ne vakit düşünsem Seni, bariz
cennetle cehennem arasında bulunan
sınır hatlarının kaldırılması
güneşin eğilip bahçemdeki kardan adama dokunması
ya da kibrit çöpünün ömrünü kükürde adaması gibi
imkânsızlıklar furyası üşüşüyor aklıma
akıl sır ermiyor!
sigaramı hunharca öldürme niyetindeyken tam da
küllerimden doğan hüzn-ü anka kuşuyla karşılaşıyorum
meğer penceremin karşısındaymış kaf dağı
evvel zaman dâhilindeki masallardanmışım ben
hatta bir varmış hiç yokmuşum
okurlarım merakla mutlu son beklerken
aksine uyduruk kahramanlarımı ütopyamdan tek tek kovuyorum
ne garip şimdilerde bu kötücül şubat ayazının ağzından
kendi masalını dinlemekten bile ürküyor ihtiyar çocukluğum
ne vakit düşünsem Seni, istemsiz
cellâdın bizzat kurbanına sevdalanması gibi
olmadık şeyler geliyor aklıma
aklım başımdan gidiyor!
yokluğunun kaçıncı gecesindeyim
kaçıncı rüya bu henüz görmediğim
yalnızlığımın her daim kulak misafiri
belki de kale’mi içten fethetme çabasındaki sesinin
ruhuma mırıldandığı rumeli şarkılarıyla
asırlar önceki bir sabaha uyanıyorum sanki
boğazıma kadar battığım bu titanik faciasında
tarihin en büyük ayıbında
bilmemek değil öğrenmemek babında yani
sürgülerimi çekerek özüme kapanıyorum
anla işte günlerdir bilfiil işgalindeyim hayalinin
gemilerin karama oturuyor
delinin biri ateş ile barutu aynı cümlede kullanınca
birden tüm güverteler alev alıyor
mürettebat şaşkın!
ısrarla (tenimi)kuşatmayı sürdürüyorsun Sen
zaferin yakın çünkü darbelerin savunmamı azaltıyor
sonunda kalem düşüyor ellerimden!
o türküde söyleniyor ya hani, yar deyince
hayır sevgilim mümkün mü
unutur muyum isminin genzime akıttığı kokuyu
biliyorum saçların da sarı değil
ama sen suçlusun yine de
öyle ki tarifsiz esmerliğin dahi suçunu hafifletmiyor
artık şu radyoyu kurcalamayı keser misin?
bak küfürlerimin frekansı karışıyor
görüyorsun ya bütün geçmişimiz allak bullak
bizans da yüksek promilli bahar sarhoşluğuyla
neredeyse üzerimize yıkılacak!
peygamberlere parmak ısırtan güzellikte
meziyetli bir ******dir istanbul nihayetinde
belli olmuyor ki kimin altına yatacak
şehir malum rol icabı sevişmelerde
bacaklarını tereddütle aralarken
ikimiz de şehvetin ıslak sokaklarından geçiyoruz
çoğu ulusa yabancı bir lisan yerleşmiş dilimize
gün zarif kıyafetiyle (günah)davetimize teşrif edene dek
terbiyesizce konuşuyoruz
duvarlarım burada olmadığını iddia ediyor
inatla bağırıyorum ‘Seni seviyorum Sensizlik’ diye
odamdaki matem sessizliğinden 'ben de' cevabı çıkmayınca
öfkelenip bir bardak suda fırtınalar koparıyorum
ve bardağı taşıran son damla Sensin
haklısın insan bazı yalanlara gerçekten de(fazla) inanmak istiyor
ne acıdır ki biz asla kabullenmesek de
dünden bugüne, günden güne, göz göre göre
varlığın hikayemizin sayfalarından hızla eksiliyor
ne vakit düşünsem Seni, vakitsiz
akreple yelkovan bir daha rastlaşmamak için dua ediyor
saatler aleyhinde söylenip dururken
hayat nasıl da avucumdan kayıveriyor anlamıyorum
elbette ki yurdumdan gitmenin en kötü yanı
geride Sen'imi bırakmak
nefesinden uzağa attığım her adımda
iklimlerim takvimden şaşıyor
bulutlar dindiremiyor yağmurlarının sancısını
rüzgarı ise telkinlerimle sakinleştirebiliyorum ancak
dayanmışsın Sen çoktan viyana kapılarına
imparatorluğunun yüzölçümünü büyütüyorsun
yüzün ölçüsüz oysa
keza hakkınla elde ettiğin vücudumun eşiğindeki pozlarında
güzelliğin doğuyla batıyı aynı kareye sığdırıyor
mağrur orduların topraklarımı boydan boya zapt ederken
ben savaş meydanından (gönül)yaralılarımı topluyorum
defalarca vurdun da hâlâ ölmedim ya
benim asıl o zoruma gidiyor!
harfleri birbirine değmemeli bazı kelimelerin
a y r ı l ı k gibi örneğin…
-alıntı-


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


azaltalım hocam sigarayı 
,teşekkürler
ölim daha iyi