Müslüman geçinenlerin, gerçek Müslümanları dolandırdığı Deniz Feneri davası ile ilgili olarak, Doğan Grubu gazetelerinde yer alan ve konunun AKP ile de ilintili olduğunu ima eden haberler üzerine; AKP Genel Başkanı Tayip ERDOĞAN, Aydın DOĞAN ile alenen giriştiği tartışma sırasında, Doğan Grubu gazetelerinde yazı yazan köşe yazarlarına da sataşarak, onları, Aydın DOĞAN’ ın emirleri doğrultusunda yazan ve Aydın DOĞAN’ın maaşlı köse yazarları ve silahşörleri olmakla suçlamış ve tartışmanın daha da alevlenmesine yol açmıştır.
Tayip ERDOĞAN’ın, Doğan Grubuna dahil gazetelerdeki köşelerinde yazı yazarak halkımızı aydınlatmak suretiyle bir kamu görevi ifa eden gazeteci yazarları, hiçbir kanıta dayanmaksızın, bir genelleme ile haksız olarak, toptan suçlaması, hiçbir şekilde savunulamaz.
Herkes bilir, bizde sıkça kullanılan bazı güzel sözler vardır;
-Kişiler, kendileri gibi bilir karşısındaki kişiyi,
-Dervişin fikri neyse zikri de odur, gibi.
İnsan, Koskoca Başbakan da olsa, sarf edeceği sözü önce kulağı duymalı.
Sonra, söyleyeceği söz’ün, dönüp dolaşıp daha sonra kendi ayağına dolanıp dolanmayacağını da çok iyi düşünmeli ve ona göre konuşmalı.
Bunları niçin söylüyoruz?
Sabah Gazetesi, henüz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kontrolü altında iken, yani bir nevi iktidar gazetesi iken, iktidar tarafından, Sabah Gazetesinde kendisine köşe tahsis edilerek, sürpriz bir şekilde bu gazetede yazmaya başlayan ve köşesinden yazdığı yazılar ile sürekli iktidarı destekleyerek akıl vermeye çalışan tanınmış gazeteci yazarımız Nazlı ILICAK’ ın, yine sürpriz bir şekilde, Sabah Gazetesindeki köşesinin elinden alındığını ve yazılarına ara verdiğini, medyadan öğrendik. Sabah Gazetesinde Nazlı ILICAK yazılarının yer almadığını, bizzat gözlemledik de.
Nazlı ILICAK;
Hepinizin bildiği gibi, gazeteciliğinin yanı sıra, AKP yi doğurarak dünyaya getiren Fazilet Partisinden milletvekili seçilen ve Merve KAVAKÇI isimli türbanlı ilk milletvekilimize, mecliste yapılan yemin töreninde kol kanat gerdiği için, Fazilet Partisinin kapatılması kararıyla birlikte, Anayasa Mahkemesi tarafından hakkında yasak getirilerek milletvekilliği düşürülen ve çok kısa süren siyasal yaşamı ve kimliği olan bir kişidir.
Bu konumu itibariyle, AKP ve Tayip ERDOĞAN’a yakın olması ve yazıları ile AKP iktidarını destekleyerek, AKP iktidarına yol gösteren, AKP yandaşı bir gazeteci yazar olması doğaldır.
Gerçekten, Nazlı ILICAK;
9.Şubat.2008 tarihinde, Sabah Gazetesinin dördüncü sayfasındaki köşesinden, siyasal iktidara seslendiği, “Panik Atak” başlıklı yazısında aynen;
“Meslek liselerindeki katsayı adaletsizliği konusu, 14 şubatta ele alınacak, aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, inancı içinde, derin endişe duyanlar mevcutken, üstelik başörtüsü sorunu gibi, hassas bir mesele ile uğraşırken, imam hatip tartışmasını canlandırmak, hatalı bir politik adım olur.
Böyle bir ortamda yeni bir tartışma başlığı açarsanız, şimdiden haber vereyim, kaygı ve korkular, ciddi bir panik atak problemine dönüşebilir” demek suretiyle, AKP iktidarını uyararak, üzerine düşen yandaş gazetecilik görevini, başarı ile yerine getirdiğini ve Sabah Gazetesinde kendisine tahsis edilen köşeyi hak ettiğini (!) göstermiştir.
Nazlı ILICAK;
Tayyip ERDOĞAN’ ın, Aydın DOĞAN ile giriştiği tartışma sürecinde, Tayyip ERDOĞAN’ a körü körüne ve kayıtsız şartsız sahip çıkan ve destekleyen yazılar yazmadığı, buna karşılık, yazdığı bazı yazılarında, Tayip ERDOĞAN’ ı uyaran ifadelere yer verdiği için, AKP ve Tayyip ERDOĞAN katındaki itibar ve güvenini kaybetmiş ve kendisini Sabah Gazetesine getiren güç tarafından, gazetedeki köşesine el konulmuştur.
Nazlı ILICAK olayı, kalemini siyasal iktidarların yararına tahsis eden tüm köşe yazarı gazetecilerimize örnek ve ibret olmalıdır.
Senenin, üç yüz altmış günü, gerçekleri görmezlikten gelerek, siyasal iktidarı körü körüne destekleyen yazılar yazıp, üç beş gün de olsa, artık mızrak çuvala girmediği ve bıçak kemiğe dayandığı için, biraz da gerçekleri yazmak zorunda kaldığınızda, siyasal iktidarlar tarafından, ayağınızın yerden kesildiğini görmeniz, üzücü de olsa, çok doğal bir sonuç olarak kabul edilmelidir.
Nazlı ILICAK’ ın, yazılarına ara vermek zorunda kaldığı Sabah Gazetesinin de içinde bulunduğu Çalık Grubunun başında, Tayip ERDOĞAN’ın damadının bulunması ve Tayyip ERDOĞAN’ın son konuşmalarında yer alan beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Nazlı ILICAK’ ın ipinin, büyük bir olasılıkla, Tayyip ERDOĞAN tarafından çektirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu güne kadar, yazılarıyla, AKP ve Tayip ERDOĞAN’ a destek veren gazeteci yazar Nazlı ILICAK’ın başına gelenler;
Doğan Grubu gazetelerinde yazan köşe yazarlarını; patronlarının emriyle yazan ve patronlarının silahşörleri olmakla suçlayan Tayip ERDOĞAN’ın bizzat kendisinin, bazı yazarları silahşör olarak kullanmak istediğini, silahşörlük görevlerini arzu ettiği gibi yerine getirmeyen yazarları, işinden edebildiğini, dervişin fikri neyse zikrinin de o olduğunu, gözler önüne sermiştir. 18/09/2008
Güner YİĞİTBAŞI ( Emekli Savcı )
http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=3025
----------------------------------------------------------
tayyip en ufak bir eleştriyi bile hazmedemiyor, zamanında yenişafakta yazan taşgetirenide yemişti. tam faşo ağa oldu anlayacağınız.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla