Ben, köhne, salaş bir meyhaneydim; yolu bozuk, bileni az, küçük bir koydan dünyayı keşfetmeye soyunan... Anlamak, tanımak, sevmek ve sevilmekten başka bir beklentim yoktu hayattan... Sen, görmüş geçirmiş biri gibi oturmuştun sandalyeme; hayatı tanımış ve uzaklaşmak istemiştin; sakin, sessiz bir koyda... Hatırlıyorum dün gibi; ilk o zaman ısıtmıştım buz gibi ellerini... Böyle başlamıştı her şey... Sonrası, tatsız, tuzsuz bir hikayeydi; sonu başından belliydi belki; en azından, sen biliyordun eminim; ama ben görememiştim. Ben, sana gelmek için geçmiştim sırat köprüsünden; sen, benden kaçmak için sığınmıştın cehenneme... Ben ağzımdan her çıkanı, verilmiş bir söz; sen, verilmiş her sözü, ayağına vurulmuş prangadan saymıştın. Ben, karanlıkta yanabilen umutlar demiştim yıldızlara; sen, geceyi kamufle etmek için süs... Ben gökkuşağı arardım her yağmurdan sonra; sen söverdin çamura... Ben, artık dinlenmeyen sevda yüklü türküler, şarkılar çıkarırdım albümlerden; sen küflenmiş, eskimiş bulurdun zevklerimi... Ben ağlardım kim ölse; gözyaşıyla uğurlardım hayatımdan ayrılanı; hüzün demekti her son; acı çekmeyi zayıflık bulurdun sen! Ben mükemmel değildim; sen olmamı isterdin. Kokteyllere, akşam yemeklerine süs olamıyorum diye kızardın bana; muhalefet oldukça, mahkumdum kaybetmeye... Ben siyahsa kara derdim; sen susardın sadece; beyazı takdir etmeye her zaman üşenirdin... Ben onurdan, saygınlıktan, aynaya bakabilmek anlardım; sen, peşinden ayrılmayan dalkavuklar... Ben yanardım sen buzken; bırak içine dalmayı, hiç ateşte kalmazdın! Ben, yüreği hesapsız; sen aklı uyanıkların tarafındaydın! Ben severdim seni; çatılan kaşlarına gülümser; buz gibi ellerini ısıtmaya uğraşırdım; saflık mıydı bilmiyorum; sanırdım ki, sevgi her şeye kadirdir! Ne kadar uğraşsam da anlayamadım seni; senin gözlerinle bakamadım hayata; kör olamadım bir türlü... Ve bir gün vazgeçtim sevmekte ısrar etmekten... Sevgi, pes etmeyi de bilirmiş meğer; dilinden anlamayana katlanamazmış fazla! Kalp bir kere kırılmasın, kaynamazmış kolay kolay! Nefrete, bedduaya yer vermeyen yüreğim, iyi dileklerle uğurlayacak seni; merhamet etmeyene, acımak düşer ona! Hep “hoşça kal!” demeyecek elbet! Bir gün nasılsa bulacak, sevdasını bilmeden yüreğinde taşıyanı... Ve umarım inanacak; aldanmışlıklara inat!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


. aslında böyle maharetlerim var ama yayınlamıyorum nedense...
(belkide beğenilmeme korkusu...)



