Yıldızlar kayıyor gökyüzünden. Dileklerimi savuruyorum yıldızların her biriyle. İçim de yorgun benler yürüyor. Yarından habersiz. Yol aldığım her köşe başından bir eksik daha bırakarak uzaklaşıyorum şehrin birinden bir diğerine. Adına yüklediğim anlamların hepsini dipsiz bir kuytuya atıp uzaklaşıyorum. Sevdiğim; yaşlanıyorum sevdanın yorgunluğunda. Bilemeyeceğin kadar değişiyorum beklerken. Gözlerimin kenarlarına ince çizgiler kuruluyor, gözlerimin kenarına benden habersiz iç çekişler yapışıyor. Yetemiyorum bu sevdaya…
Akşamın gelmesini istiyorum hep. Vakitsiz gelip giden gölgeni bir rüyanın düşlüğünde görebilmek için. Senin esirgenmiş vakitlerin birini bin paraya satarak yine beni kuytumda unutacağını bilerek. Söylenceleri bıraktım sevdiğim etkisini yitirdi her söz. Ezberimde adının adıma kattığı kocaman ağlayışlar dolanıyor yine de kendimde bekliyorum seni. Bekletiyorum bütün gidişleri. Gündüz rüzgârlar esir alıyor bedenimi, şu sıralar bir hüzün yersiz ilişiyor yüreğimin kenarına. İliklerim buz tutuyor. Seni sayıklamaktan iflas ediyor bedenim yine de titrek bir iç çekişten öteye gitmiyor şikâyetlerim. Varlığının darağacında hiç itirazsız asılıyor gözlerim. Penceremin buğusunda adını sayıklayan ellerim geziniyor. Hiçbir buğuya sığdıramıyorum varlığını. Bir çizik çekip anlatıyorum sensizliği. Kifayetsiz kalıyor aşk. Tarifini yapamıyor yirmi dokuz harf. Yetersizim sevdiğim. Beklerken penceremin önünde kapımın aşınmış tahtalarına rüzgâr bir yaprak düşürüyor, içimde sancısı geziniyor her düşen yaprağın ve bana gizleniyor yalnızlık. Kış geldi sevdiğim. Üşüyüşüme çare olmuyor giyindiklerim. İliklerimde geziniyor yokluğun.
Çaresini bilmediğim bir derdi nasıl anlatabilirim soranlara. Nasıl söylerim yaman bir sevdanın içinde yüreğimin de beynim gibi delirdiğini. Nasıl söylerim sensizliğin bensizliğini. Susuşu bol bakışlar bırakıyorum her gün insanlara. Her bakışın bir ucundan yokluğuna gebe gözyaşlarım süzülüyor. Kaldırımları adımlarımın cesaretsizliğine aldırmadan bitiriyorum. Sana ulaşmaya meyilli gücümü tüketiyor her dakika vakitler. Biliyor musun sevdiğim bir süredir her düşün içinde yürüyemediğimi görüyorum. Bütün gücümü topladığım halde bacaklarım ilerlemiyor. Varsa yoksa tökezliyorum kaldırımlarda. İçimde anlatılmaz bir korku dolanıyor gözlerimi açtığımda. Ya diyorum “ya yürüyemezsem bir daha”
Her şey bir düş demek gelmiyor içimden öyle sahici ki sana doğru yürüyememek. Bu yüzden bütün dirençlerim çöküyor hasretinin önünde ve anlatamadığım bir umutsuzlukla içimdeki bütün kelimeleri sana koşturuyorum. Ne kadar anlatmaya çalışsam da anlaşılır kılınmıyor kala kalışım. Ah sevdiğim bunca zamana rağmen bir düzgün cümle kuramıyorum sana taşanlara dair. Korkularım nöbet geçiriyor, nefesim takılıp kalıyor boğazımın kıvrımlarına. Derin bir nefes alsam kırılacak sanki yüreğimin camları ve kesilecek içim hayatın sevdalı bir yerinde.
Dokunamadığım; masum uykularıma birisini daha ekleyip yastığıma başımı koyuyorum seni görebilmenin hevesi içimde sana gelememenin korkusu bedenimde… Uyuyamıyorum. Korkular ağır basıyor ve yeniliyor siluetin sana gelemeyişlere. Yoruluyor gözlerim, bacaklarımdan güç çekilip alınıyor ve ben sensizliği biriktirirken içimde yürüyüşler başka düşlere kalıyor.
Sevdiğim tükeniyor muyum fark etmeden?


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla







