Katiller parlatılıyor: Çatlı da mağdurmuş!
Yüzyılın davası ismiyle anılmaya başlanan Ergenekon'da mahkeme başlarken, sazı eline alan, önce her şeyden Ergenekon'u suçlu tutup ardından "ben masumum" demeye başladı. Bin kişiyi öldürdüğünü iddia eden masum ve mağdurlardan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın'a göre Abdullah Çatlı da Ergenekon kurbanı!
soL (HABER MERKEZİ) 2006'nın Kasımı'nda biten Susurluk Davası'nın üzerinden çok geçmeden başlayan ve soruşturma sürecinde "Ergenekon" adı yakıştırılan davanın ilk duruşması ile birlikte, bu iki "büyük" davanın daha fazla bir arada anılacağına ilişkin gelişmeler yaşanmaya başlandı. Susurluk davası sanıklarından eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, önceki gün Star televizyonundaki Arena programına katılarak ilginç açıklamalar yaptı.
Timci Ayhan Çarkın, Susurluk davası sanığı ve dönemin DYP milletvekili Sedat Bucak'ın korumalığını yapmış, 1996 yılında, ********* işletmecisi Ömer Lütfi Topal'ın öldürülmesi olayına adı karışmış, bu davadan beraat etmişti. Susurluk davasında yargılanması sonucu dört yıl ceza aldıktan sonra, cezaevinde 296 gün kalıp çıkmıştı.
Abdullah Çatlı "vatanseverlik" uzmanı!
Programda Uğur Dündar'ın sorularını yanıtlayan Çarkın, Susurluk kazasının Ergenekon'u aydınlatan bir lamba olduğunu öne sürdü. Susurluk Davası'nın tüm sanıkları için, "bedel ödedik. Biz bir lütufuz, ben bir lütufum, Çatlı bir lütuf. Çatlı, Ergenekon'un gerçek yüzünü gördükten sonra bunlara karşı dikildi ve sonunu hazırladı" diyen eski timci, Abdullah Çatlı'nın, "Ergenekon örgütü"ne karşı çıktığı için öldürüldüğünü iddia etti.
Çarkın, Susurluk sürecinde, başkaları gibi Uğur Dündar için de, "bir siyasetçi" tarafından ölüm emri verildiğini, ancak Abdullah Çatlı'nın buna karşı çıktığını ileri sürdü. Karşı çıkma nedenini, Çatlı'nın, Dündar'ın "vatansever" olduğunu düşünmesi olarak
açıklayan Çarkın'ın bu sözlerinin, Ergenekon davası sürecinde kimin "gerçek" kimin sahte "vatansever" olduğuna ilişkin tartışmaları da beraberinde getireceği görüldü.
"Susurluk'taki kazayı Ergenekoncular tezgahladı"
"Çatlı'nın sonunu Ergenekon mu hazırladı?" sorusuna olumlu yanıt veren Çarkın, "Çatlı'nın namuslu, onurlu bir adam olduğunu, başlarına bela olacağını anladıkları anda... Şoför, Hasan Gökçe çok iyi biliyor. Ona o kamyon oradan çıkarken 'sen sola bakacaksın sağ serbest' diyen de var" diyerek, Balıkesir'in Susurluk ilçesinde yaşanan ve Abdullah Çatlı'nın öldüğü trafik kazasının "kurgulandığı" yönündeki iddialara paralel konuştu.
"Hüseyin Kocadağ o kamyonun altına girmese ileride başka bir kamyonun altına girerdi. Mutlaka girecekti. Bundan kesinlikle emin olun. Bunu Ergenekon gibi gizli güçler organize edebilir" diyen eski timci Ayhan Çarkın'ın bu sözleri, Ergenekon davası süresince, Susurluk davası sanıklarının aslında "mağdur" olduklarına işaret edilerek neredeyse hepsinin aklanmaya başlanacağını, katillerden kahramanlar yaratılacağını düşündürdü.
"Biz devlet için yaptık, Ergenekoncular kendi hesabına"
Uğur Dündar'ın "devlet Çatlı'yı birtakım kanlı eylemlerde kullanmış. Devletin bunu itiraf etmesi mümkün mü" sorusuna karşılık, bu durumun "devlet sırrı" olduğunu kastederek, Ergenekon davası sanıklarının, kendisi, Çatlı ve benzerleri gibi sıkıntılara katlanan değil, "devlet sırrı" adı altında şöhret içerisinde yaşayan kişiler olduğunu söyleyen eski özel harekatçı, "burada masum insanlar eziyet çekecekse kimse kusura bakmasın. Bunun devlet sırrıyla ilgisi yok. Her şey ortada" dedi.
"Ergenekon yapılanması"nın iddianamede de ahtapota benzetildiğini söyleyen Çarkın, "devlet, millet adına başlayıp sonra menfaat adına dönen çok şey var ve ortada. Bir kolu PKK, bir kolu Dev-Yol, bir kolu Dev-Sol, bir kolu Hizbullah'ta. Ne yapmışlar devlet adına" diyen Çarkın, konuşmasının sonunda, kanunların, Ergenekon davası sanıklarına "işlemeyeceğini" ve asıl "mağdurlar"ın Susurlukçular olduğunu ima eden sözleriyle dikkat çekti.
Kontrgerilla parlatıldı, parlatılmaya devam ediyor
Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı, eski DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in Başbakan, Mehmet Ağar'ın İçişleri Bakanı olduğu Susurluk kazası öncesi dönemin, Türkiye'deki kontrgerillanın faaliyetlerinin en çok arttığı dönem olduğu biliniyor. Tansu Çiller'in, çete bilgilerinin ortalığa saçıldığı o dönemde, DYP Meclis Grubu toplantısında yaptığı bir konuşmada, "bir ülke, millet ve devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de bizim için saygıyla anılır, onlar şereflidirler" açıklamasını yaptığı hala hatırlanıyor.
Şimdiki Ergenekon davası sürecinde de, eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın gibi, "devlet yararı"na 1000 insanı yargısız infazla öldürdüğünü televizyon programında "itiraf eden" katillerin ve "vatansever" ilan ettiği Abdullah Çatlı'nın yanı sıra, Oral Çelik, Mehmet Ali Ağca, Haluk Kırcı gibi kontrgerilla üyelerinin kahramanlaştırılması çabalarının devamının geleceği anlaşılıyor.
Karikatürize örneklerden birinin de, Karadenizli şarkıcı İsmail Türüt'ün, "Plan Yapmayın Plan" parçasının sözlerinde şifrelenmiş biçimde yer alan, Hrant Dink'in katili Ogün Samast'a ve azmettirici Yasin Hayal'e düzdüğü övgüler olduğu hatırlanacaktır.
http://haber.sol.org.tr/mansetler/mansetsag/5289.html
Türkiye bir hukuk devletidir.Yoksa yanılıyormuyum?Adam çıkıp 1000 kişiyi öldürdüm diye açıklama yapıyor.Merak ediyorum acaba bu cesareti nereden,kimlerden alıyor?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla







