Unutmak, işlerin aksamasına, para kaybetmeye, arkadaşlarına yalancı çıkmaya, iş ilişkilerin bozulmasına neden oluyorsa, tehlike çanları çalıyor. Çalışma hayatını kabusa dönüştüren unutkanlık, bir hastalık mı? Hafızayı güçlendirmek mümkün mü? Unutkanlıkla ilgili başlıca soruların yanıtlarını, basında çıkan çeşitli yazılardan (haber, röportaj, araştırma) derledik.
Acıbadem Onkoloji ve Nörolojik Bilimler Hastanesi Nöroloji Şefi Prof. Dr. Yasef Özsarfati, unutkanlıkla ilgili soruları şöyle yanıtlamış:
- Hafızanın gelişimi ne zaman sona eriyor, güçlendirmek mümkün mü?
Hafıza erişkin olduğumuz yaşlarda maksimum düzeydedir. Bunu geliştirmek için birtakım yöntemlerin var olduğu söylenir. Bütün hatırlama işlemleri sözcüklerle çok ilgili. Bir dili çok fazla sözcükle kullanmak, bulmaca çözerek sözcük dağarcığımızın artırılması, hafızamızın güçlendirilmesinde kısmen rol oynayabilir. Hafızanın artırılmasından ziyade mevcut hafızanın iyi kullanılması ve kaybının önlenmesi daha önemli.
- Kimlerin hafızası daha güçlü?
Algılama, muhakeme, soyut düşünmeden büyük bireysel farklılıklar var. ama, belli bir dağılım içinde, bunların normal sınırları bulunuyor. Zaman içinde hafıza kayıplarının azalmasıyla mücadele etmek daha önemli. Bu konuda okuma yazma bilen ve bilmeyenlerin farkını ortaya koyan çalışmalar var. Okuma yazma bilmeyenlerde hafızanın daha az geliştiği söylenebilir. Çünkü sözcük dağarcığının genişliği ile hafızanın artırılması arasında olumlu ilişkiden söz edilebilir. Ancak, bu her zaman paralel değildir. “Ne kadar fazla eğitim görürseniz, hafızanız daha iyi olur” diyemeyiz.
- Neden unutuyoruz?
Aşırı yüklenme, depresyonlar, birçok vitamin eksikliği (B12 gibi. Vitamin eksikliğine bağlı unutmalar, bunamaya kadar gider), beyin tümörleri, beynin birtakım dejeneratif hastalıkları, bazı metabolik hastalıklar unutmaya neden olabilir. Bu unutmaların iyi ve kötü huylu olanı var. Unutmak çok gerekli bir fonksiyon. Çünkü öğrenme ihtiyacımız var. Bunun için de unutmamız gerekiyor. Ancak, kişide problemlere yol açıyorsa, tedavi edilmeli.
- 60 yaşın üzerindeki birinde unutma varsa, akla ilk gelen alzehimer mi?
Yaşla ilgili hafazı kusurunda birinci basamak unutmak, ikinci basamak minimal bilişsel tutulum, üçüncü basamak ise alzheimer ya da bunama. 65 yaşın üzerindeki unutmaların bir kısmına minimal bilişsel tutulum diyoruz. Minimal bilişsel tutulumda hafıza kusuru vardır. Ancak, algılama, soyut düşünce, konuşma yetenekleri korunmuştur. Burada şikayetler, hastanın sosyal ve çalışma hayatını bozacak düzeyde değildir. Kişi, eğer çalışıyorsa, mesleğini rahatlıkla yapabiliyor. ancak, bu hastalar izlenmeli. Bunlardan yüzde 50’si 3-5 yıl içinde alzheimere dönüşebilir.
- Ne zaman doktora gitmeli?
Meslekte ya da sosyal yaşamda unutkanlık, kayba yol açmışsa, unutkanlık yüzünhden bir arkadaşınızla aranız bozulduysa, işte bir üstünüzle ilişkiniz kötüye gidiyorsa, para kaybına uğradıysanız, hemen bir doktora gitmeniz gerekiyor. İşinizle ilgili verdiğiniz hayati randevuyu unutuyorsanız bu çok önemli. Ancak, üç yıl önce gördüğünüz kişinin yüzünü hatırlayıp adının bir türlü aklınıza gelmemesi, çok önemli bir unutma değil.
***
Prof. Dr. Yasef Özsarfati, gençlerde unutma nedenleri hakkında şunları söylüyor:
“Unutma teşhisiyle gelenler, yaşına göre sınıflandırılır. 30′lu yaşlarda unutma şikayetiyle gelen kişilerde alzhemer ya da bunama tablolarına rastlama ihtimali çok çok düşük. İlk önce test yapılarak unutmanın var olup olmadığı belirlenir. Unutkanlığı oluşturan etkenin organik mi, psikolojik kökenli mi olduğuna karar varilir. Organik olduğu düşünülüyorsa, kan tetkikleri, görüntüleme tetkikleri yapılır. Psikolojik olduğu düşünülüyorsa, psikiyatristlerden yardım isteniyor. 30′lu yaş grubunda maskeli depresyon önemli unutkanlık nedenlerinden biri. Kişi depresyondadır, ancak yüzü gülüyordur.”
Unutkanlığa karşı önlemler
* Kendi kapasitenizi iyi tanımak,
* Bazı olayları anımsamak için ip uçları bulmak,
* Çok önemli şeyleri akılda tutup, önemlileri başka yerde tutmak,
* İyi beslenmek,
* Yeterli ve düzenli uyumak (İyi uyumazsanız, dikkati toplayamaz ve olayları öğrenemezsiniz. Hafıza kayıpları öğrenilmiş bilginin kaybıdır. Bazen dikkat o kadar dağınıktır ki, zaten öğrenememişsinizdir.),
* Bulmaca çözmek,
* Not tutmak,
* Hatırlatma için teknolojinin tüm olanaklarından yararlanmak,
* Her şeyi akılda tutmanın mümkün olmadığını bilmek,
* Ajanda kullanmak.
Hafıza nasıl çalışır?
* Beynin özellikle şakak lobunun iç yapıları, hafızayla ilgili ileri düzeyde sorumlu bölgedir.
* Yakın ve uzak hafıza diye iki türü var. Olayların hemen ardından, bir gün içinde gerçekleşen hatırlama, yakın hafıza; çok eskilerle ilgili ise, uzak hafıza.
* Hafızanın işleme yöntemi, elektriksel ve kimyasaldır. Beyindeki bütün işleme süreçleri gibi kimyasal bir depolama sonucunda oluşur. Kütüphanedeki kitapların raflara dizilmesi esası gibidir. Hatırlama sürecinde, o kitabın içindeki bir özellikle aranır.
* Hatırlama kendi isteğimizle, zorlayarak sağlanabilir. Ya da isteğimiz dışında bazı olaylar başka ayrıntıları anımsamamıza neden olur.
***
Erol Evgin’in hafıza reçetesi
Sanattan kopmadan mesleği mimarlığı da yürüten, 35 yıldır sahnede sevenleriyle buluşan sanatçı Erol Evgin, unutmaya karşı nasıl önlenm aldığını şöyle anlatıyor:
“Not tutuyorum. Her şeyi yazıyorum. Ancak, bazen yazdıklarımı bulamıyorum. Sekreterim var, not defteri ve büyük ajanda kullanıyorum.”
Evgin’in binlerce şarkı ve ezgiyi hafızasında nasıl tuttuğunu da öğrenelim:
“Hafızayı korumak için iyi bir uykunun, doğru beslenmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Benim görsel hafızam daha iyi. Kağıda bakarak ezberliyorum. Hafazam ezberleyeceğim sözleri fotoğraf gibi çeker. Şarkı sözlerini yazarak ezberlerim.”
Oğlu Murat Evgin ile zaman zaman aynı sahneyi paylaşan Erol Evgin, kuşak farkını nasıl kapattığnı da şöyle anlatıyor:
“Taze sebze meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Şarküteri ürünlerini hemen hiç yemiyorum. Sigara hiç kullanmadım. Alkolü sosyal olarak tüketiyorum. Konserve hiç yemiyorum. Haftada bir kez kırmızı et yiyorum. Haftanın bir iki günü balık tüketiyorum.”
Evgin, konserlerde şarkı sözünü unutunca, anında yeni sözler uydurduğunu gülerek anlatıyor.
Sinem Eminoğlu- Akşam gazetesi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


)

