Anayasa Mahkemesi’nin önce türban, ardından AKP’yi kapatma davası gerekçelerini açıklamasından sonra dinci medya ve dinci siyaset ayağa kalktı.
Dinci gazeteler iki gündür yaptığı yayımlarla Cumhuriyet’in temel ilkelerini korumakla yükümlü Anayasa Mahkemesi’ne saldırıyorlar.
İbretle izlenen yayımlara köktendincilerin düdüğü Vakit’le başlayalım:
İlk günkü manşeti; “Ya Mahkeme Ya Meclis”.
İkinci gün “Anayasa Mahkemesi’ne öfke dalga dalga büyüyor-Yeter artık!”
Davaları AKP’li Meclis’in kapatılması değil.
RTE’yi Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini budamaya zorlamak!
Son manşetleri RTE’ye uyarı veya bir bakıma tehdit. Artık yeter’le dedikleri şu: Kamuyu kendine benzettiğin gibi Yüksek Mahkemeyi de aynı kıvama getirmeli, muhalefetin başvurularını reddetmesini sağlamalısın!
Taraf ise Vakit’le aynı koşutta; “Meclis’e iki seçenek kaldı. Ya 1982 Anayasası’na sil baştan diyecek ya da.. kapısına kilit vuracak”.
Medyamızın gülleri bunlar; seç seç al!
***
Siyasal iktidar ile Anayasa Mahkemesi’nin başkan ve bir üyesi bu siyasal kalkışma ile birlikte. Birlikte olmak ne demek; bu yayınları adeta kışkırtan, öncülük yapan bir davranış sergiliyorlar.
RTE’yi daha geçen gün ihanetle suçlayan Devlet Bahçeli, AKP’ye anayasayı istediği gibi biçimlendirmesi için tam destek veriyor. Bu kadroya karşı çıkacağı yerde, Anayasa Mahkemesi’ni iktidar amaçlarına şu veya bu biçimde mal edecek anayasa değişikliğine desteğini açıklıyor.
Gelişmelere bu dizi içinde bakınca ortaya şöyle bir manzara çıkıyor:
Cumhurbaşkanı dinci… Başbakan ve bakanlar dinci… AKP kadrosunun büyük bölümü, yönetimi dinci... MHP Türk-İslam sentezi ayağına yatmış, dinci partinin dinci eğilimlerine çanak tutuyor… Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, hukuksal görüşlere sığınarak bal gibi ister siyasal olsun ister medyatik dinci eğilimlere yasal destek veriyor.
Desteğin belirgin kanıtı ortada: Dinci gazetelerde örneğin türbanla ilgili mahkeme kararına karşı yazısı büyük harflerle manşetlerde.
İkinci kanıt; AKP Merkez Yönetim Kurulu toplantısında Haşim Kılıç’ın “karşı oy yazısının takdir edilmesi”.
Nedenini Feto’nun gazetesi Zaman’ın manşetten yayımladığı konuşmasında bulabilirsiniz.
Gazetenin karşı oy yazısından aldığı bölümde Kılıç diyor ki: “Vahim bir hataya düşüldü. Anayasanın gelecek kuşakların sorunlarına cevap verme olanağı kaldırıldı.”
Yani? Türban konusunda yeni olası girişimlerin bu kararla ortadan kaldırıldığına hayıflanıyor.
Tıpkı dinci basın gibi, tıpkı RTE, MHP gibi…
RTE aynı gün “Bu karar, her şeyden önce parlamentonun yetkilerini de dışlayan bir karar olması sebebiyle, milli egemenlik noktasında da tartışılacak bir karardır” demedi mi?
RTE kafasındaki saplantıyı bir kez daha sergiliyor; Meclis’te çoğunluğu yakalayan AKP ile parlamento diktatörlüğü savunuyor.
MHP adına yapılan karara karşı açıklamaların üzerinde durmak bile fuzuli uğraş.
MHP ağzı ile AKP ağzı adeta birbirine kilitli.
***
Laiklik üzerine bunca gürültü yapan A’dan Z’ye siyasal ve yargısal kadrolar ABD başkanlığına seçileceği anlaşılan Barack Obama’nın Türkiye ile ilgili söylemlerinden sonra AKP liderinin yakasına yapışacak ve:
“Derin dostluk kurduğun Bush’un terör örgütünü canlandırdığını ve iki ülke arasındaki ilişkilere birlikte darbe vurduğunu söylüyor. ABD’nin kuyruğunda politikalar izleyerek başta terör örgütü, ulusal bütün sorunlarımıza darbe vurduğunun hesabını” RTE’ye soracaklar mı?
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



