gözlerim dalıyordu.ellerimi birleştirmiş bir cam kenarında sızmıştım.tekrar kesitiğim bir parçanın kırıntıları üzerimdeydi.
sadece bakıyordum.yitik gidenler için ya da hiç birşey anlamadıkları için sadece amaçsızca uçan bir güvercin sürüsüne takılmıştı.bazen gözbebeklerim hareket etmek istemiyordu.hareket ederken,nefes alırken bile yoruluyordum şu sıralar.sessizce onları izliyordum.
olmayan son satırlarına göz gezdirdim geriye bakıp.cümlelerle oynuyordum.biri gelse diğeri ona uymuyordu hiçbirzaman.
neden hiçbirşey bu kadar uymuyorken birbirine bir o kadarda kendine çekiyordu geri geri.
bir yol kenarında,hiç gidemediğim yerlere dalmıştı gözlerim.
birini yüceltirken kendini aşağılıyordu içten içe.
beyninin uyuşmuşluktan arta kalan kısmı gözyaşları üretmek için koşturup duruyordu ordan oraya.ama o bile faydasız.
artık hiçbir kayıt ne yeniyi düşünüyor ne o an için birşey yapabiliyordu. kendi kendine çizik çekmişti üzerine.
geride kalan turuncu bir gökyüzü ve hiç gidemedikleriydi artık.
neden olduğunu bile unutmuştu.sanki ellerinde titriyordu.
birşeyler ölüyordu avuçlarının içinde.son çığlıkları eliyle boğdu bilmeden.bir hüznün kurbanı oldu son defa.
birine takıldım güvercinlerin,alaz belez renkleriyle ordan burdan birşeyler topluyordu,belli ki yuvasını kuracaktı.
son zamanlarda oluşmayan bir tebessüm isteğiyle dudağım bükülecekken vazgeçti sanrılarım sessizliliği bozmamak için.
sadece izliyordum.o güvercine bir isimde taktım,tıpkı rüyalardaki gibi tam kanatlanıp uçacakken bir arabanın altında bilemediği umutlarına veda etmişti.gerçeği arabadan inen söyledi :
"hayatın gerçeği bu "
( ... )


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

