Türkiye Cumhuriyeti, mevcudiyetini muhafaza ettiği düşünülen değerlerle yaşıyor… Nasıl ki, ‘Yüce Atatürk’ halkı vatanına bağlıyor, öyle işte… Sonra bir film çıkıyor, sadece gerçeği anlatarak o halkı can evinden vuruyor. Asıl gerçek şu: O halk travma yaşıyor…
İnandığımız masallar… Büyüsek de, aklımız başımızda olsa da, mantığımız her konuda ağır bassa da… Bizi besleyen, büyüten, ayakta tutan bir masal hep vardır. O her neyse bizi güçlü kılar, varlığımızı kuvvetlendirir. Atatürk gibi… Atatürk kim? Bir yurdun dört bir yanı düşman işgali altındayken, direnişi ve savunmayı örgütleyen bir hareketin beyin takımının lideri.
İşte bizim için asıl önemi de bu. Osmanlı’nın parçalanmışlığında bize yeni bir vatan inşa edebilen hareketin beyni.
Ama onun sigara içtiğini, içkiye düşkün olduğunu, zaafları olduğunu-hatta bazıları için Fenerbahçeli olduğunu-düşünmek bile incitici…
Çünkü o ‘ulu önder’. Bu tanımlama, basit bir tanımlama değil.
Ona öyle anlamlar yüklendi ki geçen 70 yıl içinde, eğer yaşasaydı, kendisi bile şaşırırdı. Söylemediği sözler söyletildi, hiç dillendirmediği ideolojilerin altına imzası atıldı.
Ama o birileri için öyle ulu, öyle yüce ki, ona yaptıkları haksızlıkların farkında bile değiller… O sadece bir insan. Ama bu cümle bile safiyane duygularla ona neredeyse ‘tapan’ birini tarif edilmez biçimde incitmeye yetiyor.
Bir dogma yıkılıyor çünkü… Çünkü eleştirilmesi hayal bile edilemeyecek bir adamın ‘yalnızlığı’ vurgulanıyor. Bunu düşünürken hiçbir amaçları yok. Çünkü bu doğru. Neden?
-…………………..
Şu sözleri daha bebekken ezberleyen biri, nasıl yıkabilir insanüstü varlık Atatürk imajını: Atatürk yaşasaydı acaba ne olurdu? Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı. O bize medeniyeti getirdi. Biz çok geri kalmıştık. O bizi modern yaptı. Atatürk olağanüstü bir insandı. Kadınlara saygılı idi. Kadınları kurtarmak için kadınları sosyalleştirdi, bunun için de kara çarşafı çıkardı. Düşünebiliyor musun, kadınlar eskiden kara çarşafla dolaşıyordu. O bütün dünya liderlerine kafa tuttu. O söyledi, Batı yaptı.
Bu örnekler uzar gider… Ama kesin olan bir şey var: Yaşasa kendisi bile gülerdi bunlara.
Sadece şunu söylemek gerekiyor; toplumda infial yaratmadan önce, herkes birbirini anlamaya çalışmalı. Atatürk neden putlaştı sorusunun cevabı da, Mustafa filminin tepki görmesi de, bu filmden rahatsız olunması da, olunmaması da hep aynı nedenden kaynaklanıyor: Birbirimizi anlamak ve tahammül etmek kavramlarının ‘tek doğru benim doğrum’ tezinin altında eziliyor olması.
Evet, Atatürk tapılası bir varlık değil. Ama saygı duyulmayı hak ediyor.
Mustafa filmini eleştirirken nasıl insaflı olunması gerekiyorsa, Atatürk’ün insan olduğu gerçeğiyle yüzleşirken travma yaşayan insanlara karşı da eleştirinin dozunu kaçırmamak gerekiyor…
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=96174
Gerçekleri görmek acıdır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





