Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), bugün Strasbourg’da düzenleyeceği Kıbrıs oturumu öncesi hazırladığı taslakla Türkiye ve KKTC’ye tam teslimiyet önerdi!
AKPM, Kıbrıs konusunda bir rapor hazırlayarak kabul edilemez
taleplerde bulundu: Ada birleşsin, TSK çekilsin
AB: KKTC bağımsızlık emelinden vazgeçsin!
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Kıbrıs’ta çözüm için adadaki iki toplum ve garantör ülkelerden çabalarını artırmalarını isteyen bir rapor ve karar tasarısı hazırladı. AKPM’nin bugün Strasbourg’da düzenleyeceği Kıbrıs oturumunda görüşülüp oylanacak rapor ve karar tasarısında, Türkiye ve KKTC’den teslimiyet istendi. Rapora ek taslak kararda, Kıbrıslı Rumlardan AB Komisyonu’nun Kıbrıslı Türkler ile AB arasında doğrudan ticaret öngören tüzüğüne ve Kıbrıslı Türklerin eğitim, kültür, spor ve gençlik alanlarında politik amaçlı olmayan uluslararası temaslarına engel olmamaları, Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri kurmak için aktif olarak çalışmaları, barış için tarih eğitimi konusunda Avrupa Konseyi’nin deneyim ve yardımından faydalanmaları ve kine teşvik edici söylemlerden kaçınmak için ders kitaplarını gözden geçirmeleri isteniyor.
Diyalog kurun
AKPM, Kıbrıslı Türklere adanın kuzeyinde bağımsız devlet emellerinden vazgeçmeleri, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için çalışmaları, Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslı Rumlara ait taşınmazların satışını askıya almaları, Rumlara ait mülklerin üzerine yeni bina inşa etmemeleri ve adanın kuzeyindeki Kıbrıslı Rumların orta öğrenime erişimlerini kolaylaştırmaları çağrısında bulunuyor. Karar taslağında Yunanistan’dan Kıbrıslı Rumlarla olan geleneksel bağlarını harekete geçirerek ve Türkiye’yle ilişkilerin normalleşmesinde edindiği deneyimi kullanarak Ankara ile Kıbrıslı Rumlar arasında diyaloğu kolaylaştırması isteniyor.
İzolasyonu unuttular
İngiltere ise Kıbrıs’ta askeri üs olarak kullandığı toprakların bir bölümünü, geçmişte söz verdiği gibi, Kıbrıslı Rumlara aktarmaya davet ediliyor.
Türkiye’den de adadaki askeri varlığını azaltması, Kıbrıs Rum Kesimi ile iyi komşuluk ilişkileri kurması, limanlarını Kıbrıslı Rumlara açması, Dünya Ticaret Örgütü ve AB’ye karşı yükümlülükleri çerçevesinde Rum Kesimi ile ticari anlaşma imzalaması talep ediliyor. AKPM’nin bu yeni Kıbrıs raporunda izolasyonlar konusuna yüzeysel biçimde değinmesi Strasbourg’da düzenlenecek oturumun Kıbrıslı Türkler açısından olumsuz yanını oluşturuyor. AKPM 2004 yılında aldığı son Kıbrıs kararında Kıbrıslı Türklere yöneklik her türlü izolasyonun kaldırılması gerektiği görüşünü dile getirmişti. Bu hafta oylayacağı karar taslağında ise konuyu daha dar bir çerçevede ele alıyor.
Strasbourg’da buluşma yok
Oturuma katılmak için Strasbourg’a giden Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, her hangi bir görüşme yapmayacak. Her iki lider buna karşılık AKPM başkanı Luis Maria de Puig, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, AİHM başkanı Jean-Paul Costa ve Avrupa İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg iler ayrı ayrı bir araya gelecekler. AKPM, KKTC’nin uluslararası planda temsil edildiği tek politik platform olma özelliğine sahip. İki Kıbrıslı Türk parlamenter 2004 yılından bu yana Strasbourg’daki AKPM oturumlarına -oy hakkı olmaksızın- düzenli olarak katılabiliyor.
Rapor bugün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde oylanacak. Sürpriz bir gelişme olmazsa tasarının kabul edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Kaynak
Tarih hep tekerrürden ibaret olmak zorunda mıdır? Tarihten hiç mi ders alamıyacağız? İşine gelince her türlü mikro-milliyetçiliği destekleyen, bir çok ülkenin parçalanıp mini devletlere(!) ayrılmasına ön ayak olan Avrupa, Kıbrıs Türklerinin bağümsızlığı söz konusu olunca köçek misali kıvırabiliyor. Aynı 'bizanz oyunları' ile Girit elimizden çıkmıştı.
... bugün Türkiye ile Yunanistan ve AB arasındaki sorunların hemen hemen 150 yıl öncesinin kopyası. Örneğin, 1838’de yapılan Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı ve Avrupa arasında gümrüksüz satışa başlanıyor. 1856’da Paris Antlaşması ile Osmanlı Avrupa’nın bir parçası kabul ediliyor. Yani Osmanlı, AB’ye girmiş oluyor. Bu dönemde Osmanlı’da aşırı bir tüketim başlıyor ve bunu borçlanmalar izliyor. Ekonomik krizler çıkıyor, azınlık sorunları gündeme getiriliyor.”
O dönemde Avrupa’nın Osmanlı, Yunanistan ve Girit ilişkilerinde “hakem” rolü oynadığını anlatan Dr. Damalı, “Bu hakemlikte Osmanlı, Girit’ten askerlerini çekmek zorunda kalıyor ve Girit ‘Enosis’e devrediliyor. Bugün ise gerçekleşmemiş bir şey var. O da Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmemiş olması. Bu 7 aşamalı benzerliğin 6’sı gerçekleşmiş. Askerlerin orada bulunması sayesinde bir gücümüz var, bunu kaybetmememiz lazım[1]
[1] Özner BERBER, 11.01.2006, AKŞAM


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
