• Reklam

Anket Sonuçlarını Görüntüle: Sizce Tuncay Güney'in iddia ettikleri doğru olabilir mi ?

Kullanılan Oy Sayısı
12. Bu ankette üye olarak oy kullanabilirsiniz. Üye olmak için tıklayınız.
  • Evet olabilir.

    3 25.00%
  • Hayır olamaz.

    9 75.00%
  • Fikrim yok.

    0 0%
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10

    Onay Tuncay Güney ?







    Arkadaşlar bugün yine 32.Gün programına katıldı bu adam.Biliyorsunuz Ergenekon adlı davada 'Bana göre' önemli bir yere sahip.Şaşırtıcı iddiaları var.

    Bunlar doğrultusunda;


    • Tuncay Güney kimdir ?
    • Ne iş yapar ?
    • Türkiye'den niye ayrılmış ?
    • Ergenekon davasında delil olarak kullanılan ve bu kişinin evinde bulunan belgeler,bu şahsın eline nasıl ve kim(ler) tarafından geçirilmiş ?
    • Arkasında birileri varmıdır ? Var ise kimlerdir ?
    • İddia ettiği şeylerin gerçek olma oranı nedir ?


    vb daha bir çok soru ardı ardına sıralanabilir.


    Siz neler düşünüyorsunuz Tuncay Güney hakkında ?



    -------------------------------------------------

    Not: Lütfen mesajlarınız olabildiğince Forum Kuralları dahilinde olsun.

    Forum kurallarına ulaşmak için Forum Kuralları(Tıklayınız)

  2. #2
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Milliyet'den bir haber.

    Nereden nereye?


    İSTANBUL MilliyetErgenekon soruşturmasının odağındaki isim Tuncay Güney, Veli Küçük’ün çevresinde ve İP Genel Başkanı Perinçek’in yayın organlarında göründükten sonra Samanyolu TV’de program hazırladı. Şimdi de Kanada’da hahamlık yaparken karşımıza çıktı


    Toronto’da bir sinagogda din görevlisi olarak çalışan Tuncay Güney, “Tanrı’nın İsrail’i için çalışıyoruz, politika yapmıyoruz” dedi.


    PORTRE: TUNCAY GÜNEY
    Ergenekon soruşturması başladıktan sonra gözaltına alınan önemli şüphelilere hep aynı isim soruluyor: Tuncay Güney. Kimilerine göre samimi bir itirafçı, kimilerine göre CIA ajanı, kendisine göre de mesihi bekleyen bir Musevi... Güney’in zikzaklarla dolu, bir uçtan diğer uca atlayan karmaşık bir geçmişi var.
    Kâh emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün çevresinde, kâh İşçi Partisi’nin (İP) yayın organlarında, kâh Fethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Samanyolu TV’de... Güney, şimdi de Kanada’da, hem haham hem de bir internet sitesinin yöneticisi olarak karşımıza çıktı.
    Güney, 2000 yılı öncesinde gazeteci kimliğiyle tanınıyor. Sabah ve Akşam gazetelerinde de çalışan Güney, 1990’lı yıllarda emekli Tuğgeneral Veli Küçük’le tanıştı. O günden sonra da irtibatı kesmedi. Hatta Küçük’ün anlatımına göre, ona şaibeli bir şekilde otomobil almaya kalktı.
    2000 yılı öncesinde İP’ye yakın yayın organı Aydınlık dergisine gelip gitmeye başladı. Doğu Perinçek’le de bu sırada tanıştı. Güney, Samanyolu televizyonuna da “Doruktakiler” isimli programı yaptı.
    İP’ye yakın yayın organlarına göre, 5 Mayıs 1997 yılında askere gitti, eşcinsel olduğu gerekçesiyle 4 aylık hizmetin ardından terhis oldu.

    Dolandırıcılık gözaltısı
    Güney, Mart 2001’de “change oto” olarak isimlendirilen otomobil dolandırıcılığından İstanbul polisi tarafından gözaltına alındı. Kameraya kaydedilen sorgusunda ilginç iddialarda bulundu. Bu iddialar Ergenekon soruşturmasının önemli dayanaklarından biri oldu. Güney sorgusunda, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’le birlikte oldukları dönemde, Kuzey Irak’ta Talabani ve Barzani’ye 12 bin, PKK’lı Cemil Bayık’a da 6 bin adet silah verdiklerini öne sürdü. Bu teslimat sırasında JİTEM’den subayların da kendileriyle birlikte olduğunu iddia etti.
    Ergenekon yapılanmasından ilk kez burada bahseden Güney, “Ergenekon’un yeniden yapılandırılması için söz konusu Ergenekon belgeleri, Veli Küçük’ün talimatıyla Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Deniz Bilge, emekli Albay Suphi Karaman tarafından Bilecik‘te hazırladı... Lobi isimli belge yine Veli Küçük’ün talimatıyla Doğu Perinçek, Ümit Oğuztan, Adnan Akfırat ve benim (Tuncay Güney) tarafımdan hazırlandı. Son şeklini ise Veli Küçük verdi” dedi.
    Güney, Küçük’ün Cumhuriyet’in satın alınması için girişimlerde bulunduğunu da iddia etti.

    Babam Sabetayist
    Güney’in 2001’deki ifadeleri doğrultusunda polis bir çalışma yaptı ancak sonuç elde edilemedi. Güney de bu sırada yurtdışına kaçtı ve bir daha dönmedi. Ergenekon kapsamında aranan Güney, 22 Mart 2008’de Yeni Şafak gazetesine yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Kanada’ya gitmeden 6 ay boyunca bir televizyon (Samanyolu) kanalında ‘Doruktakiler’ adlı siyaset programını yaptım. Ben doğuştan Museviyim. Rahmetli babam göçmen, Sabetayist... O kanala girerken Müslüman olduğuma dair yazı istediler. Müftülüğe gidip 130 dolara aldığım ‘Müslüman olmuştur’ diye bir yazı götürüp verdim. Toronto’da bir sinagogda din görevlisi olarak çalışıyorum. Tanrı’nın İsrail’i için çalışıyoruz, politika yapmıyoruz.”
    Güney şimdi “New York Institute” isimli kuruluşta görev yapıyor. İP’ye yakın basın organlarına göre, bu site Amerikan gizli servisi CIA’in paravan kuruluşu. ABD Dumont merkezli kuruluşun Kanada Toronto’da ofisi bulunuyor. Sitenin Türkçe bölümünde Güney “şef ve editör” görülüyor. İngilizce kısımda ise Güney’in “editor-in-chief” görevinde bulunduğu yazıyor. Yani sitenin genel yayın yönetmeni.
    Ajan suçlaması
    Aydınlık dergisi, Tuncay Güney’in CIA hesabına çalıştığını iddia ederek bazı belgeler yayımladı. Ergenekon soruşturmasından tutuklu olan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever de 12 Mart’ta yaptığı basın açıklamasında şu iddialarda bulundu: “Güney, imam hatip lisesi mezunu olup önce İsmailağa dergahına yerleştirilmiş, daha sonra Fethullah Gülen tarikatına sokularak, 1989-91 yıllarında Gülen’in özel kaleminde görev yapmıştır. Güney halen CIA’e bağlı New York Institutes isimli kuruluşta çalışmaktadır.”

    Veli Küçük’ün üstünde 7 kişi daha var
    Güney, en son dün Sabah gazetesine verdiği röportajla gündeme geldi. Gazetede yayımlanan haberine göre 2001’de Türkiye’den kaçarak Kanada’ya giden Güney, Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı Bashtrush bölgesinde ‘Jacobs House Jewish Community Centre’ sinagogunda hahamlık yapıyor.
    Röportajda Güney, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Veli Küçük’ün “Ergenekon” yapılanması içerisinde sekiz numara olduğunu ve kendisinden önceki yedi kişi arasında da hâlâ görevde olanlar bulunduğunu savundu. Son operasyonlarda çok fazla derine inilmediğini ve operasyonun Ergenekon’un sokaktaki adamlarına yapıldığını iddia eden Güney, röportajında şu bilgileri verdi:
    “Veli Küçük, Ergenekon’da genel sekreterlik yapıyordu. 2001’e kadar Küçük’ün üstünde yedi kişi olduğunu biliyorum. Örgütteki son görevi kaç numara bilmiyorum. İlk yedinin içinde hâlâ görevde olanlar olduğunu biliyorum ama can güvenliğimden dolayı açıklayamam.”
    Ergenekon’un kendisinden çıkan belgelerle deşifre olduğunu öne süren Güney, “Küçük’ün evinin altında silahları saklayacak kadar aptal biri olmadığını” ve “Ergenekoncuların polisin adreslerini tespit ettiğini anladıklarında eldeki silahlardan kurtulduklarını” iddia etti.

    http://www.milliyet.com.tr/default.a...ate=23.04.2008


  3. #3
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Vatan'dan bir haber.

    İşte Ergenekon’un ‘kara kutusu’ Haham Tuncay

    Bir ahtapot gibi kollarının uzanmadığı kişi kalmayan Ergenekon'un kilit ismi Tuncay Güney’in her sözü olay yaratıyor.

    Son olarak ’Veli Küçük 8 numara, onun üzerinde 7 kişi var’ diyen Haham Güney, 2001 yılındaki ifadesinde ise “Gey olduğum için 4 ay erken terhis edildim, sahte lise diploması ve oto plakaları düzenledim’ gibi çarpıcı açıklamalar yapmış...

    Tuncay Güney adı pek duyulmamış, kendi halinde bir gazeteciydi. Akşam gazetesinde muhabirlik yapmış, bir dönem de Samanyolu TV’de program hazırlayıp sunmuştu. Ancak 2001 yılında polise gelen bir şikayet, onu 7 yıl sonra başlayacak Türkiye’nin en geniş kapsamlı çete soruşturmasının kilit ismi yaptı. Güney hakkındaki şikayetin nedeni de şikayeti yapan isimler de son derece ilginçti. İşadamı Korkmaz Yiğit’in koruma müdürlüğünü yapan eski emniyet müdürü Ümit Bavbek ile iş ortağı Süleyman Gürleyen, Tuncay Güney’in kendini JİTEM elemanı olarak tanıtıp kendilerini dolandırdığını iddia etti. Polis bunun üzerine Güney’in İstanbul Taksim’deki bürosuna baskın yaptı, çok sayıda evrak, kimlik ve bilgisayar kayıtlarına ulaştı.

    Aynı belgeler Küçük’te


    Güney ile Ergenekon’u buluşturan ise, bilgisayarından çıkan 24 sayfalık ” Ergenekon- Analiz, Yeniden Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi “ belgesiydi. Belgenin üzerinde 29 Ekim 1999 ibaresi vardı. Ancak polis o dönemde işin içinden çıkamadı. Bu esnada Güney de Türkiye’yi terk ederek önce ABD’ye oradan da Kanada’ya kaçtı. 7 yıl sonra bu evrakların birer kopyası Veli Küçük ve Doğu Perinçek’in arşivinden de çıkınca Ergenekon soruşturması derinleştirildi.

    Açıklarsam yaşatmazlar

    Gazeteler ise Güney’in izini arayıp Kanada’da buldu ve kendisini Ergenekon soruşturmasının ”kilit ismi“ olarak tanımladı. Güney gazetelere verdiği mülakatlarda sürekli ” Çok şey biliyorum ama anlatırsam öldürürler “ şeklinde gizemli bir hava yarattı. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün bu operasyonu kendisinin 4 Mart 2001’de polise verdiği ifadesine ve bürosunda elde edilen belgelere dayandırdığını iddia etti. Peki bu kadar ’çarpıcı ve gizemli’ açıklamalar yapan, ’derin bilgilere’ sahip olduğunu iddia eden Tuncay Güney kim? 2001’de verdiği ifade, haham hakkında kayda değer bilgiler veriyor...

    “Cinsel sapmam vardı”

    (Polis sorgusunda verdiği kimlik bilgilerinin doğru olduğu söyleyen Tuncay Güney, özgeçmişi ile ilgili bazı ilginç bilgiler de aktarıyor): “... 5 Mayıs 1997’de askere gittim. 4 ay askerlik yaptıktan sonra cinsel yönden bozukluğum nedeni ile yani halk dilinde ’gey’ olarak söylenen cinsel sapmamdan dolayı beni erken terhis ettiler.”

    “Serhat’la 1 saat seks yaptık”

    (Baskında ofisinde Serhat Şahin Özgürbüz adına düzenlenmiş kimlik bulunması üzerine Güney polise şu ’özel’ bilgiyi veriyor): “Özgürbüz asker arkadaşım Fatih’in amcası. 4-5 ay önce Taksim’de Dünya Oteli’nde bir oda tutmuştu. Ben de ziyarete gittim; bir saat seks yaptık. Otelin parasını ödemediği için kimliği bende kaldı.”

    “Küçük’e hediye cip”

    (Güney şikayetle ilgili ise şunları anlatıyor): “2000 ağustosunda Ümit Bavbek ile Süleyman Gürleyen’le Beşiktaş’taki Veysel Kadayıfçıoğlu’na ait büroda buluştuk. Yanımda Teğmen Murat Oğuz vardı. Onunla 1997’de Kars Ardahan 9. Tabur Komutanlığı’nda askerlik yaparken tanışmıştım. ’Veli Küçük Paşa emekli olacak, ona eskort olarak kullanmak üzere Honda cip hediye etmek istiyoruz’ dediler. İleride yapacakları işlerde Küçük Paşa’nın kendilerine destek olması için bu cipi verdiklerini söylediler. Biz cipi teslim aldık. Ancak Küçük kendisiyle aralarını düzeltmek için hediye verdiklerini söyleyerek kabul etmedi. Bavbek ve Gürleyen’in bize 10 milyar lira borcu vardı, ona istinaden cipe el koyduk.”

    “Sahte kimlik basıyordum”

    (Güney, Asım Sefa Özler adına düzenlenmiş sahte kimlik belgesini ise şöyle açıklıyor): “Sahte kimlik kullanarak muhtarlardan ikametgah alıp, telefon kartı satın alıyordum. 2-3 ay kullandıktan sonra atıyordum, böylelikle fatura ödememiş oluyordum. Muhtarlar tanıdık olduğu için, kayıtlı olmadığım halde ikametgah alıyordum.”

    Sahte lise diplomaları

    (Polisin, ’Büronda 115 adet T.C. milli Eğitim bakanlığı Meslek Lisesi Diploması ibareli seri numarası bulunmayan boş diplomalar bulduk. Bunlarla ne yapmayı planlıyordun?’ sorusuna ise şu cevabı veriyor): “1996 yılında Akşam Gazetesi’nde çalıştığım zamanlarda Feriköy semtinde Şetat İş Merkezi’nde matbaacılık yapan Murat Çelik 115 adet sahte meslek lisesi diploması bastırdı. Bu diplomalara sahte soğuk damga vurduracaktı; beraber satacaktık. O tarihlerde lise mezunu olmayanlara ehliyet verilmeyecek diye söylentiler çıkmıştı. Sürücü kursları da araştırmadığı için sahte olduğunu anlamıyorlardı. Beraber müşteri bulup tanesini 100 milyona satacaktık.”

    Arazi satış senetleri

    (Güney, arazi sahtekarlığını ise polise şu sözlerle anlatıyor): “2000 yılı Ağustos ayında Murat Oğuz, Hasdal kışlasına tayin oldu. Kilyos tarafına bakıyordu, sorumlu komutandı, bir gün beni çağırdı ve ’Kısırkaya Köyü mevkiinde boş köy arazileri var; ben muhtarla konuştum, boş arazilerin haritasını çıkarttı. Bunları organize edelim, köy satış senedi yapılarak yasallaştırdıktan sonra üzerimize alırız’ dedi. Ben de ’tamam’ dedim... Murat Oğuz, Kısırkaya Köyü pafta 4’te bulunan parsel 93 ile 193 sayılı parselde bulunan araziyi köy muhtarlığı aracılığıyla özel şirket olan Mehmetçik İşletme Tesisleri’ne satışını yaptı. Daha sonra köy satış senedi çıkarıldı. Bu da Murat Akgün adına çıkarıldı. Sarıyer belediyesine fotokopileri verildi ve harçları yatırıldı. Aradan 1 yıl geçtikten sonra Milli Emlak’a başvurulacaktı.”

    “Sahte plakalı oto sattım”

    (Polisin, ’1 Mart tarihinde yaptığınız telefon görüşmesinde Rabia Güney ile görüştünüz ve 2 milyar liradan bahsettiniz. Bu parayı nereden aldınız, nereye verecektiniz?’ sorusuna ise yanıtı şu oluyor): “Rabia Güney benim eşim olur. Bahse konu 2 milyar satmış olduğumuz sahte plakalı otomobilin parasıdır. Bizim işimiz patlak verdiği için bu parayı geri ödemek için karar vermiştik, eşimden bu parayı onun için istedim.”

    “Murat’la hiç yatmadık”

    (Tuncay Güney polise, Teğmen Oğuz’un da gey olduğunu söylüyor): “Murat Oğuz da benim geydir ancak vücut yapılarımız uyuşmadığı için hiç yatmadık. Murat Oğuz’un postası vardı, ismi Ulaş, soyadını bilemiyorum, Elazığlı. Onunla yatıyordu. Benimle Ulaş arasında seks yapmak üzere bağlantı kurmak için ’Senin ince işini, yani Elazığ işini halledeyim’ diye konuştu.”

    http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...9&Categoryid=1


  4. #4
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Yeni Şafak'dan bir haber.

    ÖCALAN'IN TESLİM OLMA PAZARLIĞINI BEN YÜRÜTTÜM




    "Öcalan Bekaa'yı terk ettikten sonra Perinçek aracılığıyla "Teslim olmak istiyorum" mesajı gönderdi, ben de emekli Tuğgeneral Veli Küçük adına Öcalan'ın avukatı Doğan Erbaş ile teslim pazarlığı yaptım."
    28 Temmuz 2008 Pazartesi 12:31

    Ergenekon örgütünün kilit ismi Tuncay Güney'in polise verdiği ifadenin en çarpıcı bölümlerinden birinde PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Bekaa'yı terk ettikten sonra İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek aracılığıyla “Teslim olmak istiyorum” mesajı gönderdiğini, kendisinin de emekli Tuğgeneral Veli Küçük adına Öcalan'ın avukatı Doğan Erbaş ile teslim pazarlığı yaptığını iddia etti.

    Güney'in 2001'de gözaltına alındığında polise PKK-Ergenekon ve Öcalan'ın yakalanışı ile ilgili bilinenlerin aksine bilgiler verdi.

    Abdullah Öcalan'ın 'Teslim olma' şartlarını ve pazarlıklarını Öcalan'ın avukatı Doğan Erbaş'la görüştüğünü anlatan Güney, “Birinci görüşmemiz, Apo'nun Türkiye'ye teslim olması ile ilgiliydi” deyince polis, “Bir tek sen mi görüştün?” sorusunu yöneltiyor. Güney, 'Evet. Doğan Erbaş'la ben görüştüm. General Veli Küçük adına. Erbaş'la bil fiil ben görüştüm” cevabını veriyor. Polisle Güney arasında Öcalan'la ilgili şu diyalog geçiyor:

    VELİ PAŞA KABUL ETTİ

    T.G.: Ben, Doğan Erbaş, Adnan Akfırat, Doğu Perinçek. Bizden önce onlar görüşmüştü. Randevu saatim ikiyse onlar bir buçukta başlamıştı.

    Polis: Perinçek'in görüşmelere girmemesinin sebebi...

    T.G.: Perinçek, 'Ben böyle şeylerde yedi emin olmak istemiyorum' dedi. Biz konuşacağımız her şeyi konuştuk.

    Polis: Ayrıntıları anlat.

    T.G.: İlk konuştuklarımızı Veli Paşa'ya anlattım. Avukatla görüşmeyi kabul edip etmeyeceğimizi. Veli Paşa kabul etti. Biz yine Perinçek aracılığıyla ileteceğiz dedik.

    Polis: Görüşmeyi...

    T.G.: Evet, Abdullah Öcalan'ın hangi şartlarda teslim olacağını...

    ÖCALAN ŞARTLARI

    Polis: ... Masaya oturmayı kabul etti. (Abdullah Öcalan'ı kastediyor)

    T.G.: Evet kabul etti. Şartlarınız neler, dedik. Öcalan'ın teslim olmasının yazıya dökülen gayrı resmi şartları şunlardı: Şartlarından Avrupa'dan barış heyetleri gelecek, bunların kabul edilmesi. K. Irak'tan insanlar, gerillaların bir kısmı, 'itirafçı' olarak gelecek. Yani girecek köylerine dönecekler filan. Biz görmezlikten geleceğiz. Murat Karayılan gibi, Cemil Bayık gibi insanlar yurtdışına gidecekler. Kamplarımızı kısaltacağız. PKK, K. Irak'ta kalsın, Talabani ve Barzani'ye karşı sizin üçüncü kol gücünüz olsun. On bin gerillayı sekiz bine silahlı gerillayı üç bine düşürelim.

    KÜÇÜK'ÜN KOD ADI: ABBAS

    Öcalan'ın şartlarının kendisine Erbaş tarafından yazılı olarak verildiğini anlatan Güney'le polis arasında daha sonra şu diyalog geçiyor:

    Polis: Bunları yazıya döktünüz...

    T.G.: Tabii. Doğan Erbaş yazmış, verdi bana. Zaten bunları ben Paşa'ya hemen aynı gün verdim.

    Polis: Kendisi yazmış derken, avukat mı yazıyor, Apo mu yazıyor.

    T.G.: Öcalan'la onlar görüşüyorlar. Yazı yazması yasak. Öcalan avukata söylüyor. Ama 'biz' diyor, örgüt içindeki kriptoyu bildiğim için Veli Küçük'ün JİTEM'de kod adı 'Abbas'tır. Zaten Abbas diyor...

    Polis: Neden yazı yazması yasak.

    T.G.: O zamanlar yasaktı şimdi serbest olabilir. İlk görüşmelerde her şey yasaktı, gazete okuması dahi.

    Polis: Zaten daha sonra Apo İmralı'ya geldikten sonra, Erbaş'la görüştük. Bu üçüncü görüşmemizdi.

    DOĞAN ERBAŞ'LA GÖRÜŞÜN

    Veli Küçük'ün her görüşmeden sonra kendisine “Bunları yukarı intikal ettireceğim” dediğini anlatan Güney, Öcalan'ın teslim olduğu günleri şöyle anlattı: Üçüncü görüşmemizde zaman daralmıştı. Perinçek sık sık bizi arıyordu. Veli Paşa dedi ki Perinçek'e, “Getirdiğimiz mesaj, operasyon bizim çerçevemizden çıktı” dedi.

    Polis: Bir dakika. Birinci görüşmede Apo yakalanmamıştı. İkinci görüşmede Apo neredeydi.

    T.G.: Yakalanmamıştı. Daha Kenya menyadaydı.

    Polis: Üçüncü görüşmede...

    T.G.: Şimdi anlatıyorum. İmralı'ya geldi. Görüşmeden önce Perinçek bizi sıkıştırıyordu, “Erbaş'la görüşün” diye. Üçüncü görüşmede Apo gelmişti Türkiye'ye artık.

    KONTROLÜMÜZDEN ÇIKTI

    Güney, Öcalan'ın yakalanmasından bir süre önce Erbaş'la irtibatı tamamen kopardıklarını belirtiyor.

    Polis: Ha sizin yakalanmasında hiçbir etkiniz yok.

    T.G.: Hayır. Hiçbir etkimiz yok. Bilmiyoruz. Gazetelerden okuduğumuz şeyler. Öcalan Bekaa Vadisi'nden çıkıp uçakla dünya üzerinde turlamaya başladığı andan itibaren olay bizim kontrolümüzden çıktı. Yunanistan konsolosluğu dediler, Kenya dediler, o zamandı. Veli Paşa mesaj olarak, 'Operasyon kontrolümüzden çıktı. Müdahale edemeyiz' dedi.

    PKK İLE İLİŞKİYİ KESİN

    Erbaş'la üçüncü görüşmeyi Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesinden sonra yaptıklarını anlatan Güney, “Apo görüşmede örgüt bu saatten sonra kontrolümden çıkar” demiş.

    Polis: Veli Paşa bu görüşmeden sonra son noktayı nasıl koydu.

    T.G.: Yukarıyla görüştüm. Bundan sonra Erbaş'la görüşmeyeceksiniz dedi. Kendisini MİT'in ve Özel Kuvvetler Komutanı'nıntakip ettiğini söyledi.



    İlk sözü 'Türkiye'nin hizmetindeyim' olmuştu

    Suriye'den çıktıktan sonra gitmek istediği tüm ülkeler tarafından geri çevrilen Öcalan, Atina Havaalanı'nda yakıt ikmalinden sonra Kenya'ya gitmek üzere havalandı. CIA'nın, Öcalan'ın gelişinden anında haberdar olduğu iddia edilmişti. Öcalan, 2 Şubat'ta Nairobi'ye indi. Nairobi'de önce bir otele yerleşen Öcalan, yakalanma korkusuyla Yunanistan Büyükelçiliği'ne sığındı. Ankara'da ise aynı günlerde bir operasyon planı hazırlandı. Öcalan Yunan Büyükelçiliği misafirhanesinden çıkartılıp bir konvoyla hareket ettiğinde operasyon için düğmeye basıldı. Türkiye getirildiğinde uçaktaki ilk sözü “Türkiye Cumhuriyeti'ne hizmet etmeye hazırım, emrinizdeyim” dedi.



    Küçük, PKK ve Apo'nun teorisyenidir

    Tuncay Güney ifadesinde Yalçın Küçük ve PKK ilişkisi için şunları söylüyor: “Yalçın Küçük, Doğu Perinçek'e diyor ki 'Ben ona (Apo'ya) kendim, Cumhuriyetin 74, 75. yılında dedim 'Gel ben Birleşmiş Milletler uçağını ayarladım. Beraber gidelim Türkiye'ye teslim olalım. İndiğimizde de uçaktan karanfiller at silahı da iki kere at yere. At teslim ol. O zaman, şimdi o tren geçti.' Daha doğrusu bu Sakine Cansız'la Yalçın Küçük'ün ortak görüşü. Paris'teyken hep bunu görüşüyorlar. Yalçın Küçük Suriye'de Apo'nun yanındayken falan... Doğu Perinçek'e böyle diyor: 'Ben böyle böyle yapalım demişim, üstünden bir yıl geçti bak, ben geldim, o gelmedi. Gelseydi böyle olmazdı, sonu bu saatten sonra daha kötü olacak' diyor.”

    PKK MÜTTEFİK KUVVET

    Güney'in, saatler süren ifadesi boyunca çarpıcı iddialar ileri sürüyor: “Veli Paşa, PKK için 'müttefik kuvvetler' diyordu. Onlarla ilişki kurulmasını söylüyordu. 'Örgüt benim şeyimden çıkarsa büyük eylemlere kalkışır, ABD veya Avrupa gibi ülkelerin üzerlerine giderler. Beni de tasfiye ederler. Konuşmalarınızda temkinli hareket edin, örgütü rencide etmeyin.” Polis, ifade arasında Güney'e, “Doğan Erbaş sizin kontrolünüzdeydi” diyor. Güney de “Evet. Her şeyi bizim kontrolümüzde” cevabını veriyor.



    Doğu Perinçek aracı oldu

    Polis: İlk irtibat nasıl sağlandı

    Tunay Güney: Öcalan adamlarından biriniPerinçek'e gönderip Yalçın Küçük'le görüşmesini istiyor. Perinçek bana söyledi. Ben de Veli Küçük'e ilettim.

    Polis: Neydi görüşmenizin ana konusu?

    T.G.: Doğan Erbaş. Apo'nun avukatlarından. Veli Küçük'ün isteği üzerine gidip görüştüm Doğan Erbaş'la. 'Öcalan teslim olmak istiyor' dedi.

    Polis: Ne zaman.

    T.G.: İtalya'ya şey yaptığı ayyuka çıkmışt.

    Polis: İtalya'dan çıkmış nereye gidiyordu.

    T.G.: Daha gitmemişti, Rusya'dan İtalya'ya geçti dedikoduları vardı. İtalya'da patladıydı hani. 'Aradık, arıyoruz' dedikoduları çıktığındaydı. Uydudan tespit olayları vardı. İşte o günlerde Perinçek'in odasında biz görüşmeler yapıyorduk.

    (YENİ ŞAFAK)


  5. #5
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Habertürk.com'dan bir haber.

    Ergenekon hahamı şimdi de şövalye oluyor!HABERTURK.COM'a Zion tarikatı üyesi olduğunu açıklayan Tuncay Güney, 17 Ekim'de gizli bir törenle şövalye kılıcını alacak. TUTKUN AKBAŞ'IN ÖZEL HABERİ

    08.08.2008 10:42


    Ergenekon soruşturmasının kilit ismi Tuncay Güney, 17 Ekim’de yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinde gizli bir törenle “şövalye” oluyor. Ergenekon hahamı olarak Türkiye’de gündeme gelen ve Yahudiliğe geçtiğini söyleyen Güney, HABERTURK.COM’a Zion isimli bir tarikata üye olduğunu açıkladı.
    Tuncay Güney, Jacob House isimli bir sinagogta haham yardımcısı olarak çalıştığını iddia ediyor. Ancak bu organizasyonun asıl isminin “B’nai Yakov” olduğu, bunun da Yakup’un ordusu manasına geldiği öğrenildi. Kanada’daki tüm resmi kurumlarda da Tuncay Güney’in bağlı olduğu Yahudi organizasyonu “B’nai Yakov” olarak geçiyor.
    Zion tarikatı Dan Brown’ın çok satan Da Vinci Şifresi’nde de geçiyor. Ancak iki farklı Zion tarikatı olduğu da biliniyor. Mesih’i bekleyen bir grup oldukları bilinen Güney’in tarikatı, “Tanrı’nın İsrail’ine” inanıyor, evanjelistlerle ve birçok yahudi gruplarla ittifak halinde bulunuyor.
    Bu arada Zion tarikatı üyesi olduğunu açıklayan Güney, kısa bir süre önce de, ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kisinger’ın Zion adlı tarikatın başkanı olduğunu açıklamış, “Bu tarikatla bağlantılı çok şey var. Perinçek herşeyi biliyor. Ben doğuştan Musevi'yim.” demişti.
    Tuncay Güney Zion tarikatı olarak tanımladıkları organizasyonun merkezinin ABD’de olduğunu söyleyerek, 17 Ekim tarihinde yapılacak gizli törenle ilk kez bir Türk’ün bu tarikata üye seçileceğini de söyledi.
    “B’nai Yakov” isimli Zion tarikatına bağlı yapı siyasal ve yüksek din hareketi statüsünde kabul görüyor. Güney kendilerini, “Biz seçilmiş Tanrı çocuğuyuz, İshak’ın soyuyuz, Sara’nın, özgür kadının çocuğuyuz, biz köle millet değil, soylu insanlarız” şeklinde ifade etti.
    Tuncay Güney’in şövalye olacağı B’nai Yakov adlı organizasyon tarafından 2 ay önce ilan edildi. 17 Ekim’de düzenlenecek törenle Güney’e üstünde Davut yıldızı olan şövalye kılıcı verilecek. İlk kez de bir Türk şövalye seçilmiş olacak. Törende özel bir kıyafet giyecek olan Güney’e bir de yemim ettirilecek. Yemininde “Nil’den Fırat’a, Fırat’dan Nil’e, Nil’den Sina’ya, Sina’dan Hira’ya kadar bu kılıcı kullanacağıma….” şeklinde devam eden bir metin okuyacak. Şövalye olduktan sonra Güney Kuzey Amerika bölgesinden sorumlu 25 kişilik bir heyetin üyesi de olacak. Üye seçildikten sonra da gerek imza yetkisi, gerekse de bütçesi olacak.
    Bu arada Tuncay Güney, B’nai Yakov adlı organizasyonda şövalye olacağının ilan edildiği gün de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ilginç sözler sarfeden Güney, şunları söyledi: “Kavgalarını tüm dünyaya yaymak istiyorlar. Ellerinde pankartlarla sokaklarda yürüyüş yapıyorlar ve pankartlarında şu yazıyor: ‘Özgürlüğün canı cehenneme’’. Batı medeniyetlerinin kendilerine verdikleri haklar ve hürriyetleri kullanarak, Batı medeniyetlerini yok etmeyi amaçlayan bu nesil demokrasiyi şeytan icadı ilan ediyor. Demokrasiyi ve ona inananları düşman ilan ediyor ve bunları yer yüzünden silmeye yemin ediyorlar. Özgürlükleri günah olarak adlandırıp, özgürlüklere inananların tümünü öldürmeye yemin ediyorlar. Kendi dinlerinden olmayanların tümünün kafalarını keseceklerini söylüyorlar.”
    İşte Güney’in konuşmasını yaptığı sinagogtan fotoğrafları:






  6. #6
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Radikal'den bir haber.

    Tuncay Güney'in evinde bulunan dosya'lar hakkında.


    İnsanın kanını donduran sırlar


    05 Nisan 2008 Cumartesi 11:54
    İlk kez Tuncay Güney'in evinde yakalanan belgeler ortaya çıktı. Bilgiler insanın kanını donduracak cinsten... İşte o belgelerde yazanlar..

    Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, en uzun ve detaylı şekilde sorgulanan zanlılarındandı. İlk kez Tuncay Güney'in evinde ele geçirilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi 29 Ekim 1999 İstanbul' başlıklı metin hakkında en detaylı sorular ona soruldu.
    İşte gizli Ergenekon belgelerin içeriği:

    KİMLERDEN OLUŞUYOR?

    Gizlilik önkoşul: Ülkenin ekonomik ve sosyal kararlılığını sağlar. Bunun başarılabilmesi için ise; gizlilik önkoşuldur. Enformasyon gizliliğinin çok kritik olduğunun bilincine varılabilmesi çok büyük önem taşır.

    Seçkinlerden oluşur: "... Ergenekon, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değerli personeli dışında entelektüel ve her meslekten seçkinlerinde içinde yer alacağı 'sivil' personelden yararlanmakla karşılaştığı ve bundan sonra karşılaşacağı en önemli sorunların üstesinden gelmekte güçlük çekmeyecektir. "

    Yurtdışı eğitim yasak: Ergenekon bünyesinde yurtdışında eğitim görmüş personel bulundurulmaması zorunludur.

    SUİKASTÇİ BİR ÖRGÜT

    Terörle ilişki: Terör grupları mutlaka kontrol altında tutulmalı, gerektiğinde 'naylon terör grupları' oluşturularak terör dünyasına yön verilmeli ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyun içerisinde mutlaka yer alınmalıdır.

    Örgütlerle işbirliği: Benzer idealler doğrultusunda faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası legal ve illegal örgütlerle işbirliğine yönelmek zorunluluktur.

    Tek yol suikast: Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise; iki yolu vardır: 1- Suikast 2- Dez-enformasyondur... Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mubah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için; geriye kalan tek yol suikasttır.

    JİTEM DENEYİMİ ÖNEMLİ

    Üniversiteli kadrolar: Türkiye Cumhuriyeti'nin temel varlık nedeni Kemalizm'e özümseyerek inanmış, Atatürk ilke ve prensiplerine sahip çıkmanın önemini kavrayabilmiş, personel kazanımı ise; çok daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkar. Ancak, ordu birliklerinde yer alan askerler ile üniversitenin birinci ve ikinci sınıflarında öğrenim gören gençler, yararlanılabilecek pozitif bir kaynaktır.

    JİTEM deneyimi: Ergenekon benzer bir örneği kendi içinde JİTEM gerçeği ile yaşayarak yeterli deneyim elde etmiştir. Ergenekon içinde sivil personelden yararlanılması düşüncesinin doğuracağı önyargılı endişeler karşısında sağlıklı bir analiz yapılacak olduğunda: JİTEM deneyimi ve bugün Ergenekon içinde mevcut sorunlar dikkate alındığında endişeler kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

    KİMSEYE GÜVENİLMEYECEK

    Güven yok: Ergenekon merkez yönetiminde yer alacak eleman sayısı olabildiğince az olmalıdır. Yine örgüte kazandırılacak elemanlara hiçbir zaman sonsuz bir güven duyulmaması, istihbarat sanatının bir gereğidir. İllegal çevrelerden seçilecek elemanlar, etnik ve siyasal ideoloji açısından, örgüt ideolojisi ve amaçlarına en yakın uygunluk gösterenlerden tercih edilmelidir.

    Profesyoneller:  Genç, yetenekli, eğitimli ve donanımlı personel arasından seçilecek üç kişi Ergenekon içinde (üniteler arası) ve örgüt dışında örgütü temsilen hareket edebilmeli ve teması sağlamalıdır. Bu kişiler örgüt içinde görev almamalı, örgüt dışında legal bir işte istihdam edilmelidir. Profesyonellerden yararlanılması pozitif bir yoldur.

    STK'LARI ELE GEÇİRME PLANI

    'Sivil' örgütlenme: Ergenekon'un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı vardır. Sivil toplum örgütleri aracılığı ile dünya kamuoyu kolayca etki altına alınarak yönlendirilebilir. Ergenekon, Türkiye' de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına almalıdır.

    Çekirdek kadrolar: Ergenekon, örgütün başkanına doğrudan bağlı olan dört daire komutanlığı ile iki sivil başkanlıktan oluşmalıdır. Toplam altı ünitenin komutan ve başkanlarının bir asistanı ile bir de bölüm uzmanından oluşan iki yardımcısı olmalıdır. Ünitelerin iki komutan ve başkanlarının yanında görev alacak bölüm uzmanı, illegal faaliyetlerin yurtiçi ve yurtdışı hukuk platformunda legal gibi gösterilebilmesi düzenlemelerinden sorumlu olacaklardır... Bu ünitelerin komutan ve başkanları, birbirlerinin görev ve sorumluluk alanlarını bilmemeleri esası, Ergenekon'a istihbarat örgütleri içinde ayrıcalıklı bir özellik ve güvenlik kazandıracaktır. Bu altı ünitede görev alacak ajanlar, kendi bölümlerinin komutan ve başkan asistanları dışında diğer üniteler ve personel ile hiçbir şekilde irtibat kuramamalıdır.

    KENDİ ADAMINI ANINDA ÖLDÜRÜYOR

    Silahlı birimler: Üniteler arasında enformasyon değerlendirmesinde ayrıcalık tanınabilecek tek bölüm 'Operasyon Dairesi Komutanlığı'dır... Bu dairenin varlığından Ergenekon Örgütü Başkanı Komutanı'ndan başka hiç kimsenin bilgisi olmaması kesin bir gerçekliliktir.

    İç infaz meşru: Operasyon alanı içinde bulunmak, operasyon esnasında temizleme ve ortadan kaldırma gibi işlemlerde doğabilecek sorunları çözümlemektir. İkinci bir görevleri, karşı istihbarat örgütlerine geçen, yakalanan veya operasyon amacına aykırı hareket eden herhangi bir ajanı öldürmektir.

    Merhametsiz ajanlar: ... Kontrol Dairesinde görevlendirilecek ajanlar, mutlaka TSK bünyesinden ve özel operasyon ünitelerinden çok dürüst, güvenilir kişilerden seçilmelidir. Bu ajanlar merhametsiz olmalı ve bağımsız görev yapabilmelidir. Emirleri doğrudan Ergenekon Komutanı 'ndan almalıdırlar, üst düzey yöneticiler ve örgüt personeli ile ajanları tarafından bilinmemelidirler....Kullanılacak her ajan eğitimden geçirilmelidir.

    TSK'da faaliyet: TSK bünyesinde faaliyet göstermekte olan Ergenekon'un yeni bir yapılanmaya yönelme zorunluluğu ve gereksinimi vardır.

    BANKAYA "HACKER" SOKUP PARA AKTARMA PLANI

    Ergenekon belgesinin önemli bir kısmını finansal kaynaklar için yapılacak illegal seçenekler oluşturuyor. Örgüt banka kurmayı bile düşünecek kadar cüretkâr. Finansal faaliyetlerin bazıları şöyle:

    Banka kurmak: Ergenekon, doğrudan kendi örgütüne bağlı holdingler ve bankaları süratle kurup ideolojiye uygun ekonomi-politik denge sağlayabilmelidir.

    İlaç sanayi: Çok yüksek kar sağlayan legal ticari faaliyet alanları arasında ilaç ve kimya sanayii en baş sıralarda yer elen sektörlerdir. Aynı şekilde hava kargo taşımacılığı çok önemli bir yer işgal eder. Bu alandaki ticari faaliyetler, para aklanması için de çok uygun alanlardır.

    Bankalardan para aktarma: Finansal kaynaklar yaratılabilmesi için, orta ve büyük ölçekli A.Ş: yapılanmasındaki şirketlerden yararlanılması, onların içine sızılması, elde edilecek banka işlemleri hesap ve şifre kodları ile yine uluslararası bankalar ile yurtdışındaki çeşitli ülke bankalarına sızdırılmış ajanlar aracılığı ile hesaplardan para aktarımı yapılmalıdır. Bu operasyonlar 2/3 gün içinde tamamlanmalıdır. Böylece hesaplarla kimin oynadığı anlaşılamaz. Bu işlemleri başarıyla ve çok basitçe çözümlemek mümkündür ve bu işlemler için 'Hacker' tanımlamasıyla anılan pek çok bilgisayar hırsızı vardır. Bunlardan yararlanılmalıdır

    MEDYAYI ELE GEÇİRME ARZUSU

    Şirketler: Ergenekon'un kuracağı legal ticari şirketler, deşifre olmadıkları sürece yaşatılmalı, geliştirilerek, güçlenmesi sağlanmalıdır."

    Arazi mafyası: Ergenekon, hazine arazilerinden bu anlamda değil ama, spekülatif kazanç anlamında yararlanarak kaynak yaratmalıdır... Ergenekon, hazine arazileri üzerinde yeni organize sanayi alanları ile yeni toplu konut alanlarının oluşturulmasından spekülatif kaynaklar yaratmalıdır.

    Medya oluşturma: ...Ergenekon, medya kuruluşlarını kontrol etme yönündeki faaliyetlerini kendi medya kuruluşlarını oluşturmak zorunludur.

    Özetle: Ergenekon'un üretim tesislerine, ticari holdinglere ve bankalara ihtiyacı vardır. Hem de doğrudan ve mutlak sahibi olarak. Medya, uluslararası ticaret, Bankacılık alanlarında deneyimli, Kemalist ideolojiye uygun sivil personele ihtiyaç vardır.

    Kaynak: Radikal


  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    GORA'da ki şu replik çok hoşuma gider; ".ötünüzden element uydurmayın"
    Haa bu replik tam bu adam için söylenmiş galba.

    Geçen sözlükte bi yorum gördüm çok hoşuma gitmişti.
    Bik bik konuşan bu adam için biri; "Bu adam cidden şizofren, hala neyini kaale alıyorsunuz. Kendi halinde konuşuyor" falan gibi birşeyler yazıyordu.

    Ayrıca Ergenekon için "ABD-İsrail oyunu, Fethullahçı zihniyetin planı" vs.vs.vs. söylentileri ortada iken bu adamın da geçmişine bakınca insan "bi ilerle" diyor.

    Zira bu adama bakınca ortaya şunlar çıkıyor;
    Fethullahçı, STV, mossadla ilginç ilişkileri, İsrail, ABD falan.

    Bakalım bu arkadaş kafası kopmuş tavuklar gibi dolanırken daha neler zırvalayacak ailecek merak içindeyiz.

    +

    http://www.turkforum.net/678773-tuncay-guney-in-cia-nin-turk-musluman-dusmani-psikolojik-harekatindaki-gorevleri.html burada açmışlar konusunu.
    Yazdığı makelelerde ki alıntılara bakınca neye hizmet ettiği ve halt bi insan olduğu ortaya çıkıyor.

    +

    TUNCAY GÜNEY MOSSAD AJANI MI?"Interpol tarafından kırmızı bültenle aranıyor!"

    Kanada’da hahamlık yapan Ergenekon operasyonunun ‘kilit ismi’ Tuncay Güney’in, Mossad ajanı olduğu iddia ediliyor. Mısır’ın başkenti Kahire’de devam eden bir casusluk davasında gıyabında yargılanan ve 15 yıl hapse mahkum olan ‘Tuncay Bubay’ isimli Mossad ajanının aslında Tuncay Güney olduğu öne sürülüyor.
    Geçtiğimiz günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin tarafından, tamamlandığı açıklanan 2455 sayfalık Ergenekon iddianamesinde ‘sanık’ veya ‘tanık’ olarak yer almayan Tuncay Güney’in, MOSSAD ajanı olduğu öne sürüldü. Bilindiği gibi Güney, ‘dolandırıcılık’ suçlamasıyla 2001 yılında polisin tarafından gözaltına alındığında, iş yerinde yapılan aramada bazı belgeler ele geçirilmiş ve bu belgeler altı yıl sonra başlatılan Ergenekon operasyonuna kaynak teşkil etmişti.





    “Türkiye’de devşirildi”
    Voice Of America, El Cezire, The Daily Star Egypt ve Daily News Egypt gibi internet sitelerinde yayınlanan haberlere göre, olay şöyle gelişti: Mısır istihbaratı 2002 yılından beri, Muhammed Essam Günam El Attar ve onu devşiren biri İsrailli, ikisi TC – İsrail çifte vatandaşı olan üç Mossad peşindeydi. Türk ajanlar, El Attar ile, El Ezher Üniversitesi’nde öğrenci iken 2001 yılında Türkiye’ye turist vizesiyle giriş yaptığı sırada temasa geçti. İsrail istihbarat teşkilatı Mossad adına çalışan Türk vatandaşları Kemal Kosba ve Tuncay Bubay, Mısır ve Türkiye’de yaşayan Araplarla ilgili bilgi sağlaması için El Attar’ı ikna ettiler. El Attar’ı önce Ankara’ya götüren Türk ajanlar, daha sonra 2003 yılında onu Kanada’ya gönderip bu ülkenin vatandaşlığına geçirdiler ve bir bankada işe yerleştirdiler. El Attar, bankanın bilgi işlem sistemini kullanarak, Mısırlı vatandaşlarının ve diğer Araplar’ın finansal işlemleri hakkında Mossad’a bilgi sızdırıyordu. Üç yıl boyunca Kanada ve Türkiye arasında mekik dokuyan El Attar, Mısırlı diplomat ve işadamlarına ‘kadın’ bularak ilişki kuruyor ve topladığı tüm bilgileri Mossad'a aktarıyordu. El Attar’ın işsiz ve eşcinsel Arap gençlerini menfaat karşılığında kullanarak İsrail için bilgi topladığı da iddialar arasındaydı.





    “O bir eşcinsel ve siyonist”
    Mısır Başsavcısı Hişam Bedevi önderliğinde 5 yıl süren operasyon, ailesini ziyaret etmek için ülkesine dönen El Attar’ın, 1 Ocak 2007’de Kahire’de yakalanmasıyla son buldu. Mısır medyası, İsrail hesabına çalışmakla suçladığı El Attar’ın, eşcinsel ve siyonist olduğunu ileri sürerken, 1973’te İsrail’e karşı savaşan pilot babasının oğlunu reddettiğine ilişkin haberlere de sayfalarında yer verdi. Polisteki ifadesinde, savcılığın elindeki bilgileri doğrulayan El Attar, kendisini Türkiye’de Mossad ajanı yapan kişinin ‘Daniel Levi’ olduğunu söyledi. Fakat çıkarıldığı ilk duruşmada, kendisini izleyen gazetecilere itirafının işkenceyle alındığını söyledi. Kahire Savcılığı ise bir kez daha, El Attar’a Mısır’a karşı ajanlık yaptıran kişilerin Kemal Kosba ve Tuncay Bubay adlı Türk Mossad ajanları olduğunu öne sürdü.



    Mısır, ‘kırmızı bülten’ çıkardı
    Mısır, El Attar’ın casusluk davasının devam ettiği günlerde, İsrail hesabına casusluk yapmakla suçladığı ikisi Türk asıllı üç İsrail vatandaşının yakalanması için İnterpol’e başvurdu. Adının açıklanmasını istemeyen bir savcılık yetkilisi Fransız haber ajansı AFP’ye, "Mısır, kayıp olan üç Mossad ajanının, aynı şebekenin daha önce ele geçirdiğimiz Mısırlı üyesi Muhammed Essam Günam el Attar ile birlikte yargılanmak üzere yakalanması için İnterpol’e resmen başvuruda bulunmuştur" diyordu. AFP’nin haberi, 6 Şubat 2007 tarihli Türk gazetelerinde de yer aldı. Kısaca Mısır, Mossad ajanı olmakla suçladığı Kemal Kosba ve Tuncay Bubay isimli iki kişinin yakalanması için ‘kırmızı bülten’ çıkardı.


    İki Türk’e 15 yıl hapis cezası!
    Casusluk davasının 22 Nisan 2007’de görülen karar duruşmasında El Attar’ın avukatı İbrahim el-Basyuni, müvekkilinin baskı ve işkence altında suçlamaladı kabul ettiğini bir kez daha tekrarladı. Ancak mahkeme, Muhammed El Attar'ın 15 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Öte yandan, El Attar'a yardım ettikleri öne sürülen ve Mısır'ın İnterpol aracılığıyla Türkiye'den istediği hem Türk, hem İsrail vatandaşı Kemal Kosba ve Tuncay Bubay da gıyaplarında yargılandı. İki Türk, ‘Mısır aleyhine casusluk yaptıkları’ gerekçesiyle 15'er yıl hapis cezasına çarptırıldı.



    İsrail ise El Attar'ın kendilerine çalıştığını reddetti. Daha önce de sahte Kanada pasaportu kullanan iki Mossad ajanının Ürdün'de suikastlara karışmasının ardından Kanada hükümeti, İsrail'e nota vererek durumu protesto etmişti. Hatta El Attar’ın yakalanmasından sonra, Kanada’da yayımlanan The Gazette isimli bir gazetedeki makalede, son 30 yıldır İsrail istihbarat örgütlerinin kendilerine sahte Kanada pasaportu yapmak gibi sağlıksız bir alışkanlıkları olduğu eleştirisine yer verildi.


    “Aradıkları casus Tuncay Güney”
    Çok önemli bir kaynaktan edindiğimiz bilgiye göre Tuncay Güney, Daniel Levi ve Tuncay Bubay kimliklerini kullanıyor. Bize gelen bilgiler ve eldeki bulgular birbiriyle fazlasıyla örtüşüyor. Mesela, 2001’de Tuncay Güney’in evinde yapılan aramada çok sayıda sahte kimlik bulunduğu zaten biliniyor. El Attar’ın 2001’de İstanbul’a gelmesi ve Tuncay’ın o tarihten sonra ortadan kaybolması, her ikisinin de eşcinsel olması, Kanada’da yaşamaları ve sahte isimdeki benzerlik ilginç detaylar. Daha da ilginci, Sabah gazetesine verdiği röportajda, Tuncay Güney’in Kanada’da çok sıkı şekilde korunduğu belirtiliyordu. Haham maaşıyla iki korumanın masrafını karşılaması imkansız. Kahire’deki mahkemeden ya da Interpol’den alınacak bir bilgi, bu iddia ile ilgili kuşkuları da ortadan kaldıracaktır.

    http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2008/07/16


  8. #8
    turkmenmen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-06-2007
    Mesajlar
    2,481
    Karizma Gücü
    0
    bilgiler için teşkkürler. ne adammış be
    EFELİK MERTLİKTİR,
    KALDIRDINMI KOLLARI BEREKET GETİRİR,
    ÇIRPTINMI ELLERİ YÜREKLERİ TİTRETİR,
    VURDUNMU DİZLERİ YERİ GÖĞÜ İNLETİR !!!


  9. #9
    _Yeliz_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-10-2007
    Mesajlar
    3,162
    Karizma Gücü
    5
    bana bunları anlatan bi adamı(!) 'sen nerden biliosun bu kadar şeyi' diye en önce hapse koyardım ben =))

    Muhakkak ki Allâh haddi aşanları sevmez. (Maide Suresi, 87)

    akp olmadan dinimi, mhp olmadan ülkemi, chp olmadan Atatürkü sevebilirim

    fotolarım(arkadaşlara özel)

  10. #10
    eFe.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-11-2007
    Mesajlar
    582
    Karizma Gücü
    0


    Türkiyede gelinen son nokta, arkada ABD ve İSRAİL bayrağı ve bu adamın sözüne onlarca vatansever tutuklandı, kimi cezaevinde öldü kimisi sakatlandı...

    Ne diyelim...

    Allah büyük.


    "Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir."

    ATTİLA


 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Güney Asya'ya Sanat'tan destek!
    2005 Konuları bölümünde volkanswat tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 03.02.05, 15:51
  2. Güney Kıbrıs'ta 21 bin EOKA'cıya madalya
    2005 Konuları bölümünde Digital Planet tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 30.01.05, 17:09

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •