Öyle gelişmeler izleniyor ki neresinden bakarsanız bakınız değişik, ama garipsenecek bir izlenim veriyor.

İş çevreleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan -örneğin Prof. yazar Güngör Uras-, kimi bilim adamları, TÜSİAD; önlem olarak IMF ile global kriz kapıyı aşmadan, dış piyasaya güven verecek bir stand by anlaşması yapmamızı önerdiler.

Bizimki ayağa kalktı. IMF ile anlaşma önerenlere veryansın etti. IMF’ye muhtaç olamadan Türk ekonomisinin ayakta duramayacağını savunuyorlar diye günlerce söylemediğini bırakmadı.

Son parti nutuklarından anladık ki; IMF’ye söylemediğini bırakmıyor, lakin bakanlarını IMF’ye göndermiş, uluslararası kuruluşla nasıl bir anlaşma yapabileceğimizi araştırıyormuş!

***

Pazar günü çıkmış kürsüye ne söylerse söylesin, isterse çoğu yalan olsun alkışlamaya hazır partililere nutuk çekiyor; halk adına, halkın yararları adına IMF’yle anlaşmayı salık verenleri “hükümete akıl vermekle” suçluyor.

Oysa ortada akıl veren yok, aklını başına al diyenler çoğunlukta.

Ama hayır! RTE bu.Tavsiyelere, salık verenlere “biz sizin talimatınızla mı IMF ile görüşüp karara bağlayacağız?” diye saldırıyor.

Beyefendiye Türkiye’nin yararlarını dikkate alma, ne derlerse aynen, geçmişte olduğu gibi IMF’nin zam ve yasa dayatmalarını kabul et, boyun eğ diyen varmış gibi, “Eğer menfaatleri yerine getirilirse IMF ile anlaşma yapmaya hazır olduğunu” açıklıyor.

Ne IMF fırsat bu fırsat Türkiye’nin ümüğünü sıkayım diyor ne de böyle bir tavrı sindir diyen var.

Ne biçim devlet adamlığı ise; IMF konusunda dün öyle bugün böyle. Şimdi çevir kazı yanmasın!

***

Değerli, tarafsız kimi ilim bilim adamlarından sonra sıra eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi üyesi Rıza Türmen’e geliyor.

Türmen, emekliye ayrıldıktan sonra toplumsal görevini yazı yazarak sürdürüyor.

Ne ki son zamanlarda RTE’nin hukuk, devlet anlayışı, laiklikle ilgili görüşlerine taban tabana zıt saptamalar yapıyor.

Son yazısı RTE’yi hop oturup hop kaldıracak içerikte.

Şöyle diyor: “Anayasalardaki devletin temel yapısına ilişkin hükümlerin değiştirilemez nitelik taşıması Türkiye’ye özgü bir durum değil. Bu maddeler değiştirildikleri takdirde, o devlet başka bir devlet olur”.

Şimdi bizimki kükreyebilir; anayasamızın ilk dört temel maddesini değiştirmek istediğimizi hiçbir zaman söylemedik, diyecektir.

Şu günlere kadar söylemedi, söyleyemedi ama anayasanın yüksek mahkeme ile ilgili maddelerini MHP ile birlikte değiştirmeye hazırlandığını bilmeyen kalmadı.

Anayasada ilgili maddeleri değiştirerek yüksek mahkemenin cumhuriyetin temel kurallarıyla ilgili işlevini de ortadan kaldıracaktır.

O zaman anayasanın ilk dört maddesiyle oynayacak girişimleri denetleyecek, durduracak hukuksal tek mekanizma da ortadan kaldırılmış olacaktır.

AKP ve destekçisi MHP; laik, demokratik, sosyal hukuk devletini kendi anlayışlarına göre düzenleyeceklerdir.

Başarabilir mi bilinmez, ama aslında varmayı düşlediği sonuç budur.

O zaman Rıza Türmen’in yazdıkları gerçekleşecek; devletin temel yapısına ilişkin hükümler değiştirilerek “o devlet başka bir devlet” olacaktır.

Laik Cumhuriyet din cumhuriyetine dönüştürülecektir.



kaynak