• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    arsenik799 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2006
    Mesajlar
    5,043
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    komünizm yıkılmaya mahkumdur - Nihal Atsız

    Komünistler bütün dünyayı birleştirip yeni bir düzen kurmak iddiası ile ortaya atıldılar. Bu yeni düzende herkes çalışacak, herkes her bakımdan sigortalı olacak, kimse kimseyi sömürmeyecek, savaş ortadan kalkacak, sözün kısası çok bahtiyar ve ileri bir dünya kurulacaktı. Hatta giderek hükümet denen nesne de kaldırılarak insanlar kooperatifler eliyle idare olunacaktı.

    Fakat başlangıçta başarı kazanacak gibi gözükmesine rağmen bu düşünce bir ütopyadan, eskilerin tabiriyle “hayal-i hâm”dan başka bir şey değildi. Çünkü insan yaratılışına ve psikolojisine şiddetle aykırıydı. Tanrı’yı kabul etmiyor, aileyi inkâr ediyor, hatta parayı da kaldırmak istiyordu. İnsanın ruhî ve manevi taraflarını inkâr etmekle kendisini başarısızlığa zaten mahkûm etmişti. Fakat Birinci Cihan Savaşının getirdiği felaketlerden ve kırgından usanan insanlar arasında “ne olursa olsun, bir de şunu deneyelim” kabîlinden düşünceler epeyce yaygındı.

    Komünizm 1918’de ancak Komünizm 1918’de ancak Rusya gibi ahalisi her bakımdan ezilmiş, geri bir memlekette tutunabildi. Bu tutunuş hükümet darbeleriyle yapılmış ve komünizm ancak yığın yığın insanları öldürerek iş başında kalabilmişti.

    Rusya’dan sonra dünyanın hiçbir yerinde komünizm iş başına gelemedi. Macaristan ve Şili darbeleri pek geçici oldu ve komünizm Rusya’nın millî rejimi durumuna düştü.

    Demokrat ülkelerdeki komünist partileri en kuvvetli oldukları yerlerde bile oyların en çok üçte birini toplayabildi. Buna karşılık İkinci Cihan Savaşı sonunda, Roosevelt ve Churchill’in ahmaklıkları yüzünden tarihi fırsatları değerlendirerek bir çok memleketleri istila edip oralarda zorla ve hiyle ile komünist rejimlerini iş başına getirdi ve bu başarı dünyada tesirsiz kalmadı. Geri kalmış ülkelerin bazılarında komünizm lehine kıpırdanmalar oldu ve sonunda kocaman Çin de Çankay-şek’in hatalarından istifade eden yerli komünistlerin eline geçti.

    Komünizm uluslar arası bir rejim olmak iddiasında bulunduğu için ayrılık kabul etmez, bütün komünist memleketlerin Moskova’ya bağlı olmasını isterdi. Meselâ Polonya’nın bağımsızlığı Sovyetler Birliği içindeki Kırgızistan’ın bağımsızlığından nihayet biraz daha fazlaca idi. Durum Moskova’nın çok lehine gözüküyordu.

    Fakat ütopyalar uzun ömürlü değildir. Hayalin mavi göklerinden gerçeğin kara toprağına düşmek ergeç mukadderdir. Komünizm de aynı âkıbete uğramakta gecikmedi.

    İlkönce Yugoslavya, Moskova’ya kafa tutarak Rus tahakkümünden sıyrıldı ve komünist birliğinden atıldı. Bunun başlıca üç sebebi vardı:

    1- Yugoslavya’nın kuzeyi uzun süre Almanya İmparatorluğu’nun, güneyi Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalmış, bu iki imparatorluğun siyasî, idarî, fikrî ve medenî yönlerinden çok şeyler almıştı. Bu iki devlet manevî yapı bakımından komünist Rusya’dan çok üstün oldukları için Yugoslavlar Ruslar’a göre üstün siyasî ve medenî terbiye almış bir millet mertebesindeydiler ve aşağılık Rus rejimine katlanamazlardı.

    2- Tito, başlangıçta nasıl bir komünist olursa olsun, Stalin rejiminin iptidailiğini, vahşiliğini görmüş, Rusya’nın bir insanlık politikası değil, bir sömürge siyaseti güttüğünü anlamıştı.

    3- İnsanlarda yaratılıştan bir milliyetçilik düşüncesi olduğu için Tito kendi vatan ve milletini elbette Rusya’dan üstün tutacak ve komünizmi ancak bir iktisadî sistem olarak kabullenecekti. Netekim öyle oldu. Hatta giderek komünizmi de bırakılarak Yugoslavya demokrat bir sosyalizm ülkesi haline geldi. Bugün Avrupa’ya trenle gidip gelenler Bulgaristan’la Yugoslavya arasındaki büyük insanlık farkına işaret etmektedirler. Bulgaristan’da iktisadî darlık, terör ve korku; Yugoslavya’da bizimkinden hemen hemen farksız hür bir rejim...

    Yugoslavya’dan sonra Arnavutluk komünist birliğinden koptu ve pek küçük olduğu için komünist Çin’in himayesine sığınmak mecburiyetinde kaldı.

    Üçünü olarak Romanya, daha ihtiyatlı olarak bir sıyrılış yaptı. Ruslar’la yanyana olduğu ve İşgal tehlikesine maruz bulunduğu için fazla ileri gidemedi. Fakat çok ihtiyatlı ve tedbirli hareketlerle komünizmi ve Moskova’nın yükünü üzerinden attı.

    Dördüncü olarak Çekoslovakya aynı şeyi yapmak isterken Moskof işgaline uğradı. Çünkü ayrılmaların aralıksız devam edeceğini anlayıp dehşet içinde kalan Ruslar kopup sökülmeyi önlemek için zorbalığa başvurmaktan başka çıkaryol bulamadılar ve bunu ortaklaşa bir komünist hareketi imiş gibi göstermek için de öteki uyduları kendileriyle birlikte işgale sürüklediler. Romanya buna da katılmamak başarısını gösterdi.

    Fakat kopmaların en büyüğü ve tehlikelisi Çin’den gelmiştir. Büyük bir medeniyet ve kültürün mirasçısı olan Çinliler birkaç yıl Ruslar’la iş birliği yapıp onlardan her bakımdan faydalandıktan sonra arayı açmakta mahzur görmediler. Zaten komünizmden önce de bilim ve teknikte oldukça ileri bulunan Çinliler gayet kalabalık nüfuslarını çalışma seferberliğine sokunca beş on yılda atom gücüne sahip devletlerden biri haline geldiler ve tek başlarına Rusya’ya, hattâ Amerika’ya kafa tutacak bir güç kazandılar.

    Birlikçi bir doktrin olan komünizm bugün parçalanmıştır.

    Çin, Rusya’dan tamamen ayrılıp onun başlıca düşmanlarından birisi olmuştur ve Ruslar’ın İkinci Cihan Savaşı sonunda, Amerikan ve İngiliz liderlerin gafletinden faydalanarak kendisi için hazırladığı Kuzey Kore ve Kuzey Viyetnam komünist devletlerini nüfuzuna almıştır. Çok uzaklardaki ki küçük Arnavutluk da onun tam bir uydusudur.

    Yugoslavya da Rusya’dan ayrılır ve artık bilfiil komünizmle ilişiği kalmamıştır. Tito’dan sonra bu ülkede komünizmin isim olarak dahi yaşayacağı şüphelidir. Rusya, doğuda Dış Moğolistan; batıda Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya ile bir blok teşkil ediyorsa da bunların arasında Bulgaristan'dan başka Rusya’ya cidden bağlı hiçbir devletin bulunmadığı muhakkaktır.

    Romenler kısmen sıyrılmış durumdadırlar. Çekoslovakya, Moskof işgalinin kini içindedir. Macarlar ve Polonyalılar Rusları eskiden beri millî düşman sayarlar. Doğu Almanları ne de olsa Alman'dır ve duygularını saklamakta usta olan bu millet kendisine göre pek geri ve kaba olan Ruslar’ın boyunduruğuna elbette sonuna kadar katlanacak değildir. Milletlerin hayatında milliyetçilik en büyük faktör olduğu için komünist devletlerin komünist rejimleri altında nihayet milliyetçi bir yola girecekleri zaten beklenirdi. Fakat düşmanlıkların bu kadar çabuk gelişeceği pek de akla gelmezdi. Bugün Çin ile Rusya ile düşman olarak karşı karşıya bulunuyorlar. Çin açıkça Rusya'dan toprak istiyor. Mart başında iki taraf karakolları arasındaki çatışma yerini belli eden bir işarettir. Gelen haberler ise yarınki savaşın pek tatlı olacağını gösteriyor.

    Ruslar tarafından açıklanan Çin vahşeti komünistlere has bir davranıştan başka bir şey değildir. Ruslar'ın nasıl hareket ettikleri hakkında henüz Çinliler bir açıklama yapmadı. Ruslar'ın vahşetten yanıp yakılmaları ister istemez insanı gülümsemeye sevk ediyor.

    Bu peşrev, komünizmin çatırdamaya başladığını gösteren bir alâmettir. İki kalabalık ve atomlu komünist devlet kapışırsa sonunda ister biri kazansın, ister denk kalıp barış yapsınlar, komünizm çökecektir. Komünist rejimi altında yaşayan insanların iyi savaşamıyacağı İkinci Cihan Savaşı'nda belli olmuştur. Bunca hazırlığa rağmen kalabalık Rus orduları Almanlar karşısında bozguna uğrayarak ancak görülmemiş derecedeki kış tarafından kurtarılmışlardı. Tabiî, savaşın Amerikalılar tarafından kazanıldığını söylemeye lüzum yok.

    Ruslar la Çinliler'in bugünkü hırlaşması yarın bir savaşa kadar gider mi? Elbette gidecektir. Savaş ezelî ve ebedî bir kanundur. Onu kaldırmak için ortaya atılanlar bile bu kanunun hükümlerinden dışarda kalamazlar. Onun için Çinliler'le Ruslar mutlaka vuruşacaklardır. Fakat bu vuruşma önce Avrupa uydularının, sonra da Sovyetler Birliği ile Çin'deki milletlerin ayaklanmasıyla bitecek ve komünizm yerini, en ihtiyatlı tahminle, Yugoslavya'da olduğu gibi mutedil ve medenî bir sosyalizme bırakarak göçüp gidecektir.

    Rusya ve Çin milyonlarca Türk'ü sömüren ve Türkler'in anayurdu olan Türkistan'ı işgal altında tutan iki düşman millettir.

    Acaba Türkiye Cumhuriyeti'nin bu dış Türkler hakkında bir plânı var mı? Tıpkı bir savaş plânı gibi çeşitli ihtimalleri göz önünde tutan, tarihî fırsatlardan nasıl istifade edileceğini gösteren tasarılar hazır mı? Yoksa yine her fırsat kaçırılacak veya Kıbrıs konusunda olduğu gibi yumurta kapıya geldikten sonra aceleyle ve hazırlıksız olarak savsaklama taktiği mi kullanılacak?

    Beş yıllık plânlar Türk milletinin hayatına göre o kadar can alıcı şeyler değildir. Türkiye teknik ve iktisat bakımından nasıl olsa kalkınacaktır. Asıl mühimi yüzyıllık plânların hazırlanması ve pusuya yatılmasıdır. İngiltere'yi, Rusya’yı falan şöyle bir tarafa bırakarak küçük, kuvvetsiz ve zavallı Yunanistan'a bakalım: Rejimlerin ve hükümetlerin değişmesine, âdi iç çekişmelere ve üst üste savaş kaybetmelere rağmen yüzyıllık plânını başarıyla takip etmiyor mu?

    "Büyük Devlet" fikrinin mucidi olan Türkler acaba Yunanistan kadar da olamayacak mı?


    Gözlem, 20 Mart 1969

    (1881-....)


  2. #2

    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    784
    Karizma Gücü
    4
    Atsız Beğ,bunu söylemeden çok önce ulu önder ATATÜRK zaten söylemiştir!

    Komünizm zaten batmıştır,bir daha da geriye gelmeyecek!...

    Ama bu laf sadece ve sadece öz olarak ATATÜRK'e aittir.!


    Sevgiler...

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-09-2008
    Mesajlar
    73
    Karizma Gücü
    0
    Doğru söze ne gerek

  4. #4
    E-posta Aktivasyonu Bekliyor
    Kayıt Tarihi
    12-01-2008
    Mesajlar
    1,365
    Karizma Gücü
    0
    Büyük teorisyen ırkçı-kafatasçı atsızın , kendi ırkçılığı daim kalıcak galiba

    Halbu ki, hiç bir sistem ölümsüz değildir, kaldı ki, sovyet sistemi çökmüştür, ama komunizm bir sistem olarak yeryüzünde hayat bulmamıştır ki çöksün?

    İkinci dünya savaşında birbirini boğazlayan uluslar bugün avrupa birliği altında kardeş oldular! dünyanın şu gittiği durumu görünce, kapitalizmin kabuk değiştirdiğini ve ırkçılık ve milliyetçilikten vaz geçtiğini görüyoruz.

    Kapitalizm yenilendi, tek alternatifi olan sosyalizm de kendini yenileyecektir, ama ırkçılık tarihin çöplüğüne doğru gidiyor, artık burjuva bile sahiplenmiyor bu düşünceye....

  5. #5
    karanfilcad adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    2,218
    Karizma Gücü
    5
    "Komünizm 1918’de ancak Komünizm 1918’de ancak Rusya gibi ahalisi her bakımdan ezilmiş, geri bir memlekette tutunabildi."

    Hatırlatırım 1918 li yıllarda 1.Dünya Savaşından galip ayrılmış bir Rusya vardı ve hatta topraklarımızdan belirli bir kısmını işgal etmişti. Yazının ne kadar saçma ve yalanlarla dolu olduğu sadece bu kısımdan anlaşılabiliyor.

    İkinci olarak Nihal ATSIZ gibi insanların kafasını ölçerek sen Türksün sen değilsin muhabbetine giren bir adamın izinden gidenlere bir tavsiyem aşın kendinizi öyle bir alet yapın ki mesela bir bakışta bütün geçmişini genini ne varsa görün ATSIZ atanızdan aldığınız mirası daha ileriye götürün....Saygılarımla...
    Özlemin dili olsaydı yüreğimiz ses olurdu en amansız fırtınalar gelir bizi bulurdu...



    Varsın da vursunlar beni gamsızım ben kedersiz ölüm benim can yoldaşım halkım yorgun çaresiz...

  6. #6
    maeglin adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-07-2008
    Mesajlar
    139
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı matestas tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Büyük teorisyen ırkçı-kafatasçı atsızın , kendi ırkçılığı daim kalıcak galiba

    Halbu ki, hiç bir sistem ölümsüz değildir, kaldı ki, sovyet sistemi çökmüştür, ama komunizm bir sistem olarak yeryüzünde hayat bulmamıştır ki çöksün?

    İkinci dünya savaşında birbirini boğazlayan uluslar bugün avrupa birliği altında kardeş oldular! dünyanın şu gittiği durumu görünce, kapitalizmin kabuk değiştirdiğini ve ırkçılık ve milliyetçilikten vaz geçtiğini görüyoruz.

    Kapitalizm yenilendi, tek alternatifi olan sosyalizm de kendini yenileyecektir, ama ırkçılık tarihin çöplüğüne doğru gidiyor, artık burjuva bile sahiplenmiyor bu düşünceye....
    Komunizm hiç hayat bulmadı da kapitalizm buldu mu sanki? Eğer kapitalizm paraya dayanıyorsa aynı zamanda nasıl ırkçı/milliyetçi olabiliyor?

  7. #7
    E-posta Aktivasyonu Bekliyor
    Kayıt Tarihi
    12-01-2008
    Mesajlar
    1,365
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı maeglin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Komunizm hiç hayat bulmadı da kapitalizm buldu mu sanki? Eğer kapitalizm paraya dayanıyorsa aynı zamanda nasıl ırkçı/milliyetçi olabiliyor?
    Kapitalizm hayat bulmadı diyorsun yani ?

    Arkadaşım milliyetçilik karlıysa kapitalist milliyetçi de olur, dincilik karlıysa dinci olur, şuan milliyetçilik karlı değil eskiden karlıydı, işler değişti kapitalizm artık küresel oldu...

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-09-2008
    Mesajlar
    73
    Karizma Gücü
    0
    Rusya kim bugün Rus çocukları kendi ülkelerinde Nazi Bayrakları açıyor bunu biliyormusunuz ey sosyalistler! Rusyamı kaldı. Nashi Ordusundan bir habermisiniz?

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı matestas tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kapitalizm hayat bulmadı diyorsun yani ?

    Arkadaşım milliyetçilik karlıysa kapitalist milliyetçi de olur, dincilik karlıysa dinci olur, şuan milliyetçilik karlı değil eskiden karlıydı, işler değişti kapitalizm artık küresel oldu...
    Peki hocam sizce Milliyetçilik kapitalizme alternatif olabilir mi ?

    Sonuçta Milliyetçiliğin kapitalizm için karlı bir sistem olmadığını söylüyorsunuz. Yani Milliyetçi düşüncenin bir kapitalizm karşıtlığı söz konusu.

    Tabii siz Milliyetçilikten ne anlıyorsunuz onu bilmiyorum.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-09-2008
    Mesajlar
    73
    Karizma Gücü
    0
    Rusyadaki Nashi Ordusu Hareketi nedir bunu açıklayacak arkadaşlar varmı Rus çocukları bile Sosyalizm arkasını döndü.!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Turan - Irkçılık - Nihal Atsız
    2005 Konuları bölümünde PATAGONYALI tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 05.11.05, 04:09
  2. BOZKURT KORKUSU (Nihal Atsız)
    2005 Konuları bölümünde GöKBöRü tarafından açılmış
    Yanıt: 97
    Son Mesaj: 28.08.05, 14:35

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •