FENERBAHÇE'NİN BREZİLYALI YILDIZI Roberto Carlos, Ayşe Arman'A İLGİNÇ AÇIKLAMALARDA BULUNDU.
Kısa boylu olduğunuz için hiç komplekse kapıldınız mı?
-Hayır çünkü kısa değilim, boyum 1.67.
Herhangi başka bir kompleks...
-Burnumla ilgili var biraz. Biraz büyük sanki. Bir de baldırlarıma takıyorlar.
Nasıl yani?
-Kalın olduğunu söylüyorlar. Bacaklarım kaslı ben n'apim? Ama ben sorun etmiyorum.
Kadınlar sizin en çok hangi özelliğinizden etkileniyor?
-Şu an etkilenemezler, ben de etkilenemem. Çünkü yasaklıyım.
Nasıl yani? Kim koydu bu yasağı? Kulüp mü, sevgiliniz mi?
-Kulüp.
Kulüp niye karışıyor ki?
-Bilmem valla, kontrata yazdılar.
'Sevgilin dışında kimseyle yatmayacaksın!' gibi şeyler mi?
-Evet.
Hadi canım...
-Evet bir dahaki buluşmamızda Fener'le olan kontratı gösterebilirim. 'Şimdiki sevgilin dışında sevgilin olmayacak!' diye madde var, ben de 'Tamam' dedim.
Allah Allah! Kulübe ne bundan?
-(Kahkahalarla gülüyor) Dalga geçiyorum, sen de ciddiye aldın!
4 KADINDAN 7 ÇOCUK
4 ayrı kadından 7 çocuk yapmayı nasıl başardınız?
-İlk üçü 13 yıl birlikte olduğum eski eşimden oldu. Sonraki üç tanesi, kaza. Bir tane de evlat edindim.
Bir dakika, bir dakika, baştan alalım. Eski eşinizden olan çocukları anladım da, 'Sonrakiler kaza' ne demek?
-Bir akşam çıkarsın... Olur demek... Kısa süreli ilişkiler yani...
Ne kadar kısa süreli?
-3 ay filan.
Bir gece kulübe gittiniz, orada güzel bir kadınla tanıştınız, onunla hoş bir gece geçirdiniz, bir süre sonra o kadın size 'Roberto ben hamileyim!' dedi. Böyle mi?
-Gibi...
Niye hemen kabul ediyorsunuz? Kendinizi kabul etmek zorunda mı hissediyorsunuz?
-Elbette. Başka çarem mi var? Ben kürtaja karşıyım. Benim için kürtaj, can almak, bir insanı öldürmek demek. Dinle de alakası yok bunun, ben bunu kabul edemem, kimseye 'Git kürtaj ol!' diyemem. E başka seçenek mi kaldı? Ama tabii test yaptırıyorum. Hatta birlikte gidiyoruz...
Ne testi?
-DNA testi, çocuk benden mi emin olmak istiyorum.
Peki kadınların yaptığı fena bir şey değil mi? Kendinizi kullanılmış hissetmiyor musunuz? Damızlık gibi hissetmiyor musunuz?
-Çok hoşnut değilim bu durumdan ama bir şekilde geri dönüşü olmayan bir şeyden söz ediyoruz. O çocuk aynı zamanda sizin. Başka ne yapabilirsiniz? Durumu kabul edeceksiniz ve o sorumluluğu alacaksınız...
Eminim her ay para yolluyorsunuzdur...
-Elbette doğrusu da bu. Hem sağlık hem eğitim masrafları için her birine para yolluyorum.
İyi de sadece para yollayarak baba olunmaz ki! Bunu niye anlatmadınız onlara?
-Bakın, bu benim vereceğim bir karar değil, annenin kararı. Onlar doğurmayı uygun gördüler.
Nerede bu çocuklar?
-İkisi ilk eşimde, artı evlat edindiğimiz Roberto Carlos Junior. Kızım Roberta ise benimle yaşıyor. Diğerleri dünyanın çeşitli yerlerinde. Birisi Macaristan'da, birisi Meksika'da. Brezilya'da olduğu zaman hepsi benim evime geliyor, birlikte vakit geçiriyoruz. Sadece çocuklar ama annelerini almıyorum...
Bir fantezi olarak bütün çocuklar ve annelerini bir kır evinde toplamak hoş olmaz mıydı?
-Mümkün değil böyle bir şey. Hayal etmesi bile rahatsız edici.
Anladım kadınlar birbirleriyle anlaşamıyor. Peki çocuklar? Onların araları nasıl?
-Çocuklar iyi geçiniyor, endişelenecek bir durum yok.
Arada bir şöyle düşündüğünüz oluyor mu 'Spermlerimi gereksiz yere bütün dünyaya saçıyorum ve bir sürü çocuk doğuyor!'
-Tabii ki hayır!
Çocukların isimlerini karıştırdığınız oluyor mu?
-Hayır ama bazen doğum tarihlerini karıştırıyorum. Allah'tan anneleri hatırlatıyor.
Kaçı kız, kaçı erkek?
-4 erkek 3 kız. En büyükleri burada benimle yaşayan Roberta, MEF'de okuyor.
Peki 'Bu kadınlar benden çocuk yaparak geleceklerini garanti altına aldılar!' diye hiç mi düşünmediniz?
-Düşünmez olur muyum? Düşündüm. İçlerinden bazıları bunu yaptı, ilk eşimi tenzih ediyorum tabii. Olan oldu. Allah'tan maddi olarak hepsine yetebiliyorum. Bu da bir şeydir.
İşte Carlos'un marka yöneticisi Necla Karabey
Roberto Carlos'la ne münasebetle tanıştınız?
-Ben promosyon ürün tasarımı yapıyorum. Bir sene önce de ona bir teklifimiz oldu. Top şeklinde plastik bir termos üretecektik, üzerine de Carlos'un yüzünü basacaktık. O iş olmadı ama biz tanışmış olduk. Bir süre sonra da bana iş teklif etti. İspanyolca bilmem bir avantaj. Carlos'la çalışacak insanın İngilizce bilmesi yetmiyor ya Portekizce ya İsponyolca bilecek...
Sizden ne yapmanızı istiyor?
-Ona bir sürü teklif geliyor, istiyor ki biri hepsini değerlendirsin, görüşmeleri yapsın, son aşamada ona getirsin. Marka yönetimini benim üstlenmemi istedi anlayacağınız.
Roberto Carlos gibi bütün dünyanın bildiği bir markadan söz ediyoruz. Kendi kendinize 'Neden ben?' demediniz mi?
-Demez miyim? 'Benim için önemli olan güven' dedi, 'Sana güvenebileceğimi hissediyorum.' Biz de kontrat yaptık, artık bütün imaj ve marka haklarından sorumluyum.
İspanyolca'yı nasıl öğrendiniz?
-Ben Adanalıyım, İstanbul'a geldim grafik tasarım okudum, eğitime İngiltere'de devam ettim. Orada Venezüellalı bir kızla arkadaş olduk. Onu ziyarete gittim, 3 hafta diye 1 yıl kaldım. 5-6 ay sonra İspanyolca konuşuyordum.
6 tanesi benim kendi çocuğum. 7'ncisini iki aylıkken evlat edindim. Onu bir bakım evinde gördüm, kimsesizdi ve çok hastaydı. 'Yaşamaz' dediler. Kalbinde problem vardı, kalp atışları düzensizdi, ellerini açamıyordu. O zamanlar evliydim, karımla evlat edinmeye ve onu hayata döndürmeye karar verdik. En azından biz elimizden geleni yapacaktık. Ve başardık! Şu anda 6 yaşında ve son derece sağlıklı, haşarı bir çocuk. Adı da Roberto Carlos Junior. Hayatta attığım en iyi goldür kendisi!
Tercümanı Fatih Sönmez, Carlos'un gölgesi gibi
Bütün hayatınız Roberto Carlos mu?
-Öyle de denebilir. Bir futbolcunun tercümanı olunca, onun hayatını yaşıyorsun, sadece onun değil, ailesinin de hayatını yaşıyorsun.
Roberto'nun sevgilisi Mariana'yı da alışverişe filan götürüyor musunuz mesela?
-Başta bir iki kere götürdüm. Ne nereden alınır anlattım. Gerisini kendi hallediyor. Ama banka işidir, hastane işidir sürekli koşturuyorsun.
Maaşınızı kim ödüyor?
-Kulüp. Carlos'la bir buçuk senedir çalışıyorum, artık 'Alo' deyişinden keyifli mi değil mi anlıyorum. Sürekli yanındayım, peşindeyim.
Peter Pan'in gölgesi gibi mi?
-Evet aynen. Ben koyu Fenerliyim. En büyük hayalim Fenerbahçe kulübünde tercümanlık yapmaktı. Bu işe başladım üç ay sonra şampiyonluk yaşadık, Süper Kupa'yı kazandık. Şimdi kötü günler yaşıyoruz ama geçecek...
Siz Portekizce'yi nasıl öğrendiniz?
-Rotary'le Brezilya'ya gittim, bir yıl kaldım, geldiğimde bir dil daha öğrenmiştim. Orada İngilizce'yle var olamıyorsun, mutlaka Portekizce öğrenmem gerekiyor.
Kaynak
Maşallah amma çok çocuğu varmış![]()


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla



)
Ben bu adamın çocuğu yok biliyodum,yapıp yapıp dünyanın çeşitli ülkelerine dağıtmış

