• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
48 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #FF0000'>Kutadgu Bilig</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-03-2008
    Mesajlar
    5,139
    Karizma Gücü
    6

    Başarısız Demokrasimizin Kara Günü

    Demokrasimizin kara günü!


    Tarih: 16 Eylül 1961 Cumartesi. Yer: İmralı Adası. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara bir günü. Demokrat Partili Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu İmralı Adası'nda idam edilmişlerdi. 47 yıl önce idam edilen Polatkan ve Zorlu'yu rahmetle anıyoruz.


    27 Mayıs 1960'da "Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dahilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır." diyerek ülke yönetimine el koyan ordu, seçimle iktidara gelmiş olan Demokrat Partili siyasetçileri ülkeyi buhran ve felakete sürüklemekle(!) suçlayarak, bir yıl 3 buçuk ay süreyle Yassıada'da yargılamış ve Başbakan Adnan Menderes, Bakanlar F.Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı idama mahkum etmişti. Ezanı Türkçeden Arapçaya çeviren Başbakan ve iki yakın kurmayı; "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren tağyir ve tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1′inci maddesi hükmünce" ölüm cezasına çarptırılmıştı. Bu üç siyasetçinin dışındaki idamla yargılanan DP'lilerin cezaları ise oy birliğiyle müebbet hapse çevrilmişti. Halbuki ihtilali gerçekleştiren subaylar daha fazla idam istiyordu. Bu yüzden ciddi tartışmalar yaşanmıştı.

    Menderes'in iyileşmesini beklemediler

    İnfazların gerçekleşeceği 16 Eylül Cumartesi günü Başbakan Adnan Menderes hastaydı ve Yassıada'da tutuluyordu. Savcı onun infazını bir gün sonraya bırakmıştı. Zorlu ve Polatkan, Menderes'in iyileşmesini beklemeden o gün idam edileceklerdi.

    İnfazından önce ölüden bir farkı yoktu!

    Kara günde ilk olarak Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı infaz ettiler. Bitkin bir halde gardiyanların kolunda infazın yapılacağı yere getirilen Polatkan bütün reflekslerini kaybetmişti. Ölüm halindeki hasta nasılsa Polatkan da öyleydi. Kollarında olduğu gardiyanların desteğiyle ayakta duruyordu. Rengi sapsarı olmuş bir vaziyette okunan kararı dinlemişti. Ama kararı anladığı hiç sanılmıyordu. Dini telkinde bulunan imamı bile zor tasdik eden Polatkan'a gömlek giydirildi, elleri arkadan kelepçelendi… Cellat, imam, savcı ve idamı izlemeye gelen MBK üyeleri hazırdı. Elleri kelepçeli olarak gardiyanların kollarında sehpaya götürüldü ve cellat infazı gerçekleştirdi.

    Hasan Polatkan'ın geçmişi;

    1925 Eskişehir doğumlu olan Polatkan, Kırım Tatarlarındandı. İstanbul Siyasal Bilgiler Okulu mezunuydu. Fransızcayı iyi bilen Polatkan, Ziraat Bankası Müfettişliği yapmıştı. 8, 9, 10 ve 11 dönem Eskişehir Milletvekili olan Polatkan, Demokrat Parti'nin Maliye Bakanıydı.

    Heyecandan elleri titreyen celladına moral veriyordu!

    İdam edileceği salona getirildiğinde, infazını izlemeye gelen heyeti nazikçe selamlayacak kadar metanete sahip olan Fatin Rüştü Zorlu, okunan kararı dinledikten sonra, ailesine mektup yazmak için başsavcıdan izin istemişti. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli Dışişleri Bakanlarından birisi olan Zorlu'nun son isteği yerine getirilmişti. Aynı sayfada, hanımına, oğluna ve kızına mektup yazdı. Mektubunu bitirip başsavcıya teslim eden Zorlu, abdestini alıp son namazını da eda etti. İdama giderken dahi intizam gösteren Zorlu, abdest almak için çözdüğü kol düğmelerini bile iliklemişti darağacına çıkarken. Metaneti o kadar üst düzeydeydi ki, kendisine dini telkinlerde bulunan imamın Arapça telaffuzlardaki yanlışlarını dahi düzeltiyordu. Kendisine mektup yazmaya müsaade eden savcıdan da helallik alan Zorlu, infazına anlar kala son kez bir istekte daha bulundu ama bu isteği reddedildi. Ellerinin arkada değil de önden kelepçelenmesini isteyen Zorlu'ya bu talebinin kanunlara aykırı olduğunu söylediler. Bu cevabı olgunlukla karşılayan Zorlu'nun vefat etmeden önceki son tavrı akıllara durgunluk verecek derecedeydi. İdam sehpasına yardım almadan çıkan Zorlu, heyecandan eli titreyen cellada; "Oğlum, ne titreyip duruyorsun? İlmik senin değil, benim boynuma geçecek" diyordu. Son nefesinde kendisini idam eden devletine bağlılığını elden bırakmayan Zorlu, "Allah memleketi korusun, haydi Allahaısmarladık!" dedikten sonra ayaklarının altındaki sandalyeyi itmek işini de kimseye bırakmadan kendisi gördü…

    Fatin Rüştü Zorlu'nun geçmişi;

    1910 İstanbul doğumlu olan Zorlu aslen Artvinliydi. Galatasaray Lisesi'ni, Paris Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'ni ve Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitiren Rüştü Zorlu, 1933 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la evlenmişti. 1932'den başlayarak Dışişleri Bakanlığı'na bağlı çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1951'de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri oldu. 1952'de Büyükelçiliğe yükselerek Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'nda (NATO) Türkiye daimi temsilciliğine getirildi. Siyasal yaşama atıldığı 1954'te, ardından 1957'de DP'den Çanakkale Milletvekili seçildi. Adnan Menderes Hükümetlerinde Başbakan Yardımcılığı, (Mayıs 1954 - Kasım 1955), Devlet Bakanlığı (Temmuz 1957 – Kasım 1957) ve Dışişleri Bakanlığında (Kasım 1957 – Mayıs 1960) bulundu. 16 Eylül 1961'de asılarak idam edildi. Cenazesi, ölümlerinden 29 yıl sonra, 17 Eylül 1990'da İmralı Adasındaki mezarından alınarak İstanbul'da yaptırılan Anıtmezar'a nakledildi.

    http://www.habervaktim.com/haber/340...kara_gunu.html

    Devlet adamlarımızın katledilişini Milletçe lanetliyoruz.
    Bu mesaj en son " 16.09.08 " tarihinde saat 22:54 itibariyle TF Haber Sorumlusu 5 tarafından düzenlenmiştir... Neden: foto
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic389535_2.gif

    Rehber Kur'an Hedef Turan

    Türk Dünyası ve Türkiye, Hz. Muhammed (SAV) Gibi bir Önder Arıyor

  2. #2
    .ihtiyatname. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    4,387
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Sanırım tüm forum lanetlemiş..
    ..Müjgan'ı unutmak, Müjgan'ı sevmemek..

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    455
    Karizma Gücü
    0
    Tek Partili siyasi demokrasi ve özgürlük denir bunun adına..

  4. #4
    Kalemşör adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2008
    Mesajlar
    2,743
    Karizma Gücü
    5
    Darbeci zihniyetin canı cehenneme...
    "Ey türk faşisti!

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinezidir.

    Muhtaç olduğun kazma, balta, sopa, demir çubuklar, halk partisinin ambarlarında mevcuttur."

    Aziz Nesin, 1948

  5. #5
    Dr.House adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-08-2008
    Mesajlar
    777
    Karizma Gücü
    0
    1950’de ilk hükümet programında “tutan” ve “tutmayan” devrimler ayrımını getirerek

    “tutmayan” devrimlerde ısrar edilmeyeceğini söyledi.

    1951’de İstiklal Mahkemesi hükümlülerine af getirdi..

    Devrim Yasaları’na muhalefet suçlarına uygulanan yaptırımları kaldırdı.

    1952’de başta Anayasa olmak üzere, hukuk dilini eski Osmanlıca haline geri çevirdi.

    Tarikat liderleri ile görüşerek gericilik üstündeki devlet baskısını yok etti.

    Parti grubuna “siz isteseniz hilafeti bile getirebilirsiniz” dedi..



    1954’te Köy Enstitüleri’ni kapattı;

    Türk aydınlanmasına ve Cumhuriyet’e en ağır darbeyi vurdu.

    Halkevlerini kapattı;

    Cumhuriyet Devrimi’nin ve aydınlanmanın bel kemiği olan toplumsal-yaygın eğitimi ortadan kaldırdı.

    Amerika’nın gözüne hoş görünmek için ilerici aydınlara saldırdı;

    Ünlü 1951 tutuklamalarında Rıfat Ilgaz, Fakir Baykurt, Bekir Yıldız, Aziz Nesin, Yaşar Kemal,

    Ruhi Su gibi nice aydın ve sanatçı, hapse girdi; işkencelerden geçti.



    Cumhuriyet Dönemi’nin ilk dış borcunu aldı.

    Toprak Reformu Yasası’nı yürürlükten kaldırdı;

    kırsal kalkınmanın ve gelirin artışını engelledi;

    bugüne dek süregelen bölgesel farklılık, göç ve terör sorunlarının kökenini yarattı.

    Cumhuriyet’in “üretim ve tasarruf” ekonomisini “tüketim ve dış alım” ekonomisi haline getirdi.

    İthal tüketimi özendirdi.

    Başta 1954 tarihli Petrol Yasası olmak üzere, dış ticarette yabancı sermayeye ayrıcalıklar verdi.

    Ulusal ekonomik bağımsızlığa ağır darbe vurdu.

    Cumhuriyet’in “sanayileşme” politikasından vazgeçti.

    Amerika’nın dayattığı tarım ekonomisi modelini kabul etti.

    Türkiye’yi tarım üreticisi haline getirmek amacını taşıyan Amerikan yardımını kabul etti.

    Cumhuriyet’in demiryolu ulaşımı politikasına son verdi;

    Amerikan otomotiv endüstrisinin çıkarı için sadece karayolları yaptı.

    Eskişehir Tren Fabrikası’nı kapattı.

    Böylece ülkeyi dış kaynaklı petrol enerjisine bağımlı hale getirdi.

    Yıllardır süren trafik katliamlarına yol açtı.



    Kayseri Uçak imal ve bakım Atölyesi’ni kapattı.

    Ordu gereçlerini ve silahı Amerika’dan aldı.

    Böylece, Cumhuriyet’in en çok önem verdiği yerli silah sanayiyi pazarsız bıraktı.

    Savunmayı dışa bağımlı hale getirdi.

    Nato’ya üye olmayı bile beklemeden, Türkiye’nin taraf olmadığı bir savaşa,

    Amerika’nın yanında Kore’ye asker gönderip binlerce gencin canına kıydı.

    Nato’ya üye olarak, Türkiye’yi soğuk savaşın ileri karakolu haline getirdi;

    Amerika’nın çıkarları uğruna komşuları ile karşı karşıya getirdi.

    1956’da bir iç ayaklanma durumunda, Amerika’nın Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı

    müdahale etmesine olanak sağlayan gizli-ikili anlaşmaları imzaladı

    1958’de Amerika’ya Türkiye coğrafyasında askeri üs kurma izni verdi.

    Ezilen uluslar Kongresi’nde Suveyş kanalını millileştirdiği için Mısır’a saldıran İngilizlerin tarafını tuttu.

    Dış politikada tam bir uydu görüntüsü çizdi.



    Yükselen muhalafeti ezmek için diktatörlük denemesine girişti.

    Kendilerine oy vermediği için Niğde’yi bölerek Nevşehir’i kurdu; Kırşehir ve Adıyaman’ı ilçe yaptı.

    Özerkliği ortadan kaldırıp üniversiteleri ve öğretim üyelerini Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlamak istedi.

    Karşı koyan öğretim üyelerine “kara cüppeliler” dedi ve görevlerinden aldı.

    Hakim ve Savcıları Bakanlık emrine almaya olanak sağlayan bir yasa ile yargı bağımsızlığına saldırdı.

    Ordudan gelen muhalif seslere “ben orduyu yedek subaylarla da yönetirim” diye yanıt verdi.

    Son olarak siyasi partileri denetlemek ve yargılamakla görevli,

    milletvekillerinden oluşan “tahkikat-araştırma komisyonları” kurdu.

    Millet Partisi’ni kapattı; CHP’yi kapatmaya kalkıştı.

    Kendilerine karşı en ciddi direnişi yaratan üniversite gençliğine şiddet uygulattı.

    28 Nisan 1960 günü Beyazıt’ta kendilerini kınamak için eylem yapan öğrencilerin üzerine

    ateş etme emri verdi;

    Turan Emeksiz adlı öğrenci, polis ateşi ile öldürüldü.

    Soruaşam hiç hata yaptınız mı?
    İnönü: Çok hata yaptım ama aynı hatayı iki kez yapmadım.







  6. #6
    <span style='color: #FF0000'>Kutadgu Bilig</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-03-2008
    Mesajlar
    5,139
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı Kalemşör tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Darbeci zihniyetin canı cehenneme...
    Ahirette Darağacında katledilen devlet adamlarımızın alınan canların hesabı sorulacak
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic389535_2.gif

    Rehber Kur'an Hedef Turan

    Türk Dünyası ve Türkiye, Hz. Muhammed (SAV) Gibi bir Önder Arıyor

  7. #7
    Kalemşör adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2008
    Mesajlar
    2,743
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Dr.House tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    1950’de ilk hükümet programında “tutan” ve “tutmayan” devrimler ayrımını getirerek

    “tutmayan” devrimlerde ısrar edilmeyeceğini söyledi.

    1951’de İstiklal Mahkemesi hükümlülerine af getirdi..

    Devrim Yasaları’na muhalefet suçlarına uygulanan yaptırımları kaldırdı.

    1952’de başta Anayasa olmak üzere, hukuk dilini eski Osmanlıca haline geri çevirdi.

    Tarikat liderleri ile görüşerek gericilik üstündeki devlet baskısını yok etti.

    Parti grubuna “siz isteseniz hilafeti bile getirebilirsiniz” dedi..



    1954’te Köy Enstitüleri’ni kapattı;

    Türk aydınlanmasına ve Cumhuriyet’e en ağır darbeyi vurdu.

    Halkevlerini kapattı;

    Cumhuriyet Devrimi’nin ve aydınlanmanın bel kemiği olan toplumsal-yaygın eğitimi ortadan kaldırdı.

    Amerika’nın gözüne hoş görünmek için ilerici aydınlara saldırdı;

    Ünlü 1951 tutuklamalarında Rıfat Ilgaz, Fakir Baykurt, Bekir Yıldız, Aziz Nesin, Yaşar Kemal,

    Ruhi Su gibi nice aydın ve sanatçı, hapse girdi; işkencelerden geçti.



    Cumhuriyet Dönemi’nin ilk dış borcunu aldı.

    Toprak Reformu Yasası’nı yürürlükten kaldırdı;

    kırsal kalkınmanın ve gelirin artışını engelledi;

    bugüne dek süregelen bölgesel farklılık, göç ve terör sorunlarının kökenini yarattı.

    Cumhuriyet’in “üretim ve tasarruf” ekonomisini “tüketim ve dış alım” ekonomisi haline getirdi.

    İthal tüketimi özendirdi.

    Başta 1954 tarihli Petrol Yasası olmak üzere, dış ticarette yabancı sermayeye ayrıcalıklar verdi.

    Ulusal ekonomik bağımsızlığa ağır darbe vurdu.

    Cumhuriyet’in “sanayileşme” politikasından vazgeçti.

    Amerika’nın dayattığı tarım ekonomisi modelini kabul etti.

    Türkiye’yi tarım üreticisi haline getirmek amacını taşıyan Amerikan yardımını kabul etti.

    Cumhuriyet’in demiryolu ulaşımı politikasına son verdi;

    Amerikan otomotiv endüstrisinin çıkarı için sadece karayolları yaptı.

    Eskişehir Tren Fabrikası’nı kapattı.

    Böylece ülkeyi dış kaynaklı petrol enerjisine bağımlı hale getirdi.

    Yıllardır süren trafik katliamlarına yol açtı.



    Kayseri Uçak imal ve bakım Atölyesi’ni kapattı.

    Ordu gereçlerini ve silahı Amerika’dan aldı.

    Böylece, Cumhuriyet’in en çok önem verdiği yerli silah sanayiyi pazarsız bıraktı.

    Savunmayı dışa bağımlı hale getirdi.

    Nato’ya üye olmayı bile beklemeden, Türkiye’nin taraf olmadığı bir savaşa,

    Amerika’nın yanında Kore’ye asker gönderip binlerce gencin canına kıydı.

    Nato’ya üye olarak, Türkiye’yi soğuk savaşın ileri karakolu haline getirdi;

    Amerika’nın çıkarları uğruna komşuları ile karşı karşıya getirdi.

    1956’da bir iç ayaklanma durumunda, Amerika’nın Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı

    müdahale etmesine olanak sağlayan gizli-ikili anlaşmaları imzaladı

    1958’de Amerika’ya Türkiye coğrafyasında askeri üs kurma izni verdi.

    Ezilen uluslar Kongresi’nde Suveyş kanalını millileştirdiği için Mısır’a saldıran İngilizlerin tarafını tuttu.

    Dış politikada tam bir uydu görüntüsü çizdi.



    Yükselen muhalafeti ezmek için diktatörlük denemesine girişti.

    Kendilerine oy vermediği için Niğde’yi bölerek Nevşehir’i kurdu; Kırşehir ve Adıyaman’ı ilçe yaptı.

    Özerkliği ortadan kaldırıp üniversiteleri ve öğretim üyelerini Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlamak istedi.

    Karşı koyan öğretim üyelerine “kara cüppeliler” dedi ve görevlerinden aldı.

    Hakim ve Savcıları Bakanlık emrine almaya olanak sağlayan bir yasa ile yargı bağımsızlığına saldırdı.

    Ordudan gelen muhalif seslere “ben orduyu yedek subaylarla da yönetirim” diye yanıt verdi.

    Son olarak siyasi partileri denetlemek ve yargılamakla görevli,

    milletvekillerinden oluşan “tahkikat-araştırma komisyonları” kurdu.

    Millet Partisi’ni kapattı; CHP’yi kapatmaya kalkıştı.

    Kendilerine karşı en ciddi direnişi yaratan üniversite gençliğine şiddet uygulattı.

    28 Nisan 1960 günü Beyazıt’ta kendilerini kınamak için eylem yapan öğrencilerin üzerine

    ateş etme emri verdi;

    Turan Emeksiz adlı öğrenci, polis ateşi ile öldürüldü.
    Bu uydurmaları nereden kopyaladın? Uydurmalardan bir tane örnek: Cumhuriyet döneminin ilk dıs borcunu Menderes degil Mustafa Kemal 1930'da aldı
    "Ey türk faşisti!

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinezidir.

    Muhtaç olduğun kazma, balta, sopa, demir çubuklar, halk partisinin ambarlarında mevcuttur."

    Aziz Nesin, 1948

  8. #8
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Türk siyasi tarihinde kara bir sayfa daha kara bir sayfayla kapatıldı. Bu yapılanları lanetlememek elde değil. Ama Menderes'i rahmet ve minnetle anmak da mümkün değil.

    Alıntı Kalemşör tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu uydurmaları nereden kopyaladın? Uydurmalardan bir tane örnek: Cumhuriyet döneminin ilk dıs borcunu Menderes degil Mustafa Kemal 1930'da aldı
    Uydurma mı? Köy ensitülerini de Atatürk kapattı değil mi? Hala bu yanlışın sancılarını çekiyoruz. Sadece bir yanlışına örnek...

  9. #9
    Kalemşör adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2008
    Mesajlar
    2,743
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Son_Mohikan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Uydurma mı? Köy ensitülerini de Atatürk kapattı değil mi? Hala bu yanlışın sancılarını çekiyoruz. Sadece bir yanlışına örnek...
    Benim örneğime niye cevap veremedin?
    Kaldı ki ben bu söylenenlerin coğunda yanlıs birsey görmüyorum
    "Ey türk faşisti!

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinezidir.

    Muhtaç olduğun kazma, balta, sopa, demir çubuklar, halk partisinin ambarlarında mevcuttur."

    Aziz Nesin, 1948

  10. #10
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,693
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Atatürk'ün yüce Devrimlerine karşı, karşı devrim yapmaya çalışanların asılmasını doğruydu. Fakat böyle olumlu sonucları oldugu gibi darbenin olumsuz sonucları daha ağır basıyor.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. “Aliye” Salı günü “Kurtlar” Perşembe günü yayınlanıyor.....
    2005 Konuları bölümünde DeepBLue7 tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 03.11.05, 14:16
  2. Tünelde ışık göründü, esnaf kara kara düşünüyor
    2005 Konuları bölümünde Harbiyeli tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.07.05, 21:58
  3. İstanbul'daki sağanak yağış pazartesi günü kara dönecek
    2005 Konuları bölümünde espriler tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 29.01.05, 22:33

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •