KUR’AN IŞIĞINDA ARACILIK VE ŞİRK-1

Şeytan Allah’a şöyle demişti: “…And olsun, insanlar için senin doğru yolunun üstünde oturacağım. Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağla*rından, sollarından sokulacağım. Göreceksin, onların çoğu sana teşekkür etmeyecektir.” (Arâf 7/16-17)

Şeytan insandan ve cinden olur[1]; tuzağını doğru yolun üstüne kurar. Onun en büyük tuzağı, şirk tuzağıdır. Çünkü “Allah şirki bağışla*maz, onun dışında kalanı dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 4/48)

Şirk, ortak etmek demektir. Allah’a şirk koşmak, ona ait özelliklerden birini veya bir kaçını başka bir varlıkta da görmektir. Bu varlık daha çok Allah’a yakın sayılan din büyükleri arasından seçilir. Şeytanlar, onların Allah’ın dostu olduğunu, Allah ile olacak işlerde destek vereceklerini, arabulucu ve şefaatçi olacaklarını fısıldarlar. Onlara teslim olmak gerektiğini, üzerine basa basa söylerler.

Akıl ve Kur’ân, bu tuzağın iki büyük engelidir. Şeytanlar, engelleri aşmak için dinin akıl değil, gönül işi olduğunu ve Kur’ân’ı herkesin anlayamayacağını söylerler. İnsanların önüne, kendilerinin kutsadığı başka kitaplar koyar ve okumalarını isterler. Bu tuzağa düşenler, Kur’ân’a olan saygılarını kaybetmezler ama onu anlayamayacaklarını kabul ederek Kur’ân’ı, kendilerine kapalı sayarlar. Sonra bu şeytanlar, uydurdukları yeni ibadet türlerini devreye sokarak çokça ibadet tavsiye eder ve insanların doğru yolda olduklarından emin olmalarını sağlarlar. Onlar da bunları Allah’ın dostu bilip kul-köle olurlar. Sonunda kendilerine olan güvenleri kaybolur ve doğru yolla ilişkileri kesilir ama kendilerini o yolun ortasında sanırlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) görmezlik*ten gelirse onun başına bir şeytan sararız. O onun arka*daşı olur.

Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yola girdiklerini hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)

Allah adına konuşmak da çoğu insanın düştüğü tuzaklardandır. Bu konuda ya Allah’ın gücüne, ya büyüklerin sözlerine yahut kitaplardaki hurafelere dayanılır. Yanlış söz söylememek için Kur’ân’a bakmak gerekirken Kur’ân’ın, bu yanlışları destekleyecek şekilde yorumlanması işi çığırından çıkarır.

Bu kitabın amacı, iyi müslüman olmak için yola çıkanların kolayca düştüğü bu tuzakları, Kur’ân ışığında ortaya çıkarmak ve uyarılar yapmaktır. Bizim hatalarımızı görenlerin de aynı şekilde bizi uyarmasını bekli*yoruz.

Gerçeği anlamak kolay, kabul etmek zordur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bir cemaati yola getirdikten sonra, ne*den sakınacaklarını açıkça kendilerine bil*dirmeden Allah’ın onları yoldan çıkarma ihti*mali yoktur.” (Tevbe 9/115)

“Allah’a karşı yalan uyduran, ya da o gerçek kendisine gelince ona karşı yalan söyleyip durandan daha zalim kim olabilir? O nankörler için Cehennem’de yer mi yok?

(Allah diyor ki Her kim bizim uğrumuzda gayret gösterirse onları kesinkes yollarımıza sokarız. Allah, kuşku*suz iyi davrananlarla beraberdir”. (Ankebût 29/68-69)



Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“De ki, Rabbim sadece şunları haram etti: “İster açık, ister gizli olsun, her türlü fuhuş[2], ism[3], haksız saldırı, Allah’ın hakkında bir belge indirmediği şeyi ona şirk koşmanız ve Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz.” (Araf 7/33)

Şirk, ortak etmek demektir. Allah’a şirk koşmak, ona ait özelliklerden birini veya bir kaçını başka bir varlıkta da görerek onu o konuda Allah ile ortak saymaktır. Bunu kabul edene müşrik denir. Müşrik, o varlığı Allah ile kendi arasında aracı yapar ve ona kul-köle olur. Kur’ân’ın hemen her sayfasında bununla ilgili uyarılar bulunur. Çünkü bu, bağışlanmaz bir suçtur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah şirki bağışla*maz, bunun dışında olanı dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 4/48)

Müşrik tevbe ederse bağışlanır; ilk Müslümanlar, şirkten tevbe edip İslam’a girmişlerdi. Öyleyse şirkin dışında kalan günahları işleyen kişi, tevbe etmeden ölse bile, tamamen bağışlanabilir.

Şirk konusunda, peygamberler bile uyarılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “(Ya Muhammed,) Sana da, senden ön*ceki elçilere de şu, kesin olarak bildiril*miştir: “Eğer şirke düşersen yaptığın yanar gider ve sen kaybeden*lerden olursun. Hayır; yalnız Allah’a kulluk et ve şükre*den*ler*den ol.” (Zümer 39/64-66)

Peygamberlerin bile sertçe uyarıldığı şirk konusuna gereken önem verilmelidir. Yoksa yapılan iyi işlerin ve ibadetlerin sevabı yok olur gider