• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10

    Onay 2008 Ekonomik Buhranı ?

    Evet arkadaşlar bildiğiniz üzere dünyada hiçde küçümsenmeyecek derecede bir ekonomik kriz sözkonusu.

    Sizin görüşleriniz neler ?

    Dünyayı yeni bir Ekonomik buhran bekliyormu 1929 daki gibi ?

    Piyasaların durumu ne olacak ?

    Türk ekonomisini neler beklioyor,bildiğiniz gibi borsa 35 binlere kadar düstü.

    Dünyanın tarihinin en büyük iflaslarından biri yaşandı.

    Ve ingilterede önümüzdeki yıllarda 500.000 kişinin işsiz kalacağından bahsediliyor.




    1929 Dünya Ekonomik Bunalımı


    1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, 1929'da başlayan (etkilerini ancak 1930 yılının sonlarında tam anlamıyla hissettiren) ve 1930'lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir. Buhran, Kuzey Amerika ve Avrupa'yı merkez almasına rağmen, dünyanın geri kalanında da (özellikle de sanayileşmiş ülkelerde) yıkıcı etkiler yaratmıştır.
    Büyük Bunalım en çok sanayileşmiş şehirleri vurmuş, bu kentlerde bir işsizler ve evsizler ordusu yaratmıştır. Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş; tarım ürünü fiyatlarındaki %40-60'lık düşüş, çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir.[1] Talebin beklenmedik düzeyde düşmesi nedeniyle madencilik alanı buhranın en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur. Büyük Bunalım farklı ülkelerde farklı tarihlerde sona ermiştir.









    Büyük Bunalım Öncesi Yeryüzündeki Genel Durum


    1929 Bunalımı temelde Amerika’da borsanın çöküşüne ithaf edilse de; o yıllarda yeryüzündeki ekonomik koşullara, krizin büyüklüğü ve etkisine bakıldığında Büyük Dünya Bunalımı adını almayı hakettiği açıkça görülmektedir. Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. 1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülürse 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu tahmin edilebilir.
    Dünyayı bu denli etkileyen büyük bunalımı sebep ve sonuçları ile anlayabilmek için öncelikle I. Dünya Savaşı sonrasında dünyada oluşan ekonomik ve sosyal koşulları göz önünde bulundurmak gerekir.
    I. Dünya Savaşı dolaylı ya da doğrudan tüm dünyayı etkilemekle beraber, savaş sonrasında oluşan dünya tablosundaki en önemli figürler gerek yaşadıkları değişimler gerek dünya ekonomisine etkilerinden dolayı Amerika, İngiltere ve Almanya oldu.
    Savaşa kadar dünyada hegemonik güç sayılan İngiltere, kanayan bir ülke durumuna geldi. Savaş sonrası Amerika’dan alınan borçla yeniden kurulan altın standardıyla değer kazanan pound, İngiliz ihracatının azalmasına sebep oldu. Daha az ihracat daha fazla altının dışa akımına bu da yeniden borçlanmaya neden oldu.
    O yıllarda Almanya ise Amerika’nın savaş sonrasında geri istediği tazminat sorunuyla karşı karşıyaydı. Ekonomisi durma noktasına gelen Almanya, tazminat sorununa çözüm olarak para basmayı denedi. Bu para Amerika tarafından kabul edilmediği gibi Almanya’da hiperenflasyona neden oldu. Daha sonra tazminat sorunu 1924 yılında Amerika’nın önerdiği Dawes Planı ile çözülmeye çalışıldı. Bu planda Amerika Almanya’ya yeniden yapılanması için kredi verecek; yapılanmasını tamamlayan Almanya daha sonra tazminatını ödeyecekti.




    Büyük Bunalım Öncesi Amerikan Ekonomisi


    Amerika ise 1924-29 yılları arasında bir stabilizasyon devresi geçirdi. Edindiği ihracat fazlası ile dünyanın net kreditörü konumuna geldi. Bu esnada ülkede otomobil, yapı, elektrikNew York Borsası için geri çekmek durumunda kaldı. gibi yeni endüstriler gelişmeye başladı. Yeni gelişen endüstrilere talebin fazla olması borsanın spekülatif olmasına sebep oluyordu. Öyle ki 1928 yılında, Amerika verdiği kredileri
    1920’lerde borsa dışındaki ekonomik göstergeler oldukça iyi durumdaydı. Üretim ve işlilik oranı yüksekti. Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı. Bir çok insan hala aşırı derecede fakirdi ancak halkın büyük çoğunluğu hiç olmadığı kadar rahat ve varlıklıydı. Ancak o yıllarda Amerikalılarda minimum fiziksel eforu sarfederek zengin olma isteği hakimdi. İnsanların bu ruh hallerinin ve spekülasyonun ne derece hakim olduğunun kanıtı, 1926 yılında Florida’da meydana gelen gayri menkul patlamasıydı. Bu olay klasik bir spekülatif balonun tüm özelliklerini kendi içinde barındırıyordu.




    Florida Gayrimenkul Spekülasyonu


    Olay şöyle gelişmişti: Floridalılar bölgede kış şartlarının kuzeydeki eyaletlere göre daha iyi olmasına, taşımacılık problemlerinin çözülmüş olmasına dayanarak Florida’daki gayrimenkullerin değer kazanacağını düşündüler. Eyalette Florida’nın bir tatil cennetine dönüşeceği inancı hakimdi. Bu durumda o gün aldıkları toprakların gelecekte birkaç kat değerleneceğini düşünenler hiç de az değildi. Halkın büyük çoğunluğu bu inançla gayrimenkule yatırım yaptı. Ancak 1928 yılının 18 Eylül’ünde hiç hesapta olmayan bir tropik kasırga 400 insanın ölümüne. binlerce evin hasar görmesine ve tonlarca deniz suyunun yatları parçalayıp sokaklara taşmasına neden oldu. Satın alınmış olan gayrimenkuller satılmaya çalışıldı ancak değerinin çok altına bile satılamadı. Bu durum bir spekülatif balonun patlayışıydı.




    Krizin Sebepleri


    Büyük kriz öncesindeki atmosfere bir göz attıktan sonra krizin sebepleri ve gelişimi üzerinde durmak gerekir. Dünyayı etkileyen pek çok olay üzerinde olduğu gibi bu olayın da sebepleri üzerinde çok sayıda araştırmalar ve değişik yorumlar yapıldı ancak bunların genelinde yer alan ortak birkaç sebebi şöyle sıralayabiliriz:
    Birincisi; Amerika’daki şirketlerin mali güçleriydi. 1870li yıllarda Amerika’da irili ufaklı pek çok şirket varken I. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar karşısında küçük şirketler birleşmek zorunda kalmış ve savaş sonrasında tekeller oluşturmuşlardır. Öyle ki 1929 yılına gelindiğinde Amerikan ekonomisinin %50’si üzerinde söz sahibi olan holding sayısı 200 kadardı. Bu da tek bir holdingin bile iflasının ekonomiyi sarsmaya yeteceğini gösteriyordu.
    İkinci bir sebep de bankaların kötü yapılanmış olmasıydı. Bankaların sermaye esaslarını, rezerv ve kredi oranlarını belirleyen yasalar yoktu. Örneğin şirketlerin mali tablolarının güvenilirliğini sağlayan yasalar yoktu. Bu yüzden yatırımcı senedini aldığı firma hakkında yeterince bilgiye sahip olamıyordu. Yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.
    Üçüncü bir sebebin de, başkan Hoover yönetiminin ekonomi alanındaki tecrübesizliği olduğu söylenebilir. Bu düşüncenin savunucularına göre başkan Hoover yönetimi 20lerde hüküm süren liberal ekonomi anlayışına göre ekonomiye devlet müdahalesi yapmamayı uygun görmüştü. Ancak 29 krizine müdahale etmemenin toplumsal maliyeti çok büyük olmuştu. Daha sonraları başkan müdahaleye karar verdiğinde ise hem çok geç olmuştu hem de müdahale başarılı değildi. Örneğin devlet bütçesini dengelemek için devlet harcamalarını kısması ve vergileri arttırmasının işsizliğe sebep olduğunu ve bunun da insanların satın alma gücünün azalmasına ve fiyatların düşmesine neden olduğu savunuldu. Hükümetin tecrübesizliğinin bir diğer göstergesi de altın standardına bağlı kalmakta ısrar edişiydi. Hükümet altına bağlı olmayan para basmayı reddederek sıkı bir para politikası izledi ve piyasada para bulunmayınca ekonomik faaliyetler durdu, reel sektör küçüldü. Bu da daha fazla işsizlik, daha az gelir demekti.
    Vurgulanması gereken son sebep ise; başta da belirtildiği gibi Amerika’nın dünya üzerindeki net kreditör olmasıydı. Bunun yanında I. Dünya Savaşı sonrası Almanya ve İngiltere’den istediği tazminatların altın olarak ödenmesini talep ediyordu. Ancak yeryüzündeki altın stoğu yetersizdi ve varolan stoğu da zaten Amerika kontrol ediyordu. Bu sebeple de bahsedilen tazminatların ve kredilerin mal ve hizmet olarak ödenmesi denendi ancak bu da Amerika’nın kendi mal ve hizmet sektörünü vurdu. Son çare olarak gümrük duvarları koyma yoluna gidildi ancak bu da yalnızca dış ticareti küçülttü. Sonuçta Amerika hesapsızca vermiş olduğu kredileri geri alamadı.




    Krizin Patlak Verişi: Kara Perşembe


    New York Borsası 1928 yılının başından 29 yılı Ekim ayının başına kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç oranı getiriyordu. Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde, yukarıda sayılan sebepler doğrultusunda borsanın ilerlemesi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşmüştü. Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kağıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı ve “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurdu. 1929 yılının fiyatlarıyla 4.2 milyar dolar yok oldu. 29 Ekim 1929 gününün fiyatlarına bakıldığında bir yıl öncesinin karının bile sıfırlandığı görülür. 21-29 Ekim 1929 tarihleri arasındaki fark Dow Jones sanayi ortalamasının 328’den 230’a düştüğünü gösterir. Bu süreçte 4.000 kadar banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok olmuştur. Bu insanlar açlığa sürüklendi ve sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar. Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nevi değiş-tokuş ekonomisine geri döndüler. İnsanlar maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybettiler. Bunalımın etkileri II. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir periyodda devam etti.



    Roosevelt ve "New Deal"


    Amerikan halkı bu büyük çöküşün faturasını Hoover yönetimine çıkardı. Bir sonraki seçimde Hoover’ın başkan seçilmeyeceği aşikardı. Onun yerine adını verdiği programla ekonomik sistemde köklü değişiklikler vaadeden Roosevelt seçildi. Roosevelt “ New Deal” ı 1930-37 yılları arasında uygulama fırsatı buldu. Başa geldiği 1933 yılı bunalımın etkilerinin en fazla hissedildiği yıllardan biriydi. Ekonomide karlılık çökmüştü. Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü. Roosevelt böyle bir dönemde hem sosyal hem ekonomik anlamda bir reform niteliği taşıyan programıyla ve büyük yetkilerle başa geçiyordu. Amerikan ekonomisi tarihinde ilk kez devlet müdahalesine maruz kalıyordu.
    Roosevelt işe bankacılık sektörüyle başladı. O sıralarda sektörde likidite düşük olduğundan altın ve döviz kuru bizzat başkanlık tarafından kontrol ediliyordu. İlk kez Merkez Bankası kuruldu. Mevduatlar devlet güvencesine alındı. Bankacılık sisteminin düzeltilebilmesi için 500 kadar yeni düzenleme yapıldı. Reel sektörde de karlılığın arttırılmasına karar verildi. Devlet kendi kontrolü altında olmak kaydıyla sanayicilerin yüksek fiyat uygulamalarına izin verdi ve yine bu amaca uygun olarak üretim sınırlandı. Talep sorunun çözmek için de, devlet yüksek sayılabilecek bir düzeyde minimum reel ücretleri belirledi. Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı. Tarımda da bir takım yeni programlamalar yapıldı. Ancak bu programlar bazı yönlerden birbirleriyle çelişir durumdaydı. Devlet bir taraftan fiyatları yüksek tutmak için üretim kotası koyarken diğer taraftan da ne üretirlerse üretsinler belli yükseklikte bir fiyata bunları almayı vaad ediyordu. Bu da çiftçilerin daha fazla üretim yapmak istemelerine neden oluyordu. Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı. Devlet müdahalesine karşı olan sanayicileri küstürmemek için özel sektörün ilgilenmediği büyük yatırımlar gerektiren alanlarda harcama yapılıyordu. Bu sektörlerde açılan iş alanlarıyla da işsizliğin azaltılmasına ve talebin arttırılarak düşük talep sorununun çözülmesine çalışılıyordu.
    Genel anlamda “New Deal” programına bakıldığında çok da başarılı bir program olmadığı görüşü hakimdir.Devlet harcamalarının ekonomiyi canlandırmaya yetmediği,devletin ekonomideki payının da artmadığı ve yeni yatırımların yetersiz kaldığı bilinir.




    Bunalım Sonrasında Almanya


    Depresyonu yenerek tam istihdama ulaşan ilk sanayi ülkesi, Almanya'dır. Almanya, enflasyonsuz orijinal finansman yöntemleriyle iç piyasayı canlandırmayı başarmıştır. Ancak dünya pazarları Almanya' nın ihracatına açık değildi. Alman fabrikalarına sürüm alanları temin etmek ve hammadde bulmak gerekiyordu. Güney Amerika, Orta Avrupa, BalkanlarTürkiye serbest dövizle mal almakta ve satmakta güçlük çekiyorlardı. Almanya,direkt serbest döviz transferi olmaksızın malın malla mübadelesini gerçekleştirmek imkanını sağlayan bir counter-trading modelini benimsedi serbest döviz piyasalarında ihracat mallarına uygun fiyatla alıcı bulamayan memleketlerin müşterisi durumuna geçti. Tarım ekonomilerinin ihracat mallarını yüksek bedelle satın aldı ve onlara kendi sanayi ürünlerini sattı. Planlama ve benzeri yöntemlere başvuran ABD ile Fransa gibi demokrasiler ılımlı çözümlere yönelirken, Almanya'da işsizler nazi totalitarizminin çılgınlıklarına kapıldılar. Böylece bunalım, İkinci Dünya Savaşı'nın başlıca nedeni olacaktı.



    ve Türkiye'ye Etkileri


    Türkiye 1929 bunalımı karşısında,kalkınmasını sağlayabilmek için ihracat ve ithalatını artırmak zorundaydı,Türkiye Cumhuriyeti bunu sağlayabilmek için çeşitli politikalar izledi.
    Türkiye 1933' de dış ödemelerde uygulamasına başlanan kliring ve takas sistemini uyguladı. Bilindiği gibi, kliring sistemi malını alanın,malını alma ilkesine dayanır. Bu sistemde ithalat ihracata bağlandığından, ihracat teşvik edilmiş olur. Nitekim,Türk Hükümeti mümkün olduğu kadar bütün ülkelerle kliring ve takas anlaşması yapmaya çaba harcadı ve Türkiye ile ticaret ve ödeme anlaşması yapan ülkelerden,ithalata öncelik tanıdı. Ayrıca ihraç mallarının standardizasyonuna önem verilerek ,ihracat bu yönden de teşvik edildi 10 /06/1930 tarih ve 1705 sayılı Kanun ile Hükümete tedbir alma yetkisi verilerek,ihraç edilen fındık ve yumurtadan başlayarak ,ihraç mallarında kalite konturulüne gidildi. Önceleri çeşitli merciler tarafından yürütülen bu iş 1934' te kurulan Türkofis' e devredildi. Ofise,kontrol ve teftiş görevi yanında piyasa araştırmaları yapma uluslar arası ticaret ve ödeme anlaşmalarını hazırlama görevi de verildi.
    Halen dünyada yaşanmış olan en büyük kriz 1929 Krizi’dir. Bu krizin dünyayı en az I. Ve II. Dünya Savaşları kadar etkilediği de açıktır. Büyük bunalımın yol açtığı 1930’lar dünya tablosuna bakıldığında ekonomik krizlerin bazen insanlık tarihini etkileyecek boyutlara varabileceği rahatlıkla görülebilir. Bu yüzden ekonomik krizlere yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal hatta politik bir olgu olarak da bakılmalıdır.


  2. #2
    DELİASENA toroslar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    6
    Dünyada bikaç yıl içinde ekonomik kriz bekleniyor. Umarım ülkemiz bu süreci iyi takip eder ve ona göre tedbirlerini alır. en büyük sıkıntımız cari açık. bütçeye para kaynağı olması için özelleştirmey gittik 2002 den bu yana. tartışmalara neden oldu bazı kurumlarımızın satılması. buna rağmen cari açık hızla büyüyor. ..
    kısacası CARİ AÇIK için artık tedbirler alınmalı, olası dünya krizi patlak verirse bizim gibi gelişmekte olan ülkelere oluyor olanlar

  3. #3
    bitlikral adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2004
    Mesajlar
    2,086
    Karizma Gücü
    0
    Likidin para kazanma süreci başlıyor borçlanırken çok iyi düşünün mümkün oldugu kadar likitte kalın.Paranın para kazanma dönemine türkiye yatırımcısı alışık oldugundan çok yabancılık çekmiyeceğiz.
    o simdi susuyor

    El feneriyle küçük hırsızlıklar,denizfeneriyle büyük hırsızlıklar yapılır ancak ikisine AMPÜL lazımdır.


    http://video.google.com/videosearch?...mi&emb=0&aq=f#

  4. #4
    www.TurkForum.net
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    10,943
    Karizma Gücü
    10
    2008 yılı itibariyle tarihe tanıklık ediyoruz arkadaşlar... Amerika'nın en büyük bankası batmış durumda !..

    2009 yılı için birçok önde gelen ekonomist "kayıp bir yıl" olarak nitelendirmelerde bulunuyor.

    Gelelim küçük yatırımcılara, bu tarz dönemlerde altın en önemli yatırım aracı olarak göze çarpar. Ancak gelecek dönemim parlayan yıldızı "Dolar" olacaktır.

    Saygılarımla ...
    Tüm Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll
    ²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³









    Dünyadaki en büyük değişimleri gerçekleştirenler, değişime önce kendilerinden başlayanlardır... (G. B. Shaw)

    Memnun değilsen Değişime Yardımcı Ol !..
    Fikir üret ki, Şikayet Etme Hakkın Olsun.

  5. #5
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    Neden se ben bu krize seviniyorum.Eeee hep krizi bizmi yaşıyacaz.Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste demişler. Amerikalılara az bile bu yaptıklarının yanında....
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  6. #6
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı abdullahbirisi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Neden se ben bu krize seviniyorum.Eeee hep krizi bizmi yaşıyacaz.Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste demişler. Amerikalılara az bile bu yaptıklarının yanında....
    Hocam yeni bi keynes çıkarırmı bu kriz

  7. #7
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    ABD'nin ünlü sigorta şirketi AIG'e 85 milyar dolarlık kredisi üzerine dünya borsaları kısmen rahatlarken, Rusya borsasında dün yaşanan panik bugün de devam etti.

    Moskova borsası OPEC'in petrol fiyatının 86 dolara indiğini açıklamasının ardından yeniden düşüşe geçti ve öğlen saatlerinde bugün işlemlerin durdurulduğu açıklandı.

    Rusya'da dün yüzde 17'nin üzerinde bir düşüşle kapatan borsada MICEX endeksi güne yükselişle başlarken, RTS endeksi düşüşle başladı.
    Ancak sadece bir kaç saatliğine sona eren dünkü panik havası öğlen saatlerinde yine borsaya hakim olmaya başladı ve panik satışları arka arkaya gelmeye başladı.

    Rusya'nın en büyük bankası Sberbank hisselerinin yüzde 26 oranında değer kaybettiği borsada hem MICEX hem de RTS endeksinin de yüzde 10'luk düşüş göstermesi üzerine yerel saatle 12.51'de tüm işlemler durduruldu.

    Bu arada Rus Nezavisimaya gazetesi bugünkü sayısında hükümetin istikrar fonundaki birikimleri şirketlerinin hisse senetleri için harcamayı planladığını ancak bunun çok riskli bir durum olduğu belirtilerek, Rus borsasının dış piyasalardan çok fazla etkilendiği kaydedildi.

    Rus ''Gazeta'' gazetesi de Rus borsasına tam bir panik havasının sahip olduğunu belirterek, ''Moskova Borsası 18 mayıstan beri yüzde 50'nin üzerinde değer kaybetti, Ancak buna rağmen Rusya Borsasının son yıllardaki gelişme hızı hem Avrupa hem de ABD'ninkinden daha fazla. Bu düşüş Rusya borsası için kritik bir durum oluşturmuyor'' görüşleri savunuldu.

    Ülkenin resmi gazetesi sayılan ''Rossiyskaya Gazeta'' da borsadaki düşüşün uluslararası borsaların düşüşünün arından meydana geldiği belirtilerek, ''Borsada düşüş yaşayan şirketlerin sahipleri kendi hisselerini satın almaya başladı. Lukoil'in sahibi Vahit Alekperov ve Yardımcısı Leonid Fedun sadece bir gün içinde şirketlerinin 1 milyar rublelik (yaklaşık 400 milyon dolar) hissesini satın aldılar. Severstal şirketi de 400 milyon dolarlık hisse senedi alımı yapacaklarını açıkladı'' ifadelerine yer verildi.
    Rusya'nın saygın ekonomi gazetelerinden Kommersant'ta da bugün konuyla ilgili yayımlanan haberde, Rus borsasındaki düşüşün başlıca nedeninin ABD'deki sorunlar olduğu savunuldu ve gelecekte yaşanılabilecek en kötü senaryo konusunda da şu görüşlere yer verildi:

    ''Rus şirketlerinin hisse senetlerin düşüşü bu şirketlerin kredi bulmasını engelleyecek ve bir çok büyük şirket iflasla karşı karşıya kalacak. Borsanın düşüşünü devlet önleyebilir. Başbakan Vladimir Putin, dün yaptığı açıklamada yatırımcıları sakinleştirmeye çalışarak, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası'nın borsayı ayakta tutmak için 475 milyar ruble (18 milyar 482 milyon dolar) harcadığını vurguladı.''

    Rusya'da piyasaya sağlanan 44 milyar dolarlık girdiye rağmen borsadaki düşüş devam edince, işlemler durduruldu. Uzmanlar, uluslararası mali krizle birlikte, petrol fiyatlarında yaşanan gerileme ve Gürcistan savaşının Rusya'yı on yıl önce 1998'de yaşanan krize benzer bir sorunun eşiğine getirdiğini kaydediyor.

    Dün yüzde 17'lik düşüşle şok yaşayan ruble bazlı Micex indeksi, sabah saatlerinde yüzde 7'lik kazanca ulaştı. Ancak akabinde yeniden düşüşe geçti. Yüzde 10'lara varan kaybın yaşanmasının ardından saat 12.10'dan itibaren işlemler durduruldu. Dolar bazlı RTS indeksinde de 6,4'lük düşüşün ardından işlemler durduruldu. RTS indeksi 1.058 puana gerilerken, Micex indeksi de 853 puana düştü.

    Maliye Bakanlığı'nın 1,13 trilyon ruble (44 milyar dolar) Sberbank, VTB ve Gazprombank verdiği borç da borsanın düşüşünü durduramadı. Bugün gerçekleşen işlemlerde Sberbank yüzde 6,1 değer kaybederken, VTB de yüzde 14'lük en büyük kaybını yaşadı. Maliye Bakanı Aleksi Kudrin bu üç bankanın diğer bankaları da finanse etmesi için ana bankalar olarak belirlediklerini kaydetti.

    AA

  8. #8
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Küresel ekonomi korkutuyor



    Eylül 2008 Merrill Lynch Fon Yönetileri Araştırması'na göre, 10 yatırımcıdan altısı küresel ekonomide küçülme bekliyor...
    Küresel finans piyasalarında koşullar giderek krize dönüşürken, dünya ekonomisine ilişkin yavaşlama beklentileri yerini küçülme kaygısına bırakıyor.

    Eylül 2008 Merrill Lynch Fon Yönetileri Araştırması, 10 yatırımcıdan altısının küresel ekonomide negatif büyüme (küçülme) beklediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre küresel bazda ekonomik durgunluk beklentisi hızla tırmanırken riskten kaçış en yüksek noktaya ulaştı. 5-11 Eylül arasında yapılan küresel araştırmaya toplam 641 milyar dolarlık varlık yöneten 186 fon yöneticisi, bölgesel araştırmaya ise yönettiği varlıkların toplamı 416 milyar dolar olan 162 fon yöneticisi katıldı. Merrill Lynch araştırmanın, Taylor Nelson Sofres (TNS) şirketinin desteği ile yürütüldüğünü kaydetti.

    KÜRESEL EKONOMİNİN GELECEĞİNE İLİŞKİN KORKULAR
    Araştırma sonuçlarına ilişkin Merrill Lynch'ten yapılan açıklamada, Eylül ayı araştırmasına katılanların yüzde 61'inin gelecek 12 ay içinde durgunluk olacağına inanmasının, küresel ekonominin geleceğiyle ilgili korkuları açık şekilde ortaya koyduğu hatırlatılarak şu değerlendirmede bulunuldu:

    "Bu korkuların yansıması sonucu yatırımcılar bugüne kadar görülmemiş bir boyutta riskten kaçış psikolojisi içine girdiler ve araştırmanın Risk ve Likidite sepeti de son on yılın en düşük düzeyine indi. Araştırmaya katılanların, Ağustos ayına kıyasla ikiye katlanan yüzde 39'luk bir kesimi ortamı, olumsuz olarak değerlendirirken likidite (pazar derinliği ve alım satım kolaylığı) durumu da giderek kötüleşti. Güven ortamına kaçışa dikkat çeken araştırmaya göre yatırımcıların tahvil portföyleri son on yıldır ilk kez gösterge üstü pozisyona geçti."

    Merrill Lynch Avrupa Hisse Senedi Piyasaları Baş Stratejisti Karen Olney, değerlendirmesinde "Yatırımcılar, ortada durgunluk tehlikesi varken ve bankacılık sistemi bu kadar baskı altındayken enflasyonu önemsemiyorlar bile. Açık bir şekilde para politikalarının çok sıkı olduğunu ve faizlerin aşağı çekilmesi gerektiğini belirtiyorlar" dedi.


    AVRUPA PAZARINA KARŞI TAVIR KÖTÜLEŞİYOR
    Açıklamada beklentilerin 2001 yılında görülen alt seviyelere indiğinden Avrupalı yatırımcıların enflasyon konusundaki görüşlerinin de radikal biçimde değiştiği vurgulanarak, "Haziran ayında yüzde 32'lik bir kesim önümüzdeki 12 ay içinde enflasyonun artacağını öngörüyordu. Şimdi ise yüzde 69 enflasyonun düşmesini bekliyor. Dolayısıyla Avrupa Merkez Bankası'nın faizleri indirmesi yönünde iştahlar artmış durumda. Katılanların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 65) Avrupa'daki para politikalarının çok sıkı olduğu inancında ki böyle düşünenlerin oranı Ağustos ayındaki yüzde 36'ya göre hayli artmış durumda" denildi.


    GELİŞEN PİYASALARDA DEĞİŞİM
    Açıklamada düşen emtia fiyatları, küresel büyüme endişeleri ve gelişen piyasa ekonomilerinde ortaya çıkan enflasyon korkuları nedeniyle yatırımcıların gelişen piyasaların hisse senetlerinde 2001 yılından bu yana en düşük gösterge altı pozisyonlara kaydıkları belirtildi. Bu konuda Merrill Lynch Yerel Piyasalar Stratejisti Benoit Anne "ABD'deki finansal kuruluşların devasa boyuttaki problemleri, gelişen piyasaların para birimleri üzerinde olumsuz etki yapıyor. Bu son olaylar büyük ihtimalle daha da büyük bir riskten kaçışa neden olacak ve gelişen piyasaların para birimlerinde keskin düzeltmelere neden olacak" görüşünü savundu.

    ANKA

  9. #9
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ''mali krizin en kötüsü hala önümüzde duruyor'' dedi.

    Strauss-Kahn, Körfez ülkeleri ekonomi bakanları ve merkez bankası yöneticilerinin katıldığı toplantının ardından yaptığı açıklamada, kriz risklerinin dünya ekonomisinde tartıldığını, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin direnç işaretleri gösterdiğini söyledi.

    Mali krizin en kötüsünün hala ileride durduğunu ifade eden Strauss-Kahn, ileriki aylarda ve haftalarda diğer belli başlı mali kuruluşların da güçlükle karşılaşabileceğini belirtti.

    Yaşanılanın ciddi bir mali kriz olduğuna işaret eden Strauss-Kahn, bugünlerde risk ve belirsizliklerde artış yaşandığını, ancak dünya ekonomisinin 2009 yılında yenilenmeye başlayacağını söyledi.

    Strauss-Kahn, yaşananların reel ekonomiye etkilerinin önemli olduğunu, reel ekonominin ise gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde oldukça direnç gösterdiğini kaydetti.

    AA

  10. #10
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Sıra İngiltere'de mi?
    +

    Ekonomisinin önemli bir bölümü finans sektörüne dayalı olan İngiltere'de, konut kredisi kurumları da zor durumdalar.

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in, Bradford & Bingley's başta olmak üzere, bazı yerel konut kredisi şirketlerinin mali güç notlarını düşürdü.

    Moody's, İngiltere'de, konut kredisi veren bu kurumların, kayıplarının arttığını ve sermaye toplama zorluğu içinde olduklarını bildirdi.
    Kredi notlarındaki indirimin, muhtemel bir krizin habercisi olabileceği belirtiliyor.

    İngiltere'nin en büyük konut kredisi sağlayıcısı olan Halifax'ın da, mevcut küresel krizden olumsuz etkilenebileceği vurgulanmıştı.

    Bu arada, Halifax'ın sahibi olan olan HBOS grubunun, rakip Lloyds ile birleşme görüşmelerine başladığı belirtiliyor.

    Uzmanlar, ABD'deki konut sektörü kredisi veren kurumların zor duruma düşmelerinin ardından, milli gelirinin önemli bir kısmını finans sektöründen sağlayan İngiltere'deki zor durumdaki konut kredisi kurumlarının ekonomiyi sıkıntıya sokabileceğine dikkat çekiyorlar.

    İngiltere ekonomisinin muhtemelen şimdiden bir ekonomik durgunluk içinde olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, ekonominin gelecek finansal dertlerden kurtulması için İngiltere Merkez Bankası'nın hızla uyguladığı faiz hadlerini düşürmesi gerektiğini vurguluyorlar.



    HBOS GRUBU, LLOYD İLE BİRLEŞME GÖRÜŞMELERİNİ DOĞRULADI
    İngiltere'nin en büyük konut kredisi sağlayıcısı durumundaki konut kredisi sektöründe faaliyet gösteren HBOS grubu, rakip şirket Lloyds ile birleşme görüşmelerine başladığını doğruladı.

    AA

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •