Mhp Çankırı Milletvekili Hakkı Duran
TÜRK MÜZİĞİNİN YASAK YILLARI
Hakkı Duran
Türkiye’de ilk radyo yayını, 6 Mayıs 1927’de, İstanbul Radyosu ile başlamıştı. Yeri, Sirkeci’deki Büyük Postane’nin üst katındaydı. Radyo için ayrılan iki odadan birisi stüdyo olarak düzenlenmişti, diğer odada ise teknik cihazlar duruyordu. Benzer bir stüdyo da Ankara’da kurulmuştu. [1]
İlk yayınlar saat 19.00’da başlıyor ve iki saat kadar sürüyordu. Anadolu Ajansı haberleri ve çeşitli borsa haberlerinin aralarına klasik Batı müziği ve Türk sanat müziği parçaları serpiştirilmişti.
1927’den 1934’e kadarki dönemde Türk sanat müziğinin radyo yayınlarındaki payı bazı yıllar yüzde 50’yi aştı, bazen de çok daha aşağılara indi.Yeterli alt yapı ve derleme olmadığı için halk müziği yayınlarının oranı düşüktü. Radyo yayınlarının ilk yılından itibaren alaturka-alafranga müzik kavgası da başlamıştı. Bazı aydınlar, en mükemmel müziğin Türk müziği olduğunu ileri sürüyorlardı. Batılılaşma yanlılarının bir kısmı Türk müziğinin terk edilerek Batı müziğinin benimsenmesi, diğer bir kısmı ise Batı müziğinden yararlanarak Türk müziğinin “ıslah edilmesi” gerektiğini savunuyorlardı.
RADYOLARDA TÜRK MÜZİĞİ YASAKLANIYOR
1934 yılı başlarında, radyodaki Türk müziği yayınlarına eleştiriler yoğunlaşmaya başladı. Bu tartışmalara son noktayı Atatürk koydu. 1934 Kasım’ında Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasında o yıllarda dinletilen müziğin yüz ağartacak değerde olmaktan uzak olduğunu ifade ederek, “ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri toplamak ve onları son musiki kurallarına göre işlemek” gerektiğini söyledi. Gazi’nin bu konuşmasının hemen ertesinde İçişleri Bakanlığı, İstanbul ve Ankara radyolarında Türk müziği yerine yalnızca “Garp tekniğiyle bestelenmiş” parçaların çalınacağını açıkladı. Bu yasak, 1935’te ve 1936’nın ilk yarısı boyunca sürdü. İki yıla yakın bir zaman diliminde İstanbul ve Ankara radyolarında yayınların yüzde 30’unu söz programları, yüzde 70’ini ise Batı müziği oluşturdu. Klasik Türk müziği kendisine radyoda hiç yer bulamıyor, türküler ise tek tük çalınıyordu. Radyosunda klasik Türk müziği dinlemeye alışmış olan radyo sahiplerinin önemli bir kısmı, Batı müziğine kıyasla Türk müziğine daha yakın olan Arap şarkılarını dinlemek için antenlerini Mısır radyosuna çevirdi. Hattâ Kırım ve Erivan’ı dinleyenler vardı.
“Bunu da yanlış anladılar”
İlk radyocularımızdan ve aslen Çankırı'lı olan Rûşen Ferid Kam’ın Prof. Kocabaşoğlu’na aktardığı bilgiye göre, yasağı bitiren Atatürk oldu. Köşkte Tamburacı Osman Pehlivan’dan Rumeli türküleri dinleyen Atatürk, bu türküleri radyodan halka da dinletip dinletmediğini sordu. Osman Pehlivan’ın “Gazi hazretleri, siz radyoda Türk müziği yayınlanmasını yasakladınız, buna imkân bulamıyoruz.” şeklindeki cevabı karşısında Atatürk “Bunu da yanlış anladılar.” dedi ve derhal radyoya gitmesini ve bu türküleri radyodan da yayınlamasını emretti. Böylece türküler radyoda yeniden kendine yer bulmuş oldu, Türk sanat müziği ise birkaç yıl içinde radyoya geri dönebildi. Radyolarda türkü ve şarkılarımızın dinlemeyi kısmen Osman Pehlivan’a borçluyuz.