İddianame okundukça, sanıklar geriliyor
Ergenekon terör örgütü davasının 2 bin 455 sayfalık iddianamesi okundukça sanıkların kimyası bozuluyor. Savcının sözü sanıkların bulunduğu bölümden atılan laflarla kesiliyor.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün önceki gün savcıya bağıran Doğu Perinçek'i, azarlamasından sonra benzer manzaralar dünkü duruşmada da yaşandı. Şengün, sanıkları sık sık uyararak, adab-ı muaşeret kurallarını hatırlattı. Sanıklardan emekli Binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, soruşturmada ele geçirilen malzeme ve silahlara ilişkin iddianamedeki bir bölüm okunurken "Genelkurmay'dan aldığınız belgelerle mi konuşuyorsunuz?" diye bağırdı. Bunun üzerine salon dışına çıkartıldı. Telefon görüşmelerine ilişkin bölüm okunurken de savcı, küfürlü söz bulunduğunu belirterek, burayı geçeceğini söyledi. Bu sırada sanıklardan birisi ayağa kalkarak söz konusu yerin okunmasını istedi. Başka bir sanık da karşı çıktı: "Ne alakası var iddianame ile!" Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen Ergenekon terör örgütü davasının 4. duruşması saat 09.00'da başladı. Duruşmaya, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de yer aldığı 46 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Sanıkların avukatlarının da hazır bulunduğu oturumda, başka suçtan tutuklu olan Semih Tufan Gülaltay ve rahatsızlığını gerekçe gösteren Sedat Peker duruşmaya gelmedi. Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu da mahkeme salonundaki yerini aldı. Sanıkların yerlerini almasının ardından katılan sanıklar ile avukatların isimleri tespit edildi. Bu işlemin ardından iddianamenin okunmasına geçildi. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, soruşturmada ele geçirilen malzeme ve silahlara ilişkin iddianamedeki bir bölümü okurken bazı tutuklu sanıklar oturdukları yerden "Yalan, yalan... En kısa zamanda ispatlayacaksın bunu!'' diye tepki gösterdi. Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, bir daha aynı şekilde müdahalede bulunan sanıkların dışarı çıkarılacağını söyleyerek, 'herkesin adabı muaşerete uymak zorunda olduğunu' belirtti: "Mahkemenin adabını bozmaya hakkınız yok. Bir daha böyle davranırsanız dışarı çıkarırım."
Öztürk duruşmadan çıkarıldı
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in, iddianamenin, 'Ergenekon örgütünün TSK içine sızması' iddialarına ilişkin bölümünü okuduğu sırada, tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk müdahale etti: "Genelkurmay'dan aldığınız belgelerle mi konuşuyorsunuz?" Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, Öztürk'e oturduğu yerden bağırmamasını söyleyerek, "Saygısızlık yapmayın. Çıkın dışarı." dedi. Öztürk, jandarmalarca salon dışına çıkarıldı.
Sanıklardan Bekir Öztürk ise savcıların herhangi bir vurgu yapmadan düz şekilde okumasını istedi. Bunun üzerine Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, "Sizin savunmalarınızı hiçbirşey demeden dinledik. Siz de saygılı olun." şeklinde cevap verdi. Bu sırada tutuklu sanıklardan Doğu Perinçek'in "Burada yasalara uyulmuyor.'' dediği duyuldu. Perinçek, bir önceki duruşmada da sık sık savcının sözünü kesince Mahkeme Başkanı, saygılı olması konusunda uyarıda bulunmuştu.
2 bin 455 sayfalık iddianame savcılar M. Ali Pekgüzel ile Nihat Taşkın tarafından dönüşümlü olarak okundu. Telefon görüşmelerine ilişkin iddianamedeki bir bölümü okuyan savcı, küfürlü bir söz bulunduğunu belirterek, bu bölümü okumadan geçeceğini söyledi. Bu sırada bir sanık ayağa kalkarak söz konusu bölümün okunmasını istediğini bildirdi. Başka bir sanık da "Ne alakası var iddianame ile!'' dedi. Bunun üzerine küfürlü bölüm kısaltılarak okundu.
