• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    22-04-2007
    Mesajlar
    548
    Karizma Gücü
    0

    Zübeyde Hanım'ın kayıp mezar taşı



    Zübeyde Hanım, tarihin kaydettiği en büyük anaların biri ve hakikatte o anaların en büyüğüdür... O kendinden doğan "dehâ"yı -babasız kalmasına rağmen- canlı ve heyecanlı tutmayı, kuvvetlendirmeyi ve kemale erdirdikten sonra yüce bir armağan olarak milletine vermeyi başaran ulu bir kadındır. Türk kadınlarının yüz suyudur."

    Benzerini binlerce defa duyduğunuz klişelerden biri daha.

    Nutuk atmaya gelince birisine 'en büyük' demek iyidir hoştur da, o "en büyük"e layık olduğu muameleyi neden göstermediğiniz daha önemli değil midir?

    Geçen hafta Zübeyde Hanım'ın vasiyetini gündeme getirmiş ve ona neden sahip çıkılmadığını sormuştum. Tabii hakaretler, zaten kim olduğum belliymişler, hangi gazetede yazıyormuşumlar hiç gecikir mi?

    Daha ne yapalım, nasıl ikna edelim bu nazlı zevatı? Altına Zübeyde Hanım'ın bizzat mührünü bastığı vasiyetnamenin Osmanlıcasını yayınlıyorsunuz, sanki tek satırını okuyabilmişler gibi "Bunun kaynağı ne?" diye hesap soruyorlar. Kaynağını verince itirazlar eksilecek sanmayın. Ona da evlere şenlik bir kulp takacaklarından adım kadar eminim.

    İstediniz, o zaman buyurun kaynak: Vasiyetname ilkin Atatürk'ün anne tarafından akrabası olan Cemal Bolayır'ın arşivinden alınıp 10 ciltlik Kemal Zeki Gençosman ve Niyazi Ahmet Banoğlu'nun birlikte hazırladıkları "Atatürk Ansiklopedisi"nde (May Yayınları, 1971), son olarak Cemil Sönmez'in Atatürk Araştırma Merkezi gibi resmî bir kurum tarafından "Atatürk'ün Annesi Zübeyde Hanım" (2007) adlı derlemesinde basılmıştır.

    Şimdi. Birileri yine hoşlanmayacak olsa da soruyorum:



    Zübeyde Hanım'ın mezarının bugünkü hali
    1) Zübeyde Hanım'ı çok sevdiklerini söyleyenler neden vasiyetine uygun yapılan eski mezarını kaldırdılar?

    2) Onun gibi dini bütün bir kadının, ancak putperestlere layık bu 'laik' mezarda kemikleri sızlamadan uyuyabileceğine inanıyor musunuz?

    3) Hadi o kaya parçasını getirip başına diktiniz; peki Latife Hanım'ın yaptırdığı sanat değeri taşıyan talik yazılı kitabeyi neden bir hatıra olarak muhafaza etmediniz de depolara attınız? "Zübeyde Ana"nın mezar taşının nazarınızda bir müzede sergilenecek kadar olsun değeri yok mudur?

    Atatürk'ün Çankaya'daki son Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, annesinin mezarına kaya koyma fikrinin Atatürk'ten çıktığına inandırmaya çalışır bizi.

    Buna göre Atatürk "yıllar sonra" annesinin mezar taşının bir fotoğrafını görmüş ve üzerinde "TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin valide-i muhteremeleri Zübeyde Hanımefendi'nin..." yazılı mezar taşından hiç mi hiç hoşlanmamış ve şu ilginç emri vermiş:

    "İlk fırsatta İzmir'e gidersin, bu sandukayı ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine tespit ettirir; diğerini baş tarafına diktirirsin ve bunun bir yerini biraz düzelttirerek (üzerine) "Atatürk'ün anası Zübeyde burada gömülüdür." diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter."

    Atatürk bir şeyi emredecek de yapılmayacak, öyle mi? Siz öyle sanın. Koskoca Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri emri ne yapmış biliyor musunuz? Resmen unutmuş veya ihmal etmiş!.. Şöyle diyor kendisi "Atatürk'ün Hususiyetleri" adlı kitapta:

    "Hem üzülerek, hem de utanarak itiraf edeyim ki aradan uzun zaman geçtiği halde ben bir türlü bu emri yerine getirememiştim."

    Ya... Bunların Atatürkçülüğü de bu kadar işte. Ekmeğini yediğin adamın emrini yerine getirmiyorsun, sonra de pudralanmış yüzünle hatıralarını yazmaya kalkıyorsun.

    İşin bundan sonrası başka bir âlem.


    Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın gerçek mezar taşı bugün İzmir Arkeoloji Müzesi deposunda duruyor...
    1938 yazında, hasta yatağındaki Atatürk biraz avunsun diye İzmir Belediye Başkanı Behçet Uz, Zübeyde Hanım'a bir 'türbe' yaptırma teklifiyle gelir Dolmabahçe Sarayı'na. Atatürk'ün cevabı "Hayır"dır. Nasıl bir mezar yaptırılması gerektiğini yeniden hatırlatır Hasan Rıza Soyak'a. Zaten birkaç ay sonra da Atatürk ölür ve mesele kapanır.

    Bilindiği kadarıyla Zübeyde Hanım'ın bugünkü mezarı 1940 yılında İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı döneminde yaptırılır. Yani Atatürk'ün 15 yıllık cumhurbaşkanlığı sırasında taş gibi yerinde duran güzelim mezar taşı kaldırılıp atılır ve yerine o kaya parçası konulur. Üzerine de bütün dinî veya geleneksel değerlere sırt çevirmiş o tatsız ve garip yazı yazdırılır.

    Şimdi benden belge isteyenlere soruyorum:

    Bu bilgileri bize servis eden Soyak'ın elinde belgesi var mıdır? Yok. Peki onca yıl Ata'nın emrini savsaklamış birisine nasıl inanıyorsunuz? Dahası, Atatürk'ün kendisi için bu denli önemli bir kararı (annesinin mezarını) başkasının keyfine bıraktığına inanacak kadar saf mısınız?

    Ben burada bir fırıldağın döndüğü ve Zübeyde Hanım'ın her şeyiyle 'Osmanlı' kokan bir mezarda yatmasından rahatsız olanların el çabukluğu marifetiyle karşı karşıya olduğumuz kanaatindeyim. Bunu anlamak için eski yazılı mezar taşına şöyle bir bakmanız yeterli olacaktır.

    İşte size Zübeyde Hanım'ın depolara attırılarak unutturulmaya çalışılan mezar taşının fotoğrafı. Değerli dostum Yaşar Aksoy'un özel gayretleriyle bulduğumuz ve fotoğrafı, uzun zamandan beri ilk defa yayınlanan Zübeyde Hanım'ın kayıp mezar taşı nerden çıktı biliyor musunuz? İzmir Arkeoloji Müzesi'nin deposundan...

    Fotoğraftan okuduğumuz kadarıyla Genel Sekreter Soyak yazıyı dahi yanlış hatırlamış. Mezar taşı yaptırıldığında Atatürk Meclis başkanı değil, cumhurbaşkanıymış. Demek ki en azından Kasım 1923'ten sonra hazırlanmış.

    Latife Hanım'ın yazdırdığı kitabe, kelimesi kelimesine şöyle diyor:

    "Hüve'l-bâki. Türkiye Reis-i Cumhuru Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin vâlide-i muhteremeleri Zübeyde Hanım'ın ruhuna rızâen lillâhi'l-Fâtihâ. Sene 1338 (1923)."

    Geçen hafta okuduğunuz vasiyete de böylesine "gerici" bir kitabe yakışırdı zaten. Belki bu yazıdan sonra birileri harekete geçer de en azından teşhire konulur. Ama bana sorarsanız ancak Zübeyde Hanım'ın baş ucunda sızısı dinecektir.



    http://www.haber7.com/haber/20081019...mezar-tasi.php


    yazıklar olsun Ellerinden gelse Anıtkabirden mezarından çıkaracaklar Rahmetliyi yazıklar olsun
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler
    Bu mesaj en son " 19.10.08 " tarihinde saat 12:16 itibariyle BaBa_yorgun tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    11-09-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0
    Atatürk annesinin cenazesine gitmiş midir?

    Daha önce bu konuyu tartışmıştım, dileyen Mustafa filmi ile ilgili başlığa dönüp baksın.

    Cevap veriyorum, Ülkede hiçbir savaş, iç karışıklık veya en ufak bir çatışma kaos durumu olmamasına rağmen Atatürk Eskişehir'den İzmir'e gitmemiştir.

    Çok mu zordur Eskişehir'den İzmir'e gitmek?

    Bir emriyle ezanın dili değiştiren, müftüyle konuşup 2 gün cenazeyi bekletemez miydi?

    Neden gitmemiştir Atatürk annesinin cenazesine?

    Zübeyde hanım ikinci evliliği yapmış olmasından mı?

    Atatürk'ün üvey babasıyla ilişkileri nasıldı?

    Ya diğer kardeşleriyle?

    Sorular uzar gider, burda keselim.

    Kemalist müritler, peygamber yerine koyduklarınının "bir insan" olduğunu unuttuklarından sevmezler böyle soruları.

  3. #3
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Baştan Aşağı Saçmalamanın Örneği Bu Konu!

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    22-04-2007
    Mesajlar
    548
    Karizma Gücü
    0
    saçma olan nedir o ne öyle koskoca kayayı getirim mezarının üstüne koymuşlar sanki çıkmaya kalkarsa çıkamasın dergibi saygı bunun neresinde vasiyetlerini niye yerine getirmemişler

    Mesela Zübeyde Hanım'ın babasının 'Molla Feyzullah", kendisinin de dindarlığı kastedilerek "Molla Zübeyde' diye anıldığını bilmeyiz. Neden? Yazmazlar ?

    16 maddelik vasiyetnamenin metni epeyce uzun. Dileyen tam metnini kişisel sitemden okuyabilir (www.mustafaarmagan.com.tr). "Ben Zübeyde, mevcut mallarımın üçte birini ayırarak aşağıdaki gibi sarf ve vakfedilmesini vasiyet eylerim" diye başlayan vasiyetnameyi özetliyorum sizin için:

    1. Ölünce yıkanıp kefenlenme ve kabir yaptırılma işiyle dedegân (bununla Mevlevi dervişlerinin kastedildiğini Şemseddin Sami yazıyor) ve tehlilhân (cenazelerde yüksek sesle "La ilahe illallah" diyen) efendilerle beraber kabrine götürülmek istiyor. Defnedildiğinin üçüncü günü akşamı hafızlar, hocalar, akraba ve ahbapların akşam yemeğine davet edilerek yemekten sonra Kur'an-ı Kerim'den cüzler okunması ve duanın ardından hafız ve hocalara para dağıtılması için 450 lira kâğıt para bırakıyor.

    2. Beşiktaş'taki Yahya Efendi'nin yakınına defnedilmek istiyor.

    3. Yahudi iken Müslüman olan Hayriye Hanım'a, onun ölümü halinde oğluna 10 lira verilecektir.

    4. Daima akmak üzere şehrin münasip bir yerinde bir çeşme yaptırılıp suyu akıtılmak ve ara sıra tamirine sarf olunmak üzere 475 lira tahsis edilecektir.

    5. Her cuma günü namazdan bir saat önce başlayarak ezan okununcaya kadar uygun bir camide cemaate iki cüz Kur'an tilavet ettirilerek okuyanlara nemasından verilmek üzere 490 lirayı bırakıyor ve ekliyor: 4. maddenin hükümleri için şer'i mahkemelerde vakfiyenin tescil ettirilmesi.

    6. Oruç, namaz ve günahlar için ve Kurban Bayramı'nın ilk günü 5 adet kurban kesilmek ve eti talebeye yedirilmek ve Kur'an hatmettirilmek üzere bir defaya mahsus olarak Çocuk Esirgeme Kurumu'na (Dârü'l-Eytâm'a) 200 lira bağışlanacaktır.

    7. Paramı Selanik Başşehbenderi Kâmil Beyefendi'ye teslim ettim. Osmanlı Bankası'nda muhafaza edecektir. Kâmil ve Cemal beyler burada saydıklarımın yerine harcandığını belgelendirerek oğlum Mustafa Kemal Paşa'ya hesap vereceklerdir.

    Bir cenazenin bütün dinî muamele ve geleneklerin ayrıntılı olarak zikredildiği bu metnin en fazla dikkatime batan tarafı, Zübeyde Hanım'ın Kanuni'nin süt kardeşi Yahya Efendi'nin yanına gömülmek istemesidir. Tabii sadaka-i cariye olarak çeşme yaptırılması ve çeşme için vakıf kurulması istekleri de çok önemli. Bir başka nokta ise kazaya kalmış oruç ve namazları için kurban kestirmek istemesi. Tabii bu işlerin takibi işini sevgili oğluna emanet etmesi ise bambaşka güzellikte bir mesaj içeriyor.

    İyi güzel de, nasıl öldü Zübeyde Hanım?

    Tam Mustafa Kemal Paşa'nın İzmir'den ayrıldığı günün akşamı vefat etti. Oğluna ertesi günü Eskişehir'de verildi ölüm haberi. İzmit'te hayatî önemde bir basın toplantısı olduğundan cenaze törenine gidemedi. Başyaveri Salih Bozok'a çektiği telgrafta, "Merhumenin münasip bir tarzda merâsim-i tedfiniyesini (defin törenini) ifa ettiriniz" diyordu.

    Zübeyde Hanım 14 Ocak 1923'te vefat etmiş, ölüm haberi Mustafa Kemal'e 15'inde verilmişti. İzmit mülakatının ardından Ocak'ın 27'sinde geldi İzmir'e ve sevgili annesinin kabrini ziyaret etti. Orada etkileyici bir konuşma yaptığını biliyoruz.

    Peki cenazenin defin işini kim oganize etmişti? Bu kişi, müstakbel kayınvalidesi Zübeyde Hanım'ı evinde ağırlayan Latife Hanım'dan başkası değildi. Fakat işin ilginç tarafı, Latife Hanım o sırada henüz evli değildi. Çalışlar'ın kitabında herhangi bir kaynak göstermeden şunlar yazılmış: "Latife mezarlıkta yüzlerce gümüş mecidiye sadaka dağıtmış, ilk gece İzmir'in tanınmış hafızlarından 33 kişi çağırarak sabaha kadar hatim duası indirtmiş, üç gün üst üste dua, kırkında da mevlit okutmuştu. Ayrıca 52. gece de fakirlere aşure dağıtılıp, hatimler indirilmişti."

    Tabii şunları da okuyoruz aynı kitaptan: "Mustafa Kemal annesinin cenaze töreni için İzmir'e gelmedi... 16'sında İzmit'te İstanbul basınıyla buluştu. 20-24 Ocak'ta ise Bursa'daydı. Şerefine Madam Brotte'un otelinde düzenlenen büyük akşam yemeği bir evlilik partisine dönüşmüştü."

    Ya Zübeyde Hanım'ın Karşıyaka'da bulunan mezarını kimi yaptırmıştı dersiniz? Kimisi Kâzım Karabekir yaptırdı diyor, kimisi de Latife Hanım. Ancak bu ilk mezarın bugünküyle hiçbir alakası yok. Bugün tek bir kaya parçasından ibaret olan mezar taşı, 1940 yılında yaptırılmış. İlkinin eski yazılı kitabesinde "TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin valide-i muhteremeleri Zübeyde Hanım'ın Ruhuna el-Fâtiha" yazılıydı. Yerine konulan o kaya parçasının üzerinde "Atatürk'ün Anası Zübeyde Burada Gömülüdür. Ölümü 1923" yazmaktaydı. Şimdilerde bu yazı da kayanın üzerinden kaldırılmış ve yerine Zübeyde Hanım'ın bir kabartma büstü konulmuştur; yazıyı başka bir mermer levhada okuyoruz.

    Kim mi böyle istedi? İsterseniz ben anlatmayayım da, siz Hasan Rıza Soyak'ın anılarından okuyun.

    Bir vasiyet var ortada, bir de mezar. Uyulup uyulmadığına karar vermek size kalmış
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler

  5. #5
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı AntiNationalist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Atatürk annesinin cenazesine gitmiş midir?

    Daha önce bu konuyu tartışmıştım, dileyen Mustafa filmi ile ilgili başlığa dönüp baksın.

    Cevap veriyorum, Ülkede hiçbir savaş, iç karışıklık veya en ufak bir çatışma kaos durumu olmamasına rağmen Atatürk Eskişehir'den İzmir'e gitmemiştir.

    Çok mu zordur Eskişehir'den İzmir'e gitmek?

    Bir emriyle ezanın dili değiştiren, müftüyle konuşup 2 gün cenazeyi bekletemez miydi?

    Neden gitmemiştir Atatürk annesinin cenazesine?

    Zübeyde hanım ikinci evliliği yapmış olmasından mı?

    Atatürk'ün üvey babasıyla ilişkileri nasıldı?

    Ya diğer kardeşleriyle?

    Sorular uzar gider, burda keselim.

    Kemalist müritler, peygamber yerine koyduklarınının "bir insan" olduğunu unuttuklarından sevmezler böyle soruları.
    İşi maganzinsel boyuta taşıma, burası ne magazin, dedikodu bölümü ne de mahalle kadınlarının sohbet ettiği bir yer.

  6. #6
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Mustafa Kemal'i Rahat Bırakmadınız Şimdide Annenise Annemize mi Geldi Sıra!

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Latife Hanım'ın özel evrakı açıklanmayacak
    2005 Konuları bölümünde crash666 tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 03.02.05, 16:28

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •