• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #FFFFFF'><span class='glow_800080'>hüsobaba</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2007
    Mesajlar
    9,267
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Üniversite Ve Özerklik



    Üniversite Ve Özerklik



    Bilgi üretmeye gelince; ne yazık ki, üniversitelerimiz bilgiden çok diploma üretimine ağırlık veriyorlar ya da vermek zorunda kalıyorlar.





    Erdal Şafak/Sabah
    Özerklik
    Başlık aklınıza siyaseten farklı şeyler, farklı çağrışımlar getirmesin. Biz "Üniversitelerin özerkliği"ni kastediyoruz.
    Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) bugün Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın da katılacağı toplantıda, Avrupa Üniversiteler Birliği'nin (EUAEuropean University Association) hazırladığı "Türkiye'deki Yükseköğretim Sistemi Raporu"nu açıklayacak.
    "Türkiye'de Yükseköğretim: Eğilimler, Sorunlar ve Fırsatlar" başlıklı raporda, birliğe üye 17 Türk üniversitesindeki gözlemlere dayanarak yükseköğretim sisteminin iyileştirilmesine ve Avrupa'yla bu alanda daha çok entegrasyona yönelik öneriler yer alacak.
    46 ülkeden 800'ü aşkın üniversitenin üye olduğu Avrupa Üniversiteler Birliği, bir yükseköğretim kurumunun kendisinden beklenen misyonu yerine getirebilmesinin önkoşulu olarak "Üniversite özerkliği"ni gösteriyor, hatta bunun yapıyı ayakta tutan "Orta sütun" olduğunu söylüyor. Bir başka deyişle, ancak özerkliğe sahip üniversitelerin küresel dünyanın koşullarına ve beklentilerine yanıt verebileceğini savunuyor. O beklentileri kabaca iki başlık altında toplayabiliriz: 1-Donanımlı kuşaklar yetiştirmek, 2-Bilgi üretmek ve bu bilgiyi ekonomik fayda sağlayacak şekilde kullanıma sunabilmek.

    Reformun şartı: Siyasi özveri
    Ama ne yazık ki, Türk üniversiteleri bu iki beklentinin ikisini de karşılayamıyorlar:
    1-Küreselleşmenin olmazsa olmazı diyebileceğimiz keskin, hatta acımasız rekabet ortamında dünyanın her yerinde at koşturabilecek donanımlı gençler yerine, "Ne olursa yaparım" diyen diplomalı işsizler yetiştiriyorlar. O nedenle örneğin bir ziraat mühendisi halkla ilişkiler alanında asgari ücretle çalışmayı kabullenmek zorunda kalabiliyor. Oysa temel eğitimden sonra okula veda etmiş, hatta okumamış gençler de bir işyerine "Ne iş olsa yaparım" hazırlığıyla başvuruyorlar. Yükseköğretim diplomalı ile temel öğretim diplomalıyı eşit şanslara indirgerseniz, o üniversite mezunu genci, eski deyimle sadece ilkokulu bitirmiş gençle aynı koşullara mahkum ederseniz; aralarındaki 8 yıllık (4 yıl lise+en az 4 yıl üniversite) çabanın ne önemi veya anlamı kalacak? O 8 yıl ki, gencin yaşamının en delidolu dönemini alıp götürüyor. O 8 yıl ki, ailelerin maddi ve manevi yıkımlarına yol açıyor. O 8 yıl ki, devletin kıt kaynaklarından aktardığı fonların sonucunu sıfırlıyor.
    2-Bilgi üretmeye gelince; ne yazık ki, üniversitelerimiz bilgiden çok diploma üretimine ağırlık veriyorlar ya da vermek zorunda kalıyorlar.
    Çünkü onlara yüklenen öncelikli görev bu. Anayasa'yla ve YÖK Yasası'yla.
    Çünkü Türk üniversitelerinde özerkliğin 4 ayağının sadece 2'si var; o da topal ördek misali. Bir üniversitenin özerk olup olmadığı 4 kriterle belirlenir: Kurumsal özerklik, bilimsel özerklik, yönetsel özerklik ve mali özerklik. Türkiye'de sadece "Kısmen" kurumsal ve bilimsel özerklikten söz edilebiliyor. "Kısmen", zira onlar da YÖK'ün sıkı denetimine bağlı.
    Peki bu tablo nasıl değişebilir? Ya da üniversitelerimizin ellerini ayaklarını bağlayan ipler nasıl çözülebilir? Tek yanıtı var: Siyasi iktidarların üniversiteleri yönetilecek değil, işbirliği yapılacak kurumlar olarak görmeleri.
    Üniversiteleri daracık bir alana, hatta F tipi cezaevine hapseden Anayasa'nın 130 ve 131'inci maddeleri ancak bu köklü yaklaşım, hatta vizyon devrimiyle değiştirilebilir.
    Üniversiteleri vesayet altında tutan ve bu şekilde yürüyemeyeceğini artık herkesin kabul ettiği YÖK Yasası ve kurumu ancak bu şekilde reforme edilebilir.
    Var mısınız? Yoksanız, yükseköğretimi reforme etmek için atılacak tüm adımlar ne yazık ki daha fazla deforme etmekten başka sonuç vermez, vermeyecek. Böyle biline.
    Beddualarım her gece seninle,
    Konuştuğumuz saatlerde istisnasız tek bir cümle tekrarlıyorum;Sende birinin elinde oyuncak ol ve o kişiyi herşeyin sandığında aslında bir şerefsize gönül verdiğini anla.Yolladığın öpücükleri hatırladığım her anda yine tek bir cümle var aklımda; Kalbin alev olsun ve tüm bedenini sarsın,sarsın,sarsınki ateş bedenini ebedi dünyada karşıma geldiğinde yaşayacaklarını hisset.Özür dilerim dayanamam aslında acı çekmene ama helal olmaz sana hakkım,hesap soracak sana o masum duygularım...
    ---Hüsobaba---

  2. #2
    yenisistematik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    2,091
    Karizma Gücü
    0
    Bugun bir siyasi iktidar gelir universitelere tam ozerklik der yarin bir iktidar gelir boyundurugu altina almaya calisir.Universiteleri tam ozerk yapacak tek sey ekonomik olarak kendi ozgurluklerini saglayacak bir yapiya kavusmalaridir.Bu da
    sadece parali egitimle olur.
    CIVCIV
    TERBIYECISI

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atatürk Kürtlere özerklik istemiş!
    2005 Konuları bölümünde Yalancı Tarih tarafından açılmış
    Yanıt: 29
    Son Mesaj: 29.12.05, 19:34
  2. Şii'lerde Özerklik İstedi...
    2005 Konuları bölümünde vicdone tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 11.08.05, 20:39
  3. Özerklik istendi sıra devlette
    2005 Konuları bölümünde tuncakaya tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 09.07.05, 16:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •