Ayneyn Kardeşim;
İman yolculuğu kolay bir yolculuk olsaydı, insan gibi akıl, irade verilmiş seçkin bir yaratığın yeryüzünde halife yapılmasıda düşünülemezdi. Allah(cc) İradenin kullanışını, akılın sınırlarını insanlar üzerinde böyle sınav ediyor.
Kimi sadece aklı ile imanı bulmaya gayret ederken, kendi iradeleri ile yaptıkları her şeyin Allah'ın takdiri ile düzelmesini beklemektedirler. Her zorluğu Allah'a fatura edenler, her iyiliği kendi akılları ile kazandıklarını iddia edenler ne ilktir, nede son olacaktır. Aklı ile kavradığını sanan biçareler "sana acıyorum" derken aslında kendi inkarına acıyordur. Senin imanındaki pırıltı, onun inkarını şiddetlendirdiğinden bu ithamları yaparlar. İman onların inkarında azmalarını sağlar ki, Allah'ın yasalarını inkar edenler o ilahi uyarıyı reddedenlerin hazin sonlarına uğrayacaklarını ancak ölecekleri sırada makamlarını gördüklerinde anlayacaklardır. İman ve inkardaki ayrım noktası, Allah'a nedensiz iman edebilmekle nedensiz inkar etmenin tercih noktasıdır. Yüce Allah(cc) Kuran-ı Kerim'de;
Alıntı:
Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır. (Kasas Suresi, 42)
Allah'ın ardlarına lanet taktıkları kişilerin, bu ilahi uyarıyı " Duyduk İnkar ettik" diyenlerin olduğunu görürsün. Allah'ı inkar edenler hala Allah'ı var veya yok diye tanımlamalarıda işte bu şaşkınlığın sonucudur. Bu şaşkınlık ve inkar seni üzmesin. Bu sadece o ilahi lanetin hazin sona onları sürüklemesindendir.
Allah(cc) Herkese hakettiğini vereceğini beyan etmiştir. İşte inkarcılar için kıyamet mizanseni;
Alıntı:
Kıyamet günü, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok? (Zümer Suresi, 60)
Bu dünyada onların nafakasını vererek, yaşamlarında bir çok pürüzü kaldırarak inkarlarındaki devam sağlanmıştır. Buda yapılan tercihin ardından kendilerine verilecek olan mükafatın(!) habercisidir.
Alıntı:
Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu.
Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler. (Araf Suresi, 176)
Yegane gücün sahibi, yarattıklarına sırf bu zillete düşmesinler diye uyarıcı peygamber ve uyarıcı kitaplar göndermiştir. Sadece ilahi vahyin kendilerine izah ettiği büyük gün gelmeden düşünsünler ibret alsınlar diye. Kim yarına çıkacağını bilebilir ki? Allah için zillete düşüp sabretmenin zevkini onlar nereden bilsin bu fukaralar, o zevki yaşamadılar ki!. Allah için zilletten kalkmanın faziletini bilmiyorlar ki anlasınlar! Onlar sadece lale devri isterler. "Rabbena hep bana" derler. Sen onlara rabbin için zillete katlanmanın hazzını anlatamazsın. Allah'ın vermediğini sen veremezsin kardeşim.
Alıntı:
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır. (Gaşiye Suresi, 2)
Bu ayet çok önemlidir.
İsyandan başları havada olan, inkarı bir entellektüellik göstergesi olarak görenlerin hali aslında Aşağılanmış bir zilletten ibarettir. Tıpkı iç bükey ve dış bükey aynanın durumu gibidir. Zilletleri onları olduğundan farklı göstermektedir. İnkarın sonu ancak budur.
Zaman dediğimiz üç boyutlu düzenin içinde Allah insana iki yol tahsis etmiştir. Hangi yoldan gideceğini kendi tercih eden için bu tercihinden dolayı kendine soracağı soruları Allah'a yüklemenin o çaresiz halinde yok olmanın korkusunu dyacaklardır. Allah'ın yasası budur.
Tıpkı Hz. İsmail'in Sırf Allah'ın buyruğu diye başını yani imanını Babası Hz. İbrahim'e teslim teslim etmesi gibi bir iman, inkar edenlere maalesef bir zillet gibi gelir. Anlamazlar.
HAMZA...