• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
33 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Jan
    Jan çevrimdışı
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    09-12-2007
    Mesajlar
    1,062
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Vahabilik Tehlikesi

    Bu Akımın kurucusu Muhammed bin Abdülvahhab 'dır.Şeyh Muhammed bin Abdülvehhab islâm dinini daha şekilci ve katı bir biçimde yorumlamıştır. Ona uyanlar Vehhabi diye anılmaya başlandılar. İslâmî bazı mes'elelerde ifrat gösteren ve dört hak mezheb hâricinde bir mezhepten olan bu akım , islami içinde gelenek olarak ortaya çıkmış olan tüm yorumları reddetmekte, en küçük görüş ayrılıklarını dahi dinsizlik addederek kendilerinden olmayan müslümanları dışlayarak kafir ilan etmektedirler.Bu mahluklar , İslâmiyetin terbiyesiyle tekemmül edememiş , Cahilliye dönemine âit bâtıl anlayışları kabul ve tasdik etmekle kalmamakla birlikte İslam Dünyasının başına büyük Musibetler , felâketler ve ihtilaflar yol açmışlardır.İslâm Dünyasın da Müslümanlara karşı büyük katliamlar ve yağmalar gerçekleştirmişlerdir.Zira , Vehhabi olmayan Müslümanları öldürmek ve mallarını yağmalamak onların inançlarının bir gereğiydi.

    Dört hak mezhepten olmayan bu akıma mensup ve müteallik olanlar , bâtıl anlayışları itibar ve biat ederek şahsi yorumlarını ve öğretilerini diğer müslümanlara kabul dayatmak için şiddet ve teröre başvurmaktadırlar.İslam ülkelerine Vehhabici anlayışı yaymak amacı ile yollanan din adamları ve oralarda yetiştirdikleri arsız ve edepsiz mahlukların müslüman toplumları yönetmek ve istedikleri şekilci hale kabule zorlamakdaki en büyük silahları ise , bulundukları toplum içerisine fitne sokmak , Cok yalan isnad etmek ve iftira atmaktan geçmektedir.Kalpleri körelten , onu hoşgörüsüz ve Adâvetli kılan bu mülevves düşünce tarzı ve akımına karşı bütün müslümanların dikkatli olması icâb etmektedir.
    Bu mesaj en son " 17.09.08 " tarihinde saat 17:21 itibariyle Jan tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    siyasal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-07-2006
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    6
    Ne acıdırki bugün Mekke Ve Medine Vahabi Emirlere bağlıdır.






    .
    Levent Kırca'nın Hükümetten Kimse Öldüğümde Cenazeme Gelmesin Söylemine Kulp Bulan Zevatlarrrrr
    AKP'nin şakşakçılığını yapanlar

    Şehit Aillerinin "SAYIN ERDOĞAN'ı protesto etmesine ve Şehit Cenazelerinden Kovmasına da Kulp bulabildiler mi ?
    Biran önce bulun da "Gazınızzz" gitsin ...

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-04-2008
    Mesajlar
    2,234
    Karizma Gücü
    0
    yazdıklarınızın ne kadarı doğru bilemiyroum ama doğruluk payı olduğuna inanarak böyle bir toplum müslüman olmaz bence.islam dini ile tamamen terss

  4. #4
    Jan
    Jan çevrimdışı
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    09-12-2007
    Mesajlar
    1,062
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Vahabilik Ve Kabir Düşmanlıgı

    İngilizler kendi emelleri doğrultusunda yönlendirdikleri Muhammed Abdülvehhab ve onun kurduğu Vehhabilik mezhebi aracılığı ile toplumda İslam adına mevcut olan motifleri çökertmek ve yerine İslamî olmayan ve İslam’ın özünde bulunmayanları koyma hedeflerini gerçekleştirdiler. Kabir ve türbe ziyaretlerini şirk kabul eden Vehhabiliği resmî mezhepleri olarak benimsemiş bulunan Suud Hükümetinin, İslam büyüklerinin ve sahabelerin kabirlerini tahrif ederek, belirsizleştirmeleri bu hakikatin açık bir misalidir. Zira Müslümanların mukaddes türbeleri ziyaretten hangi şekilde olursa olsun alıkonulması düşüncesi bizzat Sömürgeler Bakanlığı’nın misyoner-ajanlarına dağıttıkları kitaplarda “Müslümanları güçlendiren faktörleri yok etmek için tavsiyeler” bölümünde yer almaktadır.
    16. Madde: “Sorunlardan biri de Müslümanların mübarek ve mukaddes türbeleri ziyaret etmeleridir. Bu tür türbelere önem vermenin ve süslemenin bidat ve şeriata aykırı olduğunu, Peygamber döneminde bu teşrifatın bulunmadığını, ölülere ibadet yapılmadığını delilleri ile ispat etmeliyiz. Yavaş yavaş binaların yıkılmasıyla ve bu türbelerin izlerini ortadan kaldırmakla halk bu ziyaretlerden vazgeçirilmelidir...”

    Bu prensipler doğrultusunda Peygamberimizin anne ve babasının kabirleri başta olmak üzere pek çok büyük zâtın kabri belirsizleştirilmiş, Osmanlı’nın buralara yaptığı türbeler yıkılmıştır.

    Peygamberimizin babası Hz. Abdullah’ın kabri Peygamberimiz doğmadan önce babası Hz. Abdullah 25 yaşındayken geldiği Medine’de vefat etti ve oraya defnedildi. Osmanlılar zamanında kabri Medine halkı tarafından “Tuval Sokağı” diye bilinen yerdeydi. Bugün mevcut değildir. Suud tarafından belirsiz hale getirilmiştir.

    Peygamberimizin annesi Hz. Âmine’nin kabri Peygamberimizin annesi Hz. Âmine, oğlu Hz. Muhammed ve cariyesi Ümmü Eymen ile birlikte Medine’deki Neccaroğullarından Peygamberimizin dayıları olan akrabalarını ziyarete gitmişler, ancak Hz. Âmine Mekke’ye dönerken Ebva Köyü’nde miladi 577 yılında vefat etmişti. Hz. Âmine’nin kabri köyün dışında bulunan bir tepededir. Osmanlı devrinde kabir bir türbe içine alınmış, iki ucuna mezar taşları dikilmişti. Burası daha sonra Suud Hükümeti tarafından yıktırılmış, ziyaretler de yasaklanmıştır. Şu anda kabrin yeri köylülerin yeşil yağlı boya ile boyayıp dizdikleri taşlardan anlaşılmaktadır.

    Resulullah (sav) hicretin bu yılında annesinin kabrini ziyaret etmiş ve onu hatırlayarak gözleri dolmuştur.

    Ebu Said El- Hudri’nin Kabri Cennetü-l Baki’nin kuzeydoğu tarafındaydı. Osmanlılar zamanında kabri çevrili ve baş ucunda yazılı taşı vardı. Suud zamanında yıkılıp yola dahil edildi.

    Bu misalleri çoğaltmak mümkündür. Ne hazin bir tecellidir ki, türbe ziyaretlerini, türbe, kabir ve mescidlerin süslenmesini, buralara isim ve yazı yazılmasını haram ve bidat kabul eden mantığın sahipleri, kendi isim ve nişanlarını bizzat Harem-i Şerif’in kapılarına yazdırmakta bir mahzur görmemektedirler. Bu duruma verilecek enteresan bir misal şudur: Suud Hükümeti muhtelif zamanlarda Ravza-i Mutahhara’da çeşitli genişletme çalışmaları yapmaktadırlar. Kapılarına Bâb-ı Selam esas alınarak çeşitli isim ve İngilizce numaralar verilmişti. Bu faaliyetleri gösterebilmek için Bâb-ı Selam tarafına bir tabela konmuş ve üzerine net ve okunaklı yazılarla şunlar yazılmıştır: “Haremeyn-i Şerifin’in hizmetçisi Kral Fahd b. Abdülaziz 2. Suud genişletmesi sırasında 6. 11. 1984 tarihinde, Cuma günü açılış için burayı şereflendirdi” Diğer yandan Osmanlılar tarafından inşâ edilmiş bulunan Mescid-i Nebi’de Osmanlı’ya ait izlerin silinmesi, yok olması için azami gayret sarf edildiği de gözden kaçmamaktadır. Peygamberimizin namaz kıldığı yerde ikinci bir mihrap yaptıran ve üzerine ismini yazdıran Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı bu mihrap yazılarıyla birlikte beyaza boyanmış ve bakımsızlıktan kirli beyaz halini almış vaziyettedir. Yazı da, mihrap da beyaz olduğundan yazı okunmamaktadır. Bakımsızlıktan yaldızları dökülmüş, yazıların bir kısmı silinmiştir.

    Bunun yanı sıra koskoca Mescid-i Nebi’de yalnızca üç adet Osmanlı tuğrası kalmış, diğer hepsi yerlerinden sökülmüştür.

    Osmanlı eserleri bu şekilde yok edilir, çürümeye terk edilir, mescid ve türbe süslemeleri bidat telakki edilirken aynı zihniyetin sahipleri kendi isimlerini abideleştirmekten çekinmemektedirler. Demek ki asıl mesele haram veya bidatlerden sakınmak meselesi değil, başka maksatlara hizmet etmek meselesidir. Bütün bu hakikatler ışığında varılan netice maalesef budur

  5. #5
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Mart 2008'de Washington Post gazetesinde ilginç bir haber yer aldı.

    ABD Savunma Bakanlığı'nın Saddam Hüseyin dönemi arşivleri üzerinde yaptığı askeri istihbarat çalışması sırasında elde edilen bir belgeye göre Vahabiliğin kurucusu olan Şeyh Muhammed bin Abdülvahhab'ın dedesi Bursalı bir Yahudi.

    Washington Post'un köşe yazarı Al Kamen, Pentagon'un Saddam dönemine ait kamyonlarca yer tutan arşiv belgelerinden önemli bulunanları İngilizceye çevirterek beş cilt halinde bir araya getirilmesini sağladığını yazdı.

    Tercüme edilen bu belgelere göre, Şeyh Abdülvahhab'ın dedesinin adı SÜLEYMAN değil ŞULMAN'dı. 16. Yüzyılda Bursa'da yaşayan Yahudi bir tüccar olan Şulman, daha sonra Şam'a göç etti. Sakal bıraktı, Müslüman sarığı sardı; ancak büyücü olduğu suçlamasıyla Osmanlı yönetimi tarafından Şam'dan kovuldu.


    Ramazan K. Kurt-ORTADOĞU
    http://www.ortadogugazetesi.net/maka...Gidiyor&id=513
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  6. #6
    D-E-R-Y-A adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    510
    Karizma Gücü
    0
    benim aklıma Peygamber Efendimiz (sav) öldükten sonra Arapların Paygamber efendimiz (sav) yolunu terk etmeleri geldi. Şimdi bile Arabistan'da tam anlamıyla bir islami hayat sürmüyorlar...

    Paylaşımınız için teşekkür ederim
    Allah razı olsun...
    :hz Neyzen Derya :hz


    Gözlerim hayalini ararken kuytusunda her karanlığın... Yüreğim yüreğini dokunur gibi olur... Sızılarımı çoğaltan yalnızlık sebebi olur içimdeki ahımın... Umutlarım umutsuzluk çölünde usulca kurur...
    Yorgun yüreğimin iniltisi duyulurken gecede... İçimdeki hüzün akmaz, takılır kirpiklerime... Kuraklığı çöker sevdamın, çöküverir yüreğimin üstüne... Dokunur susuzluk, dokunur ömrüm, feri solan gözlerime...

  7. #7
    Lo[R]D adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2008
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı N-BAYRAK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Mart 2008'de Washington Post gazetesinde ilginç bir haber yer aldı.

    ABD Savunma Bakanlığı'nın Saddam Hüseyin dönemi arşivleri üzerinde yaptığı askeri istihbarat çalışması sırasında elde edilen bir belgeye göre Vahabiliğin kurucusu olan Şeyh Muhammed bin Abdülvahhab'ın dedesi Bursalı bir Yahudi.

    Washington Post'un köşe yazarı Al Kamen, Pentagon'un Saddam dönemine ait kamyonlarca yer tutan arşiv belgelerinden önemli bulunanları İngilizceye çevirterek beş cilt halinde bir araya getirilmesini sağladığını yazdı.

    Tercüme edilen bu belgelere göre, Şeyh Abdülvahhab'ın dedesinin adı SÜLEYMAN değil ŞULMAN'dı. 16. Yüzyılda Bursa'da yaşayan Yahudi bir tüccar olan Şulman, daha sonra Şam'a göç etti. Sakal bıraktı, Müslüman sarığı sardı; ancak büyücü olduğu suçlamasıyla Osmanlı yönetimi tarafından Şam'dan kovuldu.


    Ramazan K. Kurt-ORTADOĞU
    http://www.ortadogugazetesi.net/maka...Gidiyor&id=513

    Alıntıladığınız haber büyük bir ihtimalle doğrudur. Yahudi fitnesi sadece ülkemizde yürümüyor, tüm ortadoğu müslümanları bu lanet olasıcalarla mücadele ediyor.

    Şuan birçok arap ülkesi Amerikanın, dolayısıyla Yahudilerin nüfuzu altındadır. Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Libya vb. Hacca giden yakınlarımın anlattıklarına göre, gıda ürünlerinin neredeyse hepsi yahudi patentli imiş. Alışveriş edeceğim zaman alacağım ürünlerin Türk yada Müslüman patentli olmasına dikkat ederim. Birçok yakınımda alışveriş yaparken bu tür şeyleri dikkate alır. Bunları duyduğumda çok şaşırmıştım, Müslümanların dini merkezinde yahudi ürünlerinin ne işi var? Eğer Suud yönetimi, israil uşağı olmasa, İslam'ın en büyük düşmanları olan yahudi ürünleri konusunda hassas davranırdı.

    İsrailin vaad edilmiş topraklarını geri alma düşüncesinin önündeki en büyük engel, geçmişte Osmanlı Devleti idi. Günümüzdeki tehdit ise İran' dır. İran'ı uşakları haline getiremedikleri için savaştan bahsediyorlar.

    Sözünü ettiğim ürünler hakkında bir konu açmıştım, benim gibi düşünen arkadaşlar olursa bu listeden faydalanabilirler.

    http://www.turkforum.net/725237-israil-amerikanin-vahsetine-ortak-olmayin.html
    Lord Gürzon: " Türkiye İslâmî alâkasini ve İslâmi temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasinin hürmet ve minnetini kazanir; biz de kendisine dilediğini veririz. "

    Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, "Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon'un verdiği cevap:
    " İste asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski şatvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onlari, mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz. "
    ...

  8. #8
    dgn1915 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-08-2005
    Mesajlar
    1,521
    Karizma Gücü
    0
    Saçma bir akımdır ama bugün baktığınızda etkileri Çeçenistan'da bile hissediliyor.

  9. #9
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    bir de vahabilliği vahabilerden dinlemek lazım...nedir ne değildir...şimdi burda aleviliğe laf atsanız aleviler savunmaya geçecek,şia lara laf atsanız onlr savunmaya geçecek..

  10. #10
    lal20 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2007
    Mesajlar
    260
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Jan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Vahabilik Ve Kabir Düşmanlıgı

    İngilizler kendi emelleri doğrultusunda yönlendirdikleri Muhammed Abdülvehhab ve onun kurduğu Vehhabilik mezhebi aracılığı ile toplumda İslam adına mevcut olan motifleri çökertmek ve yerine İslamî olmayan ve İslam’ın özünde bulunmayanları koyma hedeflerini gerçekleştirdiler. Kabir ve türbe ziyaretlerini şirk kabul eden Vehhabiliği resmî mezhepleri olarak benimsemiş bulunan Suud Hükümetinin, İslam büyüklerinin ve sahabelerin kabirlerini tahrif ederek, belirsizleştirmeleri bu hakikatin açık bir misalidir. Zira Müslümanların mukaddes türbeleri ziyaretten hangi şekilde olursa olsun alıkonulması düşüncesi bizzat Sömürgeler Bakanlığı’nın misyoner-ajanlarına dağıttıkları kitaplarda “Müslümanları güçlendiren faktörleri yok etmek için tavsiyeler” bölümünde yer almaktadır.
    16. Madde: “Sorunlardan biri de Müslümanların mübarek ve mukaddes türbeleri ziyaret etmeleridir. Bu tür türbelere önem vermenin ve süslemenin bidat ve şeriata aykırı olduğunu, Peygamber döneminde bu teşrifatın bulunmadığını, ölülere ibadet yapılmadığını delilleri ile ispat etmeliyiz. Yavaş yavaş binaların yıkılmasıyla ve bu türbelerin izlerini ortadan kaldırmakla halk bu ziyaretlerden vazgeçirilmelidir...”

    Bu prensipler doğrultusunda Peygamberimizin anne ve babasının kabirleri başta olmak üzere pek çok büyük zâtın kabri belirsizleştirilmiş, Osmanlı’nın buralara yaptığı türbeler yıkılmıştır.

    Peygamberimizin babası Hz. Abdullah’ın kabri Peygamberimiz doğmadan önce babası Hz. Abdullah 25 yaşındayken geldiği Medine’de vefat etti ve oraya defnedildi. Osmanlılar zamanında kabri Medine halkı tarafından “Tuval Sokağı” diye bilinen yerdeydi. Bugün mevcut değildir. Suud tarafından belirsiz hale getirilmiştir.

    Peygamberimizin annesi Hz. Âmine’nin kabri Peygamberimizin annesi Hz. Âmine, oğlu Hz. Muhammed ve cariyesi Ümmü Eymen ile birlikte Medine’deki Neccaroğullarından Peygamberimizin dayıları olan akrabalarını ziyarete gitmişler, ancak Hz. Âmine Mekke’ye dönerken Ebva Köyü’nde miladi 577 yılında vefat etmişti. Hz. Âmine’nin kabri köyün dışında bulunan bir tepededir. Osmanlı devrinde kabir bir türbe içine alınmış, iki ucuna mezar taşları dikilmişti. Burası daha sonra Suud Hükümeti tarafından yıktırılmış, ziyaretler de yasaklanmıştır. Şu anda kabrin yeri köylülerin yeşil yağlı boya ile boyayıp dizdikleri taşlardan anlaşılmaktadır.

    Resulullah (sav) hicretin bu yılında annesinin kabrini ziyaret etmiş ve onu hatırlayarak gözleri dolmuştur.

    Ebu Said El- Hudri’nin Kabri Cennetü-l Baki’nin kuzeydoğu tarafındaydı. Osmanlılar zamanında kabri çevrili ve baş ucunda yazılı taşı vardı. Suud zamanında yıkılıp yola dahil edildi.

    Bu misalleri çoğaltmak mümkündür. Ne hazin bir tecellidir ki, türbe ziyaretlerini, türbe, kabir ve mescidlerin süslenmesini, buralara isim ve yazı yazılmasını haram ve bidat kabul eden mantığın sahipleri, kendi isim ve nişanlarını bizzat Harem-i Şerif’in kapılarına yazdırmakta bir mahzur görmemektedirler. Bu duruma verilecek enteresan bir misal şudur: Suud Hükümeti muhtelif zamanlarda Ravza-i Mutahhara’da çeşitli genişletme çalışmaları yapmaktadırlar. Kapılarına Bâb-ı Selam esas alınarak çeşitli isim ve İngilizce numaralar verilmişti. Bu faaliyetleri gösterebilmek için Bâb-ı Selam tarafına bir tabela konmuş ve üzerine net ve okunaklı yazılarla şunlar yazılmıştır: “Haremeyn-i Şerifin’in hizmetçisi Kral Fahd b. Abdülaziz 2. Suud genişletmesi sırasında 6. 11. 1984 tarihinde, Cuma günü açılış için burayı şereflendirdi” Diğer yandan Osmanlılar tarafından inşâ edilmiş bulunan Mescid-i Nebi’de Osmanlı’ya ait izlerin silinmesi, yok olması için azami gayret sarf edildiği de gözden kaçmamaktadır. Peygamberimizin namaz kıldığı yerde ikinci bir mihrap yaptıran ve üzerine ismini yazdıran Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı bu mihrap yazılarıyla birlikte beyaza boyanmış ve bakımsızlıktan kirli beyaz halini almış vaziyettedir. Yazı da, mihrap da beyaz olduğundan yazı okunmamaktadır. Bakımsızlıktan yaldızları dökülmüş, yazıların bir kısmı silinmiştir.

    Bunun yanı sıra koskoca Mescid-i Nebi’de yalnızca üç adet Osmanlı tuğrası kalmış, diğer hepsi yerlerinden sökülmüştür.

    Osmanlı eserleri bu şekilde yok edilir, çürümeye terk edilir, mescid ve türbe süslemeleri bidat telakki edilirken aynı zihniyetin sahipleri kendi isimlerini abideleştirmekten çekinmemektedirler. Demek ki asıl mesele haram veya bidatlerden sakınmak meselesi değil, başka maksatlara hizmet etmek meselesidir. Bütün bu hakikatler ışığında varılan netice maalesef budur
    İngiliz Casusunun İtirafları kitabında, Vehhabiliğin kuruluşu uzun anlatılmaktadır. Bu kitabı, www.hakikatkitabevi.com adresinden okuyabilir ve temin edebilirsiniz.
    Yukarda arkadaşımız çok güzel anlatmış.Vehhabiliğin kurulması tamamıyla ingiliz oyunlarındandır.

    isteyene elimde özet var gönderebilirimde.
    İnsan sadece düşlerinde azad olur. Her daim öyleydi ve her daim öyle olacak ...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Çocuklarda disleksik tehlikesi
    2006 Konuları bölümünde AnıL tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 18.02.06, 17:28
  2. Kuş gribinde bahar tehlikesi
    2006 Konuları bölümünde *cr00ser* tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 15.02.06, 17:17
  3. KOAH Tehlikesi Büyüyor
    2005 Konuları bölümünde <MaximuS> tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 19.12.05, 10:41

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •