:(WeEp): tarafından gönderildi.
İmam Hasan el-Benna|Bazı ilim adamlarına göre, Kur'an-ı Kerim'in henüz haklarında herhangi bir ilim ulaşmayan ayetleri müteşabih ayetlerdir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Sana Kitab'ı indiren O'dur. Ondaki bir kısım ayetler Kitab'ın temelini oluşturan kesin anlamlı ayetlerdir. Diğerleri ise müteşabih (birden fazla anlama gelebilen) ayetlerdir. Kalplerinde bir eğrilik bulunanlar, bozgunculuk yapmak ve kendilerine göre yorumlamak amacıyla müteşabih olan ayetlerin üzerine düşerler. Onların yorumunu (tam ve doğru olarak) Allah'tan başka kimse bilemez. İlimde derinleşmiş olanlar ise "Bunlara iman ettik. Hepsi Rabb'imizin katındandır" derler. Şu var ki, akıl sahiplerinin dışındakiler bunlardan ibret almazlar." (Ali İmran, 3/7) Bu açıdan ilim adamlarının sahih olan görüşlerine göre Kur'an-ı Kerim iki kısma ayrılır: Muhkem ve müteşabih. Muhkem ve müteşabih olanların belirlenmesi konusunda ihtilaf edilmiş ve farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bunların en yaygın olanlarından bazıları: Muhkem, kendisiyle kastedilen mana gerek açıktan ve gerekse te'vil yoluyla anlaşılandır. Müteşabih ise, kıyametin kopması, Deccal'ın ortaya çıkması, surelerin başlarındaki mukatta' harfler gibi Allah'ın ilmini kendine sakladığı şeylerdir. (Suyuti, el-Itkan fi Ulumi'l-Kur'an, 2/4, Halebi, Mısır, H. 1370 M. 1951.) Hakim'in Abdullah ibnu Mes'ud'dan naklettiği bir hadise göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "İlk kitap bir bab ve bir harf üzere inerdi. Kur'an yedi bab ve yedi harf üzere indi: Yasaklayan, emreden, helal, haram, muhkem, müteşabih ve misaller. Helal kıldığını helal bilin, haram kıldığını haram bilin, size emredileni yerine getirin, nehy edildiğiniz şeyden uzak durun, misallerinden ibret alın, muhkemiyle amel edin, müteşabih olanlarına da inanın ve: "Buna iman ettik, hepsi Rabb'imizin katındandır" deyin." (Suyuti, aynı yer) Darimi, Ömer ibnu Hattab (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kur'an'ın müteşabih ifadeleri hakkında sizinle tartışmalara girecek kimseler karşınıza çıkacaktır. Onları sünnete iletin. Sünen sahipleri (sünnetle ilgili kitapları yazanlar) Allah'ın kitabını daha iyi bilirler." (A. e, 2/4) Darimi'nin Süleyman ibnu Yesar'dan rivayet ettiğine göre, Sabiğ adında bir adam Medine'ye geldi. Kur'an'ın müteşabih ibareleri hakkında soru sormaya başladı. Ömer (r.a.) ona birini gönderdi ve kendisi için hurma sopaları hazırladı. Ona: "Sen kimsin?" diye sordu. "Ben Abdullah ibnu Sabiğ'im" dedi. Ömer hazırladığı sopalardan bir sopa alıp adamı dövmeye başladı ve başı kanayıncaya kadar dövdü. -Yine Darimi'nin naklettiği bir rivayette de şöyle denmektedir-: Onu sopayla dövdü. Öyle ki sırtüstü yere uzanıp kaldı. Bunun üzerine bıraktı. Sonra kendine geldi. Sonra yine dövmeye başladı. Yine aynı hale gelince bıraktı. Sonra yine kendine geldi. Sonra tekrar dövmek için çağırdı. Adam: "Eğer beni öldürmek istiyorsan, güzelce öldür" dedi. Bunun üzerine adama kendi memleketine dönmesi için izin verdi. Ebu Musa el-Eş'ari'ye de: "Onunla Müslümanlardan bir tek kimse oturmasın" diye yazı yazdı." (A. e., 2/5) Bütün bu ayetler ve rivayetler, Kur'an-ı Kerim'in haklarında herhangi bir bilgi ulaşmayan ayetlerinin anlamlarına dalmanın yasaklanmış tekellüften olduğuna delalet etmektedir.|İmam Hasan el-Benna'nın Fehm Risalesinin Şerhi
WeEp|Birisinin size gelerek, Kur'an'daki müteşabih olduğu iddia edilen ayetler hakkında sorular sorması, sizin onu öldüresiye dövmeniz için yeterli bir sebep mi? Yorumlarınızı bekliyorum.