Toplumsal Bir Belirti Olarak Terörizm

Nasıl ki terör tanımlarında klişe kelimeler kullanılır ise, bir terör saldırısının ardından gelen açıklamalar da klişeler ile doludur:
"Terör ile hiçbir yere ulaşamazlar", "terör ile mücadelemizi kazanacağız", "terörü amaç olarak seçenler çıkmaz bir yoldadırlar ve kaybetmeye mahkumdurlar".
Oysa ki gerçek sanıldığı ve söylendiği kadar yalın ve basit değildir.
Teröristin kaybedeceği önemli bir noktaya kadar doğru olabilir. Terörü yöntem olarak seçmiş olan kişi veya kişiler kaybedeceklerdir, çünkü kaybedenler arasında yer aldıklarını, kaybedecek başka bir şeyleri olmadığını düşündükleri için teröre başvurmuşlardır. Diğer bir ifadeyle terör örgütleri zaten başlangıçta bir tür ‘zayıflar klübü' gibidir. Eğer fikren ve fiziksel olarak güçlü olsalar ve sistem içinde barınabilseler idi terörü seçme ihtimalleri oldukça düşük olurdu. Fakat söz konusu olan terörizm ise kazanmak ya da kaybetmekten bahsedilemez. Çünkü terörizm ne kazanır, ne kaybeder. Terörizm sizin baş edebileceğiniz bir rakibiniz değildir. Terörizm belli şartların oluşması halinde ortaya çıkar, o şartlar kaybolunca da biter. Fakat bu bitiş sonsuza dek olmaz. Siz onu davet etmedikçe, onun için uygun şartları oluşturmadıkça gelmez. Dolayısıyla eğer terörizm toplum olarak yaşamınıza giriyor ise bilerek ya da bilmeyerek onu davet eden de sizlersiniz demektir.
Terörizm biraz önce özetlemeye çalıştığımız algılamaların ötesindedir. Bir canavar değildir, bir şeytan değildir. Yok edebileceğiniz, alt edebileceğiniz bir hasım da değildir. Terörizm aslında bir belirtidir, bir semptomdur. Bir şeylerin ters gittiğini sizlere haber veren bir ipucudur. Nasıl ki insan vücudunda ters giden gelişmeler ‘ağrı' yoluyla haber verilir, toplumsal sorunların ‘ağrı'larından bir tanesi de terörizmdir. Özellikle kitlesel düzeylere ulaşmış bir terör hareketi, o toplumda çok ciddi sorunların olduğunu gösterir. Tıpkı vücuttaki ağrılarda olduğu gibi sosyal sorunları gösteren ağrılarda da tek bir çeşit yoktur. Bu nedenle terör olayları tek bir kalıp ile ele alınamaz. Her terör olayı için değişmeyen, sabit nedenler sayılamaz. Baş ağrısı, karın ağrısı, diş ağrısı nasıl birbirinden çok farklı sorunlara işaret etmektedir, terörün çeşitleri de toplumdaki çeşitli sorunlara işaret eder. Bu noktadan bakıldığında terörün bizatihi kendisi ile mücadele anlamsızdır.
Nasıl ki bir başağrısı ile inatlaşmak, onu yenmenin yolu değildir ve aslında bu mümkün de değildir, salt terörizm ile mücadele de mümkün ve doğru değildir.
Bu demek değildir ki bırakalım terör olayları devam etsin...
Elbette hayır.
Nasıl ki başağrısı, mide ağrısı için ağrı kesici alınır, terörizm için de ağrı kesiciler vardır:
Terörizmin ağrı kesicisi güvenlik güçlerince yapılan erken müdahalelerdir. Salt polisiye ve askeri operasyonlar tamamen ağrı kesici niteliğinde müdahalelerdir. Fakat gözden kaçırılmaması gerekir, hiçbir ağrı kesici kalıcı hastalıkları gidermez. Sadece acının ve sorunların gizlenmesine yarar. Rahat geçirilen bir gecenin ardından daha şiddetli ağrılar vardır. Eğer bir mide rahatsızlığı var ise, veya beyinde bir tümör, ağrı kesiciler yarardan çok zarar verir ve sorunun giderilmesini engeller, gerçek nedenlerin tespitini geciktirir. Benzeri bir şekilde terör olaylarına yalnızca güvenlik güçleri ile gitmek sadece sorunu görmezden gelmemize yol açmaz, aynı zamanda sorunun derinleşmesine ve baş edilemez bir hale gelmesine de neden olur.
Vücut-toplum benzetmesinden hareket eder isek, terörizm toplumdaki sorunları anlamada güçlü bir belirtidir ve erken teşhis edilmesi halinde bu sorunlar çok daha kolay bir şekilde çözülebilir. Bu noktada unutulmaması gereken terörizmin toplum olarak bizlerin yaptığı hataların bir sonucu olduğudur. Suçu insanın doğasındaki kötülüğe veya bilinmez bir yaratığa yüklemek ve ardından sadece güvenlik güçleri ile şiddeti şiddet ile bastırmaya çalışmak sorunu çözemez. Sorun çok daha derinlerdedir. Belki siyasi sistemde, belki ekonomik yapıda, belki de kültürel ortamdadır. Çoğu kez de onlarca farklı alana kök salmıştır. Diğer bir ifade ile terörizm bir güvenlik sorunundan çok siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve bunun gibi diğer alanlardan kaynaklanmaktadır. Hal böyle olunca terörizm ile mücadelede güvenlik merkezli yaklaşım daha başından eksik kalmaktadır. Sosyal, ekonomik ve siyasi boyutları noksan bir terörle mücadele yaklaşımı aslında terörle mücadele değil, sorunu geciktirme ve derinleştirme operasyonu anlamına gelir.

Terörle Mücadele-Teröristle Mücadele

Unutmamak gerekir ki terörist ile mücadele terörü sona erdirmeyebilir. Ne kadar çok terörist öldürürseniz öldürün, ne kadar çok terör örgütünü çökertirseniz çökertin terörizm tırmanabilir. Öldürdüğünüz her terörist yeni teröristlerin doğmasına yol açabilir. Bu bağlamda terörizmle mücadele etmenin ilk önceliği teröristle fiziki olarak, şiddet kullanarak mücadele etmek değildir. Terörizmi gidermeye çalışırken ilk öncelik toplumsal ihtiyaçlar olmalıdır. Halkın düşüncesi, medyanın doğru kullanımı, ekonomik ve sosyal araçların terörü kesmek için kullanılması, eğitim ve kültürün birer araç olarak devreye sokulması gerekir. Bunlar klişe sözler ve hamasi nutuklar olarak değerlendirilebilir. Hatta ‘güvercin' görüşü olarak da değerlendirilebilir. "Okul açarak terör mü önlenirmiş", "hastane yaparak bombalar mı dururmuş" denebilir. Bu tespitler kısmen doğrudur da. Fakat terörde bahsettiğimiz metod hakkınca uygulanmış değildir. Ne yazık ki sadece ülkemizde değil, diğer ülkelerde de terörden çok teröristle mücadele edilmiştir. Gerçek ameliyatlar ve önleyici çalışmalardan çok pansumanlar ve ağrı kesiciler ile yetinilmiştir. Terörle mücadele ‘Devlet-Terörist' zıtlığı içinde değerlendirilmiştir. Buna karşın teröristler ve terör örgütleri belki de reflekssel bir hareketle devletten çok halkı ikna etmeye çalışmıştır. Bunu bazen güzellikle, bazense biraz önce bahsettiğimiz toplumsal sorunları kullanarak yapmıştır. Tüm bunlara ek olarak terörist devletin sorunu ‘Devlet-Terörist' zıtlısı olarak görmesinden son derece memnundur. Çünkü bu sayede yavaş yavaş kemireceği bünyeye devlet ile eşit bir güç olarak girmektedir. Devleti kendi istediği alana çekmiş olmaktadır.