Dünya, kadavrada tıkanınca, canlı vericili nakillerle organ yetmezliğine çare arıyor. Nakil masraflarını tümden devletin ödemesi isteniyor. 40 bin hasta böbrek bekliyor.
Hayata yeniden tutunabilmesi için böbrek nakli şarttı. Kadavradan sıra bekleyecek zamanı da yoktu. Tek umudu canlı vericili nakildeydi. Babası hazırdı, 14 yaşındaki M.A.ya bir böbreğini vermeye. Ancak operasyon Sağlık Bakanlığı’ndan gelecek izne bağlıydı. Çünkü, kan uyumsuzluğu söz konusuydu. Bu tür nakillerde kullanılan ‘rituksimab’ (Mabthera) etkin maddeli ithal ilaç, henüz Türkiye’de bakanlık ruhsatına sahip değildi. Memorial Hastanesi Organ Nakli Merkezi, 6 Haziran 2007 tarihinde, bakanlığın İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’ne izin talebiyle başvurdu. M.A.nın hayati fonksiyonları başvuru akabinde maalesef sadece 5 ay dayanabildi. Resmî makamın cevap yazısı, 5 Mart 2008’de kaleme alınabilmişti. Cevap ise aynen şöyleydi: “… başvurunuz, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 23 Temmuz 2007 tarihli ve 6817 sayılı yazısı doğrultusunda, kan grubu uyumsuz böbrek nakillerinin belirli bir protokol ile yapılması ve bu nakillerin Aferez-Fotoferez Danışma Komisyonu ile Böbrek Nakilleri ve İmmünoloji Bilimsel Danışma Kurullarının ortaklaşa katılacakları bir toplantıda alınacak karardan sonra değerlendirmeye alınacaktır.”
Cevabi yazıda adı geçen ilacın desteğiyle başta Japonya, birçok gelişmiş ülkede kan uyumsuz böbrek nakilleri yıllardır başarıyla gerçekleştiriliyor. İlaç ABD’de de ruhsatlı değil. Ama ülkenin Gıda ve İlaç Kurumu (FDA), sorumluluk ve yetkiyi hekime bırakan özel bir izinle problemi çözmüş. Türkiye’de ilk kan uyumsuz nakli 1980’li yıllardaki denemelerin ardından, Memorial Hastanesi Organ Nakli Uzmanı Ürolog Burak Koçak, Samsun’da çalışırken yapıyor. Organ naklindeki icraatlarıyla dünyaca bilinen Akdeniz Üniversitesi’ndeki merkez de 10’a yakın nakle imza atıyor. Merkezin bakanlıktan izin bekleyen 40 civarında hastası var. Yıllar önce doku uyumsuz nakile de sıcak bakılmıyordu. Alıcı ve verici arasında 6’da 6 doku uyumu aranıyordu. Keşfedilen ve geliştirilen yeni ilaçlarla uyumsuzluğun doğuracağı risk faktörleri tolere edildi. Tabii ki ideali tam doku uyumu. Ama nakil sonuçları itibariyle artık pek fark kalmadı. Neredeyse dokuda uyum şartı rafa kalkmak üzere.
SAĞLIK HARCAMALARI DİYALİZE YETMEYECEK
Sağlık Bakanlığı, 40 bin böbrek yetmezliği hastasının diyaliz işlemiyle hayatını sürdürdüğünü bildiriyor. Bir hastanın yıllık diyaliz ve ilaç masrafı 23 bin dolar. Doktor ve hastane ücreti eklendiğinde fatura kabarıyor. Devlet, bu tedavinin yüzde yüzünü üstleniyor. Diyalize yılda 600 milyon dolar harcıyor. Nakil sonrası maliyet, ilk yıl diyalizle hemen hemen aynı: 22 bin dolar. Dördüncü yılda 8 bin dolara geriliyor. 2015 yılında, nakle ihtiyaç duyan hasta sayısı tahminen 103 bini bulacak. Hâliyle de tedavinin bütçeye yükü ikiye, hatta üçe katlanacak. Devlet sağlık harcamalarının yüzde 60’tan fazlası diyalize gidecek.
Son yıllardaki kampanyalarla organ bağışı artış eğilimi gösterse de Türkiye’deki oran Avrupa ülkelerine nazaran çok düşük. Oranlar milyon üzerinden hesaplanıyor. En fazla bağış İspanya’da: milyonda 35. Avrupa ortalaması 17. Bizde ise oran, Antalya ve İzmir’de 15’e kadar çıksa da milyonda üç. Organ bağışı şüphesiz artmalı. Ama bağış nakil ihtiyacını çözer yanılgısına da düşülmemeli. Dünya genelindeki bilgiler net. Kadavradan sağlanan organlar yaranın bir bölümüne derman olabiliyor. Peki, çözüm ne? Cevap net: Canlıdan canlıya böbrek nakli. 2007 sayılarıyla; Akdeniz Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi tıp fakültelerindeki merkezler organ naklinde ilk üçte sıralanıyor. Nakillerin çoğu canlıdan. Kadavra-canlı verileri şöyle: Akdeniz, 30’a 283; Ege, 22’ye 67; Başkent, 17’ye 44…
Canlıdan nakil, çözüme giden yolda önemli bir adım. Bu adımın biraz daha serileşmesi gerekiyor. Nasıl? Vericilerin sağlıklarının geleceği konusunda ikna edilmesi bilgilendirmeyle aşılabilir pekâlâ. Asıl itici güç, hükûmetin alacağı kararda. Yani nakil masraflarının tümden karşılanmasında. Böyle bir karar, bütçeyi kâra, insanları da sağlıklarına kavuşturacak.
BÖBREKTE 30, KARACİĞERDE 50 BİN YTL KÂFİ
Karaciğer, kalp ve pankreas da dâhil edildiğinde, Türkiye’de nakledilecek organ gözleyen hasta sayısı 45 bin. Karaciğerde de tıpkı böbrekteki gibi umut canlı vericilerin teşvikinde. Ama sorun da ortak: Devletin nakil masraflarını tümden üstlenmesi… Uzun yıllar Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi’ni yöneten Prof. Dr. Alper Demirbaş, nakil operasyonlarının böbrekte 30-35 bin, karaciğerde ise 50-55 bin YTL masrafla hastadan ilave fark ücreti istenmeden kapanabileceğini söylüyor. Sosyal Güvenlik Sistemi masrafın ancak yarısını ödüyor. Mecburen üniversitelerdeki merkezlerde döner sermayeye bağış gündeme geliyor. Özellerde de, hasta yakınları medikal muhasebeyle (artı ücretin konuşulduğu yer) pazarlığa oturuyor. Danıştay’ın son iptal kararıyla nakillerde paket ödeme uygulaması da askıda şimdi. Masrafı karşılama oranı yarının da yarısına düştü. Birçok merkez bu olumsuz gelişme akabinde SGK havaleli nakil işlemlerini durdurdu. Ekim ayı içinde toplanacak bakanlık komisyonunun anlaşmazlığı çözümlemesi bekleniyor. Hemen vurgulamak gerekir ki kan uyumsuz nakillerde 30-35 bin YTL kurtarmıyor; marjinal ilaç ihtiyacı sebebiyle fatura hâliyle daha da kabarıyor. Prof. Demirbaş, “Japonya’daki canlı vericili böbrek nakillerinin yüzde 10’u kan grubu uyumsuz yapılıyor.” diyor. Neresinden bakılırsa bakılsın, nakil masrafını tümden yüklense dahi devletin orta vadede, örneğin 5 yılda 3,5-4 milyar dolarının cepte kalacağı kesin.
Özel sağlık sektörü de organ nakline yöneliyor son yıllarda. Medikal Park Sağlık Grubu’nun, Antalya’ya bu yaz açtığı hastane kompleksinde müstakil Organ Nakil Hastanesi de var. Hastanenin medikal direktörlüğünü, kısa bir süre önce Akdeniz Üniversitesi’nden ekibiyle ayrılan Prof. Demirbaş yürütecek. Organ naklinde Türkiye’nin en yetkin hastanelerinden biri de Memorial. 2004 Mayıs’ta ilk karaciğer, Nisan’da da böbrek nakli yapılan hastanede, 2006’da dünyaca ünlü nakil cerrahı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’nun transferiyle yoğunluk artıyor. Memorial Organ Nakil Koordinatörü Mümin Uzunalan, (4 Haziran 2008 itibariyle) son 20 aylık dönemde 102 böbrek, 75 karaciğer ve 2 pankreas naklettiklerini söylüyor. Böbrek nakillerinin 65’i canlıdan. Karaciğerin de yarıya yakını. Uzunalan, başarıda nakil sayısından ziyade hasta ve organın yaşamasının ölçü olduğunu kaydediyor. Bu kriterle başarıları böbrekte yüzde 95, karaciğerde yüzde 93.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

