Geçmek bilmeyen kararsız havalardan sonra geldi güneşli günler. Sıcak yaz günleri,
Kış mevsiminin aldıklarını geri vermek ister gibi geldi. Yaraları sarmak için.
Hiçbir yaramı saramayacağına inandırıp kendimi hayal kırıklıklarımı küçük pembe kavanozumda biriktiriyordum. Kimsenin bulamayacağı bir ağacın altına gömdüm düşlerimi, hayallerimi. Ve en son kendimi kaybettim batan her güneşin ardından. Geçen zamana aldırış etmeden bağırdım sokaklarda geçmişe gitmek istercesine ağladım saatlerce.
Böyle günlerden biriydi. Hiç beklemediğim bir şekilde yaz bana hayatımı vermeye çalışıyordu. İlk önce inanmadım. Bana bu iyiliği hiç yapmazdı zaman. Sonra kendimi büyük GÖRKEM’li bir dalganın içine bıraktım. Ne oluyor ne olacak nasıl sorularını hiç sormadım.
Sadece dalgaya adını sorabildim . AŞK dedi benim adım. Bilmediğim duyguların içinde savrulurken fark ettim tarifi edilemeyen mutluluğumu. Pembe kavanozumun kapağını açıp denize bıraktım içindekileri. Sonra ağacın dibinde gömülü hayallerimi çıkardım.
o oldu her şeyin başı her kelimenin her nefesin her düşüncenin. Sıcak yaz günleri bitmeye yüz tutarken güneş uzaktan göz kırpıyor bana işte diyor sonunda yaralarını sardım sonunda sana da mutluluk getirdim. Kendinden emin ve bir o kadarda mutlulukla batıyor güneş.
01.46 10.09.2008
istanbul


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
Umarım mutluluğun bir ömür sürer 