190 başlık altında verdiği kurslar için, İstanbul’da 200 adet yer kiraladı. Bu mekanların tüm masraflarını İBB ödedi. 2003 yılında ise “dışarıdan hizmet alınacak” kararı verildi. “İhale” Zahit Akman’ın da ortağı olduğu, Rey Medya’da kaldı. Rey Medya, böylece “dayalı – döşeli” 190 adet mekana sahip oldu. MEB Kanunu’nu uygulamayan Rey Medya, böylece KDV de ödemedi. Halbuki; aynı kursu veren ticari işletmeler, yüzde 8 oranında KDV’yi ödemekle yükümlüydü.

BAKANLIKTAN KORUMA KALKANI

Zahit Akman’ın şirketlerinin yarattığı “haksız rekabet” üzerine, ticari kursların sahipleri İçişleri Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık, İSMEK, İBB ve Rey Medya hakkında inceleme yapılmasına İZİN VERMEDİ.

Ticari kursların sahiplerinin, “İSMEK’te uzman eleman çalıştırılmıyor. Buralar denetlenmiyor” şeklindeki feryatlarını ise hiçbir medya kuruluşu görmedi. Hatta yine kurs sahipleri, “AKP’nin gazetelerine İSMEK’ten kaynak aktarılıyor. Öğretmen alacağız, denilerek ilan veriliyor belediye bütçesinden. Zaten alacakları kişiler de belli. Amaç gazetelere ilan parası aktarmak” diye günlerce çırpındı. “AKP’yi destekleyen merkez medya” bunları da görmedi. Onlar “AKP demokrattır, ilerecidir, Türkiye’yi AB’ye taşıyacak masalıyla geniş kitleleri uyutmayı ve yolsuzluklara çanak tutmayı tercih etti.

YANDAŞA KAYNAK AKTARMA

Ticari kurs sahiplerinin Rey Medya’yı kendi sektörlerinde teşhir etmesi üzerine, Akman’ın ortağı olduğu şirket, faaliyetine son verdi. Daha doğrusu “adını değiştirdi.” Rey Medya Atlas oldu. Şirketin isminin değişmesi birkaç kez daha tekrarlandı. Şirketler sırasıyla, Merkez ve Etkin adını da aldı. İhalelerde ise bir değişiklik yaşanmadı. Akman’ın ortağı olduğu şirketler İSMEK’e “hizmet vermeye” devam etti.

Akman’ın ticari faaliyetlerinin “matbaacılık”la sınırlı olmadığını, yukarıda da ifade etmiştik. İSMEK’e verilen “hizmet” bunlardan sadece biri. Akman’ın “ticari deha”sı, elimeze geçen bilgilere göre, “ülke sınırları”nı aşmış. Ve taa Almanya’daki Deniz Feneri e.V’ye dek uzanmış. Akman, ortağı olduğu şirketler aracılığıyla, Deniz Feneri e.V’yle irtibat içinde olmuş. Örneğin, Deniz Feneri ile irtibatlı olan Europan Food&Marketing GmbH adıyla 17.01.2003'te kurulan şirket, 02.06.2003 tarihinde Weiss Handels-und Investment GmbH olarak adlandırılmış.

AKMAN: TİCARİ DEHA ÖRNEĞİ!

Akman burada 16.04.2003 / 02.06.2003 tarihinde 84.350,00 Euroluk hisse sahibi olarak görünüyor. Akman durmuyor. İşler iyi gittiği için, 29.12.2004’te 200.000,00 Euroluk hissi artırımına gidiyor. Bu sırada şirketin genel müdürü de oluyor.

Bir diğer şirket olan Euro 7 Fernseh&Marketing GmbH’te ise Akman’ın 9.500,00 Euro hissesi var. 2001’de kurulan bu şirkete, 2003’te hisse artırımı yapılıyor. Akman hisse oranını artırmak için, 100 bin Euro daha koyuyor. Aynı şirketteki ortaklarından olan Kanal 7’nin sahibi Zekeriya Karaman, Mehmet Gürhan (şimdi DF sanığı) Mustafa Çelik ve İsmail Karahan’a da çeşitli oranlarda hisse devri yapılıyor.

İŞTE O İDDİANAME

Akman’ın ortakları arasında olduğu diğer şirketler ise Atlas Media Marketing GmbH
ve Europan Consuting&Marketing GmbH olarak geçiyor. Zahit Akman, buralarda da ortaklık dışında idari görevler üstleniyor.

İddialara göre, Almanya'da toplanan yardım paraları ya Gürhan tarafından, ya da görevlendirip yetkilendirdiği kişiler (Ermiş, Taşkan, Kurum) tarafından bankalardan “keş” çekiliyor, önce Türkiye'ye, oradaki Deniz Feneri'nin gayri resmi başkanı olan Zekeriya KARAMAN'a götürülüp teslim ediliyordu. O da parayı tekrar Almanya'ya, kurulan şirketlerin (Atlas Media, Weiss Handelsgesellschaft, Euro 7, Yeni Şafak ve European Consulting) sermayesi olarak havale ediyordu. Paralar da, Deniz Feneri'ne borç olarak gayri resmi muhasebeye geçiriliyordu. Kurulan şirketlerin sermayeleri bu şekilde finanse ediliyordu. (Almanya Deniz Feneri İddianamesi / sayfa 88)

CHP: BU BİR ÇÜRÜMEDİR

Doğrusu bu ilginç para trafiği ile Akman’ın ticari zekası bütünleştiğinde, ortaya çıkan tablonun, “buzdağının görünen yüzü” olduğu anlaşılıyor. AKP ve AKP’den faydalanan kişi ve kuruluşlar, bir yandan din istismarı yapıyor, diğer yandan ise “gemisini yürüten kaptan” misali servetine servet kapıyor.

CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a “Bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz?” diye sorduğumda, aldığım cevap aslında her şeyi özetliyor. Baytok şöyle diyor: “Tek kelimeyle çürüme ve yozlaşma. AKP sapır sapır dökülüyor. Başbakan mızrağın çuvala girmediğini gördükçe hırçınlaşıyor, hedef saptırıyor. CHP’yle kavga etmeye çalışarak, yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışıyor.”

ÇÜRÜRKEN ÇÜRÜTÜYOR

Baytok’un “çürüme” tespiti önemli… Zira; AKP çürürken, aynı zamanda çürütüyor da… Başbakan’ın son günlerdeki üslubu, bunun en önemli kanıtı değil mi? “Şerefsiz”le başlayan konuşma, “Alçak”la bitiyor...

N O T:
3984 Sayılı Kanuna göre, RTÜK Başkanı Akman'ın, başkanlık koltuğunda oturduğu süre içinde, herhangi bir ticari faaliyette bulunamaması gerekiyor. Akman ise iddialar karşısında, "RTÜK Başkanı olunca hisseleremi devrettim" diyor. Muhalefet ise, Akman'ın hisselerini hangi tarihlerde devrettiğini inceliyor.

Kaynak:http://www.gercekgundem.com/?c=56860

------------------------------------------------------------------

Pislik Borusu Patladı.Fışkırıyor heryerden