• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Rize/Güneysu/Adacami <span style='color: #8B0000'><span class='glow_000000'>Jonnhyrook</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2007
    Mesajlar
    5,870
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Gidin; hepiniz gidin! A. TURAN ALKAN(15 şehit üzerine)

    "Saldırının hesabı sorulacak", "Ayrım gözetmeden terörü lanetlemeyiz", "Etkili mücadele için siyasi irade ve kararlılık sergilenmeli", "Kanları yerde kalmayacak", "Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde..." Vesaire, vesaire, vesaire...
    Lâf bunlar lâf; fukara elbisesi gibi her krizde tersyüz edile edile mânâsı, medlûlu, karşılığı, tesiri, yankısı, müeyyidesi kalmamış, eprimekten tel tel dökülen boş lâflar...

    Bu sözler kime ait? Askeriyle siviliyle, bürokratı, siyaset adamıyla, kendi kendimizi yönetme hakkımızı devrettiğimiz kişilere ait. Dalga mı geçiyorlar, hayalhâneleri mi mahdut, yoksa başka lâf mı bilmiyorlar, artık ayırdedemiyoruz.

    Terörle mücadeleyi vaktiyle "partilerüstü millî mesele" olarak kabul etmiştik ve bu yaklaşım herkese çok akıllıca, çok basiretli bir karar gibi görünmüştü. Belki de öyledir ve bizim gibi sıradan insanlar bu bilgece tavrı anlamakta güçlük çeken câhilleriz; lâkin artık bi't-tecrübe biliyoruz bir konunun partilerüstü haline getirilmesi, yönetici sınıfın meşrûiyetini sürdürmeye yarayan bir formüldür: "Hiçbirimizin gücü tek başına terörü yok etmeye yetmiyor, öyleyse terör üzerinden siyaset yaparak birbirimizi hırpalamayalım" hesabı... Yönetici sınıf dayanışmasının "yüksek devlet siyaseti" kılığına sokularak saygıdeğer hale getirilmiş biçimi...

    Başkalarını bilmem, ben artık öyle düşünmüyorum.

    Yapamayan çekilir gider ve bedelini öder. Cumhuriyet rejimi, hiçbir sınıf ve zümreye imtiyaz tanımayan, hiçbir sınıf ve zümreye kudsiyet atfederek onları eleştiri ve denetimden âzâde kılmayan bir halk idaresidir. Mes'ulü kimse istifa edecek, sorumluluk kimde ve kimlerdeyse silsile-i merâtiple hesap verecek.

    Kendi partisini kurarak siyasete atılan emekli bir generalimiz (Osman Pamukoğlu) güzel bir tesbitte bulundu, dedi ki, "sorumluluk siyaset sınıfındadır, hesap versinler!" Bu yaklaşım siyaset kavramının sözlük karşılığı itibariyle evvela hükümeti bağlar (fakat Türkiye pratiğinde Ordu'yu da ilzâm eder) ve nitekim bugüne kadar bu gibi skandallar sebebiyle hiçbir Milli Savunma Bakanı'nın, İçişleri Bakanı'nın, "sorumluyum, çekiliyorum" diye iskemlesini terkettiği görülmemiştir. Artık bir de bu yolu denemeliyiz; Batılı demokrasilerde tipik benzerleri hayli çoktur!

    Birisi çıkıp, "bu rezaletten ben siyaseten sorumluyum; işimi iyi yapmadım, benden daha iyi yapacak birine görevimi terkediyorum" diyebilsin; diyebilsin ki, öteki türden sorumlular da kendini "görevini yapamayan gider" baskısı altında hissetsin. Kural basittir; yapamayan gider, yerine gelen acz gösterirse o da gider; böyle istifalar devlet otoritesini azaltmaz, aksine pekiştirir ve yönetenleri de "gerçek yönetici" haline koyar.

    Basit misal: İlk Aktütün baskınında o devrin hükümeti, "beceremedim, halkımın ve ülkemin güvenliğini sağlamakta kusur gösterdim" diye çekilmek erdemini gösterseydi, muhtemelen sıra beşinci Aktütün baskınına kadar gelmeyecekti.

    Terörü önlemek konusunda siyasetçilerle askerlerin aynı siyasette mutabık kalması eğer doğru bir şey ise, hükümetlerin, bakanların istifa ettiği bir siyasi anafora generallerin, sıra ile muhtelif birlik ve hatta kuvvet komutanlarının kapılmaması mümkün değildir. Başbakan çekilirse, onun atadığı Genelkurmay Başkanı'nın yerinde durması sakîl kaçar. Böylece bizim gibi sıradan insanlar, yönetim denilen kutsal cihazın iç organlarını görür, kimin kime bağlı çalıştığını ve hangi şartlarla görevlerini sürdürmeye hak kazandıklarını anlar, bilir.

    İşte bizim gibi siyasi ve bürokratik geleneklerin tesis etmediği yerlerde yöneticiler, bu yazının ilk paragrafındaki lâfları ederek günü kurtarırken bizim gibi sıradan insanların çocukları karakol baskınlarında can vermeye devam eder.

    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yaz...-hepiniz-gidin


    A.Turan Alkan, hissiyatıma çok güzel tercüme olmuş. Bu kadar şehit karşısında hiç mi suçlu yok?
    Bu mesaj en son " 06.10.08 " tarihinde saat 09:28 itibariyle Jonnhyrook tarafından düzenlenmiştir...
    İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır

    Johhnyrook nedir?
    http://www.youtube.com/watch?v=Y7qcN...eature=related

  2. #2
    yerçekimi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-06-2005
    Mesajlar
    2,691
    Karizma Gücü
    8
    Yazı gerçek demokrasiden onuda geçtik gerçek insanlık ve erdemden bahsediyor. Yani kardeşim başaramadım ve onurumla çekiliyorum. Ama onur kavramı bizde kaçtı gitti olarak algılandığından yada algılanmak istendiğinden herkes koltuğuna sıkıca sarılmayı ve bırakmamayı erdem olarak kabul etmiş. Etmiş etmesinede bugüne kadar bundanda halk bazında bir fayda sağlayana rastlanmamış.

    Konuyu son saldırıya ve öncekilere getirecek olursak insanlığın ve onun değerinin kaç paraya alındığının ve satıldığının örneğini çok iyi görebilirsiniz. Ölen evlatların en iyisinin babası emekli, işçi, memur çocuğuydu. Nasıl olsa bu devlette onlar gibi milyonlarcası vardı. Bir 17 tanesinin daha gitmesinde hiçbir sakınca yoktu birilerince. Medya reytingi kadarıyla verdi haberleri ve en fazla iki gün daha ısıtıp ısıtıp koyacak önümüze. Nasıl olsa varoşların çocuklarıydı bunlar. Haber değerleri oturdukları semtin niteliği kadardı.

    Birde 3 çocuğuyla sele kapılan Kemer Country işletmesinin sahibinin haber değerine baktım. Gerçektende arkasından manşet atılmayı hatta ikinci tam sayfaları kaplayacak kadar değerliydi onun ölümü. Bir arazinin, yeşilin, doğanın ırzına geçişinin görüntüsünün bedeli sayfalar dolusu uğurlama görüntüsüymüş demekki.

    İşte insanlık ve değerinin parasal ölçüm değeri. Nasıl olsa emekçi Mehmet efendinin oğlunun arkasından söyleyeceği, hak iddaa edeceği, isyan edeceği çok birşeyi yoktu. Onun için "Vatan Sağolsun" sözü tüm acısının merhemi olacaktı. İnsanlık paranın karşısında yine yerle bir oldu. Bir kaç gramlık kağıt parçası yine koca bir yüreği sardı sarmaladı ve susturdu.
    Ülkemizin kokuşmuş, emperyalist ilkelerine bağlı, teslimiyetçi siyasi parti zihniyetlerine karşı.
    Ülkesine bağlı, değerlerine bağlı, kültürüne bağlı, teslim olmayan gencecik kalplere ihtiyaci vardır.
    Parola: "Vatan Müdafaası"

    "Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz, ya da yazılmaya değer şeyler yap". Benjamin Franklin

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İktidarıyla muhafetiyle alın bavulunuzu gidin güzel ülkemden..
    Benim Gündemim-Benim Köşe Yazılarım bölümünde Lapolm tarafından açılmış
    Yanıt: 21
    Son Mesaj: 28.11.11, 22:05

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •