• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
21 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    adigenazım adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-12-2007
    Mesajlar
    2,065
    Karizma Gücü
    0

    Allah'ı Görmek....

    Allahı Görebilir miyiz?


    BİRGÜN KÜÇÜK bir çocuk kendisinden biraz daha büyük olan ablasına Allah hakkında merak ettiği bir soru sordu. “Susie, insanlar hiç Allah’ı görebilir mi?”
    Kendi işleriyle meşgul olan Susie fazla umursamadan yanıtladı: “Tabi ki hayır akılsız, Allah Cennet’te ve o kadar uzaktadır ki O’nu kimse göremez.”
    Aradan zaman geçmişti ama soru çocuğun aklına takılı kalmıştı, belli ki ablasının cevabı onu tatmin edememişti. Bu yüzden annesine de sormaya karar verdi: “Anne, bir insan Allah’ı görebilir mi?” “Hayır, hiç sanmıyorum,” dedi kadın yumuşakça. “Allah manevi bir varlıktır, onu kalbimizde hisseder ama hiç bir zaman gerçekten göremeyiz.”
    Bu cevap öncekinden daha açıklayıcı idi, fakat küçük çocuğun merakı yine de geçmemişti. Aradan çok geçmeden, yaşlı bilge dedesi küçük çocuğu balık tutmaya götürdü.
    Balık tutarak çok iyi vakit geçiriyorlardı. Güneş batmaya başlamıştı ve ortaya muhteşem bir manzara çıkmıştı. Büyükbabası bu güzelliğin büyüsüne kapılmış bir şekilde sessizce batan güneşi izliyordu.
    Büyükbabasının yüzündeki derin huzur ve tatmin olmuş ifade çocuğun dikkatini çekmişti, biraz düşündü ve çekinerek büyükbabasına da cevabını çok merak ettiği soruyu sordu:
    “Büyükbaba, be..be.. ben aslında başkasına soracaktım ama, hani merak ediyorum ki sen bana uzun zamandır merak ettiğim bir sorunun cevabını verebilir misin diye... Hiç kimse, yani biz Allah’ı görebilir miyiz?”
    Yaşlı adam kafasını bile çevirmedi. Uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra cevap verdi. “Bak oğul” dedi yavaşça, “öyle anlar oluyor ki O’ ndan başka hiçbir şey göremiyorum.”

    çeviren ve sunan cemal karabel...


    şimdi okudum çok hoşuma gitti paylaşmak istedim.

    Allah (cc)'ı dünyevi gözle göremeyenlerin arttığını gönül gözleri körelmişlerin çoğunlukta olduğu şu elim zamana inat Cenabı Hakkın güzel yüzünün maddesel nesnelerde nasıl göründüğünü göstermek istedim.

    Şüphesiz Allah(cc) birdir.
    Eşi ve benzeri yoktur.
    ve tek bağışlayıcıdır.....



    gönlünüzden Allah aşkı eksilmesin.....



    hiçbir maddiyat dolduramaz onun yerini.

    ona kul olmak bizlere yeter....



    Allah onun yolundan dönenlerden etmesin...

    Şüphesiz o herşeyi bilen ve herşeye gücü yetendir......



    en zorunda ona sığın Allah senin yakarılarını geri çevirmeyecektir...




    yeter ki kendini ona şirk koşma...
    yeter ki ona inan....
    yeter ki ondan kork...
    yeter ki onu zikret...
    yeter ki onu dinle...


    Allah cümle cihanın yar ve yardımcısı olsun.......

  2. #2
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    "Dönüyorum,dönüyorum her yerde onu görüyorum.."

    Mevlana Celaleddin-i Rumu Bu denli döndüren onu heryerde görmesi idi.

    Sanat eserini görmek demek; Allahı görmek demektir.Hz Ali demiş ki:

    "Perde-i gayb açılsa imanım ziyadeleşmeyecek" yani perde açılsa Allahı görsem imanım artmayacak..yani varlığı hakkında zerre kadar şüphesi yok.hatta sahabilerden bazılarına vesvese dahi gelmezdi.

    Kıyamet günü ışıl ışıl parlayan yüzler, (müminler) Rablerine bakacaklardır. Kıyamet 22, 23

    Gökteki şu ayı nasıl net görüyorsanız, (siz müminler Cennette) Rabbinizi, böyle açıkça göreceksiniz. (Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İ. Ahmed, İbni Huzeyme, İbni Hibban)

    Allah razı olsun Azizim paylaştığın için.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  3. #3
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Hz Musa, Hz Allahı görmek istedi. Bunun üzerine Hz Allah '' Len Terani'' buyurdu yani beni göremezsin. kişi yaratılışı icabı Hz Allahı maddesel anlamda göremez o ölçüde yaratılmamıştır.

    Fakat kişi akıl derecesinden aşk derecesine ulaşırsa bütün varlılarda Allahın güzelliğini görmeye başlayacaktır
    .
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  4. #4
    ÇaĞaTaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2007
    Mesajlar
    7,653
    Karizma Gücü
    7
    Sevgili kardeşim adıgenazım ;

    Bu değerli konuyu paylaştığın için teşekkür ederim. Harikûlade bir paylaşım olmuş.



    *******


    Alıntı NuruLik@ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    "Dönüyorum,dönüyorum her yerde onu görüyorum.."

    Mevlana Celaleddin-i Rumu Bu denli döndüren onu heryerde görmesi idi.

    Sanat eserini görmek demek; Allahı görmek demektir.Hz Ali demiş ki:

    "Perde-i gayb açılsa imanım ziyadeleşmeyecek" yani perde açılsa Allahı görsem imanım artmayacak..yani varlığı hakkında zerre kadar şüphesi yok.hatta sahabilerden bazılarına vesvese dahi gelmezdi.

    Kıyamet günü ışıl ışıl parlayan yüzler, (müminler) Rablerine bakacaklardır. Kıyamet 22, 23

    Gökteki şu ayı nasıl net görüyorsanız, (siz müminler Cennette) Rabbinizi, böyle açıkça göreceksiniz. (Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İ. Ahmed, İbni Huzeyme, İbni Hibban)

    Allah razı olsun Azizim paylaştığın için.
    Alıntı hughe tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hz Musa, Hz Allahı görmek istedi. Bunun üzerine Hz Allah '' Len Terani'' buyurdu yani beni göremezsin. kişi yaratılışı icabı Hz Allahı maddesel anlamda göremez o ölçüde yaratılmamıştır.

    Fakat kişi akıl derecesinden aşk derecesine ulaşırsa bütün varlılarda Allahın güzelliğini görmeye başlayacaktır
    .

    Değerli hughe ve NuruLik@ ;

    Konudan alakalı muhteşem örnekler vermişsiniz. Kalemlerinize sağlık , Allah razı olsun .
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/logoyeni2.gif

    TEK ÖLÜMSÜZ BİZ ,
    SİZ İSE GEÇİCİSİNİZ !


  5. #5
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    GÖRMEK(FERASET)



    "Mü'minin ferasetinden korkunuz. Zira o, Allah'ın nuruyla bakar."
    Bu hadîsin mânâsının idrakine varmak suretriyle bakarsanız, meşâyih-i kiram şöyle buyurmuşlardır: "Mü'min-i kâmil olanların feraseti hakikî mertebesini bulan bir ferasettir. Ve onların feraseti sizin kalbinizdeki sırları bilircesine görücüdür. Sizin akışlarınızdan, kalbinizdekini okurlar. Şayet bunlarla oturup kalkacaksanız, bu oturup kalkmanızda ciddi olunuz. Ve kalbinizi kötülüklerden arındırınız. Onların huzurlarındayken edepsizlik etmeyiniz. Bu yol üzere olursanız, onların meclislerindeki feyz ve bereketten istifade edersiniz."

    Şeyh hazretleri Fütûhâtı'nda şöyle buyuruyorlar: "Feraset; saîd olanı (cennetliği), şakî olandan (cehennemlikten) ayırt edebilme kabiliyetine erişmektir. İnsandan sadır olan fiillerin, Allah katında ne derece rızâya şayan olup almadığını da ayırt edebilme dakikliğidir. Bu görüş sahibi olan kimseler kalblerindeki nurun kuvvetiyle, geçmişte olanı da anlayabilirler. Mesela; bir kimse feraset sahibi olan bir velî zâtın huzuruna gelmeden önce bir kısım yanlış fiillerde bulunmuş ise, o velî zât ilk bakışta onun günah işlediğini fark edebilir". Bu mevzua en güzel misal şudur: Bir gün Hz. Osman'a'(ra) bir adam geldi. O adam Hz Osman'ın huzuruna çıkar çıkmaz, Hz. Osman şöyle buyurdu. "Subhânallah! Sana ne oluyor ki gözünü haramdan saklamıyorsun ve onun bunun muharremâtı olan kızlarına, hanımlarına bakıyorsun?...."Adam bu ikaz üzerine şaşırarak sordu: "Ya Osman, Resûlullahtan sonra vahiy var mıdır?" Hz. Osman cevaben; "Yoktur; ama feraset vardır. Sen Rasulullah'ın "Mü'minin ferasetinden korkunuz. Çünkü o Allah'ın nuruyla bakar" sözünü işitmedin mi?"buyurdular.

    Feraset bir nûr-u ilâhîdir ki, bu nûr sayesinde sâhib-i feraset gaybı idrâk eder. Şeyhu'l-islâm hazretleri bu mevzuda şöyle buyurmaktadır: "Feraset; gaybî hükümleri görmektir. Bu görmek fiili, hiç bir delile ihtiyaç duymadan gerçekleşir. Delilden kasıt; falcıların ve yıldıznâmecilerin gök cisimlerine bakarak elde edecekleri malûmatlardır. Hatta ferasette tecrübenin bile yardımına ihtiyaç duyulmaz. Feraset, direkt müşahededir."

    Velilerin kerameti de bir nevi ferasettir. Ve bu nevi haller, Allah'ın ilhamıyla gerçekleşir, ilham; lügatte; birşeyi veya bir mânâyı kalbe üflemektir. Üflemekten kasıt, kalbe yerleştirmek ve insanı beyin ve kalb olarak verilen ilhamlardan haberdar etmektir. Diğer bir tabirle ilham; ilâhî feyizle kalbe ve ruha koymaktır. Bazen vahiy kelimesi ilham mânâsına kullanılmıştır. Çünkü bu iki mefhum arasında mânâ yakınlığı ve şekil benzerliği (fiiliyet bakımından) vardır. Zira vahiy, lügatte işaret-i hafiye denir, ilham ise bu işaretlerin kalbe nakşedilmesidir. Allah u Teala bir çok ayet-i kerimesinde şöyle buyurmuşlardır:

    "Hatırla! Hani havârilere: "Bana ve Peygamberime iman edin diye vahyetmiştim. Onlar da; "iman ettik şahid ol ki; biz Müslümanız demişlerdi." Diğer bir ayeti kerime; "Biz Musa'nın annesine şöyle vahyetmiştik; çocuğunu emzir..." Başka bir ayette de şöyle buyruluyor. "Rabbin karıncaya vahyetti." Bu son ayetteki vahiy, ilham mânâsındadır. Yoksa Peygamberlere yapılan vahiy değildir. İşte bu mânâya binâen; evliyaya da ilham edilebileceği hükmü çıkartılabilir. Yalnız bundan; ilhamın yalnızca velîlere has olduğu mânâsı çıkarılmamalıdır. Nitekim diğer bir ayet-i kerîmede;

    "Bir meselenin halini Süleyman'a ilham ettik."
    (Enbiya,79)

    buyrulmaktadır. Şeyhü'l-islâm hazretleri bu ayetteki Arapça "fehm" kelimesinin ilhama işaret ettiğini söyledi. Mesela; Molla Cami bu mahalle münasip derki; (Allah'ın kuluna feyzinden ilham ettiği şey iki kısımdır. Birincisi, melekler vasıtasıyla olan ilhamdır. Bunun en güzel misâli Rasulullah'tır. Cebrâilin(as) getirmiş olduğu ilâhî vahyi, bir değişikliğe uğratmadan alır. İkincisi ise; Allah'ın bizzat vasıtasız olarak, bütün kullarına feyzinin o ezelî ve ebedî olan mânâsında ilham etmesidir. Bu nevi, enbiyâya mahsus değildir. Evliya ve sâlih kulların üzerinde şâmildir. "

    Mevlânâ hazretleri bu mânâya muvafık olarak şöyle buyurdular.

    Bu ne yıldız bilgisidir, ne remil ne de rüya.
    Allah doğrusunu daha iyi bilir ya; Allah vahyidir.

    İşte bu vasıtasız olan feyze işarettir. Aracı ile gelen feyze, vahy-i celî ve vahy-i metlû da denir. Vasıtasız olan feyze ise vahy-i dîl (gönül vahyi) veya vahy-i gayr-i metlû denir. Nitekim Hazret Mesnevî'sinde şöyle buyuruyorlar:

    Sûfîler bunu halktan gizlemek için
    Gönül vahyi demişlerdir
    Sen istersen onu gönül vahyi farzet
    Gönül zaten onun nazargâhıdır
    Gönül ona agâh olunca nasıl hata eder?
    Tutalım ki bu peygambere gelen vahiy
    Allah sırlarının hazinesi değil;
    bal arısının gönlüne gelen vahiyden de aşağı değil ya!
    "Allah bal arısına vahyetti" âyeti gelince
    onun vahiy evi tatlılarla doldu.
    O yüce ve ulu Allah'ın vahiy nuruyla
    âlemi mum ve balla doldurdu.

    Bir gönül şüpheden arındığı müddetçe ilâhî ilhamlara mesken olur. İlâhî ilhama mesken olan bir kalb "istefti kalbek" emri mucibince elbette ki hassas bir müfti olma hususiyetine kavuşacaktır. İşte bu mertebeye, nefis terbiye edildikten sonra ulaşır.

    İlhamın dışında insana vâsıl olması ihtimâl dâhilinde olan dört hâtıra vardır. Birincisi, meleğin ilham ettiği (ulaştırdığı) ilhamlar, ikincisi ise, şeytanın ulaştırdığı ilhamlardır.

    Rasûlüllah efendimiz bir hâdis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır.

    "Benî Âdeme hem şeytan tarafından, hem de melaike tarafından yapılan lems'ler(nüzüller) vardır. Şeytani olan nüzuller daima şerri emreder. Hak tarafından olan melekî nüzuller ise, daima iyiliği ve güzelliği teşvîk eder."

    Nitekim Hazret bu mahalle münasip şöyle buyurmuştur:
    Melekler de şeytanın inadına gönlüne feryatlar salar.
    Bu suretle hayra olan ihtiyarını harekete getirmek ister.
    Çünkü bu göstermeden önce sende şu iki huy da uykudadır:

    Şu halde ihtiyar damarlarını harekete getirmek için melek de sana yapılacak şeyleri gösterir, şeytan da.

    Şeytanla melek ; gayb perdesi kalktı mı seni hayra, şerre sevkedenlerin yüzlerini görürsün.

    Kim ki kalbinde ilkâ-i melekîyi bulur, bilsin ki bu ilham Allah'tandır. Bu, kimsenin, Allah'a hamdetmesi lâzımdır. Şayet bir kimse de ilhamın nüzulünü şeytandan bulursa o kimse de Allah'a hamdeylesin.

    Başta kısımlara ayrıdettiğimiz hâtıranın üçüncüsü de; hâtıra-i nefsîdir. Bu hatıra, nefsin hoşlandığı şeyleri tahayül etmesidir.

    Dördüncüsü ise, havâtır-ı melbûstur. En tehlikelisi de budur. Bu nevi hâtırada şeytan sûret-i Hakk'tan gözüküp bu maskenin arkasında insana kötü şeyler zerkederek kafayı ve beyni teşviş(Karıştırma. Karma karışık etme. Bulandırma)etmeye, çalışır. Bu mânâya münâsip olarak Hazret mesnevisinde şöyle buyurdular.

    Aşağılık nefis eğer senden yüce bir kazanç dilese bile,
    bu dilekte hile ve düzen vardır.

    Birinci cildin başlangıcına yakın bir yerde, ashabın bu meseleyi, Rasûlüllah efendimiz'le(sav) istişare(Fikir danışmak)ettiği rivayet edildi.
    Bunun için gizli hileyi anlamak müşkül olduğundan bazı ashab,
    Peygamber'den azgın ve hilekâr nefsin hilesini sorarlar.
    "Nefis, ibadetlere ve candan gelen ihlasa gizli garezlerden ne karıştırır?" derlerdi.
    Peygamberden ibadetin faziletini ve savabını arayıp sormazlar
    "Apaçık ayıp hangisidir?" diye kötü huyları sorarlardı.
    Gülü kerevizden fark edercesine kıldan kıla, zerreden zerreye nefis hilesini tanır, bilirlerdi.
    Salike lazım olan bu havâtırı(Hâtıralar. Fikirler. Düşünceler.)birbirinden ayırt edebilme mertebesine(hayrını ve şerrini ayırdedebilme kabiliyeti) gelmesidir. Zira sohbet ve ibadetin sıhhati buna bağlıdır.

    Rasûlullah efendimiz(sav) bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurdu:

    "İlim taleb etmek, her müslüman kadın ve erkeğin üzerine farzdır."


    Bu hadisin mânâsına binâen Beyazıd hazretleri şöyle buyurdu: "Buradaki ilimden kasıt, diğer bir yönüyle havâtır ilmini bilmektir. Ve bunu bilmek farz*dır. Zira her fiilin özü bunu bilmeye bağlıdır. Şeytanın teşviş ettiği bir ibadet, sahih bir ibadet değildir."
    Bu mesaj en son " 11.11.08 " tarihinde saat 10:43 itibariyle mehmetcik1979 tarafından düzenlenmiştir... Neden: hata düzeltme
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  6. #6
    Uslamaztürk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-07-2007
    Mesajlar
    864
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir kunu ve güzel paylaşımlar sergilenmiş, tüm arkadaşlara teşekkürler.

  7. #7
    Mavi Kadife adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-11-2008
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir konu ... bana göre Allah'ı somut olarak görmemizin garantisi yok .. ancak manevi olarak nereye baksak görmemiz mümkün...

  8. #8
    Zeyno85 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2007
    Mesajlar
    130
    Karizma Gücü
    0
    ihtiyacımız sadece varolan güzelliği anlamlandırma çabası, Allah boşluklara verdiğimiz isim. Güzel bir manzara, yeni açmış bir çiçek, güneşe yüzünü dönmüş bir çocuk .. güzel olanı sadece güzel olduğu için sevmeyi hiç denediniz mi, ona güzelliğinin dışında bir anlam yüklemeden. olduğu gibi. Dünyanın güzelliklerinde Allah ı hissettiğinizi gören sizler neden bu kaosta, bu hayat mücadelesinde, filistinli çocuğun gözlerinde evrendeki yalnızlığımızı, bu sonu gelmez trajediyi göremiyorsunuz ?
    and the rain sets in
    it's the angel-man
    i'm deranged..

  9. #9
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Zeyno85 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ihtiyacımız sadece varolan güzelliği anlamlandırma çabası, Allah boşluklara verdiğimiz isim. Güzel bir manzara, yeni açmış bir çiçek, güneşe yüzünü dönmüş bir çocuk .. güzel olanı sadece güzel olduğu için sevmeyi hiç denediniz mi, ona güzelliğinin dışında bir anlam yüklemeden. olduğu gibi. Dünyanın güzelliklerinde Allah ı hissettiğinizi gören sizler neden bu kaosta, bu hayat mücadelesinde, filistinli çocuğun gözlerinde evrendeki yalnızlığımızı, bu sonu gelmez trajediyi göremiyorsunuz ?
    Allah boşluklara verdiğimiz isim değil bizatihi Sani-i Zulcelaldir (sanatkar) sanat eseri Sanatkârı gösterir.sanata takılmak dar bakışlıların işidir.altın süsleme bir Kur'an yazılsa o harflerin nakışına takılan ziyan etmiş olur.asıl maksat manayı hafi değil manayı ismidir..


    Dünyanın güzelliklerinde Allah ı hissettiğinizi gören sizler neden bu kaosta, bu hayat mücadelesinde, filistinli çocuğun gözlerinde evrendeki yalnızlığımızı, bu sonu gelmez trajediyi göremiyorsunuz ?
    Bunu göremeyen müslüman yada canı yanmayan müslüman müslümanlığın şartını yerine getirmemiş olur.

    Mazlum biri zalim sillesi altında inlerken ona yardım etmek ve dua etmek farzdır.en azından dua etmeyen günaha girmiş olur.


    Müslümanların dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.
    Hakim

    Bir Müslümanın sıkıntısını gidereni veya bir mazluma yardım edeni, Allah affeder. Buhari

    Bir din kardeşinin ihtiyacını gideren, ömür boyu ibadet etmiş gibi sevap kazanır. Buhari

    Din kardeşini savunan Müslümanı Allahü teâlâ, Cehennem ateşinden korur.
    Taberani

    Bir mümini, bir münafığın zulmünden koruyan, Cehennem ateşinden korunur.
    Ebu Davud

    Din kardeşinin aleyhinde konuşulurken, onu savunmaya gücü yeterken, susanı, Allahü teâlâ dünya ve ahirette zelil eder.
    İbni Ebiddünya

    Bu hadisi şeriflerden anlıyoruz ki mazluma yardım etmeyen ve en azından kalben dahi onlara acımayıp dua etmeyenin ahirette olduğu gibi dünyada dahi yeri yoktur.NuruLikA gibi bir gunahkarın en adi (sıradan) duasına cevap varsa o kardeşlerimize edilen dualar neticesiz kalmaz.

    imamı rabbani demiş ki:

    İşte bugün, her Müslüman, elinden gelen yardımı yapmayıp, İslamiyet baskı altına düşerse, yardımı esirgeyen her Müslüman, ahirette mesul olur. Bunun için kuvvetim olmadığı halde, yardıma koşmaya özeniyorum. Güçlükleri yenerek, İslamiyete ufacık bir hizmet edebilmek yolunu arıyorum. "İyilerin çoğalmasını isteyen de, onlardan sayılır"1/47

    Bugün İslamiyete yardım için az bir şey vermek, binlerce altın vermiş gibi kıymetlidir. Hangi talihliye, bu büyük nimet ihsan edilirse, ona müjdeler olsun! Dinin yayılmasına hizmet eden, cihad sevabına kavuşur. Hele bu zamanda Müslümanlara yardım etmek daha güzel, daha sevaptır.1/193

    cihadın cok sekli vardır.nefis ile mucadelde dahi cihaddır.dua cihattır.
    Dinin yayılmasına hizmet etmek dahi cihattır.


    Ayrıca İmamı Rabbani Demiş ki:

    Dua ordusunun askerlerinin kalbleri kırık olduğu için savaş ordusunun askerlerinden daha ileridir.
    Dua ordusunun askerleri, gaza ordusu askerlerinin ruhu gibidir. Gaza ordusunun askerleri, onların bedenleri gibidir. O halde, gaza ordusunun askeri, dua ordusu olmadıkça, iş başaramaz. Çünkü ruhsuz bedene hiçbir yardımın faydası olmaz.3/47

    yukarıda kırmızı ile yazılan yere dikkat edelim


    Bir diğer husus:

    Ama kıyamet yaklaştıkça Müslümanlar çok garip olacak, çok zulüm görecek, çok sıkıntı çekecek, dinini rahatça yaşaması çok zor olacaktır. Bir hadis-i şerifte, (Bir zaman gelir, sünnet unutulur, bid'atler meydana çıkar. Sünnete uyanlar garip olur, yalnız kalır. Bid'atlere uyan ise, kendilerine çok arkadaş, yardımcı bulur) buyuruldu. O zamandaki Müslümanların nasıl yaşayacağı sorulduğunda, (Sudaki tuz, sirke içindeki kurt gibi) buyuruldu. Dinlerini nasıl koruyacağı sorulduğunda, (Avuçtaki ateş koru gibi. Bırakırsa söner, tutarsa elini yakar) buyuruldu. (Şir'a)

    Başka bir hadisi şerifte ise:

    Camilerde binden fazla kişi namaz kılar, içlerinde bir mümin bulunmaz. Deylemi

    Camiler ve hafızlar çoğalır, ama, hakiki âlim hiç bulunmaz. Ebu Nuaym

    Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar.İbni Mace]

    İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva verir, insanları doğru yoldan saptırırlar.
    Buhari

    işte bu hadisi şeriflere binaen bediüzzaman hazretleri ve buna bezer alimlerimiz bu ahir zamanda müslümanların bu zillete düşmelerinin en büyük sebebi iman zayıflıgı oldugunu ve mülsümanların imanlarının takviye edilmesi gerektiğinin farz oldugunu ve iman arttıkça şuurunda artacagı ve müslümanların daha güzel bir birlik yasayacagını savunmuştur.yoksa dediğim gibi ırak ve filistin vb gibi yerlerde mazlumlara dua etmemek taraftar olmamayı ne Allah nede resulu kabul eder.


    Filistin ve ırak ve çeçenya ve lübnan ve cezayir ve bosna (yaralarımız o kadar cok varki saymaya utanıyorum ) kardeşlerimize içten dua edelim.dua ettiğimiz zaman bizimde mücahitler safında yer alacagımızı büyük imamlarımız söylemişlerdir.

    Yinede Allahu A'lem Bunlar benim kanaatlerim.


    NuruLikA
    Bu mesaj en son " 11.11.08 " tarihinde saat 00:49 itibariyle NuruLik@ tarafından düzenlenmiştir...
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  10. #10
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Alimlerin çok olduğu zamanlarda görüş farklılığına düşmeleride Alimlerin azaldığı anlamına gelmezmi? Alim kimlerdir kimlere göre kimler alimdir?
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •