• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Elizan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2007
    Mesajlar
    1,956
    Karizma Gücü
    5

    A. Ali Ural Hayatı, Eserleri, Kitapları, Şiirleri, Sözleri ve Okuyucu Yorumları



    A. Ali Ural 1959 yılında Samsun Ladik’ te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Yüksek öğrenimini Riyad’ta edebiyat ve ilahiyat alanında yaptı.. İlk şiiri Mavera dergisinde çıktı.(1982) Yüksek öğrenimin ardından bir süre editörlük yaptıktan sonra Şule Yayınlarını kurdu. (1989) Merdiven Sanat isimli aylık bir sanat dergi çıkardı. Halen Türkiye Yazarlar birliği İstanbul şube başkanı olan Ural, 2005 yılında yayınlamaya başladığı Merdivenşiir dergisinin yayın yönetmenliğini sürdürüyor.Aynı zamanda Burç FM de “Yazarlığın Sırları” isimli program hazırlayıp, sunuyor. Zaman gazetesinde haftalık denemeler yazan A. Ali Ural’ın başlıca eserleri şunlarıdır:

    ESERLERİ:

    Körün Parmak Uçları (Şiir - 1988)

    Posta Kutusundaki Mızıka (Deneme - 1999)

    Yangın Merdiveni (Hikaye – 2000)

    İmam Şafi Divanı (Tercüme – Araştırma – 2002)

    Makyaj Yapan Ölüler (Deneme – 2004)

    Resimde Görünmeyen (Deneme – 2006)

    Kuduz Aşısı (Şiir – 2006)

    Güneşimin Önünden Çekil (2007)

  2. #2
    Elizan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2007
    Mesajlar
    1,956
    Karizma Gücü
    5

    A.ali ural ile : "edebiyata herkesin ihtiyacı var"

    A.Ali Ural: Şiir,öykü,deneme alanlarında yayınlanmış kitapları var.Halen yayına devam eden Merdiven Şiir Dergisi’nin editörü.Bir yandan edebiyat yapısına tuğlalar koymaya çalışırken bir yandan da birikimlerini yazarlık atölyelerinde gençlerle paylaşıyor.


    Şairsiniz;öyküler,düzyazılar,denemeler kaleme alıyor,gazetede köşe yazıları yazıyorsunuz.Bir yandan da edebiyatın yürüyebileceği mecralar açmak için dergiler çıkarıyorsunuz.Üç dönemdir TYB İstanbul şube başkanlığı yapıyorsunuz.Çevrenizde kümelenmiş gençler var,onlara yazı yazmanın inceliklerini anlatıyorsunuz.Bunca çaba ne için?

    Yaz güneşi altında “Sermayesi eriyen adama yardım edin!” diye bağırarak buz satan adamın hikâyesini bilir misiniz?Bu sözü duyan bir bilge,tükenen ömrünü düşünüp yığılmış yere.Kelimeler yerini bulunca insan da yerini buluyor.Ona düşen ayağa kalkmak,yürümek ve koşmak.Yığıldığı yerde kalmak değil.Bir gölgelenmeden ibaretse de dünya hayatı,bu süreyi gölgede şekerleme yaparak geçirebiliriz.Kıyamet koparken elimizdeki fidanı dikmek,yani donanımlarımız ölçüsünde sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız.Ben edebiyatı bir fantezi olarak görmüyorum.Yazar olsun ya da olmasın herkesin edebiyata ihtiyacı var.Çünkü hem anlamaya,hem anlatmaya ihtiyacı var.Yüce Allah Hz. Âdem’e isimleri öğreteli kim bilir kaç bin yıl geçti.Bu kadar zamandan sonra işaretlerle mi anlaşacağız!Hem dil yalnız anlaşılmaya yaramıyor ki.Düşüncenin elleri o.Medeniyetin temeli.Bilginin penceresi.”Öyle şiirler vardır ki hikmettir.Öyle sözler vardır ki büyüler,” diyen bir Peygamber neye dikkat çekmek istiyor acaba?Her devinimin arkasındaki sözün gücüne mi?Bu yüzden mi “Bir âyet bile olsa benden bir şeyler ulaştırın!” diyor?

    Bunca etkinliğin bileşke noktasında bulunuyor olmak sanatta / şiirler derinleşmeyi olumsuz etkiliyor mu?

    Şiir ya da genel bir ifadeyle sanat,hayattan kopuk bir eylem değildir.Derinlik tam da bileşke noktalarındadır hayatın.Şiir manzara seyredilerek yazılmaz.Şiir yazayım diye masaya oturulup yazılmaz şiir.O bir süreç içinde oluşur,kömür ve petrol yatakları gibi.Vakti geldiğinde yalnızlıkların,kırgınlıkların,kızgınlıkların,özlemlerin ve aşkların oluşturduğu bir iç basınçla gün yüzüne çıkar ve şairin maharetine göre damıtılıp işlenir.Bütün sanatların bir öz olarak hayatın katmanları arasında çıkarılmayı beklediğini söyleyebiliriz.Bütün mesele resimde görünmeyeni fark etmeye çalışmak.Bu da tefekkürle,görme temrinleriyle ve her şeyden sezgiyle elde edilebilecek bir şey.Batı’dan gelen bir şair hastalığı bohem hayat. şairine.Köşelerine çekilip şiir mi yazıyorlar yalnız?

    Günümüz edebiyatının gerçek edebiyat mecraına girmesi için çaba gösteren biri olarak amaçladığınız şey ne kadar gerçekleşiyor?

    Hacca giden karıncayla iyi anlaşıyoruz.Sonuçları düşünerek hareket etmiyoruz çünkü.Gücümüz aczimizi bilmemizden kaynaklanıyor.Merkez efendi gibi her şeyin merkezinde olduğunu bilmek güzel.Mecrasından çıkmış gibi görünen bir şeyin daha geniş bir açıyla baktığımızda tam da mecrasında olduğunu görebiliriz belki.Bazen en dipten yükselir insan su yüzeyine bir topuk darbesiyle.

    Edebiyatımızın gidişatı nasıl sizce?

    İktidar kavgaları ve kamplaşmalar yalnız siyasi hayatını değil,edebî hayatını da tehdit ediyor bu ülkenin.Dünyanın neresine giderseniz gidin,farklı düşüncelere sahip olsalar da o ülkenin edebiyatçıları ortak bir değeri temsil ederler ki o değer ulusal edebiyattır.Zira edebiyatın evrenselliği milli oluşundan geçer.Arjantinli ünlü hikâyeci Borges, “Ben ayda yaşayan bir adamın hikâyesini yazacak olsam,bu bir Arjantin hikâyesi olur.” Demiş.Bizim pek çok yazarımız İstanbul’da geçen hikâyelerini bile bir Türk hikâyesi yapmayı başaramıyorlar.Fakat yine de tebessüm etmeliyiz.Çünkü derinden derine,ülkesine âşık,güçlü bir edebiyat kuşağı geliyor.

    Ünlü bir okur olmak isteyen pek çıkmıyor,neden böyle bu?

    Çünkü okumak yazmak kadar fiyakalı görünmüyor.Okurların elleri çenesine dayalı fotoğrafları olmuyor çünkü.Aslında esas olan yazmak değil okumaktır.Yazmak esas olsaydı Kur’an’ın ilk emri “oku” değil yaz olurdu.Okumak esas yazmak tâlidir.Hem biliyor musunuz her kitap iki kişi tarafından yazılır: Yazar ve okur.Çünkü okur kitaba kendi imgelem dünyasını ve birikimlerini katarak kitabı bir anlamda yeniden yazmış olur.Emerson’un “Kitabı iyi yapan okuyucudur.” Sözünü bu bağlamda değerlendirebiliriz.

    İnsan doğuştan yetenekleriyle mi yazar şair oluyor yoksa çalışarak bu melekeler elde edilebilir mi?

    İnsan doğar doğmaz ayağa kalkıp koşan bir tay değildir.Bedensel melekeleri de ruhsal melekeleri de zaman içerisinde olgunlaşır.Genetik faktörleri tamamen dışlamak mümkün olmasa da var olanın hayatiyet kazanması ya da körelmesi biraz da hayat koşulları,çevre eğitim ve çalışmaya bağlıdır.

    Yazmakla ilgili bizlere önerileriniz var mı?

    Olmaz mı hemen yazmayı bıraksınlar ve okumaya başlasınlar.Okuyacakları kitapları en aza yiyecekleri yemeğe gösterdikleri özenle seçsinler.Dahası her kitabı en az iki kere okusunlar.İlkinde haz alarak okumalarında bir mahzur yok,ikincisinde satır satır,paragraf paragraf masaya yatırsınlar eseri,kurguyu,üslubu ve karakterleri incelesinler.İşkenceye dönse de bu okuma,sabretsinler.Notlar alarak içselleştirsinler okuduklarını.

    Yazar ne yazar,ne yazmalıdır?

    Bir yazarın bilmesi gereken ne yazacağı değil ne yazmayacağıdır,ne yazmayacağını bildiğinde belirir ne yazacağı.NE’likten kastım konu değil.Robert Frost “Ormanda yürürken karşıma iki yol çıktı,ben az yürünmüş olanı seçtim.” Diyor bir şiirinde.Yani bir yol yürünecek ama o yolun nerelerden geçeceği götüreceği yer kadar önemli.Sunum şekli özü kaybetmemek kaydıyla sunulanı gerçek değerine ulaştırıyo.

    Röportaj: Musa Güner
    Alıntıdır

  3. #3
    yaren.ka adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2007
    Mesajlar
    2,280
    Karizma Gücü
    5
    bi kitabı vardı ali ural'ın posta kutusundki mızıka bi türlü bulamamıştım hiç biyerde ordan aklımda kalmış
    Y :hz A


    17.10.09



    http://www.turkforum.net/profile.php?do=editsignature

  4. #4
    osm
    osm çevrimdışı

    Kayıt Tarihi
    21-12-2009
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    aradığınız kitap bende var

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •