• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Dr.House adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-08-2008
    Mesajlar
    777
    Karizma Gücü
    0

    Erdoğan'ın çağrısı basını birleştirdi

    TGC: Demokrasi ve hukukla bağdaşmıyor, ÇGD: "Çağ dışı bir davranış, PMD: Çağrı, Anayasa'ya da aykırı

    ANKARA - Basın örgütleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partililerine yaptığı 'yayınlarından rahatsızlık duyduğu gazeteleri protesto çağrısı'na tepki gösterdi.
    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), son günlerde yaşanan tartışmalar üzerine basın meslek örgütlerine bir çağrıda bulunarak olağanüstü toplantıya çağırdı. Ağırlıklı olarak Erdoğan’ın medyaya yönelik tutumunun ele alınacağı toplantı, 30 Eylül Salı günü TGC'de yapılacak. Toplantıya TGC, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Ekonomi Muhabirleri Derniği, Parlamento Muhabirleri Derniği (PMD), Foto Muhabirleri ve Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği ile Ankara, İzmir başta olmak üzere tüm yurttaki gazeteci cemiyetleri davet edildi.
    Basın basın örgütlerinin temsilcileri de yaptıkları açıklamalar ile Erdoğan'ın gazete boykotuna tepki gösterdiler. Yapılan açıklamalar özetle şöyle:

    -ANTİDEMOKRATİK ZİHNİYET ÖRNEĞİ-
    Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi: Bu çağrı eşi az bulunur ayıp ve bir antidemokratik zihniyet örneğidir. Başbakanın bu çağrısı, eşi az bulunur ayıp ve eşi az bulunur bir antidemokratik zihniyet örneği. Bu örneği, Başbakan Erdoğan ’ın ülkemizde demokrasiyi geliştirmeye çalıştığını ileri süren iç ve dış destekçilerin görmesini isteriz.

    -HUKUKLA BAĞDAŞMIYOR-
    TGC Yönetim Kurulu: Sorumlu bir Başbakan olarak ifade özgürlüğünü ve çok sesliliği sağlama görevini üstlenmiş olmasına karşın Sayın Erdoğan’ın partililerine yaptığı boykot çağrısını demokrasi ve hukukla bağdaştırma olanağı yoktur. Benzer çağrıların geçmişte askeri yönetimler döneminde yapılmış olması, tedirginliğimizi daha da arttırmaktadır. Sayın Başbakan’ın Türkiye adına Avrupa Birliğine ve Avrupa Konseyine verilmiş olan sözleri yerine getireceğine duygusal bir yaklaşımı tercih ediyor olması da yadırgatıcıdır. Sayın Başbakanın izlediği yöntem demokrasilerde çıkar yol ve bütünleştirici bir yaklaşım değil.

    -ÇAĞ DIŞI DAVRANIYOR-
    ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay: Başbakanın kendisini eleştiren medyayı düşman ilan edip kampanya açmasını çağ dışı buluyorum. Bir Başbakan kendisini eleştiren gazeteleri, yayın organlarını düşman ilan etmesi sanırım uluslararası camiada şaşkınlık yaratacaktır. Demokrasiyi, ifade özgürlüğünü önce ülke yöneticilerinin içselleştirmesi, inanması gerekiyor. Ben de halkımızın Başbakan’ın konuştuğu kanalları, demeç verdiği gazeteleri temkinli izlesini öneriyorum.

    -ANAYASAYA AYKIRI-
    PMD Başkan Vekili Göksel Bozkurt: Boykot çağrısı kamuoyunun doğru bilgilenmesi ve basın özgürlüğüne müdahalenin yanı sıra, basın emekçilerinin çalışma haklarını da tehlikeye sokabilecek unsurları barındırmaktadır. İktidarlar kamuoyunun haber alma hakkını engelleyecek yaklaşım biçimleri içinde olmak yerine, onların doğru bilgilenmesine dönük düzenlemeleri yapmakla yükümlüdürler. Bir siyasetçinin bazı gazeteleri boykot çağrısı yapması, Anayasa’daki 'haberleşme hürriyeti ve basın hürriyeti' maddelerinde ifadesini bulan ilkelere de açıkça aykırıdır. Başbakan'ın, boykot çağrısı yapmak yerine, basın özgürlüğünün eksiksiz hayata geçirilmesi, yolsuzluklar ve olumsuzlukların üzerine gidilmesinin önünü açması demokrasi adına daha sağlıklı bir yöntem olacaktır.

    -GAZETELERİN DENETÇİSİ DEĞİL-
    Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Nazmi Bilgin: Başbakan demokratik bir sistem sayesinde o koltukta oturduğunu unutup, demokrasinin tüm kurallarını hiçe sayıp, demokratik davranış biçiminden uzaklaşmıştır. Gazetelerin denetçisi Başbakan değildir. Başbakan medyanın bir kısmına maddi manevi sınırsız destek verirken diğer bir bölümüne kendisi ile ilgili haber yaptıkları için sırtını dönemez. Protesto etmek için bile 'o gazeteleri almayın' diyemez. Başbakanlık koltuğunda oturanların demokrasiye saygılı, olgun ve hazımlı olmaları gerekir. Biz, etik değerlerin ne ticari ne de siyasi kaygılarla tahrip edilmesine seyirci kalamayız. Türkiye, geçmiş dönemlerinde bu tür pek çok tartışma yaşamıştır ama hiç bir zaman bu günkü kadar düşük seviyede bir tartışmaya tanık olmamıştır.

    -BASIN EMEKÇİLERİNİ YARALADI-
    * Hamdi Yurdakul (Merkez Mersin Gazeteciler Derneği Başkanı): Başbakan'ın son açıklamasını büyük talihsizlik olarak niteliyorum. Kendi söylemiyle ‘Bu ülkede medya güvenilirliğini yitirmiştir’ sözleri kastı aşarken, tüm basın emekçilerini de derinden yaralamıştır. Boykotun basın özgürlüğü ve demokrasi ile bağdaşır bir yanı yoktur. Başbakan demokratik toplumlarda yer alan aykırı fikirlere de hoş görüyle bakmalıdır. Gazete boykotunun o müesselerde çalışanların ekmek parası olduğunu da unutmuş gibi.

    -ÜLKENİN BAŞBAKANINA YAKIŞMAZ-
    * Bülent Ecevit (Antalya'daki Akdeniz Basın Vakfı Başkanı): Bırakın siyasetçi olmasını hiçbir kimse ‘okumamayı' teşvik etmemeli, edemez. Hele ki sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bunu hiç yapmamalı. Bir yanlışlık olduğunu düşünüyorsa hukuk yoluna başvurmalı. Kaldı ki yazılanların çizilenlerin hepsi doğrudur, kimse yalanlamadı. Başbakan da dahil. Halk hangi gazeteyi, hangi kitabı okuyup okumayacağına kendisi karar vermiştir. Böyle bir boykot çağrısı yapmak bir ülkeninin başbakanına hiç yakışmaz. Başbakan, gaflet ve delalet içine düşmüştür.
    -TÜRK OKURU BU ÇAĞRIYA UYMAZ-
    * Ünal Türkeş (Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Mesnetsiz ve çirkin bir saldırı. Başbakan baskı yapıyor. Devletin en üst makamlarından birinde oturan bir kişinin taraf olması son derece talihsizliktir. Doğan Medya Grubu, Deniz Feneri gibi Almanya'yı sarsan ve Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren bir yolsuzluk olayını en tarafsız ºekilde kamuoyuna yansıtmıºtır. Baºbakanın talihsiz çağrısı, Alman yargısının mahkum ettiği kiºileri himaye altına almak demektir. Kendisini talihsiz ve yakıºıksız demecinden dolayı esefle kınıyoruz. Türk okuru böyle bir çağrıya uymaz.
    -BU KADAR ÇALIŞANI OLAN MÜESSESE-
    * Ertuğrul Aytaç (Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Başbakan'ın medya üzerinde bu kadar baskı kurmak istemesi kendisine hayır getirmez. Ortada yanlıº haberler varsa Türkiye hukuk devletidir, yasalar çerçevesinde hakları aranır. Demokrasilerde herkes herkesin hakkına saygı duymak zorundadır. Bu kadar çalışanı olan bir müesesesenin dünyanın ekonomik krize girdiği sıralarda zor duruma düşmesi kimseye yarar sağlamaz.
    -BAŞBAKANLIK GÜCÜNÜ KÖTÜYE KULLANIYOR-
    * Erol Ak ıncılar (İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın medyaya karşı takındığı tavır bir Başbakan'a yakışan tavır değildir. Cumhuriyet tarihinde hiçbir başbakan basına karşı böyle bir tavır içinde olmamıştır. Başbakan'ın bazı gazetelerin okunmamasını, evlere sokulmamasını istemesi, başbakanlık gücünün kötüye kullanılmasıdır. Bu suçtur. Basını hedef alan Başbakan geriye dönüşü olmayan bir yolda yürümektedir. Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak bilinen ve bugüne kadar tanık olmadığı suçlamalarla karşılaşan Türk basını, tarihinin en talihsiz dönemini yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın baskıcı, örtülü tehditle bazı gazeteleri boykota davet etmesi, vatandaşlarımızın bilgi alma hürriyetinin engellenmesidir. Bu da demokrasi anlayışı ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Bu çarpık anlayışın en kısa sürede düzeltilmesi, hatalardan dönülmesi temenninimizdir. Aksi taktirde Türk basını içinde bulunduğumuz dönemi en karanlık dönem olarak hatırlayacaktır.
    -AFRİKA ÜLKELERİNDE BİLE GÖRÜLMEZ-
    * Abdurrahman Yavuz (Uşak Gazeteciler Cemiyeti Başkanı: İktidar sahibi bir kişinin insanların okuma özgürlüğüne yön vermesi Afrika ülkelerinde bile görülmemiş bir olay. Ülkemizin başbakanı, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir olaya imza attı. Siyasetin medya üzerinden yapılması yanlıştır. Her iktidar kendine yandaş medya oluşturmak için çalışır. Kendisine muhalif olan medyayı da susturmak için elinden geleni yapar. Türkiye eğer demokratik bir ülkeyse, bu medyanın özgürlüğü sayesinde olur. Bu ülkenin başbakanı yanlış bir konuya imza attı. Başbakanın halkı kışkırtmak yerine, ülke sorunları ile uğraşması gerekiyor.
    -BOYKOT LAFTA KALIR-
    * Sadık Örgel (Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı): Başbakanın bir gazete kuruluşunu hedef alarak boykot çağrısı yapması şimdiye kadar görülmemiştir. Bu demokrasi açısından çok üzüntü verici bir durumdur. Başbakan boykot çağrısıyla, ‘Ya benim istediğim yayınları yaparsınız ya da size yaşama özgürlüğü vermem’ demektedir. Bu gerçekten çok acıdır. Ama biliyoruz ki insanlarımız sağ duyuludur. Bu boykot çağrısı lafta kalacaktır.
    -HALKA MAL OLMUŞ GAZETELER-
    * Ahmet Murat Resuloğlu (Erzurum Kent Konseyi üyesi, Sonsöz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni): Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kendisiyle ilgili şaibeler noktasında şantaj mantığı ile bir yasak uygulayarak olayı örtbas etmemelidir. Türkiye ’nin yasakçılık zihniyetiyle bir yere gitmesi söz konusu değildir. Ben şu anda 40 yaşındayım. Bugüne kadar ben kalktım bu ülkede Hürriyet var Milliyet gazetesi var. Dolayısıyla bugün halka malolmuş bu iki gazeteyi ben sürekli okuyorum ve sürekli de okuyacağım. Çünkü, bu ülkenin bugüne kadar her karanlık noktaya parmak basan ve açığa çıkması gereken yolsuzluklar noktasında dik duruşundan hiçbir zaman taviz vermeyen bu gazetelere, yasak getirmek bu ülkenin geleceğini karartmak demektir.
    - DEMOKRASİYE CİDDİ DARBE-
    * Zafer Varol (Konya Basın Birliği Başkanı): Başbakan'ın son yaptığı açıklama iyice bardağı taşırdı. Hükümetlerle gazeteler arasında her zaman sıkıntı olmuştur. Ama hiç bir zaman bu kadar ciddi boyuta getirilmemiştir. Gazeteleri yalan yazmakla ve yalan yazan gazeteleri alınmaması konusunda yönlendirme yapılmaya çalışılıyor. Yalan herkese göre değişir. Türkiye'de zaten gazete okuma oranı az. Türkiye'de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözünü emir telaki edecek insanlar da var. Bu Türkiye'de basın özgürlüğüne ve demokrasiye ciddi bir darbedir.
    -BU KURUMLARDA BİNLERCE ÇALIŞAN VAR-
    * Sefa Özdemir (Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Ramazan ayı ile birlikte başlayan bu tartışma Deniz Feneri olayı ile bağdaştırılmakta. Biz bundan üzüntü duyuyoruz. Eğer bu gazeteler iftira atıyorlarsa hukuki yollar açıktır. Gerekli mercilere müracat edilip bu kurumlar hakkında gerekli cezai müeyideler uygulanabilir. Çünkü yanlışta yapılsa doğru da yapılsa bu kurumlarda çalıºan binlerce insan var. İllerde bunların temsilcileri çalışıyor. Bürolarında ekmek yiyen insanlar var. Bir kişiye kızgınlıkla bu gazetelerin okunmamasını, bunlara tavır alınmasını yada onlara başka türlü yaklaºılmasını tavsiyede bulunmak doğru değildir. Yapılan bu açıklamalar önümüzdeki günlerde gazetecilerin de işsiz kalmasına neden olabilir. Bu şekilde davranarak basın sektöründe çalışan insanların işten çıkarılmasına vesile olmak doğru olmaz diye düşünüyorum. Bu gazeteler satılmazsa, okunmazsa, bu gazetelerin başındaki insanlar kapatma kararı alırsa, işsiz kalan gazetecilere oturdukları yerde ücret verecek değildir.
    -BAŞBAKANLIK GÜCÜNÜ KÖTÜYE KULLANIYOR-
    * Erol Akıncılar (İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın medyaya karşı takındığı tavır bir Başbakan'a yakışan tavır değildir. Cumhuriyet tarihinde hiçbir başbakan basına karşı böyle bir tavır içinde olmamıştır. Başbakan'ın bazı gazetelerin okunmamasını, evlere sokulmamasını istemesi, başbakanlık gücünün kötüye kullanılmasıdır. Bu suçtur. Basını hedef alan Başbakan geriye dönüşü olmayan bir yolda yürümektedir. Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak bilinen ve bugüne kadar tanık olmadığı suçlamalarla karşılaşan Türk basını, tarihinin en talihsiz dönemini yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın baskıcı, örtülü tehditle bazı gazeteleri boykota davet etmesi, vatandaşlarımızın bilgi alma hürriyetinin engellenmesidir. Bu da demokrasi anlayışı ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Bu çarpık anlayışın en kısa sürede düzeltilmesi, hatalardan dönülmesi temenninimizdir. Aksi taktirde Türk basını içinde bulunduğumuz dönemi en karanlık dönem olarak hatırlayacaktır.




    Kaynak:http://www.radikal.com.tr/Default.as...&CategoryID=77




    -----------------------------------------------------------------------


    Sözüm ona Demokrat Başbakan

    Soruaşam hiç hata yaptınız mı?
    İnönü: Çok hata yaptım ama aynı hatayı iki kez yapmadım.







  2. #2
    TruckTurkey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-12-2007
    Mesajlar
    2,102
    Karizma Gücü
    5
    Demokrasinin herkes için gerekli bir şey olduğunu Erdoğan çok çabuk unutmuşa benziyor.
    Aydın Doğan haklı ya da haksız bunu, bunun yolu medyayı susturmak ya da baskı yapmak olamaz.
    Bir Başbakan ''sizin anlayacağınız dileden konuşacağım, bu gazeteleri evinize sokmayın'' demez.

    Aydın Doğan'ın yayıncılık anlayışından şimdi mi rahatsız olmaya başlamış.?

    Bütün bunlar Türkiye Cumhuruyeti Tarihine yazılacak.


    Soykırım Propagandacılarına Kriz Geçirten Site
    Linke Tıklayın
    Armenian Genocide Photos

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Erdogan'in cagrisi gundemi degistirme calismasi.Yolsuzluk nasil gizlenecek?
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  4. #4
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    bu akşamdan itibaren doğ-an medya gurubuna ait kanalları uydudan silmek olacak. zaten uyuz diziler de evde polemiğe neden olmuyor değil.

    işin medya boyutunu bırakın. petrol ofisine farkında olunmadan boykot uygulanıyor. hani şu iş bankasıyla ortaklaşa aldığı daha sonra bankayı diskalifiye edip hisse lerinin bir kısmını 1 milyar eoruya sattığı petrol şirketini.. 10 yıl sonra aydın doğanı bu ülkede görmek biraz zor olacak.
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  5. #5
    chevenburi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2008
    Mesajlar
    927
    Karizma Gücü
    0
    Sendiklaşmak için birilerinin ölmesi, birlik olmak için teokrat bakandan basın açıklamaları, isyan için boğazınızın sıkılması mı gerek? Son vuruşlarını yaptıklarında çok geç olmasın da..

    ... Ama ben sizi rahat bırakmayacağım! Kızmanızı istiyorum! Protesto etmenizi istiyorum, isyan etmenizi istiyorum. Milletvekillerine yazmanızı istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz ya da enflasyon ya da savaş ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılacağını da bilmiyorum. Tek bildiğim öncelikle kızmanız gerektiği! Şöyle demelisiniz:
    "Ben bir insanım, kahretsin. Hayatımın bir değeri var!"

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Aria ve DOL güçlerini birleştirdi
    2003 - 2004 Konuları bölümünde deJa tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 23.11.03, 22:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •