• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    kurtkanı41 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-05-2007
    Mesajlar
    4,156
    Karizma Gücü
    6

    Tarikatçılığa Bakış

    ŞEYH, MÜRİT ve ŞİRK...


    Aşağıdaki alıntı da: Bu konularda, İlginç tespitler var. Forumdaki Müritlerden, “Savunma yada –buradaki tespitler hatalı ise- Karşı çıkma” olarak katılımlar bekliyorum...

    Alıntı: Kuran İşığında Tarikatçılığa Bakış / Prof Dr Abdülaziz BAYINDIR





    ŞEYH EFENDİ - Biz insanlara, bize ibadet edin, demiyoruz ki.

    BAYINDIR - Siz herhalde ibadetin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Söyler misiniz bana, mürit şeyhin yanında nasıl olmalıdır?

    ŞEYH EFENDİ- Bak, şimdi sana müridin adâbını söyleyeyim de içinde ne varsa ortaya dök.
    Müridin inancı şöyle olmalıdır: "Ben ancak bağlı bulunduğum şeyhim ile hedefime ulaşabilirim ."[1]

    Haklı dahi görünse mürîdin üstadına itirazı haramdır[2].

    Hz. Musa ile Hızır aleyhisselam kıssasında olduğu gibi şeyhe itiraz çok çirkindir. İtirazcının özrü kabul edilemez. İtirazdan doğan ayrılığın ilacı yoktur. Bu itirazın zararı, mürit üzerine akan
    feyzin kapanmasıdır[3].

    Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhin emrettiği şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerek yapmasıdır. Zira tevil ve geciktirme büyük kesintiye sebeptir[4] .

    Adabtan biri de şeyhinin sevmediği hoşlanmadığı şeylerden kaçınıp, şeyhinin güzel ahlakına ve yumuşaklığına aldanıp da sevmediği şeyleri yapmamasıdır[5].

    Şeyh müride bir şey telkin ettiğinde devamlı onunla meşgul olmalı ve kalbine hayır ve şer bir şey getirmemelidir[6].

    Sadık müridin sermayesi sevgi ve bağlılıktır. İnatlık asasını ve muhalefet sevdasını bırakıp şeyhin emri altında sükunettir. Tarikata sevgisi ve şeyhine bağlılığı artan mürit tarikatta kalmaktan emin olur[7].

    BAYINDIR- Yani kısaca mürit şeyhinin kölesi olacak. Hatta köleden de öte bir bağlılığı olacak. Çünkü köle efendisine zaman zaman baş kaldırır, baş kaldıramasa bile içinden homurdanır ama mürit hem içi ile hem de dışı ile şeyhin tam kölesi olacak. Şeyhin emri altında sessiz sedasız beklerse tarikattan atılma korkusu olmayacak.

    ŞEYH EFENDİ- Mürit şeyhinin terbiyesinde ölüyıkayanın elindeki ölü gibi olmalıdır ki, şeyh, müride istediği gibi hareket edebilsin[8].

    Mürit tam bağlı olmazsa şeyh onu nasıl yetiştirebilir?

    BAYINDIR- Bağlılığın da bir sınırı var. Burada bütün sınırlar aşılıyor. İnsanları kendine köle eden bir tek peygamber yoktur. Böyle bir şey Kur'an'a temelden karşıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

    "Hiçbir insanın hakkı yoktur ki, Allah ona Kitap, doğru bilgi ve peygamberlik versin, o da tutsun halka, "Allah'tan önce bana köle olun" desin. Onun diyeceği şudur: "Kitabı öğrettiğinize ve okuduğunuza göre katıksız olarak Rabb’e köle olun". (Al-i İmrân 3/79)

    Diyorsunuz ki, eğer müridin şeyhine bir itirazı olursa bunun ilacı yoktur. Bunun için kölelik kelimesi de yetersiz kalır. Peki bu, şeyhe ibadet değildir de ya nedir?

    MÜRİT- Bunun neresi ibadettir, Allah aşkına!

    BAYINDIR- Evet sadece ibadet yok, istiâne (yardım isteme) de var. Her ne kadar günde kırk kere Fatiha suresini okuyup" (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden istianede bulunuruz." Deseniz bile söylenenlerde hem Allah'tan başkasına ibadet var, hem de Allah'tan başkasından istiane.

    MÜRİT- Çok ağır bir ithamda bulundunuz. Beş vakit namazını kılan, gece teheccüd namazına kalkan, bu kadar zikirler yapan, İslam'a hizmet için müesseseler kuran bu insanları o şekilde itham edemezsiniz?

    BAYINDIR- Sizi Allah'ın açık ayetlerine çağırıyorum. Beni suçlayacağınıza kendinizi düzeltmeye çalışsanız daha iyi olmaz mı? Biraz düşünseniz sizin en büyük dostunuz olduğumu kolaylıkla anlarsınız. Bana karşı çıkacağınızı ve sert tavırlar koyacağınızı bile bile düştüğünüz bu kötü durumu size göstermek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

    MÜRİT- Bunca kâfirler var, niye onlarla mücadele etmiyorsun da, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmak zorunda olduğu şu günlerde bize saldırıyorsun? Bu kadar iyi işler yapan insanları yok etmekle ne elde edeceksin?

    BAYINDIR- Yeryüzünde iyi işlerle meşgul insanlar çoktur. Japonların, Amerikalıların ve Avrupalıların içinde insanlığın hayrı için gecesini gündüzüne katıp çalışan insanların sayısı az değildir. Hıristiyan keşişler mala, evlilik hayatına ve dünyalıklara karışmamak ve ömürlerini sırf ibadetle geçirmek için dağların ıssız tepelerinde kurulu manastırlara kapanırlar ama itikatlarını şirkten kurtaramadıkları, Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu bildikleri için onları hak yolda kabul edemeyiz.

    İnanç çok önemlidir. İnsanın sevap namına bir şeyi olmasa da şirkten uzak bir inancı olsa ve tevbe etmeden ölse Allah bu şahsın günahlarını bağışlayabilir. Çünkü o, şöyle buyurmuştur:
    "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışında olanı dilediği kimse için bağışlar." (Nisa 4/48)

    İşte başkasına köle olmamızı kabul etmeyen Allah'ın Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme emri:

    "De ki: "Ey cahiller! Şimdi bana, Allah'tan başkasına kölelik etmemi mi emrediyorsunuz?"

    Sana da, senden önceki elçilere de şu muhakkak vahyedilmiştir: "Hele bir şirke düş; amelin kesinkes yanar ve sen kaybedenlerden olursun."

    "Hayır; yalnız Allah'a kölelik et ve şükredenlerden ol."

    Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Oysa ki kıyâmet günü, bütün yeryüzü onun avucunun içinde olacak, gökler onun sağında dürülmüş bulunacaktır. O, ortak koştuklarından uzak ve yücedir."
    (Zümer 39/64-67)

    MÜRİT- Elimizdeki meallerde kulluk kelimesi kullanılıyor, ama sen onun yerine "kölelik" kelimesini kullanıyorsun. Bu yaptığın doğru mu?

    BAYINDIR-
    Türkçe’de "kul" ile "köle" aynı anlamdadır. Yunus Emre;
    Tapduk’un tapusunda kul olduk kapusunda
    Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah.
    derken “köle olduk kapusunda” demiş olur.

    Kul ve kölenin Arapçası (عبد) = abd kelimesidir. Hz. Muhammed de Allah'ın abdidir. Kelime-i şehadette اشهد أن محمدا عبده ورسوله Ben tanıklık ederim ki, Muhammed onun kölesi ve elçisidir.” deriz.

    Yalnız Allah'a köle olup başkasına olmamak hürriyetin doruk noktasına ulaşmak demektir.


    Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile ilgili şu âyet üzerinde düşünmek yerinde olur.

    "Az kalsın baskı ile seni, sana yaptığımız o vahiyden ayıracaklardı ki, başkasını uydurup üstümüze atasın. Böyle yapsaydın, kuşkusuz seni dost edinirlerdi.
    Eğer seni sağlamlaştırmış olmasaydık, and olsun onlara bir parça yanaşacaktın.

    O zaman biz de sana, hayatın kat kat azabını ve ölümün kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı sana yardım edecek birini de bulamazdın."
    (İsra 17/73-75)

    Hz. Peygamber bile tehlikeye düşecek gibi olduğuna göre çok dikkat etmemiz gerekmez mi?

    MÜRİT- Tamam, bunları anladık. Şimdi sen yukarıdaki ağır iddianı ispatla bakalım.

    BAYINDIR- Allah'ın her peygambere söylediği şu söze bakalım:
    "Hele bir şirke düş; amelin kesinkes yanar ve sen kaybedenlerden olursun." (Zümer 39/64-65)

    Kaynak ve sayfa numaraları:

    1- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 247, son paragraf.
    2- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 5, 2. paragraf.
    3- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 3.
    4- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 5.
    5- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.
    6- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.
    7- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 250.
    8- KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 245, 3. paragraf.

    Saygılar!...
    resimlerim VE AKP'li Tarikat Müridleri
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!...


    T.C. MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes TÜRK'dür!..





    "Tek din,tek dil,tek devlet,tek bayrak..."
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!


    Üç kuruşluk adama, beş kuruşluk değer verirsen, aradaki iki kuruşa seni satar!..


    http://img110.imageshack.us/img110/8708/ehitlerimizum7.gif

    Türk oğlu, Türk kızı
    Türklüğünü koru!..
    kurtkanı


    Ya Türkçe Konuş Ya Da Öğren!..

    bilgesu, asena, pusat

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Kalbi Allah aşkı ile tertemiz yanıp,bu şevki yanlış adreslerde arayanların ,ne hallere düşülebileceğine en iyi örnek ''Takva '' filmidir.Tez zamanda izlemenizi öneririm.

    Yukardaki ifadeler çok korkunç ifadelerdir.Düşünüyorum da,kendimi test ediyorum da,şu sonuca varıyorum;

    Yarın sakal bırakıp,sarığı ve cüppeyi giysem tez zamanda köşeyi dönerim.

    Muhtaç olduğum ''tesir etme'' kabiliyeti bende, ihtiyacım olan mürit potansiyelide bu coğrafyada fazlasıyla mevcuttur.

  3. #3
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    MÜRŞİDİ KAMİL(ŞEYH,EVLİYAULLAH,İNSANI KAMİL,VARÜSÜL NEBİ,NEDİMİ İLAHİ)


    TERTİB-İ İLÂHİ, VARÜSÜ’N-NEBİ, NEDİM-İ İLÂHİ, EVLİYA MENSUB OLDUĞU PEYGAMBERİNİN ŞERİATINI MANASINI TAHRİP ETMEDEN YAŞANTI VE UYARISINI GÜNAH-I KEBAİRLER DIŞINDA ASRA UYUMLU MANA VAZİFELİSİ VERİLMİŞ KİŞİYE MÜRŞİT DENİR!.

    BU SAHİH MÜRŞİTLERE BİAT ETMEK PEYGAMBERİNE BİAT ETMEKTEN FARKLI DEĞİLDİR!..

    “BÎ-KILAVUZ KİM VARIR ALLÂH’INA
    REH-NÜMÂSI OLMAYINCA EVLİYA

    “KAMİL DOĞARMIŞ EHL-İ HAK
    DOĞMADAN EVVEL ANASI”

    MÜRŞİD-İ KAMİL KİME TALİM EYLEDİ
    HER VARAKTAN OKUYUP TEFSİR-İ KUR’ÂN EYLEDİ.
    LEVH-İ DİLDEN OKUYUP BÎ-HARF-İ ÜMM-İ KİTAB
    HAK TEÂLA İLM-İ HIDRI ONA İHSAN EYLEDİ

    ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTANDIR

    Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
    “Ey Âdem oğulları! Şeytan ana ve babanızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin. Çünkü, o ve kabîlesi sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların evliyâsı kıldık.” (A’râf Sûresi, 27)

    Mensup olduğu şerîatından evliyâ kabul etmeyenlerin bu âyet-i kerîmede beyan edildiği gibi evliyâsı şeytan olur. Bu âyet-i celîyleyi ehli tasavvuf, “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” diye beyan etmişlerdir. Bunun başka izahı var mı? Varacağı yerin garibi olan kişi rehbersiz yolculuk yapıyorsa rehbersiz gideceği menzile doğru varacağını kim iddia eder ?

    HZ. ALLAH BANA YETER, DİYE AHKAM KESMEYE KALKIŞMA. HZ. ALLAH’IN PEYGAMBER EFENDİLERİMİZE TEBLİĞ EYLEDİĞİ TERTİB VE TANZİM-İ İLAHİDEN BAHSEDİYORUZ!.

    Beşer mizacı itibarı ile bir şeyler yapmaya çaba sarf ederse de “ustasız sanat haramdır” denildi. Hele gayba imanda mürşidin lüzumu tartışılmaz.
    Peygamber efendilerimiz en çok ALLAH’ı bilendir. Varisü’n-nebi, nedim-i ilahiler(Mürşidi kamil,Şeyh) de en çok Hazret-i ALLAH’ı bilenlerdir.

    Delide ve mecnunda velayet olmaz. Sahte şeyhler manevi gerçeklere uygun değillerdir. Amma hakiykat bilgisinden yoksun saf kulları çıkarlarına kullanmışlardır!.

    Abd-i aciz tetkik ettim, ekserisi düşünce ve hayalinden hiç çıkaramadığı, çıkarmayı da düşünmediği, mana garibi, şeytanın da yardımı ile heman şeyh oluverir. Hayatı boyu yolunu tıkadıklarının sıkletini çeker. Sıhhatli olmadığını iyi bildiği halde, enaniyet bırakmaz ki, gerçeği anlatsın da sahte olduğunu bildirsin, vebalden kurtulsun.!.

    Manevi ücreti olmayan, mesuliyetini, hayat boyu sıkletini taşıdığı gibi yevmü’l-mahşerde de hesabı sorulacak. Yolunu sarpa sardırdığı bî-çare kulların hakları şüphesiz adli ilâhi tarafından alınacaktır!...

    Yerini bulamamış, saf dervişin sanki teselli olduğu bir silahı vardır. Hakikat ehli uyarsa da ayni silahı kullanır: O da “ALLAH” dedirtiyor. ALLAH’ın sıfatına tertibine uymayan, ters düşen, yersiz ve anlamsız, bu anlamsız kelam bilgisizce na-ehlin uydurması, müflis tesellisidir!...

    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  4. #4
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Şahı geylani , imam rabbani , halidi bagdadi gibi muthiş zatlar tarikatın meyvesidir.tarikatların esası (kuran ve sunnete uymak şartı ile) cadde-i kübrayı ahmedidir.

    http://www.turkforum.net/730548-tarikatlar.html

    bu linkte 3 nolu mesajımda demiş tim ki:


    NuruLikA demiş ki:

    tabi öle bi dogru yolsa sen kalmışsın.tarikata suanlık luzum yoktur demek ayrıdır bütün bütün inkar etmek ayrıdr.imamı rabbani en muhim tarikatın resullulahın sunnetinde giden ve kurana hizmetkar olan tarikat oldugunu mektubatında beyan eder

    benim mesleğim ve yolum haktır demeye hakkın var hatta en güzeli benimkidir de diye bilirsin; ama hak yalnız benim mesleğimdir ve yolumdur demeye hakkın yoktur

    tarikatçılıgın ve tasavvufun islama aykırı yönü yoktur.(hak tarikatlar içindir sözüm)

    bediüzzaman tarikatların hak oldugunu soylemiş fakat zamanın tarikat zamanı degil iman kurtarmak zamanı oldugunu sözlerinde vurgulamıştır ve tarikatın faidlerini tarikat rislalesinde söyle açıklamış:

    Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neş'eli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardır ki, o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cilt kitap, ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikati ümmete ve bize söylemişler. Cezâhümüllahu hayran kesîrâ. Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhalarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz.

    Sual: Tarikat nedir?

    Elcevap: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir.
    ....

    ...Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir burhan-ı şeriattır. Çünkü risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, velâyet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakin derecesinde görür, tasdik eder


    ...Madem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür. Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin hasenâtı seyyiâtına kat'iyen müreccah olduğuna delil, ehl-i tarikat, ehl-i dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir. Âdi bir samimî ehl-i tarikat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. ..(29, mektub)

    ayrıca imamı rabbaini ve nakşi hazretleri gibi ve halidi bagdadi gibi muhim zatların tarikatın bir meyvesidir.

    Süâl 1: Allahü teâlâya yaklaşmak için, Fenâ-fillah ve Bekâ-billah ve Cezbe ile Sülûk makâmlarının hepsini geçmek lâzımdır.

    Eshâb-ı kirâm “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, mahlûkların en iyisinin “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sohbetinde bir kerre bulunmakla, bütün ümmetin Evliyâsından dahâ üstün oldular. Acabâ bütün bu Seyr ve Sülûk ve Fenâ ve Bekâ, bunlarda bir sohbetde mi hâsıl oldu? Yoksa, bu bir sohbet, seyr ve sülûkun ve fenâ ve bekânın hepsinden dahâ mı üstün idi?

    Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” Fenâ ve Bekâları, O hazretin “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” teveccühü ve tesarrufu ile mi idi? Yoksa, yalnız müslimân olmakla mı idi? Bunlar sülûk ve cezbe hâllerini ve makâmlarını biliyorlar mı idi? Yoksa, bilmiyorlar mı idi? Eğer biliyorlar idi ise, bu hâllere ve makâmlara ne ism vermişlerdir? Eğer onlarda sülûk ve cezbe yolları yokdu denirse, bu tarîkatlerin bid’at-i hasene olmaları lâzım gelmez mi?

    Cevâb 1: Bu güc sorularınızı cevâblandırmak, yazmakla olmaz. Bir arada bulunmak, uzun zemân hizmet etmek lâzımdır. Bu kadar zemân içinde kimsenin söylemediği şeyleri bir def’ada söylemek ve bir kalemde yazmak kolay olur mu sanıyorsunuz? Fekat, sorduğunuz için, cevâbsız bırakmak da olamaz. Elimden geldiği kadar bunu çözmeğe çalışacağım, iyi dinleyiniz!

    Fenâ ve Bekâ ve Sülûk ve Cezbe ile olan yaklaşmağa (Kurb-i vilâyet) denir. Bu ümmetin evliyâsı, bu yaklaşmak ile şereflenmişlerdir. Eshâb-ı kirâmın, Hayr-ül-enâmın sohbetinde “aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâm” kavuşdukları yakînlik ise, (Kurb-i nübüvvet)dir. Resûlullaha uyarak ve Ona vâris olarak kavuşmuşlardır.

    Böyle yaklaşmakda, ne Fenâ vardır, ne Bekâ ve ne Cezbe vardır, ne de Sülûk. Bu kurb, vilâyet kurbundan katkat dahâ yüksek ve üstündür. Çünki bu kurb, asla yaklaşdırır. Vilâyet kurbu ise, zılle, gölgeye yaklaşdırır. Ne kadar başka olduklarını buradan anlamalıdır. Fekat, herkesin anlayışı bu ma’rifetin tadını alamaz. Nerde ise, bu ümmetin yüksekleri de, bu ma’rifeti anlamakda, câhiller gibi kalırlar. Fârisî beyt tercemesi:

    Ebû Alî Sînâ kalenderlik yapsaydı,
    kalenderlerin hepsi sofî olurlardı.

    Evet, eğer Peygamberlik kurbunun kemâllerine, vilâyet kurbu yolundan çıkılırsa, o zemân Fenâ, Bekâ, Cezbe ve Sülûk lâzım olur. Çünki, vilâyet kurbunda yükselmek için, bunlar lâzımdır. Fekat, Vilâyet yolundan gidilmeyip, Peygamberlik kurbunun caddesi seçilirse, Fenâ, Bekâ, Cezbe ve Sülûk hiç lâzım değildir. Eshâb-ı kirâm, nübüvvet kurbunun caddesinden ilerlediler. Bunun için, Cezbe, Sülûk, Fenâ ve Bekâ, bunlara hiç lâzım olmadı. Bu ma’rifeti, mevlânâ Emânullaha yazılan mektûbda da arayınız! Bu fakîr, mektûblarımda ve kitâblarımda, hâlimin sülûk ve cezbenin ötesinde ve tecellîlerin, zuhûrların ötesinde olduğunu yazmışdım. O yazılarımda, işte bu (Nübüvvet kurbu)nu bildirmişdim. Hâcem hazretlerinin hizmetlerinde iken, bu devlet hâsıl olmuşdu. Bunu hâce hazretlerine şöyle bildirmişdim: Bende öyle bir hâl hâsıl oldu ki, o hâlin karşısında, (Seyr-i enfüsî), (Seyr-i âfâkî)gibi oldu. Bu hâlimi bildirmek için bu kelimelerden başka söyliyecek birşey bulamadım. Bu şaşılacak hâlim, seneler geçdikden sonra, yerleşmeğe, anlaşılmağa başlayınca, kısaca yazmağa kalkışmışdım. Bu ni’meti ihsân eden Allahü teâlâya hamd olsun! Allahü teâlâ ihsân etmeseydi, biz bunu bulamazdık. Rabbimizin Peygamberleri doğru olarak gönderilmişlerdir.

    Yukarıda bildirdiklerimizden anlaşılıyor ki, Fenâ ve Bekâ ve Cezbe ve Sülûk ismleri sonradan konulmuşdur. Meşâyıhın meydâna çıkardıkları kelimelerdir. Mevlânâ Câmî “aleyhirrahme” (Nefehât) kitâbında yazıyor ki, (Fenâ ve Bekâ kelimelerini ilk olarak kullanan Ebû Sa’îd-i Harrâzdır “kuddise sirruh”).

    (mektubatı rabbani 313)


    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

    Nefsi cilalanan bazı kimseler, harikulade haller gösterip sapıklık uçurumuna sürüklenmektedir. Evliyayı böyle yalancılardan ayıran en bariz fark, her sözünün, her hareketinin dine uygun olması, yanında bulunanların kalblerinde Allah korkusu ve sevgisi hasıl olmasıdır ve başka şeylerden soğumalarıdır. (2/92)


    not: hiçbir tarikat mensubu degilim.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-10-2008
    Mesajlar
    16
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı hughe tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    MÜRŞİDİ KAMİL(ŞEYH,EVLİYAULLAH,İNSANI KAMİL,VARÜSÜL NEBİ,NEDİMİ İLAHİ)
    TERTİB-İ İLÂHİ, VARÜSÜ’N-NEBİ, NEDİM-İ İLÂHİ, EVLİYA MENSUB OLDUĞU PEYGAMBERİNİN ŞERİATINI MANASINI TAHRİP ETMEDEN YAŞANTI VE UYARISINI GÜNAH-I KEBAİRLER DIŞINDA ASRA UYUMLU MANA VAZİFELİSİ VERİLMİŞ KİŞİYE MÜRŞİT DENİR!.

    BU SAHİH MÜRŞİTLERE BİAT ETMEK PEYGAMBERİNE BİAT ETMEKTEN FARKLI DEĞİLDİR!..

    “BÎ-KILAVUZ KİM VARIR ALLÂH’INA
    REH-NÜMÂSI OLMAYINCA EVLİYA

    “KAMİL DOĞARMIŞ EHL-İ HAK
    DOĞMADAN EVVEL ANASI”

    MÜRŞİD-İ KAMİL KİME TALİM EYLEDİ
    HER VARAKTAN OKUYUP TEFSİR-İ KUR’ÂN EYLEDİ.
    LEVH-İ DİLDEN OKUYUP BÎ-HARF-İ ÜMM-İ KİTAB
    HAK TEÂLA İLM-İ HIDRI ONA İHSAN EYLEDİ

    ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTANDIR

    Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
    “Ey Âdem oğulları! Şeytan ana ve babanızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin. Çünkü, o ve kabîlesi sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların evliyâsı kıldık.” (A’râf Sûresi, 27)

    Mensup olduğu şerîatından evliyâ kabul etmeyenlerin bu âyet-i kerîmede beyan edildiği gibi evliyâsı şeytan olur. Bu âyet-i celîyleyi ehli tasavvuf, “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” diye beyan etmişlerdir. Bunun başka izahı var mı? Varacağı yerin garibi olan kişi rehbersiz yolculuk yapıyorsa rehbersiz gideceği menzile doğru varacağını kim iddia eder ?

    HZ. ALLAH BANA YETER, DİYE AHKAM KESMEYE KALKIŞMA. HZ. ALLAH’IN PEYGAMBER EFENDİLERİMİZE TEBLİĞ EYLEDİĞİ TERTİB VE TANZİM-İ İLAHİDEN BAHSEDİYORUZ!.

    Beşer mizacı itibarı ile bir şeyler yapmaya çaba sarf ederse de “ustasız sanat haramdır” denildi. Hele gayba imanda mürşidin lüzumu tartışılmaz.
    Peygamber efendilerimiz en çok ALLAH’ı bilendir. Varisü’n-nebi, nedim-i ilahiler(Mürşidi kamil,Şeyh) de en çok Hazret-i ALLAH’ı bilenlerdir.

    Delide ve mecnunda velayet olmaz. Sahte şeyhler manevi gerçeklere uygun değillerdir. Amma hakiykat bilgisinden yoksun saf kulları çıkarlarına kullanmışlardır!.

    Abd-i aciz tetkik ettim, ekserisi düşünce ve hayalinden hiç çıkaramadığı, çıkarmayı da düşünmediği, mana garibi, şeytanın da yardımı ile heman şeyh oluverir. Hayatı boyu yolunu tıkadıklarının sıkletini çeker. Sıhhatli olmadığını iyi bildiği halde, enaniyet bırakmaz ki, gerçeği anlatsın da sahte olduğunu bildirsin, vebalden kurtulsun.!.

    Manevi ücreti olmayan, mesuliyetini, hayat boyu sıkletini taşıdığı gibi yevmü’l-mahşerde de hesabı sorulacak. Yolunu sarpa sardırdığı bî-çare kulların hakları şüphesiz adli ilâhi tarafından alınacaktır!...

    Yerini bulamamış, saf dervişin sanki teselli olduğu bir silahı vardır. Hakikat ehli uyarsa da ayni silahı kullanır: O da “ALLAH” dedirtiyor. ALLAH’ın sıfatına tertibine uymayan, ters düşen, yersiz ve anlamsız, bu anlamsız kelam bilgisizce na-ehlin uydurması, müflis tesellisidir!...

    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    Şeytan inanmayanın evliyası ise inanan (Allah'tan başka) kime inanmalı?

    Böyle sapkın düşünce mi olur? Bu düşünceler yüzünden ortalık şeyhten geçilmiyor. Kuran "oku" diye başlıyor, "birileri okusun sana anlatsın "diye bir ayet var mı? Kuran'da aklı yücelten onlarca ayet varken neden kendi aklınızı kullanmayı denemiyorsunuz merak ediyorum.
    İnsanlar, yıldızlara bakanın derinlik ve sessizlik içinde olması gerektiğini anlayamıyorlar. İşte bu nedenle insanlar konuşurken ben hep sustum. Ben susmanın tadını anladığım halde insanlar konuşmanın acılığını anlayamadılar...

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    02-10-2008
    Mesajlar
    16
    Karizma Gücü
    0
    Sayın Nurulika, hiçbirtarikata mensup değilsiniz ama sanıyorum yolunuzu aydınlatan Saidi Nursi'dir, doğru mu düşünüyorum?
    İnsanlar, yıldızlara bakanın derinlik ve sessizlik içinde olması gerektiğini anlayamıyorlar. İşte bu nedenle insanlar konuşurken ben hep sustum. Ben susmanın tadını anladığım halde insanlar konuşmanın acılığını anlayamadılar...

  7. #7
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı aarzu_a tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sayın Nurulika, hiçbirtarikata mensup değilsiniz ama sanıyorum yolunuzu aydınlatan Saidi Nursi'dir, doğru mu düşünüyorum?

    azizim yazındaki mesajındaki "ama" kelimesinden anlıyorum ki bediüzzamanın tarikat dersi verdigini ima etmeye calısıyorsunuz.yanlıs anladı isem özür dilerim.bediüzzamanın tefisirini 6 defa okudum tarikat degil iman dersi işlenmiştir esasında.

    bediüzzaman demiş ki:

    ......... Nur Risalelerini okuyanlara mürid ve tarikat diye beni tarikat dersi vermekle itham ediyor. Halbuki beni tanıyanlar biliyorlar ki, mahkemelerde de sabit olduğu gibi,ben tarikat dersi değil, imanın, Kur'ân'ın hakikatlerini ders veriyorum. Dersimi dinleyenlere Nur talebesi denir. Mesleğimiz tarikat değil, imanın hakikatleridir.(emirdag lahikası sh 118)

    .....Fakat mesleğimiz tarikat olmadığı, belki hakikat olduğu için, bu rabıtayı, ehl-i tarikat gibi farazî ve hayalî suretinde yapmaya mecbur değiliz. .....Yirmi Birinci Lem'a - s.671

    Alıntı aarzu_a tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yolunuzu aydınlatan Saidi Nursi'dir, doğru mu düşünüyorum?


    buna gelince ise :


    Gerçi niyetinizin "sebeb olan allahtır" oldugundan şüphem yok belki başka kardeşler bilmiyordur diye ufak bir bilgi vermek istiyorum.

    iktiran ve îllet (sebeb) karıştırılmaması lazım. ikisi ayrıdır.iktiran rahmetin biri ile birlikte gelmesidir.sebeb yani îllet ise canabı haktır.benim yolumu aydınlatan bediüzzaman degil bediüzzamanla birlikte gelen rahmeti ilahiyedir beni aydınlatan allahtır.bediüzzamana ise vasıta oldugu için minnetarım.ama bediüzzaman îllet (sebeb) degil iktirandır.

    bu konu hakkında birkac hususa değinmek istiyorum.

    Allahu teala ayette der ki:

    Allah”a (yakinlasmaya) vesile arayin.(maide5/35)

    başka bir ayette ise:

    Bilmiyorsanız ehl-i zikre (alimlere) sorun! Nahl 43

    Bu örnekleri ancak âlimler anlar.Ankebut 43.ayet

    Alim, âbidden yetmiş derece üstündür. Bid'at ortaya çıkınca âlim, halkı ikaz eder. Âbid bid'atten habersiz, ibadetle meşgul olur. Bu bakımdan da âlim, âbidden kıymetlidir.
    Deylemi

    Âlimler yeryüzünün meş’aleleri, peygamberlerin halifeleri, benim varislerim, peygamberlerin de varisleridir.” (s. 277) (Ramuz-ül Ehadis)

    başka bir ayette (nisa suresi)

    83- Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.

    bize alimlere uymayı söylemişlerdir.bediüzzamanda imamı gazali,rabbani sahı geylanı ,ahmedi faruki ,zeynel abidin.tausi yemen vs vs gibi alimlerdendir.onuda sever allah için muhabbet ederiz.

    aklımıza şöyle bir soru gelebilir "alimlerde insandır onlarda hata yapabilir onlara uymamızı efendimiz neden emretmiştir.?" (Alimlere tâbi olun! Onlar, dünyanın ışığıdır. , Alimler (ebedi saadet yolunu gösteren) birer kılavuzdur, rehberdir. İ.Neccar)

    alimler elbet insandır ve hataları olur.zaten hatası olan alim olmuştur ama hatasını ona gösterecek başka alimler her zaman bu hatayı engellemiştir. bir hadisi şerifte:

    "Ümmetimin âlimleri, hiçbir zaman dalalette birleşmezler. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama (alimlerin ekseriyetinin bildirdiği yola) tâbi olun!" İbni Mace

    diyerek bizi bu tür tehlikeye karsı ne yapacagımızı söylemiştir.alimler hadis ve kuran konusunda ihtisas sahibidir.onun hata yapması bize nazaran daha azdır.yoksa Alim de insandır, o da hata eder demek özellikle bazı enaniyet ve gurur yuklu kişiler tarafından ve mezhebsiz sapkınlar tarafından söylenir., âlimlere olan itimadı sarsar. Âlimlere itimat sarsılınca onların naklettigi hadisi şeriflere dahi itimad sarsılır...

    Allah'u A'lem hemde her daim.bunlar benim kanaatim
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  8. #8
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı aarzu_a tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Şeytan inanmayanın evliyası ise inanan (Allah'tan başka) kime inanmalı?

    Böyle sapkın düşünce mi olur? Bu düşünceler yüzünden ortalık şeyhten geçilmiyor. Kuran "oku" diye başlıyor, "birileri okusun sana anlatsın "diye bir ayet var mı? Kuran'da aklı yücelten onlarca ayet varken neden kendi aklınızı kullanmayı denemiyorsunuz merak ediyorum.
    Kardeşim dmişsinki biri okusun sana anlatsın diye ayetmi var. tartışmalara bak ayet ortada ama değişik değişik yorumlar Peygambrimiz olsa böylemi olurdu o derdiki dogrusu şu herkez ona inanırdı eee o olmadığınagöre onun varisleri var gidersin dogrusuna inanırsın gitmezsen burda tartışır durursun hiç bi sonuca varamazsın. eger gerçekler olmasa sahteleri çıkmazdı önemli olan gerçeği bulmak.
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    03-11-2008
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    [QUOTE=kurtkanı41;6700612]
    ŞEYH, MÜRİT ve ŞİRK...




    Tarikatla ilgili merak ettiklerimi yazmışsınız. Tarikatla ilgili kafam biraz karışık. O yüzden hala araştırıyorum.

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!...



    T.C. MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes TÜRK'dür!..






    "Tek din,tek dil,tek devlet,tek bayrak..."
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!



    Üç kuruşluk adama, beş kuruşluk değer verirsen, aradaki iki kuruşa seni satar!..






    Türk oğlu, Türk kızı
    Türklüğünü koru!..
    kurtkanı


    Ya Türkçe Konuş Ya Da Öğren!..


    bilgesu, asena, pusat



    Bu yazdıklarınıza bakıyorum da siz acaba kendi bakış açılarınızı hiç bu söylediğiniz ayetlerle karşılaştırıyor musnuz. Mesela siz de ''kurt'' a özel bir ilgi var. Yani Kurta ibadet ettiğinizi ve o kurtun hayatınızı değiştirdiğini görüyorum. KURTKANI, ne demek yani turkoğluturk bu ne faşistlik ya. Dünyada sadece turkler mi var. Allah'ın kutsamış olduğu varlıklar mısınız siz. Beni yanlış anlama ben turk olan insanlara karşı değilim. Sadece senin gibi faşistlik yapanları anlamıyorum. ''Şirk'' dersinizi ama şirkin alasını yaparsınız. Bir de dönüp kendinize bir bakın bakalım. Ulu önderlerinize taptığınığınızı da itiraf edin. Kutadu biliglere, asil kanınıza, bez parçasına, asenalara vs vs... bunlara nasıl ibadet ettiğinizi itiraf edin.


    Kendi fikirlerinizi sadece Kur'andan savunma moduna girdiğiniz görülüyor. Ama Kur'anın da sizin gibilere pabuç bırakmadığına eminim.
    Bu mesaj en son " 03.11.08 " tarihinde saat 15:03 itibariyle asus08 tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    10-09-2008
    Mesajlar
    32
    Karizma Gücü
    0
    Asus08, size tamamen hak veriyorum. Demek ki ''Kurtkanı'' ın Allahtan başka kutsalları var ama itiraf etmiyor. Hatta o kutsal saydıklarına hakaret etsen (hakaret edilmesi lazım anlamında demiyorum) bas bas bağırır. Gerçekten çok kötü birşey bu. Ve bu konuda Allah'tan destek aramak.

    Kurtkanı imzasında diyor ki :

    Türk oğlu, Türk kızı
    Türklüğünü koru!..
    kurtkanı


    Ya Türkçe Konuş Ya Da Öğren!..
    (Bu dedikleriniz fitneden başka birşey değil!!! Başkaları öyle kendi ırkını bu şekilde övse siz ne düşünürsünüz.. İşte bu yüzden fitnedir bu. Allah, yeryüzünü fitneye boğanları asla sevmez.


    Cidden ne demek bu. Siz Allah'ı ve ayetlerini bu çürük ve bencilce hayat bakışınız için mi kullanıyorsunuz. Allah'tan korkmuyor musunuz?
    Tarikattaki adamın şeyhini kutsamasıyla sizin kendi fikirlerinizi ve simgelerinizi kutsamanız arasında fark mı var ?!!!
    Mürid şeyhine kutsuyor ve tapıyor siz de kurtlarınıza ve türklüğünüze ... !!! Asil olduğunu iddia ettiğiniz (Asil olduğuna dair belgeniz nedir) kanınıza. Allah'a açıkca iftiradan başka birşey değil bu.

    Biliyorsunuz ki renklerin ve dillerin farklı farklı olması Allah'ın ayetlerindendir. Zan ve tahminle kendinizi ''biricik'' ilan ediyorsunuz yani Allah sizleri diğerlerinden daha ço sevecektir o zaman. Eleştirdiğiniz yahudilerden, hristiyanlardan ve tarikatlardan ne farkınız var. Kendinize dönüp tekrar bakmanızı tavsiye ederim.


    45/4 Siz insanların yaratılışınızda ve Allah’ın dünyanın her tarafında yaydığı canlılarda, kesin bilgiye ulaşıp gerçekleri tasdik edecek kimseler için deliller vardır.


    39/3 Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.

    5/18 Yahudi ve Hristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."
    Bu mesaj en son " 03.11.08 " tarihinde saat 16:21 itibariyle furkan30.ayet tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •