Deniz Feneri’nin para toplama faaliyetleri 5 yıldır neden sorgulanmadı ?
Deniz Feneri davasının sonuçlanmasının ardından Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin düşüncelerini dile getirdi ve sanıkların mahkumiyet durumuna üzüldü. Milliyet yazarı Derya Sazak bugün yerinde bir soru sormuş:
“Adalet Bakanı Şahin’in 20 bin yurttaşımızın mağduriyeti yerine, dolandırıcılıktan mahkûm olan 3 kişinin durumuna üzülüyor! Oysa AKP, geçen 5 yılda bu soyguna seyirci kalmasaydı, Adalet Bakanı’nın Almanya’da suç işleyen TC vatandaşları için üzüntü ya da utanç duyması gerekmeyecekti..”
2002-2007 tarihlerini kapsayan bu para toplama faaliyeti AKP’nin 5 yıllık iktidarıyla örtüşüyor. İşte Derya Sazak da buraya dikkat çekiyor ve bu faaliyetlerin hükümet ve savcılar tarafından soruşturulmamasına anlam veremiyor: Savcılar onca zaman neden harekete geçmedi?
Sazak’ın bugünkü köşe yazısı:
BAKAN’IN ÜZÜNTÜSÜ
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Deniz Feneri e.V.” davasında Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nin verdiği mahkûmiyet kararını yorumlarken üzüntüsünü dile getirmiş.
“TC vatandaşlarının suç işlemesi ve yargılananların hüküm giymesi sevinilecek bir şey değil. Özellikle suçun yurtdışında işlenmiş olması ve yurtdışında hüküm giymiş olmaları çok daha üzüntü vericidir” diye konuşmuş.
Ne erdemli bir davranış!
Bakan Şahin, mahkûmiyetler “dolandırıcılıktan” verilmiş olsa bile, 42 milyon euro’yu “yardım” adı altında ticari faaliyetlerde kullanan sanıkların durumuna üzülüyor.
Suçun yurtdışında işlenmesi ve davanın Almanya’da görülerek sanıkların hüküm giymiş olmaları Adalet Bakanı açısından nedense “daha büyük üzüntü” kaynağı oluyor.
Almanya’daki insanlarımızın yardımlaşma/dayanışma duygularını sömürerek milyonlarca euro toplama faaliyeti 2002-2007 tarihlerini kapsıyor.
Bu dönem, AKP’nin 5 yıllık iktidarıyla örtüşüyor.
Almanya’daki “Deniz Feneri e.V.” yöneticilerinin topladıkları paranın dökümü mahkeme kararına şöyle yansıdı:
“17 milyon euro nakit çekildi ve Türkiye’ye gönderildi. 8 milyon euro Deniz Feneri Türkiye’ye gönderildi. 4 milyon euro’ya Almanya’daki bankalarda el konuldu. En az 11.7 milyon euro amaç dışı kullanıldı. Ayrıca 2.8 milyon euro’nun akıbeti belli değil. Paralar Türkiye’deki Kanal 7’ye, Deniz Feneri Türkiye’ye ve bazı şirketlere gitti. Paralarla ilgili kararı Türkiye’de Kanal 7 sorumluları veriyordu. Mehmet Gürhan ve Mehmet Taşkan, Kanal 7’den, özellikle de Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Dr. Zahid Akman’dan gelen talimatlara göre hareket ettiler. Baş sorumlular Türkiye’deydi.”
Mahkemeye göre, “Deniz Feneri e.V.”nin bağış toplayarak mağdur ettiği, Almanya’daki TC vatandaşlarının sayısı 20 bini buluyor.
Adalet Bakanı Şahin’in 20 bin yurttaşımızın mağduriyeti yerine, dolandırıcılıktan mahkûm olan 3 kişinin durumuna üzülüyor!
Oysa AKP, geçen 5 yılda bu soyguna seyirci kalmasaydı, Adalet Bakanı’nın Almanya’da suç işleyen TC vatandaşları için üzüntü ya da utanç duyması gerekmeyecekti.
Savcılar onca zaman neden harekete geçmedi?
“Deniz Feneri e.V.”nin Alman maliyecilerce “çöldeki serap” diye tanımlanan, gerçekte Türkiye’deki adreste faaliyet gösteren ilişkiler ağına neden girilemedi?
Mahkeme yargıcı Müller’in işaret ettiği, “basit bir dolandırıcılık eylemi olmanın ötesinde siyasi ve İslami bir ideoloji” üzerine inşa edilen yapılanma AKP iktidarında korunup kollanmadı mı?
Adalet Bakanı ve Başbakan, Alman Büyükelçisi’ne neden “Deniz Feneri e.V.” sanıklarını sordular!
Şahin’in üzüntü beyanı, sanıkların vazgeçtiği “temyiz” haklarının iktidarca kullanılması gibi tuhaf bir görüntü yaratmaktadır.
kaynak
Mahkeme yargıcı Müller’in işaret ettiği, “basit bir dolandırıcılık eylemi olmanın ötesinde siyasi ve İslami bir ideoloji” üzerine inşa edilen yapılanma AKP iktidarında korunup kollanmadı mı?
işte bu yüzden utanç duyacağı yerde bu dolandırıcılara üzüldüğünü belirtiyor AKP Adalet Bakanı...gerekli korumayı yapamamış olup yeterli sümenaltını gerçekleştiremediklerinden muzdariptir..neyse geç değil kadrolaşma yerinde hala ...gerekli savcıları ayarlamalarıyla bundanda sıyrılırlar topyekün


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


)