Küçük'ün kızı: Tape'ler okunmasın
Mahkemede söz alan tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombasının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ait olup olmadığının dosyada net olmadığını belirterek bu konuda araştırma yapılmasını istedi. Doğu Perinçek ise iddianamenin uzunluğundan şikâyetçi oldu. Veli Küçük'ün aynı zamanda kızı da olan avukatı Zeynep Küçük de iddianamede geçen telefon konuşmalarının okunmamasını istedi. Duruşma sırasında rahatsızlanan Hayrettin Ertekin'in avukatı müvekkilinin tahliyesini istedi. Duruşma 123. sayfanın okunmasıyla tamamlandı. Dava, 29 Ekim'in Cumhuriyet Bayramı olması sebebiyle 30 Ekim'e ertelendi.
Ergenekon sanıkları evlerinde gibi rahat
Ergenekon terör örgütü davasının Silivri'de görülen duruşmalarında, bugüne kadar başka davalarda pek görülmeyen olaylara şahit olunuyor. Gerek yargılanan sanıkların gerekse sanık avukatlarının tavırları, mahkeme heyetine yönelik saygısızca davranışları dikkat çekiyor. Önceki gün Doğu Perinçek, Savcı Mehmet Ali Pekgüzel ve Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün üzerine yürümüş, bir üsteğmen ve bir yüzbaşı tarafından zorlukla sakinleştirilmişti. Diğer ağır ceza duruşmalarda göremeyeceğimiz, Ergenekon terör örgütü davasında sıklıkla yaşanan şaşkınlığa yol açan manzaralardan bazıları şöyle: Duruşmaya ara verildiğinde tutuksuz sanıklar salon içinde sanıklara ayrılan bölümde ayağa kalkarak rahatlıkla dolaşabiliyor. Yakınları ile sohbet edebiliyor. Avukatları ile görüşebiliyor. Duruşmalarda Kemal Alemdaroğlu, Ali Yasak gibi tutuksuz sanıklar duruşma devam ederken rahatlıkla salondan dışarı çıkıp tekrar girip yerine oturabiliyor. Tutuksuz sanıklar, duruşma devam ederken basın mensuplarının yanına giderek sohbet edip demeç verebiliyor. Önceki gün Drej Ali lakaplı Ali Yasak isimli sanık basın mensuplarının yanına giderek uzun süre sohbet etti. Bu sohbet nedeniyle jandarma görevlileri Drej Ali ve basın mensuplarını uyarmak zorunda kaldı. İbrahim Benli gibi tutuksuz sanıklar duruşma salonu olarak kabul edilen yan taraftaki izleyici bölümünde basın mensuplarına sürekli propaganda yapma fırsatı buluyor.
Perinçek, Selçuk'un avukatına kızdı: Savcıların yanına otur
Mahkemede tutuklu sanık Doğu Perinçek'le önceki gün iddianamenin tamamının okunmasını isteyen İlhan Selçuk'un avukatı Uğur Alacakaptan arasında tartışma yaşandı. İddianamenin okunmasını istemediklerini aktaran Doğu Perinçek, "Bu iddianamenin okunması aylarca sürecek. O sırada Eruygur ve Tolon paşaların iddianamesi hazırlanmış olacak. Ardından da Adil Serdar Saçan'ın iddianamesi gelecek. Sayın Uğur Alacakaptan geçsin savcıların yanına otursun. Burada tutuklu sanıklar vardır." diye konuştu. İddianamenin uzunluğundan yakınan Perinçek, "Yassıada'da ülkeyi 10 yıl yönetmiş olan aralarında generallerin ve milletvekillerinin de bulunduğu 400'ün üzerinde sanık yargılandı. İddianame 312 sayfadan ibaretti. MHP davasında 12 Eylül'de 800 sanıklı davada, iddianame 600 sayfayı geçmemiştir. Türkiye'de ne zaman darbe olsa yargılanırım. Beni darbeciler yargılar. Ben de burada onlarla savaşıyorum." ifadelerini kullandı. Uğur Alacakaptan ise, "Perinçek'in psikolojisini kendime de cezaevinde yatmış birisi olarak anlıyorum. Cumhuriyet savcısı makamının yanına beni tayin ederek ne kadar haksızlık ettiğinin de farkında değil. En azından iddiaların özetlenerek kime hangi suçlamanın yapıldığının söylenmesini istiyoruz." dedi. Büşra Erdal, İstanbul
Savcılıktan serbest kaldı: Ergenekon faşist bir çete
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla Ankara'da gözaltına alınan Yanardağ ile İstanbul'da yakalanan iki kişinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri dün tamamlandı. Şüpheliler daha sonra, soruşturmayı yürüten özel yetkili savcılığın bulunduğu Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Adliyede, adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirilen 3 kişi, daha sonra savcılık katına çıkartıldı. Merdan Yanardağ, Cengiz Balta ve Şener Öztürk, savcı Zekeriya Öz'e ifade verdi. Şüpheliler, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Ellerinde Tuncay Özkan fotoğrafı bulunan yaklaşık 10 kişilik bir grup da destek için adliye önünde bekledi. Ergenekon soruşturmasının toplumu sindirme davasına dönüştüğünü savunan Yanardağ, "Ergenekon artı Susurluk gibi faşist çetelerle ilgim olmaz. Ama AK Parti ve arkasındaki güçler Türkiye'de emperyalizme direnme iradesine sahip devrimci güçleri sindirmeye çalışıyorlar." dedi. İstanbul, Cihan
Deniz Feneri, Ergenekon'a misilleme
Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, çarpıcı iddialarda bulundu. Uzun süre Türkiye'nin gündemini meşgul eden Almanya'daki Deniz Feneri operasyonunun Ergenekon davasına misilleme amacıyla yapılmış olabileceğini savunan Eymür, Susurluk skandalına gereken önem verilmediği için Ergenekon'da bugünkü manzaranın ortaya çıktığını söyledi. Uzun süren sessizliğini Star TV'deki Arena programında bozan Eymür, özetle şu görüşleri dile getirdi: "Susurluk bir organize suç örgütü idi. Bunlar hem devlet görevlisi idi hem de menfaat gruplarının içerisinde idiler. 'Sen ölüm listesindesin' deyip listeden çıkartmak için para istiyorlardı. Susurluk kazası olmasaydı bu grubun varacağı nihai noktayı ikinci MİT raporunda da belirttik. Hedefleri devleti ve siyaseti ele geçirmekti. O yüzden bugünkü Ergenekon operasyonu önemli. Veli Küçük emekli olduktan sonra MİT, Dışişleri ve askeri yetkililer tarafından Azerbaycan ve Kuzey Irak'taki faaliyetleri nedeniyle ikaz edildi. Hatta korumaları alındı, lojmandan çıkartıldı. Ben de kendisini uyardım. Alparslan Arslan ve Cumhuriyet'e atılan bombalarla ilişkisi olduğu ispatlanırsa sıkıntılı bir hayat bekliyor Veli Küçük'ü. Abdullah Çatlı MİT'e çalıştı, aynı zamanda uyuşturucu işinin içindeydi. Bu grup bizim kontrolümüz dışında idi. İstedikleri kişiyi öldürebiliyorlardı. Mehmet Ağar ile Tarık Ümit konusunda bir kez konuştuk. Ömer Lütfi Topal'ın öldürülmesinden sonra Ağar bana, 'Bu tosunları Azerbaycan ve Güneydoğu'ya göndereceğiz' demişti. MİT'te çalışan Tarık Ümit'i yine devlet içindeki bir grup kandırarak götürdü. Kimlerin bu işi yaptığı sonra anlaşıldı. İbrahim Şahin'le görüştürülecek diye götürülmüştü. Ümit'in yaşadığını sanmıyorum. Yeşil de öldü. Ümit'in öldürüldüğünden ne kadar eminsem Yeşil konusunda da o kadar eminim. İkisi de öldü. Yeşil, Jandarma ve polise çalıştı. Uyuşturucu kaçakçıları infaz ediliyordu. Bazılarından para alınıyordu. Bu paraların bir kısmını İbrahim Şahin'e verdiğini biliyorum. Yeşil yaşasaydı birçok kişinin pisliğini ortaya çıkaracak bilgiye sahipti. Herkesin başı derde girebilirdi.
Deniz Feneri operasyonu Ergenekon'a karşı yapılan bir espiyonaj (casusluk) faaliyeti olabilir. Ergenekon operasyonu da espiyonaj faaliyeti olabilir. ABD karşıtı herhangi bir Avrupa ülkesinin espiyonaj faaliyeti olabilir. Aynı şekilde Deniz Feneri operasyonu da Almanya'dan çıktı. Sanki Ergenekon'un rövanşı gibi geldi. Sonu Başbakan'a kadar uzanan bir dava. Nerden çıktı? Almanya'dan... Ergenekon'un kim üstüne gidiyor? Bugünkü hükümet. Bugünkü hükümeti de ne kıstırabilir? Deniz Feneri davası. Bu yönde bir espiyonaj faaliyeti olabilir. Zaten iyi bir istihbarat servisi neyi niçin yaptığı anlaşılmadığında iyidir."
http://www.haberler.com/haberf.asp?haber=1523591
normal


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla