İbn Arabi'nin En Çok Eleştirilen Görüşleri
Şimdiye kadar îbn Arabi'nin eleştirilen ve İslam inancıyla bağdaşmadı*ğı açık olan birçok görüşlerini belirtmeye çalıştık. Büyük alim Ali el-Kari en Çok- eleştirilen sözlerini maddeler halinde şöyle özetlemiştir:
1- Adem Fas'sında: "Onu teşbih ederim ki o, tıpatıp insanın kendi kendine nisbeti gibidir.
2- İnsan ezeii, sonradan olmuş (hadis), daimi(ebedi) neşedir.
3- Biz Hakkı ne ile niteledikse, biz de o niteliğin aynıyız. Hak da kendisini bizimle nitelemiştir. Ne zaman onu görsek, kendimizi görürüz, ne zaman o bizi görse ken*disini görür.
4- Şit Fas'sında: Bu ilim yalnız Rasullerin hatemine ve velilerin hatemine nasip ol*muştur. Diğer peygamberler ve rasuller bu ilmi, rasuller hateminin fenerinden aldı*lar. Veliler de bunu veliler hateminin fenerinden aldı. Hatta Rasuller hatemi bile, bu ilmi gördüğü zaman veliler hatemi fenerinden görürdü. Demek ki peygamberler, velayetleri itibariyle bunu veliler hatemi fenerinden görürler. O halde rasuller hate*minin, velayeti bakımından veliler hatemine oranı, rasul ve nebilerin rasulier hate*mine oranı gibidir.
5-İshak Fas'sında: İbrahim oğluna dedi ki: "Oğlum, ben rüyada seni kesiyor görü*yorum.[529] Uyku hayal alemindendir. İbrahim'in, rüyayı misal alemine uygun yorum*laması gerekirdi. Çünkü koç, İbrahim'e oğlu şeklinde göründü. Allah onu, oğluna karşılık büyük kurban olmak için kendisine vermişti. Bu, tıpkı peygamberimizin, rü*yada süt görüp bunu İlim ve yakinle yorumlaması, Yusuf'un inekleri yıllar olarak yorumlamasına benzer. İbrahim, koçun, oğlu şeklinde göründüğünü anlamalı ve oğlu yerine koçu kurban etmeliydi. Rüyayı zahirine yorumlayıp içtihadından dolayı çetin yollara düştü.
6- İsmail ve Eyyub Fas'sında ve Fütuhatla: Kafirler ateşten çıkmazlarsa da, so*nunda azap kendilerine tatlı oiur. Cennettekilerin ebedi nimetten zevk aldıkları gibi, onlar da cehennemin ateşinden, kızgın sudan zevk alırlar.
7- Musa Fas'sında ve Futuhat'ta: Fİravn mümin ofarak Öldü, tahir ve mütahhar (ter*temiz) olarak ruhu alındı. Onun "Alemlerin Rabbi nedir? [530] diye hakkın hakikatin*den sorması doğrudur.
8- Musa Fas'sında: Yüce melekler unsurlardan yaratılan bütün yaratıklardan üs*tündür. İnsanlık rütbe itibariyle yersel ve göksel meleklerden üstündür. Yüce me*lekler de "Böbürlendin mi, yoksa yücelerden mi oldun?" ayeti gereğince bu insan türünden üstündür.
9- Fütuhatta: O Allah'ı teşbih ederim ki yarattığı eşyanın aynıdır.
10- Nuh Fas'sında: Hakikat ehli yanında tevhidte tenzih, tecrid ve takyidin aynıdır.
Allah'ı tenzih eden, ya rabbı bilmiyor veya edebi az, ğafifdir. Zira Hak, bütün yar tıklarda meydana çıkmıştır. Her kavramda görünen odur. Teşbih edip Hakkı kav lı ve sınırlı gören, onun mabud olduğunu bilmiyen, tenzih etmeyen de böyledir Teşbih ile tenzihi birleştirenlerdir ki Hakkı gereği gibi bilmişlerdir. Yalnız bir tar görmek eksikliktir.
11-İdris Fas'sında; Ebu Said el-Harraz, kendini kastederek hakkın vecihierinde bir vecih ve lisanlarından bir lisan olduğunu söyledi. Çünkü zıtlar bir arada bulun durulmadan kulların rabbı bilinemez. Harraz, Allah'ın hem Ebu Said el-Harra? hem de sonradan ofan diğer yaratıkların isimleriyle adlandırıldığını söyledi.
12- Nuh Fas'sında: Eğer Nuh, teşbih İle tenzih arasını birleştirip kavmini buna ça-ğirsaydı kendisine uyarlardı. Fakat o, açıktan teşbihe, gizlice de tenzihe çağırdı ve "Ben kavmimi gece teşbihe, gündüz tenzihe çağırdım" dedi.
13-Yine Nuh Fas'sında: "Büyük bir tuzak kurdular[531] ayetinde "Allah'a davet, da*vet edilenlere bir tuzaktır" dedikten birkaç satır sonraşöyle demektedir: "İlahlarınızı bırakmayın[532]dediler. Onlar tanrılarını ne kadar îerkederlerse, Hak'kı da o kadar bilmez olacaklardı. Zira Hak, tapılan her varlıkta belirli bir görünümle görünür. Bu*nu bilen bilir, bilmeyen bilmez"
14- Onlar Allah'ı bilme denizinde boğuldular da kendilerine Allahtan başka yardım*cı bulamalıdlar. Yardımcıları Allah oldu. Allah'ta heiak oldular. Eğer onları sahile çıkarmasaydı, bu yüksek dereceden indirmiş olurdu.
15- İbrahim Fas'sında: O bana hamd eder, ben ona hamd ederim; o bana ibadet eder, ben ona ibadet ederim.
16- Hud Fas'sında: Bizim vücudumuz Hakkın gıdasıdır, o da bizim gıdamızdır.
17- Sakın bir tek İnanca bağlanıp diğerlerini inkar etme. Bu taktirde birçok hayrı ka*çırmış olursun. Hatta işin hakikatini bilmeyi tamamen kaybedersin. Sen bütün inançların heyulası ol. Zira Allah bir inancın tekeline bırakılmaktan daha büyüktür. O, "Nereye dönerseniz, Allanın yüzü orasıdır[533] diyor. "Orada" demiyor da, "Sem-me vechuliah" orası Allanın yüzüdür, diyor. Bir şeyin yüzü hakikatidir.
18-Şuayb Fas'sında: Bir şahsın inandığı tanrı, diğerinin inandığı tanrının aynı de*ğildir. Herkes kendi inancını savunur, Ötekinin inancını kötüler. İnsaflı olsa, başka-sının İnancını yermez. Eğer Cüneyd'in: "(Sufinin) rengi suyun rengidir" sözünün manasını bilse, herkesin inancını kabul eder ve Allah'ı her suret ve itikatta bilir. A-ma o zan sahibidir, ilim sahibi değildir. Nitekim Hak: "Ben kulumun benim hakkım*daki sanısına göreyim" demiştir. Yani ben ona ancak itikadı suretinde görünürüm.
İster mutlak düşünür, ister bağımlı. Bağımlı tanrr sınırlıdır. Kalp onu alır. Oysa mut*lak tanrıyı hiçbir şey almaz. Çünkü o, bütün eşyanın aynıdır. Birşey için o, kendi kendini içine alıyor veya almıyor, denmez.
19- Bütün alem tamamen arazlardan ibarettir. Her an yok ve var olur. Eşariler de cevherlerin değişmediğini, arazların değişip yenilendiğini söylüyorlar. İbn Arabi'nin taşlanmağa sebep olan sözü, buna bağlı olan şu hükmüdür: "O halde her anda mükellef, kendisinin gayrı olur. Ahireîte de dünyadaki varlığının gayri olarak haşrolunur. Azap ve sevap, itaatkâr ve asiye değildir."
20-Uzeyir Fas'sında: Rasulun velayeti, nübüvvetinden üstündür. {Hatemu'l-evliya-nm velayeti de nebinin velayetinin devamı olduğundan, hatemu'l-evliya hatemu'l-enbiyadan üstündür).
21-İsa Fas'sında: İsa ölüyü dirilttiğinden dolayı bazıları Hakkın ona hulul ettiğini (girdiğini), bazıları onun Allah olduğunu söylediler de kafir oldular. Yüce Allah da "Allah Meryem oğlu Mesih'tir diyenler kafir oldular"87 dedi. Onlar bu sözün tama*mında küfür ile hatayı birleştirdiler. Zira "yalnız Allahtir" sözleri veya "Meryem oğlu Mesih'tir" sözleri küfür değildir. Ama bu iki sözü beraber söylemeleri (yani hem Al*lah, hem Meryem oğlu Mesih, deyip ikilik düşünmeleri )küfürdür. Aslında Allanın her şey olduğunu söylemeyip sadece Mesih veya Meryem'le sınırlandırmaları kü*fürdür.
22-Harun Fas'sında: Allah'a bütün suretlerde ibadet edilmesi için Allah Harun'u bu*zağıya tapanlara musallat ettiği gibi, Musa'yı da onlara musallat etti. Alemde sure*tinde Allah'a ibadet edilmeyen hiçbir şey kalmamıştır. Ya cisimler ve gezegenler tanrılaştırılarak yapılan ibadet, ya da mala, mevkiye tapanların yaptığı gibi tasav-vuri ibadetle ibadet edilir. Allahtan başka en çok tapilan şey heva (arzu)dur. Yüce Allah buyurmuştur: "Hevasını tanrtsı yapanı gördün mü? [534]
(O güne kadar buzağı sureti dışında Allah'a her surette ibadet edilmişti. İsrail oğul*ları da buzağı suretinde ibadet ettiler. Harun bunu kavramadığı İçin onları bundan alıkoymaya çalıştı. Ama Musa bunu kavradığı için engeilmeye çalıştığından dolayı Harun'u azarladı ve onları serbest bırakmasını istedi.)
23-Musa Fas'sında: Firavn, Allah'ı alemin aynısı gördüğünden sözünü bu esas üzerine kurmuş, "Eğer benden başka tanrı edinirsen elbette seni hapsediienlerden yaparım[535] demişti. (Onun için Firavn Allah'ı iyi bilen biriydi).
24- Firavn, hüküm makamında ve kılıç sahibi olduğundan "Ben sizin en yüce rabbınızım[536]söylemiş, gerçi herkes birbirine göre rabbdır, ama ben yüce rabbım, çünkü ben, görünüşte kudretli hüküm sahibiyim, demiştir. Sihirbazlar onun bu da vada doğruluğunu bildikleri için onun tanrılığını inkar etmediler. Bilakis "Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirirsin[537] diyerek bunu kabul eîîiler. Bundan dola yi "Ben sizin en yüce rabbınızım" sözü doğrudur. Zira başkası hükümde Hakkin başkası ise de, surette Hakkın aynıdır. [538]
Kur'an'a ve sahih Sünnete açıkça aykırı ve küfür oldukları apaçık olan bütün bu şeylere rağmen, İbn Arabi, herhalde bunları ve benzerlerini söyle. diğinden dolayı, günümüze kadar adı müslüman olan yığınlardan pekçok taraftar ve sempatizan bulmuş, hatemu'l-evliya ve şeyhi ekber olarak anıl mış, fikirleri İslam dünyasında alabildiğine yayılmıştır. Günde defalarca "La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah" diyen İslam ümmeti içinde ev*liyanın kutbu ve asfiyanın büyüğü olarak görülmüş ve adı binbir takdis ve tazimle anılmış, hala da anılmaktadır. Bu da İslam aleminde zamanla kav*ramların nasıl saptığı ve değer yargılarının nasıl özelliğini yitirdiğini, iman ile küfrü insanların Kur'an ve sahih Sünnetten çok, insanların söyledikle*rinden Öğrendiklerini, böylece kitlelerin gittikçe haktan saptığını açıkça ifa*de etmektedir. [539]


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



