İdeallerimin doruk noktasına ulaştığı anda karşılaşmıştım onunla, saf
yüreğime bir umut güneşi olmuş yol gösteriyordu bana. Bu yaşıma
geldiğim zaman zarfı içinde ömrümün her anının ne kadar beyhude ve ne
kadar anlamsız olduğunun farkına varıyor ve kahroluyordum.
Aslında içimde yanan bir ateşmiş o, varlığını kalbimin etrafını
sardığında fark ettiğim. Duyamıyordum içimden gelen o mazlum
feryatları. Çünkü kendi kendimi şartlandırmam soyutluyordu benliğimi
benden. Hissedebiliyordum kalbimden gelen çığlıkların acizliğini lakin
ne var ki anlayışım, sosyal hayatım ve beynime olan köleliğim
bağlamıştı ellerimi uzatamıyordum çaresizlik içinde bitap düşmüş
yüreğime...
Boyun büktüm kendimi bildim bileli yalnızlığa. Mecburdum çünkü, önümde
tek bir yol ve cebimde bozuk bir pusula vardı. Hislerime
güvenemiyordum ve saplantılı yaşamımda bana umut çiçekleriyle bezenmiş
bir yarın sunabileceğini inanmıyordum.Yüreğim çırpınıyordu batık
gemilerle dolu olan çaresizlik denizimin içinde. Hasretti kalbim,
sevmeye ve yıllardır hak ettiği sevgiye. Deli dolu bir aşk yaşamak
istiyordu ömrünün artan kısımlarında. Umut ediyordu yaktığı ateşin
sıcaklığına bir gün sevebileceği birisinin geleceğini.
Gözlerimden süzülen yaşların artık bir sonu olmalıydı. Bitmeliydi bu
figan, ben de koklamalıydım aşk çiçeğini, varmalıydım doyumsuz tadına.
Nihayet karşılaşmıştım onunla ve o an bütün bedenim hissedebiliyordu,
beynimde çakan şimşeklerin üstüne doğan güneşin sıcaklık ve
parlaklığını. Hâlâ hissedebiliyorum beş sene önceki karşılaşma anını,
dün gibi canlanıyor ıslak gözlerimin önünde çaresizliğim her ne kadar
bedenimden fışkırıyor olsa da benliğime inat bütün damarlarım
kalbimden aldıkları ilham ile haykırıyor tüm dünyaya ona olan aşkımı.
Ne var ki feryatlarımı benden başka hiç kimse tarafından duyulmayışı
bu konudaki çaresizliğime adeta tuz biber oluyordu.
Yıllardan beri içimde sakladığım kıvılcım kalbimi kora çevirdi.
Kavrulan geçmişim ateşi ile ışık tutuyor bana her ne kadar aciz olsam
da içimdeki yıkıntıların arasında bir yerlerde saklanan umut ışığının
cılız gücünü hissedebiliyorum. Kalp atışlarımı dinledikçe beynim mest
oluyor, her an aklıma geldiğinde sanki kanım akış yönünü değiştiriyor
sanki bu sevilmeyen yüz birden şöhrete kavuşuyor ama ya bana olan
duyguların, onlar geliyor aklıma bu kadar muhteşem hislerin ardından
ve yıkılıyorum. Bedenim perişan bir vaziyette sessizliğe bürünüyor.
Aklımsa onca karşı duruşlarından sonra karanlığa sığınmak için bir
yerler arıyor...
İlk defa ben aşkta gördüm verdiğin emeklere karşılık hiçbir şey elde
edememeyi. Gözümüzden akan yaşların değeri nasıl ki gözden çıkıp da
yere düşene kadarsa işte çekilen cefaların da değeri o kadarmış
AŞKTA...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla