• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5

    Cengiz NUMANOĞLU Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    DAHA KURAN NE DESİN

    Ey insan! Yaşıyorken, hem de Kur'ân çağında;
    Çırpınıp duruyorsun, cehâlet batağında.
    Kalbin katı... Gözün kör... Başın kibir dağında
    Kur'ân sana gel diyor, bak bendedir adresin.
    Ey eşref-i mahlûkat!.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Özgürce seçmen için, iki yoldan birini;
    Apaçık bildiriyor, bütün ayetlerini.
    Ya Peygamber, ya şeytan... Seç diyor rehberini;
    Öyle seç ki; sırattan rüzgar gibi geçesin,
    İlle şeytan diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Ya Cennet bahçesidir, ya ateştir o mezar,
    Mekân var mı dünyada, öyle derin, öyle dar?
    Hiçbir şey yakın değil, insana ölüm kadar.
    Diyor ki; hesabı var, aldığın her nefesin;
    Mezarlar konuşurken..Daha Kur'ân ne desin!..



    Malın, mülkün, şöhretin, dünyada herşeyin var;
    Ya dünyadan Rabb'ine, götürecek neyin var?
    Bana yeter diyorsan, şu üç günlük itibar;
    Bir dördüncü gün var ki; çok çetindir bilesin,
    Bunlar masal diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!


    Âyet diyor ki; eğer, dağa inseydi Kur'ân;
    Paramparça olurdu.. Dağ, Allah korkusundan.
    Hangi insan durup da, ibret almaz ki bundan?
    Sen ki, bir dağ yanında, ne kadar da cücesin,
    Haddini bilmen için.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O münezzeh ruhundan, ruh vermekle insana;
    Erişilmez bir şeref, bahşetti Allah sana,
    Ne kadar sevdiğini, buradan anlasana !
    Sen ki; taparcasına, kendine kul kölesin,
    Nefsini put yapana.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Bir gün var ki; çok yakın, dağların yürüdüğü,
    Göklerin, güneşleri önünde sürüdüğü,
    Kâinatı toz duman, dehşetin bürüdüğü;
    Kıyâmet senaryosu, oyun değil bilesin;
    Hâlâ ürpermiyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O büyük mahkemede, bütün diller susacak;
    Konuşacak bu defa, göz, kulak, el, kol, bacak.
    Uzuvlar birer birer, haramları kusacak;
    Açılacak önünde, defterleri herkesin;
    Kendine gelmen için.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O gün, buyruk verenler, buyruğa baş eğecek,
    Cehennem öfkesinden, köpürüp kükreyecek,
    Ve doldun mu dedikçe, daha yok mu diyecek;
    Yandıkça o deriler, değişecek bilesin;
    Hâlâ secde yok ise.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Gör ki, dünya sırtında, nice insan taşıyor;
    Kimi yaşarken ölmüş, kimi ölmüş yaşıyor.
    Kimi Arş-ı Âlâ'ya dolu dizgin koşuyor;
    İşte Cennet.. İşte sen.. Gayret et ki giresin;
    Ey! Eşref-i mahlûkat!.. Daha Kur'ân ne desin!..





    İNSAN OLMAK BU KADAR MI ZORLAŞTI

    Varmaz oldu, vermeye hiç elimiz,
    Dönmez oldu, bir özüre dilimiz,
    Teşekküre çoktan bitti pilimiz;
    En küçük damlada, sabrımız taştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Bilgisizlik, ne vehimler üretti;
    Önyargılar, vicdanları kör etti.
    Dürüst olmak.. Affedilmez cür'etti,
    Öfkemizden, yüreğimiz korlaştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Çağdaşlığı, maske yaptık yüzlere;
    Bu çifte yüz, yakışmadı bizlere,
    Merhametten, haktan yana sözlere,
    Hoşgörümüz, neden böyle darlaştı?
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Bir tarafta, ilme şaşı bakanlar,
    Bir tarafta at gözlüğü takanlar,
    İrfan desen, bu lisandan kim anlar?
    Gerçek âlim, gözümüzde horlaştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Helâl kazanç, nefsimize az geldi,
    Bankerlere tavuk verdik, kaz geldi,
    O gözyaşı sağnakları, vız geldi;
    Saçlarımız, değirmende kırlaştı,
    İnsan olmak bu kadar mı zorlaştı?..


    Yedik içtik, haram helâl bir tuttuk,
    Dişe göre ne bulursak hep yuttuk,
    Mahşer, Mîzan, Kur'ân, vicdan unuttuk;
    Yollarımız, hep zulümde birleşti,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?


    Paspas oldu; sevgi, saygı, paraya,
    Ahlâk döndü, kanayan bir yaraya,
    Ailede, şeytan girdi araya;
    Karı, koca, kardeş, bacı hırlaştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Evde pişen, bizi tatmin etmedi,
    Beş yıldızlı sofra kurduk yetmedi,
    Şişelerle yarışımız bitmedi;
    Kalp gözümüz, şehvetlerle körleşti;
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Kendimizi, masaya hiç sermedik,
    Başkasına hiç söz hakkı vermedik,
    Sövdük, dövdük..Bunda vahşet görmedik
    Mazlum yüzler, yumruklarla morlaştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Bayramlarda, beş dakika mezarlık,
    Bir senede, iki namaz... Nazarlık,
    Ettik hâşâ Allah ile pazarlık;
    Bir gaflet ki; içimize yerleşti,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Oysa bizler, ihsan için varolduk;
    Meleklerin secdettiği bir kulduk.
    Bu şerefi taşımaktan yorulduk.
    Edep, hayâ, akıl, fikir yozlaştı,
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Dîn.. İslâm dinidir, Allah indinde,
    İlim, irfan, sevgi, barış bu dinde,
    İnsanlık, ne buldu, nefrette kinde ?
    Sağduyumuz, hedefinden çok şaştı;
    İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?..


    Ey Mübarek akl-ı selîm , nerdesin?
    Sen, ateşle aramızda perdesin,
    Hasreti var, gör ki sana herkesin;
    Cür'etimiz, haddimizi çok aştı;
    İnsan olmak, ne kadar da zorlaştı...





    DESİNLER DİYE

    Şu insan denilen, iki cinsiyet;
    Bazen, şeytan ile kurar ünsiyet.
    Namus, şeref, hayâ, edep, haysiyet,
    Ne bulursa harcar.. Desinler diye...


    Kimi var, öyle bir süsler ki sözü;
    ''Allah'' derken bile, reklamda gözü.
    Kırk yılda bir kollar, iki öksüzü,
    Ne cömert bir insan.. Desinler diye...


    Kimi, iffetini koyar masaya;
    Sattıkça doldurur, çelik kasaya,
    Bir maymuncuk bulur, her tür yasaya,
    Ne akıllı insan.. Desinler diye...


    Kimi, şuuraltı, cinsel özürlü;
    Dürüst evliliğe, kalbi mühürlü..
    Kolyesi boynundan, çıkmaz bir türlü;
    Ne çapkın bir erkek.. Desinler diye...


    Kimi var, modanın dümen suyunda,
    Teşhir hastalığı vardır huyunda.
    Kimlik arar durur, etek boyunda;
    Ne modern bir kadın.. Desinler diye...


    Kimi, kırkbeşini devirmiş çoktan;
    Bütçe delik deşik, anlamaz yoktan...
    Kaşları kemandır, kirpikler oktan;
    Aman ne hoş kadın.. Desinler diye...


    Kimi, yaşlandıkça isyankâr olur,
    Yılda bir çâreyi neşterde bulur.
    Altmışlık cildini, gerdirir durur;
    Hâlâ güzel kadın.. Desinler diye...


    Kimi, beş yıldızlı salon züppesi;
    Eğildikçe, yer süpürür cübbesi.
    Kopacak gibidir, o kalın sesi;
    Ne nâzik bir insan.. Desinler diye...


    Kimi, gönül vermiş, güyâ bilime;
    Beyni muhâliftir, aklı selime.
    Ezberlemiş, birkaç yaban kelime;
    Ne kültürlü insan.. Desinler diye...


    Kimi, şöhret yapar, ilim vesîle,
    Allah rızâsını, düşünmez bile..
    Tepeden bakar ki, cümle câhile;
    Ne âlim bir insan.. Desinler diye...


    Kimi, iflâs etmiş, ahlâktan yana,
    Politik virüsler, karışmış kana.
    İhânet vız gelir, hatta vatana;
    Siyaset cambazı.. Desinler diye...


    Kimi, kıyâmeti, almaz nazara;
    Râzı olmaz taştan, normal mezara.
    Mermer ısmarlatır, türlü pazara;
    Ne büyük adammış.. Desinler diye...


    Daha kimler var ki; saymakla bitmez
    Hiçbirine, doğru kelâm, kâr etmez.
    Gaflet kapısından, ölse de gitmez;
    Son nefeste bile, Desinler diye...




    Bu mesaj en son " 11.10.08 " tarihinde saat 16:16 itibariyle AFAKİ tarafından düzenlenmiştir...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  2. #2
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Nasıl da kapılmışsın irtica sellerine
    Dini alet etmişsin türlü emellerine
    Hele bir gün dediler fırsat geçsin eline
    Devleti yıkarmışsın başındaki eşarpla
    Doğrusu ya şaşırdım SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Razı edip çıkmışsın köyden ana babanı
    Bırakmışsın tarlada öküzlerle sabanı
    Şaşırmışlar görünce tıbbiyede çabanı
    Doktor bile olmuşsun başındaki eşarpla
    Bu kadar da olmaz ki SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Hele varmış ki senin anlaşılmaz bir yanın
    Bikiniyle miniyi çekmiyormuş hiç canın
    Bunca entel ve çağdaş, milyonlarca insanın
    Göz zevkini bozmuşsun, başındaki eşarpla
    Sollamışsın terörü SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Dediler ki; parayla örtermişsin başını
    Militanlar seçermiş, mantonun kumaşını
    Rol için dökermişsin, meğerse göz yaşını
    Bölermişsin milleti başındaki eşarpla
    Hiç ummazdım bunları SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Karanlık odaklardan alırmışsın hediye
    Uyutmuşsun milleti "dürüstüm" diye diye
    Kalbini yarmışlar ki her yaptığın takiye
    Göz dikmişsin düzene, başındaki eşarpla
    Bu cüssede bu cür'et SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    Varoşlara el atmış, oynatmışsın taşları
    Bir meyhane görünce, çatarmışsın kaşları
    Çok tedirgin etmişsin, bil cümle ayyaşları
    Huzuru bozarmışsın, başındaki eşarpla
    Korkutmuşsun dünyayı SEN NEYMİŞSİN BE ABLA

    İyisi mi sen yine var git eski köyüne
    Dağlarda odun taşı, ilim bilim neyine
    Gerek yokmuş bu kadar diplomalı beyine
    Haddini çok aşmışsın, başındaki eşarpla
    Ne yürekmiş sendeki SEN NEYMİŞSİN BE ABLA



    SLİKON BEYİNLİLER

    Dün gece bir kâbusla, fırlamışım yataktan,
    Sanki çırpınıyordum, çıkmak için bataktan.
    Bulunduğum yer sanki, bu dünyanın dibiydi;
    Etrafımda insanlar, uzaylılar gibiydi...

    Göğüs,kalça,göbek,bel,dudaklar,kaş,göz,burun;
    Her yerleri silikon!.. Daha bitmedi durun.
    Estetik cerrahide, sınırları yıkmışlar;
    Beyinleri çıkarıp, silikonlar takmışlar...


    Böylece akıl, fikir, zikirden kurtulmuşlar;
    Beyinsiz yaşamakta, mutluluğu bulmuşlar.
    Hayat dizayn edilmiş, çağdaş formata göre,
    Yeni baştan yazılmış; örf, âdet, ahlak, töre...


    Kadınlarda eşdeğer, dişilikle kişilik,
    Karaktere yansımış, erkeklerde dişilik.
    Kısacası; yıkmışlar utanma engelini;
    İstifa etmiş şeytan, bırakmış çengelini...


    Eller, beller karışmış, kollektif zürriyetler,
    Cinsî alış verişte, limitsiz hürriyetler.
    Hak, hukuk, vicdan gibi, boş kavramlar atılmış,
    Paraya dinler üstü, tanrısal güç katılmış...


    Bir irticâ korkusu, pompalanmış derinden,
    Bilerek oynatılmış, bütün taşlar yerinden.
    Çekmek için her yerde, ''kalbim temiz'' kartını;
    Bire tenzil etmişler, dînin o beş şartını...


    Kimi devran kuklası, kimi sosyalist kinci,
    Kimi haddini bilmez, dinden habersiz dinci...
    Âlim diye ortada, iki alkış delisi,
    Duydum ki; uykudaymış, âlimlerin gerisi...


    Ekranlarda içi boş, göstermelik sohbetler,
    Bir edep katliamı, internetteki ''çet''ler.
    Eğitim öğretimde, okullar devre dışı;
    Medya yönlendiriyor, bu bilimsel yarışı...


    Bütün dünya seyirci, sahnede bir oyun var;
    Bir Buş'un karşısında, altı milyar koyun var.
    Almışlar küçük Buşlar, localarda yerini;
    Bu oyunda kırıyor, müslüman birbirini...


    Beni ilkel bularak, merak edip soydular,
    Dinazor teşhisiyle, bir fânusa koydular.
    Hele orjinal beynim, onlar için bir şoktu;
    Düşünen bir beyine, tahammülleri yoktu...


    Can havliyle fânusa, nasıl tekme atmışım,
    Meğerse o tekmeyle, yorganı fırlatmışım.
    Bu korkunç kâbus beni, sırılsıklam terletmiş;
    Çok şükür.. Bütün bunlar, rüyadan ibaretmiş...


    Oysa, gerçek dünyada, böyle şeyler ne arar !
    Herkeste sevgi, saygı, barış, güven, istikrar.
    Bozmayalım dünyanın, bu güzel durumunu,
    Kimse kurcalamasın, rüyanın yorumunu...




    OKUMUŞ YOBAZ

    Dünyada yepyeni bir insan türü;
    Üredi gün be gün, oldu bir sürü.
    Künyesinden belli, meşreb kültürü:
    Göbek adı: çağdaş, adı: madrabaz;
    Bir de soyadı var: OKUMUŞ YOBAZ!..


    Viskisi elinde, aklı belinde,
    Doğmuş anasından, cambaz telinde,
    Adâlet.. Müsâvat... Hep tekelinde;

    Diploması dersen; cehline cevaz;
    Câhilden beterdir, OKUMUŞ YOBAZ!..


    Eline saz versen, tutar tersine;
    Bayılır.. Soprano, tenor sesine.
    Senfoniler var ya.. Gayrı nesine ?

    Kütük yontulmakla, kereste olmaz,
    Bunun isbatıdır, OKUMUŞ YOBAZ!..


    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  3. #3
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    KONJOKTÜR MÜSLÜMANI

    Bir yanda, sahte mehdî önünde saf tutanlar,
    Bir yanda falcılarla, medyumlarla yatanlar,
    Bir yanda , Cennetleri parsel parsel satanlar,
    Gör ki; neylemiş gaflet, bunca güzel insanı,
    İşte bunlardan biri; konjonktür müslümanı...


    Âmentüsü; şan, şöhret, lüks araba, köşk yalı,
    Kapısında bir boncuk, üstünde bir at nalı,
    Haftalık takviminde, uğursuzdur her salı;
    Şöhret için kullanır, el yazması Kur'ân'ı,
    Antikaya düşkündür, konjonktür müslümanı...


    İçgüdüyle kurulur, şuuraltı dengeler;
    Boşlukları doldurur, enişteler yengeler,
    Mürşitlere (!) âmâde, pür makyajlı bendeler,
    Dilde gıybet, elde mey, cepte Cennet fermanı,
    Her zaman huzurdadır (!), konjonktür müslümanı...


    Diyelim ki; eş lâzım, kız veya küçük beye,
    Siparişler verilir, en yakın bir türbeye,
    Sıra gelir, üç mumla çöpçatanı görmeye,
    Bazen, mendil de bağlar, eğer isterse canı,
    Rüşveti bolca tutar, konjonktür müslümanı...


    Ramazanda, çok sıkı bir rejime girilir;
    Yıllık fazla kilolar, böylelikle verilir.
    Sonra gevşek deriler, uzmanlarca gerilir;
    Gelsin artık kumlarda, boy gösterme zamanı,
    Üstelik, çok cömerttir (!), konjonktür müslümanı....


    Karakteri brüttür, belli değildir neti,
    Çağdaşlığı gereğidir, geçmişine cür'eti,
    Kendisine sorarsan, maymundan zürriyeti,
    Çok pişkindir.. Renk vermez, suludur zira kanı,
    Her modele mankendir, konjonktür müslümanı...


    Her cenazede başlar, bir nezâket barışı,
    Hanımlarda bir ihlâs, ve tesettür yarışı,
    Boş gözlerle süzülür, tabutun her karışı,
    Kaç yerde ayaküstü, kaynar sohbet kazanı
    Namazdan da muaftır, konjonktür müslümanı....


    Teşekkür listesini, ilân eder basından,
    Bir hatîm satın alır, işporta borsasından,
    Bir de mevlid gönderir, mevtânın arkasından
    Artık rahatlamıştır, kar beyazı vicdânı,
    Zaten temiz kalplidir, konjonktür müslümanı...




    BEN CAHİLİM BE ABİ

    Ben cahilim be abi, anlamam ki edepten,
    Bir kusurum olursa, anla ki bu sebepten.
    Okullarda vermedi, bana kimse dans dersi,
    Lisan desen; aklımda kaldı bir 'boku mersi'...

    Anlamam felsefeden, sosyoloji, mantıktan,
    Adaletten, hukuktan, iradeden, sandıktan.
    Bana öğret be abi ! Kadeh nasıl tutulur?
    Hangi renkli şarapla, hangi etler yutulur?..


    Korkuyorum be abi, bende yürek ne arar,
    İçki haram diyorlar, veremedim bir karar.
    Gör ki dilim dönmüyor, bir viskinin adına;
    Nerde kaldı varayım, onun damak tadına...


    Yalvarırım be abi ! Deme bana mürtecî,
    İnan ki; bu iftirâ, küfürden daha fecî.
    Razıyım.. Yeter ki sen, arada bir tokat at,
    Korkma, bende beyin yok, benimkisi sakatat...


    Bana öğret be abi ! Çağdaş insan nasıldır?
    Şu çapkınlık dersinin, kitabı kaç fasıldır?
    Bu konuda tecrüben, denizler kadar engin...
    Görüyorum ki sende, koleksiyon çok zengin...


    Hepsi aynı potada; esmer, kumral, sarışın,
    Sırrı nedir be abi , bu toplumsal barışın?
    Ben de olmak isterdim (!), senin gibi zampara;
    Ama, gel gör ki ben de, ne yetenek ne para...


    Ben cahilim be abi , ne anlarım paradan,
    Doğuştan fakir kılmış bendenizi Yaradan.
    Bir hocaya danıştım; faizin câizini,
    Dedi ki; zor bulursun, sistemin vâizini.


    Geçenlerde aradım, bir tefeci dostumu,
    Birkaç yara bereyle, zor kurtardım postumu.
    En sonunda kavuştum, bir kredi kartına,
    Ocağımı söndürdü, faiz denen fırtına...


    Biliyorum be abi, benim kalbim bulaşık,
    Oysa seninki temiz, sütten çıkmış bir kaşık...
    Ben gariban bir zenci, siyaha çalmış tenim,
    Yani sözün kısası.. Kurtuluşum yok benim....




    BİR GİZLİ KİBİR

    Zengin olsan, hayırlarla yarışsan,
    Âlim olsan, ilimlerle barışsan,
    Yiğit olsan, gazalara karışsan,
    Secde yoksa eğer, bil ki bedende,
    Bir gizli kibir var, ille de sende....


    Camiler yaptırsan, köprüler kursan,
    Taşını, altınla tartıya vursan,
    Vakıf kapısında, bir ömür dursan;
    Secde yoksa eğer, bil ki bedende;
    Bir gizli kibir var, ille de sende...



    Kur'ân'ı okuyup, yazsan ezbere,
    Şöhretin tez varsa, gittiğin yere,
    'Kalbim temiz' desen, günde bin kere,
    Secde yoksa eğer, bil ki bedende;
    Bir gizli kibir var, ille de sende...

    Bu mesaj en son " 11.10.08 " tarihinde saat 16:30 itibariyle AFAKİ tarafından düzenlenmiştir...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  4. #4
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    ÖZÜR DİLERİM

    Ben gerçek hayvanları, inanın çok severim .
    Yalan dolan bilmezler, onları hep överim .
    Gerçi bazılarının, huyları biraz serttir ,
    Ama hepsi samimi, hepsi dürüst ve merttir..

    Ne var ki; son yıllarda, yeni bir cins üredi ;
    Tüm gerçek hayvanların, sahteleri türedi .

    Böylece sahne aldı, yeni taklit sanatı ;
    Başladı yeryüzünde, hayvanlar saltanatı..

    Geçenlerde sahte bir köpekle karşılaştım ;
    Bırakın dalaşmayı, çalıyı zor dolaştım .

    Öfkeyle birdenbire ''Köpek!'' diye haykırdım ,
    Hayatımın potunu, işte o anda kırdım .

    Maksadımı aşarak, çok ileri gitmiştim ,
    Hakiki köpeklere saygısızlık etmiştim .

    Şimdi huzurunuzda, hakkı teslim ederek ,
    Bu hakaret suçumu, telâfi etmem gerek .

    Onlara helal olsun, en içten dileklerim ,
    Tüm gerçek köpeklerden, bin kez özür dilerim.

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •