Hiç düşündünüz mü, Demokratik Toplum Partisi 30 Mart sabahına elindeki birçok belediyeyi kaybetmiş olarak çıksa ne olur? Kürtlerin yüzde 80'inin oy vermediği, yüzde 6'dan daha fazla oy almayı bir türlü başaramayan bir parti DTP.
Buna rağmen Kürtlerin yegâne siyasi temsilcisi olma iddiasını sürdürebiliyor. Yerel seçimlerde yaşanacak bir yenilgi, yıllardır süren illüzyonun ve diğer siyasi partiler aleyhine yaşanan haksız rekabetin bitmesi anlamına geliyor. Varlığını devlet cihazının sert müdahalelerine ve bilhassa kapatmalarına borçlu olan siyasetin sonu gelebilir. Halkın kapattığı partiler, geçmişlerine, mal varlıklarına, yarı açık teşkilatlarına rağmen bitkisel hayatın ötesine geçemiyor.

Bu ihtimal DTP'lilerin uykusunu kaçırıyor. Partiyi, halk kapatmadan yine devlete kapattırabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. DTP'nin güvercin kanadındaki değişikliğin sebebi de bu ihtimal olabilir. "Siyasi mevta haline gelmektense son çareye başvurmayı deniyorlar" tezi yabana atılmamalı. Barış ortamında yapılacak bir seçimde sadece AK Parti değil, DTP dışındaki Kürt siyasi hareketleri de kendini gösterme imkânı bulabilir. Şiddeti dışlayan çözümler öneren Kürtlerin en büyük şikâyeti, gerilim ortamlarında seslerini duyuramıyor olmaları. Gerginliğin artması en çok onların aleyhine işleyen bir kısır döngü. DTP gerginliği büyütüyor, gerginlik DTP'nin varlık sigortası olmaya devam ediyor.

Seçmen davranışlarını analiz ettiğimizde, mağdur parti olgusunun etkisi açıkça ortaya çıkıyor. Halkın asıl tepkisi ise mağduriyeti o partinin şahsında kendinin yaşadığını düşünmesi. Seçim öncelerinde bilhassa Diyarbakır mitinglerinde, inip kalkan her polis copunun DTP türevi partilere oy halinde döndüğünü defalarca yaşadık. Yine aynı senaryo ile karşı karşıyayız. Bu defa iki açıdan şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Diyarbakır valiliği sırasında çok büyük bir provokasyonu 'cana geleceğine cama gelsin' yaklaşımı ile boşa düşüren Efkan Ala şu anda Başbakanlık Müsteşarı. Yani olaylara doğru yaklaşımlar getirip bürokrasiyi yönlendirebilecek en tepe noktada. Yeni Vali Hüseyin Avni Mutlu da selefi gibi halkın arasında ve nabzı iyi tutabilen biri. Hafta sonu gerçekleşecek mitingde yaşanabilecek provokasyonların bu iki sağduyulu bürokratın yaklaşımıyla amacına ulaşmayacağını tahmin ve umut ediyorum.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ziyareti sırasında kapanan kepenkleri ölçü kabul edip tavır geliştirmenin yanıltıcı olacağını düşünüyorum. 2006 Nisan'ında Diyarbakır sokaklarında yaşananlar yorum için yol gösterici olacaktır. Birincisi o gün kepengini kapatmayıp zarar gören esnaf bundan ders çıkarmış ve çalıyı dolaşmaya karar vermiştir. İkincisi, o olayları yaşayan Diyarbakır, 22 Temmuz 2007'de AK Parti'ye yüzde 41 oy vererek iradesine ipotek konulamayacağını göstermiştir. AK Parti'nin, DTP'nin güçlü olduğu illeri kazanabilecek performansı gösterdiğini söylemek zor. Ama CHP'nin ve DTP'nin tavrı tersinden yol gösterici olabilir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un bölgeye ziyaretine, Başbakan'ın gidişinden farklı tepki konulması siyasi boyutun ön planda olduğunu gösteriyor. CHP'nin tribün amigosu gibi 'vur, kır, parçala' tezahüratı da siyasi kaygılarla yapılmış bir manipülasyon gibi görünüyor.

Çok partili siyasi hayatın temel direği partiler. Bütün partilerin halk tarafından yaşatılması veya kapatılması demokrasinin olmazsa olmazı. Aksi zaten uygulanamıyor. Devletin kapattığı partiyi halk başka tabelalarla tekrar açıyor. Halkın kapattığı veya itibar etmediği partileri ise ihtilal rejimleri bile yaşatamıyor. DTP'nin geleceğine, bırakın halk karar versin. Nasıl olsa son sözü o söylüyor