Başbakan’ın Diyarbakır’a gittiği ve sadece kentteki çöp yığınları nedeniyle belediyeyi eleştirdiği gün Diyarbakır, Batman, Hakkari, Cizre, Kızıltepe, Derik, Nusaybin ve Bismil’de on binlerce esnaf kepenk indirdi.

Peki neden?

Hepsi mi bölücü terör örgütünü destekliyor, hepsi mi katillerden yana?

Elbette hayır!

Eli kanlı örgüt kentteki tüm iş yerlerini tek dolaşarak bildiri dağıtıyor, dükkânını açanlardan hesap soracağını söylüyor da ondan!

***

Şimdi asıl soruya geliyorum:

İyi de yüz binlerce vatandaşın telefonunu dinleyen… Neredeyse hepimizin eşimizle, sevgilimizle yaptığımız özel konuşmaları bile kayda alan devlet nasıl oluyor da binlerce PKK’lının dükkân dükkân dolaşarak bildiri dağıtmasından haberdar olamıyor?

Nasıl oluyor da bu serseri takımından bir kişi bile, iş yeri kameralarına yakalanmıyor?

Seksen üç yaşındaki İlhan Selçuk’u “terör örgütü yöneticisi” diye gözaltına alan devletin elini kolunu kim bağlıyor ki bu çapulculardan birinin bile kimliğini tespit edip barındıkları yerden gidip alamıyor?

Terör örgütünün tehditleri karşısında direnemeyen ve zorunlu olarak “eylem yapıyormuş” gibi görünen bölge esnafına neden “Arkanızda devlet var. Dükkânlarınızı korkmadan açabilirsiniz” denilmiyor?

***

Bu ülkede her şehit cenazesinden sonra “Terörle mücadeleye kararlılıkla devam ediyoruz” diyen bir Başbakan var…

Sözüm ona bir İçişleri Bakanı, bir Emniyet Genel Müdürü, bir MİT Müsteşarı var…

Bu eylemlerin yapıldığı her ilin birer valisi ve emniyet müdürü, yüzlerce polis şefi, binlerce haber alma teşkilatı çalışanı, on binlerce polisi var!

Hepsine soruyorum:

Madem varsınız…

Madem işiniz vatandaşın güvenliğini ve huzurunu sağlamak…

O zaman bir çapulcular ordusunun adeta “isyan provası” yapmasına neden göz yumuyorsunuz?

Bu ülkeyi bu kadar “acz içinde” göstermeye ne hakkınız var?

***

Hele siz Başbakan…

Aylar sonra gittiğiniz Diyarbakır’da bütün dükkânlar kapalıyken, her sokak köşesinde küçücük çocuklar polise taş atarken, kentin meydanlarından dumanlar yükselirken, göre göre sadece “çöp dağları”nı mı gördünüz?

Eğer böyleyse uzun söze gerek yok…

Hepinizin gözüne gözlük!

APOVEKİLLERİ!

Bölücü terör örgütünün siyasi kanadı olduğunu inkâr bile edemeyen DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, bölücübaşına uygulandığını iddia ettikleri sözüm ona işkenceden yakınmış!

Peki bu DTP’nin bugüne kadar binlerce askerimizi şehit eden eli kanlı katillerden…

Suçları kanıtlanamamış kişileri 17 aydır cezaevinde tutanlardan…

Dergi dağıttığı için tutuklanan bir genci işkenceyle öldürenlerden…

Kartal’daki, Beyoğlu’ndaki karakollarda gözaltına alınan gençleri döven polisten yakındığını hiç duydunuz mu?

Hayır…

Onlar için varsa yoksa bölücübaşının konforu!

Maaş milletten ama vekili oldukları kişi Apo…

Demokrasi (!) var ya haykırıyorum:

Böyle “Apovekilleri”ne yazıklar olsun!

GÜNÜN SORUSU

DTP Genel Başkanı, geçen hafta AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’la buluşmasını soran gazetecilere, “Tesadüfen karşılaştık, sonra da oturup yemek yedik” demiş…

Acaba bir gün, “yalan söylemeyen” siyasetçi de görecek miyiz?

Allah şifalarını versin!

Bütün tarafsız gazeteler Ergenekon Davası’nın ilk duruşmasını dün “Türkiye’ye yakışmadı”, “Kargaşayla başladı”, “Fiyasko” gibi başlıklarla verirken iktidar yanlısı gazetelerin manşetleri, gazetecilik okullarında “ders” olarak okutulacak türdendi… İşte üç örnek:

Zaman: “Ergenekon davası salona sığmadı”

Sabah: “Salon küçük geldi ama… Dava büyük”

Yeni Şafak: “Küçük geldi”

***

Bu ülkede 1200 sanıklı duruşmalar da yapıldı ama arbede falan çıkmadı!

Alt tarafı 80 sanıklı bir davada izdiham oluyorsa, gazetecinin görevi sanıklar aleyhine bezirgânlık yapmak değil, gerekli fiziki koşulları sağlamayanları eleştirmektir…

Bu arkadaşlara artık “gazeteci” demek bile bana ağır geliyor… Hepsine Allah’tan şifa diliyorum!
http://www.ilk-kursun.com/2008/10/22...mustafa-mutlu/
-------------------------------------------------------------------------
iktidarın acziyeti vatanın her tarafına sirayet etti.