• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    yenisistematik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    2,091
    Karizma Gücü
    0

    RTÜK Başkanı 450 milyon dolarlık şirketin ortağı çıktı

    RTÜK Başkanı 450 milyon dolarlık şirketin ortağı çıktı

    Almanya Deniz Feneri davası iddianamesinde adı geçen Zahid Akman’ın, RTÜK Başkanlığı sırasında Ankara’daki ünlü alışveriş merkezi Armada’ya ortak olduğu belgelendi...

    ALMANYA’DAKİ Deniz Feneri e.V. davasında ’kurye’olabilir denilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, göreve geldiği günden bu yana “yurtiçinde ve yurtdışında hiçbir ticari faaliyetim yoktur” açıklaması yaptı. Ancak Akman’ın Deniz Feneri davasında sorumluluğu görülen Kanal 7’-nin Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’la ortaklığı belirlendi. Akman’ın Hayat Yapı Ticaret ve Yatırım Limited Şirketi’nde Karaman’la halen ortak olduğu ortaya çıktı. Ve Akman Ankara’nın en büyük alışveriş merkezlerinden Armada’nın da ortakları arasında.

    Armada’nın 3.3’ü Hayat Yapı’nın

    Akman ve Karaman’ın ortaklığından önce Ankara’nın ünlü alışveriş merkezi sayılan Armada’yı biraz tanıyalım. Ticaret Sicil Gazetesi’nden alınan bilgilere göre, Söğütözü İnşaat ve İşletme A.Ş., Armada Alışveriş Merkezi’nin sahibi. Armada, Söğütözü İnşaat ve İşmetme A.Ş tarafından 1999’un Eylül ayında Eskişehir Yolu üzerinde Sögütözü mevkiinde yapılmaya başlandı. 30 bin metrekare arazi üzerine 125 metrekare olarak inşaat edilen Armada, 21 katlı ofis ve çarşı bloğundan oluşuyor. 32 bin metrekare kiralanabilir alana sahip Armada’da 156 mağaza bulunuyor. Sögütözü İnşaat ve İşletme toplam 50 milyon 452 bin 494 YTL sermayeye sahip ve 5 milyon 45 bin 249 adet hissesi bulunuyor. Şirketin ortak sayısı 33. Bu ortaklardan biri de Hayat Yapı Ticaret LTD. ŞTİ. Hayat Yapı ise bu sermayenin 1 milyon 661 bin 37 YTL’sine sahip. Bir başka ifadeyle şirketteki hisse oranı yüzde 3.3.

    Armada’nın yıllık kira geliri ne?

    Armada’daki mağazalar metrekaresi 60 dolardan kiraya veriliyor. Armada’nın kiralanabilir alanı 32 bin metrekare olduğuna göre AVM’nin sahibi olan Söğütözü İnşaat’ın aylık kira geliri 1 milyon 920 bin doları buluyor. Yıllık kira geliri ise 23 milyon dolara ulaşıyor. Ancak şirketin tek geliri bu değil. Türkiye’de birçok alışveriş merkezi, mağazaların riskini paylaşmak, yüksek ciro yapmaları için kendilerini de sorumlu tutmak için düşük tuttukları kira bedeline ek olarak mağazaların cirosundan da pay alıyor. Bu oran yüzde 1-3 aralağında uygulanıyor. Armada’daki mağaza sahiplerinden cirodan alınan pay nedeniyle şirketin ek gelirinin 7 milyon doları bulduğunu öğreniyoruz. Böylece Söğütözü İnşaat’ın kira ve cirodan pay ile birlikte yıllık gelirinin 30 milyon doları bulduğu anlaşılıyor.

    Armada’nın yıllık kira gelirinden yola çıkarak, gayrimenkulün piyasa değerini de bulmak mümkün. Emlak piyasasında bunu hesaplamanın bir formülü var. Alış veriş merkezinin yıllık kira gelirinin 12- 18 katı, gayrimenkulün değeri olarak kabul ediliyor. Böylece ortalama 15 kat üzerinden hesaplarsak, yıllık kira geliri 30 milyon doları bulan Armada’nın değeri de 450 milyon dolar ediyor.

    Akman’ın payına ne kadar düşüyor?
    Şirketlerin hisse oranlarına bakıldığında bunu da hesaplamak mümkün. Armada’nın sahibi olan Söğütözü İnşaat ve İşletme A.Ş’de toplam 5 milyon 45 bin 429 adet hisse bulunuyor. Akman’ın ortağı olduğu Hayat Yapı ise bu hisselerin sadece 166 bin 103’üne sahip. Basit bir hesaplamayla 33 ortaktan biri olan Akman’ın Hayat Yapı’sı, Armada’nın yüzde 3.3’üne sahip. Yani 450 milyon dolarlık gayrimenkul değeri üzerinden söylersek, Hayat Yapı’nın payı 14 milyon 850 bin YTL. Akman kardeşler, Armada’dan düzenli kira geliri de alıyor. Armada’nın yıllık kira gelirinin 30 milyon dolar olduğunu söylemiştik. Bu paradan ortakların payına düşen miktar her ay banka hesaplarına yatırılıyor. Bu durumda Hayat İnşaat’ın payına yılda yaklaşık 1 milyon dolar (990 bin dolar) düşüyor.

    2006’da Akman devreye giriyor
    Şimdi de Hayat Yapı’yı tanıyalım... Armada’nın sahibi Sögütözü’nün 33 ortaklı olduğunu söylemiştik. Ankara Ticaret Odası’na kayıtlı şirket 10 Ocak 2003 tarihinde kuruldu. Kurucu ortakları Turgut Akman (Zahid Akman’ın kardeşi), Hamide Ceylan (Eski RP’li Hasan Hüseyin’in eşi) ve Mehmet Habib Karaman. (Kanal 7’nin Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın oğlu.) Şirketin ortaklık yapısı 2006 yılında değişiyor. 6 Aralık 2006 tarihinde Hayat Yapı’nın Aydınlıkevler’deki adresinde toplanan ortaklar hisse devri kararının altına imza atıyor. Habib Karaman bütün hisselerini babası Zekeriya Karaman’a bırakıroyor. Turgut Akman da hisselerin yüzde 32.5’ni kardeşi Zahid Akman’a devrediyor. Buna göre 500 bin YTL sermayaye sahip 20 bin hissenin yeni dağılımı şöyle oluyor: Zahid Akman (Turgut Akman’dan devraldığı) 6505 hisse, 162 bin 625 YTL sermaye, Hamide Ceylan 5275 hisse, 131 milyon 875 bin YTL sermaye, Zekeriya Karaman (Habib Karaman’dan devraldığı) 5275 hisse, 131 milyon 875 bin YTL sermaye, Turgut Akman 2945 hisse 73 milyon 625 bin YTL sermaye, Yüzde olarak incelendiğinde Zahid Akman’ın şirketin yüzde 32.5’e, Hamide Ceylan ve Zekeriya Karaman’ın yüzde 26.4’e, Turgut Akman’ın ise yüzde 14,7’sine sahip oluyor. Akman kardeşlerin toplam hisse değeri ise yüzde 47.2 olarak gerçekleşiyor. Hayat Yapı’daki hisse dağılımı böyle olurken Akman kardeşlerin Armada’daki payları ise toplam yüzde 1.56 olarak gerçekleşiyor. Akman kardeşlerin hisselerinin toplam değeri ise 7 milyon doları buluyor.

    Akman’lı toplantı 2008’de!

    Ticaret Sicil gazetesinin kayıtlarına göre ortaklar en son toplantıyı 17 Ocak 2008 tarihinde yine Aydınlıkevler’de yapıyor. Toplantıda oy birliğiyle şirketin her türlü resmi iş ve işlemlerini yürütmeye yetkisi RTÜK Başkanı Akman’ın ağabeyi Turgut Akman’a veriliyor. RTÜK Başkanı olması nedeniyle doğrudan ya da dolaylı hiçbir ticari faaliyetin içinde olmaması gereken Zahid Akman’ın bir yapı ticaret ve yatırım şirketinin ortağı olması böylece belgelenmiş oluyor. Akman’ın kendi denetim alanına giren bir medya kuruluşu sahibiyle ticari ortak olması da ayrıca tartışma konusu oluyor.

    7 milyon dolarlık hisse!

    Pekİ, RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın, 21 katlı alışveriş merkezi Armada’daki payı nedir? Birlikte hesaplayalım...

    Armada’nın değeri ortalama 450 milyon dolardı. Hayat’ın sahip olduğu oranı ise daha önceden hesaplamıştık, 14 milyon 850 bin dolar. Hayat İnşaat’ın toplam 20 bin paya bölünmüş sermayesini dikkate alırsak, Armada’dan dolayı her bir hissenin 742,5 dolar olduğunu söyleyebiliyoruz. Zahid Akman toplam 6 bin 505 hisseye sahip. Bu hissenin değeri ise 4 milyon 830 bin dolar yapıyor. Kardeş Akman’ın sahip olduğu hisse ise 2 bin 945. Bu da 2 milyon 186 bin dolar yapıyor. Akman kardeşlerin hisselerinin toplam değeri böylece 7 milyon doları buluyor.
    http://www.gazetevatan.com/haber.vat...&Newsid=199908
    Abi bu adam daha dune kadar Almanya da kuryelik yapiyordu.
    Bu kadar parayi nasil yapti?
    Simdi sormaya da korkuyorum sorsan hungur hungur aglar
    CIVCIV
    TERBIYECISI

  2. #2
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Fazla birşey değil canım, yüzde 3.3 nedir? Birkaç milyon doların lafı mı olur? Bunu da ticari etkinlikten mi sayacağız şimdi? Ayıp ya...

  3. #3
    hattorihanzo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-07-2005
    Mesajlar
    10,625
    Karizma Gücü
    9
    bu deniz fenerini iyice araştırmak lazım bence.
    ergenokun üzerine vnasıl gidilmişse bununda üzerine gidilmeli göreceksiniz üzerine gidilse ikinci bir ergenekon olmasa bnece benzer bir teşkilatlanma var bu Deniz fenerinde...
    .
    .
    .
    "Bu maskenin altında bir yüz var...ancak benim değil.
    ne altındaki kaslardan daha "ben"dir o yüz...ne de altındaki kemiklerden.
    "Bu maskenin ardında etten daha fazlası var;
    bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun islemez."
    .
    .
    .
    .


  4. #4
    kezman1907 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2008
    Mesajlar
    501
    Karizma Gücü
    0
    Birkaç milyon doların lafı olmaz aramızda

    Ne Mutlu Türk'üm Diyene!

    Muhtaç Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur!

    Türbanı tak işini kap!!
    Durmak yok hortuma devam!!

  5. #5
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı kezman1907 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Birkaç milyon doların lafı olmaz aramızda
    Bu ülkede koskoca gemi gemicik oldu, birkaç milyon doların lafı mı olur?

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Almanya'da yabanci Turkiye'de alamanci olan garibanlari kimler soymadi ki?

    Iflas ettik diye alamancinin parasini kendi ceplerine atanlar bu dunyada hesap vermezseler ahirette verirler elbet.
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  7. #7
    yenisistematik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    2,091
    Karizma Gücü
    0
    Dünden bugüne, isim isim siyasal İslam’ın gizli kasaları


    Bugünlerde herkesin dilinde Deniz Feneri, Kanal 7 ya da Zekeriya Karaman, Zahid Akman isimleri var.

    Biraz geçmişi bilenler; Erbakan’ın kayıp trilyonlarını, Süleyman Mercümek’i ya da Yimpaş, Kombassan, İhlas, Jet-Pa, Endüstri Holding’i hatırlar. Peki siz, Mehmet Satoğlu, Tahsin Armutçuoğlu, Gürgen Mazhar Bayatlı, Beşir Darçın isimlerini duydunuz mu? Bunlar kimdi? Kimlerin gizli kasasıydı? Neden yargılandılar? Sonra nasıl ortadan kayboldular? Gelin biraz gerilere gidelim.

    "BİR lokma bir hırka" ile yetinenler bugüne nasıl geldi?

    Tarikat, siyaset, ticaret üçlemesiyle ilk kez Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı karşılaştı. Şeyh Ahmed Ziyaüddin, 1838 Osmanlı-İngiliz Ticaret Anlaşması’yla Anadolu’ya gelen yabancı sermayeye karşı, ulusal pazarı korumak için "yardım sandıkları" kurdu. Toplanan zekátlar, yoksullaşan esnaflara aktarılarak milli sermaye korunacaktı.

    Şeyh Ahmed Ziyaüddin tüccar bir ailenin çocuğuydu. Bu nedenle bu hareketi kişisel olabilir miydi? Hayır.

    Çünkü: Yıllar sonra, 1954’te benzer uygulamayı yine aynı tarikat hayata geçirdi.

    Demokrat Parti’nin ülkeyi ithal mallara boğması üzerine, Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı’nın şeyhi Mehmed Zahid Kotku’nun girişimiyle "Gümüş Motor" kuruldu. Amaç "milli sanayi" yaratmaktı. Üzerinde cami resmi olan hisseler çıkarılıp satıldı. Ancak, bu milli atılım pek uzun ömürlü olamadı; Gümüş Motor battı. İş mahkemeye yansıdı. Genel Müdürü Necmettin Erbakan’ın, dönemin parasıyla 69 bin lirayı kardeşi Kemalettin Erbakan’a gönderdiği murakıp raporlarında ortaya çıktı. Yıllık imalatı, Devlet Planlama Teşkilatı’na 10 bin olarak bildirmişlerdi; gerçek rakam 70 idi! Vs. vs.

    MNP’nin şirketleri

    Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı zamanla ticaretin yanına siyaseti de koydu. Yani artık bireysel girişimcilikle değil, iktidara gelerek milli sanayi hamlesi gerçekleştirilecekti.

    26 Ocak 1970’te Milli Nizam Partisi’ni kurdular.

    Yargıtay Başsavcılığı, partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı.

    21 Mayıs 1971’de parti kapatıldı. Mal varlığına el koydu.

    İşte bugün konuştuğumuz kritik mesele bu son cümlede saklıdır: Bu tarihten sonra milli görüş hareketinin kurduğu tüm şirketler, partiler-dernekler üzerine değil, kişiler üzerine kuruldu.

    Örneğin, 18 Haziran 1971’de "İPA AŞ" kuruldu. Kurucularından Tahsin Armutçuoğlu ve Mehmet Satoğlu, Milli Nizam Partisi kurucusuydu.

    T.Armutçuoğlu ve M.Satoğlu bir başka şirket daha kurdular: "Nidaş."

    Bu şirketin ortakları arasında Hasan Aksay, Fehmi Cumalıoğlu gibi yine Milli Nizam Partisi kurucuları vardı.

    Aksay ve Cumalıoğlu bu kez Oğuzhan Asiltürk, A. Tevfik Paksu ile "Yeni Neşriyat AŞ"yi kurdular. 17 Ağustos 1972’de faaliyete geçen bu şirket, Milli Gazete’yi çıkardı.

    Milli Nizam Partisi "şirketlerine" baktığınızda hemen hepsinde iki isim öne çıkıyor:

    Avukat Tahsin Armutçuoğlu ile Harita Mühendisi Mehmet Satoğlu.

    Mehmet Satoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dayısıdır.

    Uzatmayayım, kişiler üzerinde gözüken şirketler aslında partinindi.

    MSP’nin şirketleri

    MNP kapatılınca Milli Görüş, 11 Ekim 1972’de Milli Selamet Partisi’ni kurdu.

    Bu partinin "şirketlerine" baktığınızda bir isim ön plana çıkıyor:

    Gürgen Mazhar Bayatlı.

    8 Şubat 1977’de kurulan "Milsan"; 3 Mart 1978’de kurulan "Mila AŞ"; 27 Ağustos 1980’de kurulan "Mades Holding" ve yine aynı gün kurulan "Heka Dış Ticaret AŞ"nin kurucuları arasında hep Gürgen Mazhar Bayatlı vardı.

    Peki, bu şirketler ne yapıyordu?

    Mila AŞ’nin yeri, MSP genel merkezinin bulunduğu Hoşdere Caddesi’ndeki Alican Apartmanı’ydı. 5 milyon sermayeyle kurulan bu şirket, kuruluşundan dört ay sonra Demetevler’de 10 milyon liraya apartman aldı ve adını "Milli Görüş Sarayı" koydu. Burada parti toplantıları yapılıyordu zaten.

    Şirketlerin sermayeleri hızla arttı: Örneğin, Milsan 2 milyon lira sermaye ile kuruldu. Beş buçuk ay sonra 15 Temmuz’da sermayesini 13 milyona çıkardı. 30 Nisan 1979’da ise rakam 22 milyona çıktı. 22 Nisan 1981’de ise 50 milyona yükseldi.Milsan’a bu paralar nereden geliyordu?

    Milsan’ın, Vakıflar Bankası Fatih Şubesi’ndeki 1016 No’lu hesabına, 18 Şubat 1977 tarihinde Yapı Kredi Bankası Ankara Aşağı Ayrancı Şubesi’nden 630802 No’lu çekle 1 milyon 900 bin lira yatırıldı. Aşağı Ayrancı’daki bu hesap kime aitti; Necmettin Erbakan’a!
    Káğıt üzerinde MSP’nin mali işlerinden sorumlu kişi; Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahim Bezci gözüküyordu. "Gözüküyordu" diyorum, çünkü Bezci İzmit’te yaşıyordu ve Ankara’ya pek gelmiyordu.

    İşin özünde partinin parasal işlerini yürüten kişi Gürgen Mazhar Bayatlı idi. Ziraat Bankası Çankaya, Vakıflar Bankası Kızılay, Yapı Kredi Bankası Çankaya şubelerinde hesapları vardı.

    12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Mazhar Gürgen Bayatlı tutuklandı, hapis yattı ve "Şirketleri aldığım borçlarla kurdum" deyince, salıverildi.

    Sonraki yıllarda ismi Erbakan hareketi içinde bir daha hiç ön plana çıkmadı.

    Bugün Niğde’de yaşıyor.

    6 Nisan 2007’de TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın elinden aldı! O törende Deniz Feneri de ödül aldı!

    RP’nin şirketleri

    1980’lerde yeni parti kuruldu: Refah Partisi.

    Ve bu partiyle birlikte yeni bir isim ortaya çıktı:

    Beşir Darçın.

    Beşir Darçın aslında Ankara Ulus’ta terziydi. Bakın sonra nasıl trilyoner oldu?En büyük parayı hac organizasyonundan kazandı.

    Bilirsiniz, 1988’de Suudi Arabistan, Mekke’ye kontenjan koydu; Türkiye’nin nüfusu 72 milyon ise o yıl sadece 72 bin kişi gidebilecekti.

    Hacı adayları kendi kafalarına göre gitmeyecekti; bir organizasyona dahil olacaklardı.

    En büyük organizasyonu, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı yapıyordu. Ancak hepsinin altından kalkması zordu, yarısını özel şirketlere verdi.

    Bu özel şirketlerden biri de RP genel merkezinin bulunduğu binada faaliyet yürüten "ETAŞ AŞ" idi. Sahibi Beşir Darçın idi.

    Beşir Darçın 1990 yılında da, "Van Der Zee" adlı şirketi satın aldı. Alır almaz da Suudi Arabistan, Beşir Darçın’a beş bin kişilik ek/özel kontenjan verdi! Kontenjan tabii Refah Partisi’ne verilmişti. Düşünebiliyor musunuz, Suudi Arabistan, Türkiye Cumhuriyeti’ne değil RP’ye kontenjan veriyordu. Niye sizce?

    Evet, Beşir Darçın hac organizasyonundan çok para kazandı.

    Diyanet’ten sonra en büyük hac organizasyonunu "Van Der Zee" yapıyordu. Bürosu nerede miydi? Tabii RP genel merkez binasında. Zaten binanın sahibi de Beşir Darçın’dı!

    "Gizli Kasa" Beşir Darçın’ın, "ETAŞ" gibi, "Sürtaş" adlı şirketi de aynı binadaydı.

    Hatırlatayım; RP’nin genel muhasibi yine MSP’de olduğu gibi Abdurrahim Bezci’ydi. Ve Bezci hálá İzmit’te yaşıyordu. Zaten kulakları artık pek duymuyor, gözleri de iyi görmüyordu. Yani göstermelikti!

    Beşir Darçın sadece hacılardan para kazanmadı. Tefecilik yaptı: Nakit paraya sıkışan Konyalı işadamı Süleyman Çınar, Beşir Darçın’dan 1 milyar borç aldı, 30 gün sonra bunu 1 milyar 104 milyon olarak ödeyecekti. Süleyman Çınar borçlarını ödeyemedi ve Beşir Darçın ailenin gayrimenkullerine ve Toroslar Un Fabrikası’na el koydu.

    Bitmedi:

    Beşir Darçın, Kurban Bayramı öncesi Milli Gazete’ye ilan verdi: "Bankada açtığımız hesaba 1 milyon lira yatırın; bizler sizin adınıza kurbanı kesip Bosna-Hersek’e, Azerbaycan’a, Abhazya’ya gönderelim!"

    Araştırıldı; ortada para çok ama kesilen kurban yoktu!Beşir Darçın gözaltına alındı. Ancak birkaç gün sonra suçsuz olduğu anlaşılıverdi!

    Beşir Darçın son olarak Milli Gazete’nin yan kuruluşu MİLDA’nın ortağı olarak özelleştirmeden SEKA Giresun káğıt fabrikasını satın aldı.

    2000’li yıllarda Beşir Darçın adı pek duyulmadı.

    Bugünün gizli kasaları "sakallı"lar; "aslan" gibi delikanlılar...

    Sonuçta:

    "Ne zaman ticaret, siyaset, dergáhların kapısından içeri girdi; ’bir lokma bir hırka’ tarihe karıştı" diyebilir miyiz? Bilemiyorum. Bildiğim, paranın dini, imanı yoktur.RP’nin kapatılma davası delili:

    TARİH: 21 Mayıs 1997

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi’nin "laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı.

    İddianameden ilgili bölümü aktarayım:

    "Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Kanal 7’ye para toplamak için yaptığı konuşmada, ’Televizyonu olmayan bir davanın yürümesi mümkün değildir. Bir topluluğun toplum olması mümkün değildir. Kaldı ki bugün yapılmış olan cihada, yani Hakk’ın hákim olması için yapılan mücadelede, televizyonu isterseniz topçu kuvvetli olarak tarif edin, isterseniz hava kuvveti olarak tarif edin, onun gidip bir tepeyi bombalamasından önce, piyadenin o tepeyi işgal etmesi, zaptetmesi mümkün değildir.

    Onun için bugün yapılmış olan cihadı televizyonsuz yapmanın imkánı yoktur. İşte bu kadar hayati bir konu için acıyıncaya kadar vereceğiz. Bugün bu inançla Kanal 7 için para vereceğiz’ demiştir."

    Necmettin Erbakan, Anayasa Mahkemesi’ndeki savunmasında bu konuşmasının "montaj" olduğunu iddia etti.

    "Şimdi, ne yapılmış; Kanal 7 reklam almak için işadamlarını toplamış. Bizden de rica etmiş ki, ’Bakın biz sizin haberlerinize yer veriyoruz, bize yardımcı olun. Bizim reklamdan başka hiçbir gelirimiz yok’ demiş. 300500 işadamı toplanmış, Onlara tavsiye götürmüş, hepsi tamamen bir sohbet havası içinde..."

    Erbakan, iddianamede yer alan, "Bugün cihadı televizyonsuz yapmanın imkánı yoktur" sözünü Afgan mücahitleri için söylediğini belirtti.

    "Bakın, Afgan mücahitleri bu kadar yıl uğraştılar bir devlet kurmak için, kendileri o sırada gelip gittikçe her yerde temaslar ederken, devlet kurmayı çok kolay zannediyorlardı. Onları ikaz için demiştim ki, bir devlet her şeyi ile kurulur; siz harpten çıkıyorsunuz, önce kendinizi tanıtmak için bir televizyona önem vermeniz lazım. Televizyonsuz hareket edemezsiniz. Onun için devlet kurmak kolay iş değildir."

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, "Kanal 7 yöneticileri ve sahipleri arasında partinizde milletvekili, yönetici hiç kimse var mı" diye sordu.

    Erbakan, "Eskiden vardı. Kanal birçok insanın iştirakiyle kurulmuştur, ama onlar milletvekili, yönetici olduktan sonra o görevlerinden ayrıldılar" dedi.

    Refah Partisi, 16 Ocak 1998 tarihinde kapatıldı.

    Erbakan’ın girişimiyle 1993’te kurulan Kanal 7 daha sonra siyasal tercihini Başbakan Erdoğan’dan yana yaptı. Ve "cihat için" televizyonun önemini bilenler, televizyon kanalı-gazete sayısını her geçen gün artırdı.

    Bunun için artık sadece zekátla yetinmiyorlar, kamu bankalarını bile kullanıyorlar.

    Horbo’nun babası Çolak Memo!

    BİRİNCİ Dünya Savaşı’nda Suriye cephesinde kolundan vuruldu; namı oradan geliyordu.

    Savaştan sonra dağa çıktı; eşkıya oldu. Zaman zaman Malatya’ya iniyordu erzak almak için.

    Dört tığ gibi adamıyla gittiği şehir yolunda, hilal kaşlı, kara gözlü, buğday tenli bir kıza vuruldu: Emine.

    Soruşturdu; kız mıydı gelin mi? Emirler Köyü’nün ağası Vahap Ağa’nın küçük kızıydı; daha henüz 15 yaşındaydı.

    Köye heyet gönderdi; "Allah’ın emri..."

    Vahap Ağa sözlerini kesti: "Benim eşkıyaya verecek kızım yok."

    Haberi alan Çolak Memo, 30 atlıyla Emirler Köyü’nü basıp Emine’yi kaçırdı.

    Küçük Emine, Çolak Memo’nun ilk karısı değildi.

    Çolak Memo, 13 kadınla evlendi. Dördüncüsünü boşar, bir daha alırdı.

    Cumhuriyet’ten sonra eşkıyalığa ve mecburiyetten çokeşliliğe son verdi Çolak Memo.

    Emine, kocası Çolak Memo’dan hep korktu.

    Bir gün evde kumalar Meryem, Bedriye ve Emine otururken, polisler bir hırsızlık soruşturması için eve geldi. Çolak Memo sorulara cevap verirken, diğer odada üç karısının konuşup gülmelerine sinirlendi. Gidip, Emine’yi balkondan attı.

    Çolak Memo bu olay nedeniyle üç yıl hapis yattı.

    1933’te cezaevinden çıkınca Emine’nin gönlünü aldı ve onu hamile bıraktı.

    Emine, Çolak Memo’dan dört çocuk sahibi oldu.

    Kocası ölünce Malatya mensucat fabrikasında çalışmaya başladı.

    Büyük oğluna çok güveniyordu; çok çalışkandı, sınıfları hep dereceyle bitiriyordu.

    Onu küçüklüğünden beri "Horbo... Horbo" diye seviyordu.

    "Horbo" dayısının kızıyla nişanlıydı.

    Bir gün fabrikaya polisler geldi; Emine’yi alıp karakola götürdüler.

    Oğlunun ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman’a suikast yaptığını öğrendi.

    "Horbo" cezaevine giderken o da ameliyat masasına yattı; beyninde ur vardı.

    Yıllarca oğlunun cezaevinden çıkmasını bekledi. Her gece ağladı.

    Oğlu cezaevinden çıktıktan bir süre sonra hayata gözlerini yumdu.

    Çolak Memo ile Emine’nin oğlu "Horbo" kimdir bilir misiniz:

    Hüseyin Üzmez!

    Bursa’da 14 yaşındaki B.Ç.’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu bulunan Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez.

    Nev-i şahsına münhasır biriydi; hayatında iki sorudan nefret etti; ne zaman doğdun, Ahmet Emin Yalman’ı niye vurdun?

    Önceki gün Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne giderken, kameramanlara el salladığı görüntüsünü izledim TV’lerde. İçim burkuldu.

    Aklıma babası Çolak Memo geldi.

    Bir de, "Malatya Suikastı"nı anlattığı kitabında yazdıkları: "İtalyan Lombrozo, ’Bazı insanlar doğuştan suçludur’ diyor. Ben buna inanmıyorum. Allah kulunun hasmı değildir. Doğuştan suçlu yoktur." (S. 67)

    TV’de Hüseyin Üzmez’i elleri kelepçeli el sallarken izlediğimde düşündüm; Çolak Memo’nun hiç mi suçu yok?

    SONER YALCIN
    CIVCIV
    TERBIYECISI

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Blinimeyenlerin yaninda bu devede kulak kalir.Milyarlarca dolar aciklananlar yolsuzlugun sadece binde biri bile degil.
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  9. #9
    yenisistematik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    2,091
    Karizma Gücü
    0
    Adam istifa etmis.

    Onceki basin toplantisinda aglayarak son uc bucuk yilda hicbir ticari faaliyetim yok demisti.

    Bizim saf Akp liler de yemisti.Cunku bu saf civcivler bu adamlar ne derse yemeye mahkum.

    Baksaniza iki yuzluler yorum bile yapamiyor.Yolsuzluk ve zam haberleri carsaf carsaf,

    Ama bu iki yuzlu civcivler kuyruklarini sikistirip kacan it misali sivisiyorlar
    CIVCIV
    TERBIYECISI

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Son_Mohikan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Fazla birşey değil canım, yüzde 3.3 nedir? Birkaç milyon doların lafı mı olur? Bunu da ticari etkinlikten mi sayacağız şimdi? Ayıp ya...
    evet yani

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yeni RTÜK Başkanı Zahid Akman!!!
    2005 Konuları bölümünde malibar tarafından açılmış
    Yanıt: 12
    Son Mesaj: 18.07.05, 13:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •